MEKKELİ MÜŞRİKLER KIZ ÇOCUKLARINI DİRİ DİRİ TOPRAĞA GÖMÜYORLARDI

Onlardan birine kız çocuğu müjdelendiği zaman öfkelenir ve kapkara kesilirlerdi.

Mekkeli müşriklerde Allah’ı inkâr etmiyorlardı ama Menat, Lat ve Uzza gibi putları kutsallaştırmışlardı. Bu putların kendileri için şefaatçi olacağına inanıyorlardı. Meleklere Allah’ın kızları diyorlardı ve kız isimleri takıyorlardı. Menat, Lat ve Uzza Mekkelilerin taptıkları putların ismiydi. Onlara kız isimleri takmışlardı çünkü onların birer melek olup uçacağını, Allah’a ulaşacağını ve kendilerine şefaat edeceğini umuyorlardı. İlgili ayetlerden bir kısmını aşağıda görmektesiniz.

MEKKELİ MÜŞRİKLER KIZ ÇOCUKLARINI DİRİ DİRİ TOPRAĞA GÖMÜYORLARDI yazısının devamı

LAT, MENAT, UZZA VE GARÂNÎK OLAYI NEDİR?

Şeytan ayetleri safsatası nasıl ortaya çıktı?

Bu olayı nakleden birçok farklı kaynak vardır. Garânîk hadisesine ayrıntılı olarak yer veren ilk kaynaklar üçüncü yüzyılla dokuzuncu yüzyıllar arasında yazılmıştır. Birbirleriyle çelişki içerisinde olan bu kaynaklardaki rivayetler; Taberi, İbni İshak, İbni Sad, Ebu Cafer Tabari’nin eserlerinde yer almıştır. Daha sonraları Muhammed İbni Kab bu rivayetleri tek bir çatı altında toplamış ve bir gerçek gibi okuyucularına sunmuştur. Bir olayın birçok kaynak tarafından rivayet edilmiş olması o olayın doğru olduğunu kanıtlamaz.

LAT, MENAT, UZZA VE GARÂNÎK OLAYI NEDİR? yazısının devamı

vahiy tamamlanırken peygamber ve ailesi hakkında inen ayetler

Peygambere

evlenme ve

boşama yasağı

İslam’dan önce Mekke ve çevresinde en çok zulüm görenlerin içinde ön sırayı kadınlar çekiyordu. Kadınlar miras alamıyor, mehir alamıyor, dövülüyor, insan yerine konulmuyordu. Zina eden kadın cezalandırılıyor, erkek ödüllendiriliyordu. Kadınlar, kız çocuklarının diri diri putlara hediye edilmesine seyirci kalıyorlardı. Çaresizlerdi, bir şey yapamıyorlardı. İşte böyle bir zamanda Allah Kur’an’ı Kerim’i indirmeye başladı ve zulme dur, dedi.

Kur’an’ı Kerim’de de övülerek kendilerinden bahsedilen bir avuç inançlı Yahudi ve bir avuç inançlı Nasrani, adaleti ayakta tutmaya çalışıyorlardı. Kadınlarına ve kız çocuklarına değer veriyorlardı. Çalışmalarına, miras almalarına, okumalarına özen gösteriyorlardı. Hz. Hatice validemiz de Nasrani bir mümin ve bir tüccardı. Kültürlüydü ve peygamberimizin dürüstlüğünden etkilenerek ona evlenme teklif etti. İlahi dinlerde kadınlar da erkeklere evlenme tekliƒ edebiliyorlardı. Hz. Hatice Peygamberimizin ilk eşiydi. İlk Müslümandı ve vahyin ilk yıllarında malıyla canıyla eşine destek oldu.

vahiy tamamlanırken peygamber ve ailesi hakkında inen ayetler yazısının devamı

KUR’AN’DA KADINA DAYAK VAR MI?

Evliliklerdeki aşırı geçimsizliği Kur’an nasıl çözüyor? İslami gerçek nedir?

Darabe: “Dövmek, vurmak, misal vermek, gezmek, salmak, bırakmak” anlamlarında kullanılmaktadır.  Kur’an’ı Kerim’de dövmek anlamında 13 yerde diğer anlamlarda 44 yerde kullanılmıştır.  Kadınları dövün ya da biraz dövün gibi meallere tanık olmaktayız. Nisa Suresi 34. ayettegeçen “darabe” sözcüğü, dayak konusunda bir malzeme olarak görülüp kullanılmaktadır fakat daha sonra gelmiş olduğu düşünülen Nur Suresi 31. ayette geçen “darabe” sözcüğü başörtüleri yakaların üzerine “bırakma” anlamında kullanılmıştır. Zuhruf Suresi 5. ayette geçen darabe sözcüğü de “bırakmak” anlamında kullanılmıştır. Demek ki bu kelime cümlenin gelişine ve yerine göre farklı anlamlara gelebiliyor. Öyleyse sormak hakkı doğar: Bırakmak anlamına da gelebilen darabe sözcüğüne niçin dövmek anlamı veriliyor da bırakmak anlamı verilmiyor?..

