KUR’AN’I KERİM, CAHİLİYE DEVRİNİN HÜKÜMLERİNİ KALDIRDI.

Cahiliye devrindeki kavimler; kendilerine hiçbir zararı dokunmayan, gözlerinden kestirdikleri, zayıf kavimlere savaş açarlardı. Cahiliye devrindeki savaşlar; toprak genişletmek, ganimet toplamak, köle ve cariye elde etmek için yapılırdı. Savaş esnasında zayıf düşen kavimlerin kadın ve çocuklarına hatta erkeklerine tecavüz ediyorlardı. İnsanları kuyulara atarak, idam ederek, diri diri toprağa gömerek boğarlardı ya da toplu halde yakarlardı. İşe yarayanlarını da esir alırlardı. İnsanlar, Allah’ın hükümlerinden uzaklaştıkça vahşileşiyorlardı. Üstelik yapmış oldukları vahşetleri Allah’a nispet ederek yapmaktaydılar.

Köleler (savaş esirleri) köle pazarlarında alınıp satılıyorlardı. Esir aileleri parçalayarak ayrı ayrı müşterilere satıyorlardı. Esirlerin çocuklarını, annelerinden ayırmakta bir sakınca görmüyorlardı.

Köle sahibi kölesini dilediği gibi kullanıyordu. İstediği zaman cariyesine tecavüz ediyor, bebek dünyaya getirirse bebeği anneden ayırıp satıyordu. Köle sahibi, kölesini ve cariyesini fuhşa zorluyor bu yolla maddi menfaat sağlıyor veya ikram amacıyla onları arkadaşlarının da kullanmasına izin veriyordu. Kölelerin çocukları köle statüsündeydi. Köleler eşyadan bile değersizdi. Hiçbir hakları yoktu. Kölesini öldüren ceza giymezdi.

Allah, bu tür savaşlardan ve etik olmayan davranışlardan bütün müminleri (Müslüman, Nasrani, Musevi) men etti. Ganimet toplamak için savaş açmayı savaş sırasında insanları yakarak ve boğarak öldürmeyi yasakladı. Müminler arası (Müslüman, Nasrani, Musevi) savaşları yasakladı. Bunların içinden, ayrılıkçılık yapanlarla, dinler arası fesat çıkaranlar hariç tutuldu. Müşrik de olsa dost davranan insanlara dost davranılmasını istedi. Allah, Peygamberlerine: “Siz bir zorba değilsiniz, ben dileseydim hepsini mümin yapardım. Kim ki Rabbini tanımak ister, ona müjdemi ve uyarılarımı iletin.” dedi. Ehli Kitap’tan ayrılıp kafir olanlardan ve müşriklerden, Allah’ın dinlerini yok etmek için çalışan ve zorbalık yapanların yok edilmesine izin verdi çünkü “Bu nefsi müdafaadır.” dedi. Allah adaletsiz davranmaya izin vermiyor.

Kuran’ı Kerim inmeye başladıktan sonra köleler (esirler) hakkında pey der pey bazı yumuşatıcı hükümler gelmeye başladı: İlk etapta, bir aile esir düştüğü zaman onları parçalayarak ayrı ayrı satmak yasaklandı. Çocukların ailesinin elinden alınıp başkasına satılması yasaklandı. Köle sahiplerinin, kölelerine tecavüzü yasaklandı. Genç kızların erkeklere para karşılığı satılması yasaklandı. Görüyorsunuz… Allah, evlenme imkânı bulamayanların namuslarını korumalarını emretti. Fuhuş yapmak ve genelevler yasaklandı. “Ellerinizin altında bulunanlar (esirler) yanınızda ücretli çalışmak isterlerse siz de onlarda iyi hal görüyorsanız onlarla anlaşma yapın. Allah’ın size vermiş olduğu mallardan siz de onlara verin, onları maaşa bağlayın.” denildi. 

24: NUR / 33. Evlenme imkânı bulamayanlara gelince Allah, lütfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye genç kızlarınızı namuslu kalmak isterlerken, fuhşa zorlamayın. Kim onları zorda bırakırsa, bilinmelidir ki, Allah çok merhametlidir. Tecavüze uğradıkları için onların kusurlarını bağışlar (fakat sizin kusurunuzu bağışlamaz). Ellerinizin altında bulunanlar (esirler) yanınızda ücretli çalışmak isterlerse, siz de onlarda iyi hal görüyorsanız onlarla anlaşma yapın. Allah’ın size vermiş olduğu mallardan siz de onlara verin.

