BOŞ KALAN SANDALYE

Genç bir çiftin düğünü vardı. Gelin, kuaförden çıkmış evde hazır bekliyordu. Oğlan evi kız evine geldiler. Damat, gelini alıp düğün salonuna götürecekti. İki tarafın gençleri şakalaşıyorlardı. Mutlu ve neşeli bir ortam vardı. Damat, gelinle birlikte gelin otomobiline doğru yürüdü. Oğlan evinin gençleri, “Kızınızı aldık, kaçıyoruz!” dediler. Kız evinin gençleri, hiç boş durur mu, “Oğlunuzu aldık, kaçıyoruz!” dediler. Damadı yaka paça kendi otomobillerinden birine atıp gaza bastılar. Hepsi düğün salonuna gidiyorlardı.

Oğlan evi ve değerli misafirler, salonu tıka basa doldurmuştu. Gelin, gelin arabasından indi ve salonda yerini aldı. Damadın sandalyesi ise boş kaldı. Aradan yarım saat geçti. Ne gelen var ne giden… Bir saat geçti ne gelen var ne giden… Salonda fısıltılar başladı: “Damat nerede? Kızı istemiyordu galiba.” Bir buçuk saat geçti. İnsanlar sıkıldılar. Hatta bir kısmı dağılmaya başladı.

Malumunuz eskiden cep telefonu falan yoktu. Düğün sahiplerinin morali bozuldu. Mutlu ve neşeli ortam, yerini hüzün ve endişeye bıraktı. Derken… damat ve kız evinin gençleri salona girdiler. Herkes şaşkındı fakat onlar katıla katıla gülüyorlardı. Sonunda olay anlaşıldı. Bütün salon katıla katıla güldü.

Damadı alıp kaçarlarken kırmızı ışıkta geçmişler ve polise yakalanmışlardı. Polis otomobil sahibi gence: “Kırmızı ışığı görmedin mi?” dedi. O da heyecanla: “Kırmızı ışığı gördüm de seni görmedim!” deyince polis öfkelendi. Onları alıp götürdü. Damat kaçırmanın bedeli biraz ağır olsa da insanların hafızalarında sonu mutlulukla biten bir anı olarak kaldı.

BOŞ KALAN SANDALYE’ için 2 yanıt

Yorumlar kapatıldı.