KUR’AN’DA KADINA DAYAK VAR MI? yazısının devamı

İSLAMİ MAL REJİMİNİN KADINLAR VE ERKEKLER ARASINDA UYGULANIŞI

Allah’in adaleti, insanların adaletinden farklı işler. Kadın = Erkek

Kadına şiddet doruk noktaya ulaşmıştır. Hatta o kadar ileri gitmiştir ki kadınların yaşam hakları bile ellerinden alınır duruma gelmiştir. Peki, İslam bunu nasıl çözmüştür? İslam’a göre evlilik bir tür ortaklıktır. Sözleşme yapılır. Sözleşme yapılırken erkek eşine anlaşmış oldukları mehir miktarını peşin olarak öder ve bu, resmi kayıtlara geçer. Veresiye mehir kabul edilmez. Mehir sadece kadının kendine verilir. Kadının ailesi mehir üzerinde hak iddia edemez.

Allah’ın adaleti insanların adaletinden farklı işlemektedir.

Zayıflıklarından dolayı kadınlar “erken koruma” altına alınmıştır. Bunun anlamı: Erkekler evin her türlü masrafını yüklenmiştir: Çocuklarının, evinin ve eşinin her türlü ihtiyacını gidermek evin erkeği üzerine kesin görev olarak yasalaşmıştır. Ayrıca bir erkeğin, evlenirken eşine evlilik sigortası (MEHİR) yapma mecburiyeti de vardır. Mehir vermek farzdır, mehirsiz evlilik haram, yani geçersiz sayılır. Geçersiz sayıldığından dolayı da mehirsiz evlilik zina sayılır. Zina, cezası yüz değnek olan çok büyük bir suçtur.

Erkekler fiziki özellikler açısından kadınlardan daha güçlüdür. Allah, erkeklere daha fazla fiziki güç verdiği için onları “geç koruma” altına almıştır. Bu nimetin (fiziki gücün) bedeli olarak erkekler, bir ömür boyu ailesinin her türlü giderlerini karşılamakla mükellef tutulmuştur. Kadınlar gelirlerini aile giderlerine harcamak zorunda değillerdir ve ayrıca da evlenirken mehir almaktadırlar çünkü kadınların “erken korunmaya” ihtiyaçları vardır.

İSLAMİ MAL REJİMİNİN KADINLAR VE ERKEKLER ARASINDA UYGULANIŞI yazısının devamı

ALLAH BİR İNSANDA İKİ KALP YARATMADI

Allah sevgide adalet ister

Kadınlar dini konularda cahil bırakılıyor. Böyle olunca aleyhlerine olan şeyleri Allah’ın emri zannediyor ve kabulleniyorlar. İslam’da dört evlilik diye bir şey yoktur. Bu iddia Allah’a atılmış bir iftiradan ibarettir. Allah’ı öfkelendiren şeyler, insanlara Allah’ın izniymiş gibi lanse edilmektedir. Allah’ın uyarılarını arkalarına atan, şehvetlerine düşkün olan bazı din adamları aşağıdaki örneklemeler gibi veya bunlara benzer bir şekilde yorumlar yapıyorlar. Yorumlarını da dejenere ettikleri ayet meallerine ve sahte rivayetlere dayandırıyorlar:

(Hz. İbrahim’i örnek göstererek): “Karısı izin verirse, erkek ikinci bir evlilik yapabilir. İslam’dan önce çok evlilik vardı. Allah, bu sayıyı düşürdü. Dörde kadar evlenmemize izin verdi ya da bunu tavsiye etti. Birden fazla kadınla evli bulunan erkek eşleri arasında adil davranmak mecburiyetindedir. Ancak bazı hususlar vardır ki bunlarda eşitliği korumak insanın tabiatına aykırıdır. İki eşi aynı derecede beğenmek ve sevmek mümkün değildir. Bu sebeple de erkekler eşler arası adaleti sağlamakla mükellef kılınmamışlardır. İsteseler de bunu yapamayacakları kendilerine bildirilmiştir. Buna mukabil elde olan maddi sayılabilecek haklarda, nimet ve imkanlarda adalet şarttır: Beraber kalma müddeti, mesken, giyecek, yiyecek ve diğer imkanları örnek olarak zikretmek mümkündür. Allah eşler arasında adaleti şart koştu ama kadın kısırsa, hasta ise veya yaşlanıp cazibesini yitirmişse kocası üzerine evlenebilir. Allah, eşler arası adaleti farz kılarken gün ayırmada eşit davranmayı kasteder ve bir erkekten yaşlı ile genç ya da çirkin ile güzel eşlerini eşit şekilde sevmesini beklemez. Yapması gereken ihmal etmemek, bir eş gibi davranmak, kocasız bir kadın durumuna düşürmemektir. Bir taraftan: “Eşini kıskanan kadın cennete giremez.” diyerek kadınları kandırırken diğer taraftan: “Eşini kıskanmayan erkek cennete giremez.” diyorlar.

ALLAH BİR İNSANDA İKİ KALP YARATMADI yazısının devamı

ALLAH EVLENİRKEN SÖZLEŞME YAPILMASINI EMREDİYOR

Evlilik sözleşmesi

Kadınlar tarih boyunca kötü muameleye maruz kalmışlardır. Rabbimiz Peygamberler ve Kitaplar göndererek bu haksızlıkların sona erdirilmesini istemiştir fakat insanlar Allah’ın emirlerine itaat etmemek için direnmiş ve Allah’a iftara atarak emirlerini tahrip etmişlerdir. Fakirleri, yetimleri ve kadınları ezmişlerdir. Son Kitap Kur’an’ı Kerim’de de insanlar arasında eşitliğin ve adaletin sağlanması emredilmiştir. Adalet ve eşitliğin nasıl sağlanacağı konusunda yol gösterilmiştir.

Allah, evleneceği kişinin huzursuzluk çıkarıp kendisine kötü muamele etmesinden ve üstüne kuma getirmesinden korkup da evlenmek istemeyen bir kadına hitap ediyor. Evleneceği kimse ile aralarında bir sözleşme yapmalarının günah olmadığını bildiriyor: “Sözleşme yapmak günah değildir. Nefislerde kıskançlık mevcuttur. Sözleşme yapmak hayırlıdır.” diyor. Takva sahibi olmayı, iyi geçinmeyi tavsiye ediyor ve sizin yaptıklarınızdan Allah’ın mutlaka haberi olur, diyor.

ALLAH EVLENİRKEN SÖZLEŞME YAPILMASINI EMREDİYOR yazısının devamı

KADINLARIN ÇALIŞMASI GÜNAH MIDIR?

Kendi ayaklarının üzerinde duramayan bir kadın kolayca kötü yola düşürülür.

Din adamı geçinenlerden bazıları sahte hadislerle her işi kitabına uyduruyorlar. Akılları sıra, Allah’ı ve kadınları aldatıyorlar. Kadının çalışması günah diyorlar ve dolayısıyla dindar bir kadının dışarıda çalışıp maddi imkanlara sahip olmasına izin vermiyorlar. Farz olduğu halde evlenirken mehir de verilmiyor.

Toplumda zina iyice yaygınlaştı. Zina etmiş birisiyle evliliği sürdürmeyi Allah haram kılmıştır. Müslüman bir kadın zina etmiş olan kocasından boşanamıyor çünkü maddi imkânı yok. Ailesi de boşanmasına izin vermiyor ve boşanırsa sahip çıkmıyor çünkü onu bir yük olarak görüyor. Toplumdaki diğer kadınlar, kocalarını kaptıracakları korkusuyla, dul kadınları dışlıyorlar. Dul kadınlara evlerini kiraya vermek istemiyorlar. Din adına konuşanlar kadınların çalışmasının günah olduğunu ileri sürerken ömür boyu karı kocanın zina durumunda yaşamasını görmezden geliyorlar. Aşağıdaki sebepleri ileri sürerek kadınların kendi ayakları üzerinde durmalarına izin vermiyorlar.

(Allah kadınlara evlerinizde oturun, dedi. Evde oturacağı için kadınların okumasına da gerek yok hem zaten kadın erkek karışık okuyor, bu günah. Kadınların çalışması fuhşun artmasına neden oluyor. Çalışan kadınlar kariyer yapıyor, fazla çocuk yapmıyor. Çalışan kadınlar evlenmiyor, vs.)

KADINLARIN ÇALIŞMASI GÜNAH MIDIR? yazısının devamı

İSLAM’DA EVLİLİK SİGORTASI MEHİR

Evlilik sigortası yapılmalıdır, Allah, kadınların pozitif ayrımcılığa tabi tutulmasını istemektedir.