24: NUR / 58. Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (Çalışanlarınız, köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz erginlik çağına girmemiş olanlar, sabah namazından önce öğleyin soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar mahrem halde (soyunmuş olarak) bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında ne sizin için ne de onlar için bir mahzur yoktur. (Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz.) İşte Allah, ayetlerini size böyle açıklar. Allah, her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

İnsanların soyunmuş olması muhtemel olan vakitlerde yatak odalarına aile fertlerinin, köle ve cariyelerin kapıyı çalmaksızın girmeleri yasaklandı. Diğer vakitler dışında yani giyiniklerken görüşmelerine izin verildi. Bu bize şunu gösteriyor: İslâmiyet’te cariyelik diye bir şey yok. Cariyelerin (esir kadınların) yatak odasının kapısını çalmadan içeri girmesi ve evin erkeğini mahrem halde görmesi dahi haramdır. Müslüman bir kimsenin bir cariyeyi yatağına alması nasıl helal olabilir ki? Bugün biz bunları helal görüyoruz. Tıpkı cahiliye devrindeki gibi. Kendimizi de Müslüman zannediyoruz. Biz bu davranışlarımızla aşağılanmayı hak ediyoruz. Allah der ki: “Siz durumunuzu düzeltmedikçe Allah sizin durumunuzu düzeltmez.” Bunun anlamı şudur: Biz kendimize çeki düzen verip İslâmiyet’i tam olarak yaşamadıkça halimiz harap olacak ve Allah asla bizlere yardım etmeyecektir. İslâmiyet’i yaşamak içinse gerçek İslâm’ı öğrenmek gerekir. 

Çocuklarımız niye deist oldu diye sızlanmak yerine onlara doğru bir şey öğretemedik diye üzülmemiz ve bunların sorumlularını bulmamız gerekir değil mi? Bu konuda hiç birimizin durumu diğerimizden farklı değildir. Çocuklarımıza gerçekleri öğretemedik çünkü bize de gerçek İslâm öğretilmemiştir. Müslümanlığı bu duruma düşürenler vebal altındadır. Tabi ki bizler de bize her söylenenin doğruluğunu sorgulamadan onu doğru kabul ettiğimiz için vebal altındayız. Kendi kendimize şunu sormalıyız: Allah’ın Kitap’ında çelişki ve adaletsizlik olabilir mi? Biz Allah’ın Kitap’ında çelişki ve adaletsizlik olamayacağına inanıyorsak bize söylenen yalanların hesabını yalan söyleyenlere sorma hakkımız doğar ama bunu güzellikle sormamız gerekir.  Allah, zorbalıktan hoşlanmaz ve bize merhameti emreder. Allah’ın emirlerinde çelişki ve adaletsizlik de olmaz. İşte, gerçek İslâm budur. 

Köleleri hürriyetine kavuşturmak için bazı uygulamalara gidilmiştir. Cahiliye devrindeki uygulamalara son verilmiş kölelik sistemi ortadan kaldırılmıştır. O dönemdeki mevcut savaş esirleri hürriyetlerine kavuşturulmuştur. Bundan sonra esir alınanlara nasıl muamele edileceği ve esirlerin hakları ile ilgili yeni hükümler getirilmiştir. Köleliğin nasıl tasfiye edilmiş olduğunu aşağıdaki ayet meallerinde birebir görmektesiniz: 

5: MAİDE / 89. Allah, bilmeyerek yaptığınız boş yeminlerinizden sizi sorumlu tutmaz ancak bile bile kendinizi bağladığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bunun da keffareti çoluk-çocuğunuza yedirdiğinizin orta derecesinden on fakiri doyurmak yahut giydirmek veya “bir köle azat etmektir.” Bunlara gücü yetmeyen üç gün oruç tutar. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur! Bununla beraber, yeminlerinizi gözetin. Allah size hükümlerini böylece açıklıyor ki teşekkür edesiniz.

4: NİSA / 92. Hata dışında bir mümin diğer bir mümini öldüremez. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, “bir köle azat etmesi” ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır. Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, “öldürenin bir köle azat etmesi” gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve “bir köle azat etmesi” gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tövbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. Allah, Alimdir (her şeyi bilendir), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir).

58: MÜCADELE / 1. Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir. Allah sizin konuşmanızı işitir. Çünkü Allah işitendir, bilendir.

58: MÜCADELE / 2. İçinizde zıhâr yapanların kadınları, onların anaları değildir. Onların anaları ancak kendilerini doğuran kadındır. Şüphesiz onlar çirkin ve yalan bir laf söylüyorlar. Kuşkusuz Allah affedici ve bağışlayıcıdır.

58: MÜCADELE / 3. Kadınlardan zıhâr ile ayrılmak isteyip de sonra söylediklerinden dönenlerin,karılarıyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavuşturmaları gerekir. Size öğütlenen budur. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır.

58: MÜCADELE / 4. Buna imkân bulamayan kimse, temas etmeden önce aralıksız olarak iki ay oruç tutmalıdır. Buna da gücü yetmeyen, altmış fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah’a ve Resulüne inanmanızdan dolayıdır. Bunlar Allah’ın hükümleridir. Kâfirler için acı bir azap vardır.