Mehir vermek farzdır. Mehir verilmeyen nikah geçersizdir, zina hükmündedir. Mehir kadınları “erken koruma” altına alan bir sigorta sistemidir. Kadınların pozitif ayrımcılığa ihtiyaçları vardır. Fiziki zayıflıkları ve annelik durumları bunu gerektirmektedir. Mehir maddi bir değerdir. Kuvvetli bir teminattır ve nikah anında peşin olarak kadına ödenir. Sigorta tutarı evlenecek çiftler arasında değişiklik gösterir. Bir kadın, evliliğini sağlama alabilmek için koca adayı zenginse yüklü bir mehir talep edebilir. Mehir, nikah kıyılmadan önce eşlerin karşılıklı konuşup anlaşmalarıyla belirlenir. Nikah kıyılırken peşin olarak ödenir ve ne kadar ödeme yapıldığı da resmi işlemlere tabi tutulur.

İSLAM’DA EVLİLİK SİGORTASI MEHİR yazısının devamı

Zina eden erkek ve zina eden kadınlarla evlilik

Photo by Brent Keane on Pexels.com

Zina etmiş kadınlarla ve erkeklerle evlenmek temiz, takva sahibi Müslümanlara haram kılınmıştır. Zina etmiş biri ancak kendisi gibi zina etmiş biriyle evlenebilir. Zina eden kişiler madden ve manen kirlenmiş olurlar. Cinsel hastalıklar taşıyor olma ihtimalleri vardır. Cinsel hastalık taşıyor olmasalar bile manen kirlenmişlerdir. Gerçek bir tövbe edecek olurlarsa Allah günahlarını affeder fakat bu sadece öbür dünya için geçerli bir bağışlanma olmaktadır.

Zina etmiş birisi, tövbe etmiş bile olsa namuslu biriyle evlenme yasağı devam eder. Kendisi gibi zina etmiş ve tövbe etmiş biriyle evlenmek zorundadır. İnsan daha önce zina etmiş ve tövbe etmiş bir insanın tövbesindeki samimiyeti ölçemez. Kalplerdekini ancak ve ancak Allah bilmektedir. Zina edenle zina edenin evlenmesi, toplumun sıhhati açısından zorunlu bir durum olarak ortaya çıkmaktadır. Kirlenmiş bir insanın temiz bir insanla evlenmesi doğru bir yaklaşım olmadığı için müminlere bu tip evlilikler haram kılınmıştır. Allah’ın hükümlerini göz önünde bulundurarak evlilik yapmak her inananın dünya ve ahirette lehine olacaktır.

Zina eden erkek ve zina eden kadınlarla evlilik yazısının devamı

ERKEK, RABBİNE SORDU VE RABBİ DEDİ Kİ:

4: NİSA / 34. Erkekler fiziki özellikler açısından kadınlardan daha güçlüdür çünkü Allah, bazılarına bazılarından daha fazla lütfetmiştir. Bundan dolayı erkeklere daha fazla sorumluluk yüklemiştir. Erkekler kendi mallarından harcarlar. Allah kadınları korur. Allah’a itaat eden kadınlar da Allah’ın korumalarını emrettiği şeyleri korurlar.  Eğer kadınlar (kendilerine verilen hakları istismar eder) huzursuzluk çıkarırlarsa ilk önce onlara nasihat edin, olmazsa yataklarında yalnız bırakın. Daha olmazsa onları (birinci boşama ile) bırakın. Pişman olup huzursuzluk çıkarmaktan vazgeçecek olurlarsa onları incitmek için bahaneler aramayın. Şüphesiz Allah çok yüce ve çok büyüktür.

ERKEK, RABBİNE SORDU VE RABBİ DEDİ Kİ: yazısının devamı

MÜNAFIKLAR NİÇİN TEHLİKELİ?

Rabbimiz güzel ahlaklı olmayı emrediyor fakat tarih boyunca Allah’ın bu emrini delmeye, insanları tekrar cahiliye devrine götürmeye yeltenen kimseler olmuştur. Bunlar normal bir vatandaş olarak gözükseler, insanları etkileyemeyeceklerini bildikleri için din adamı kisvesine bürünmüşlerdir. Peygamberimizin sağlığında, Rabbimizin, Peygamberimizi münafıklar hakkında sıkça uyardığını görürüz.

MÜNAFIKLAR NİÇİN TEHLİKELİ? yazısının devamı

REHBERİMİZ RABBİMİZ OLSUN! TÜM SORUNLARIMIZ ÇÖZÜM BULSUN!