Görüldüğü gibi her fırsatta kölelerin hürriyetlerine kavuşturulması için farklı kapılar açılmıştırİlahi dinlerde zayıflar, yetimler, kadınlar, köleler ve fakirler korunur. Köleler de birer insandır. Unutmayın siz de bir gün esir düşebilirsiniz. Bugünkü savaşlarda da insana yakışmayacak davranışlar sergilenmektedir. Böyle davrananlar kendilerinin mümin olduklarını iddia etmektedirler. Hz. Muhammed’e, Hz. İsa’ya ve Hz. Musa’ya inen şeriatlara inandıklarını söyleyenlerin hepsi, tıpkı müşrikler gibi bu çirkin davranışları helal görmektedir. Din adamlarından bazıları insanları uyarmadıkları gibi bu çirkin davranışları Allah’ın emriymiş gibi lanse etmektedirler ve Allah’a iftira atmaktadırlar. Savaşlarda esir düşen kadınları seks köleleri olarak görmek insanı hidayetten uzaklaştırır. Allah buna müsaade etmemiştir. Bunun aksini söyleyen her kimse kâfir olur.

İslam’ın gelişiyle esirler, evlere dağıtılmaya, evlerde misafir edilmeye ve evin üyelerinden biri sayılmaya başlandı. Esir sahiplerinin esirler üzerindeki sorumlulukları şunlar oldu: Onların velisi olmak, koruyup kollamak, bekar olanları evlendirmek, haklarına ve namuslarına tecavüz etmemek vs.

Bekar esirler, velilerinin izniyle evlendirilmeye başlandı. Müslümanlar, esirlerin evlendirilmesi ve hürriyetlerine kavuşturulması için maddi yardımlar yapmaya başladılar. İnsanların zekatlarını bir havuzda toplayarak esirleri satın alıp, hürriyetlerine kavuşturmalarına dönük girişimlerde bulunuldu ve bu hükümler uygulanmaya başlandı. Bugün, maalesef bu uygulamaların tersi yapılıyor ve insanlık dışı Müslümanlara yakışmayacak davranışlar sergileniyor.

24: NUR / 32. Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden rüştünü ispat etmiş olanları da evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah lütfu geniş olan ve (her şeyi en iyi) bilendir.

Hür kadınla evlenmeye gücü yetmeyenlerin, zina etmemiş mümin cariyelerden birisiyle evlenmesine izin verildi. Hür kadınla evlenmeye gücü yetenlerin, hür kadınlarla evlenmesi istendi. Hür kadınla evlenme istenmesinin nedeni, iki ülke arasında çok kötü bir savaş geçmiş ve bir birlerinizin yakınlarını öldürmüşsünüz. Aranıza kin ve nefret tohumları ekilmiş. Anlayan kimse için Allah’ın emirleri hikmet doludur. Yaralar sarılıp esirler memleketlerine döndüğü zaman bu durum değişmektedir. 

4: NİSA / 25. Sizden her kim hür mü’min kadınları nikah edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa sahiplerinin rızasını alarak mü’min olan cariyelerden nikahlayabilirsiniz. Siz birbirinizdensiniz. Allah sizin imanınızı çok daha iyi bilir. O halde sahiplerinin izniyle mehirlerini örfe göre vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin. Şayet onlar, evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa o zaman hür kadınlar hakkında gerekli bulunan cezanın yarısı ile (elli değnekle) onları cezalandırın. Bu hükümler, içinizden günah işlemekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.

24: NUR / 3. Zina eden erkekle, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası evlenemez; zina eden kadınla da ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenir. Zina edenle evlenmek, müminlere haram kılınmıştır.

Savaşta esir alınan kimseler evlere, aile yanlarına dağıtılarak oralarda misafir edilmeye başlandı. Okuma-yazma ve meslek bilen köleler öğretmenlik yapma karşılığında hem ücret aldılar hem de hürriyetlerine kavuşturuldular. Bunlar, kaldıkları ailelerin yanında hem İslami yaşantıyı görüp öğreniyorlar hem de Arapça öğreniyorlardı. Ev sahipleri de esirlerin dillerini öğreniyor ve aralarında bir yakınlaşma oluyordu. Hürriyetlerine kavuşanların birçoğu kendi arzularıyla Müslüman oluyor ve ülkelerine birer tebliğ edici olarak dönüyordu. Bazıları ise ülkelerine dönmek istemiyor, İslâm’a hizmet için Hz. Peygamberin yanında yer alıyordu. 

4: NİSA / 26. Allah, sizlere bilmediklerinizi bildirmek, sizden öncekilerin (iyi ve kötü) yollarını size göstermek ve tövbenizi kabul etmek istiyor. Allah her şeyi çok iyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olandır.

Kur’an’ı Kerim’in Vahiy Kâtibi Hz. Zeyd de zamanında bir köleydi. Allah onu Vahiy Kâtibi seçti. O, Kur’an’ı Kerim’i ince deri üzerine satır satır yazdı. Allah ondan razı olsun. Âmin! 

Güvenen Allah’a güvensin! Allah adildir ve adaletli olanları sever! O bütün insanların Rabbidir. Kullarını barış ve adalet içinde görmek ister. Rabbim bizleri razı olduğu kullarından eylesin. Amin!

KUR’AN’I KERİM, CAHİLİYE DEVRİNİN HÜKÜMLERİNİ KALDIRDI.’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s