DOĞAL AFETLER ALIN YAZISI MIDIR?

Allah, Kitaplarında insanların dostu olduğunu, insanlara zulmetmediğini fakat insanların kendi kendilerine zulmettiklerini söylüyor ve bize diyor ki: “İnsanların doğru yoldan çıkmasını ve kaoslar yaşamasını isteyenler şeytanlardır, huzur içinde yaşamalarını isteyen ise sizin Rabbinizdir çünkü O, sizin dostunuzdur. O’nun tavsiyelerine uyarak şeytanın düşmanlıklarından korunabilirsiniz. Yeryüzünde mutlu bir ömür sürebilir ebedi yaşamınızda da ebediyen mutlu olabilirsiniz.”

DOĞAL AFETLER ALIN YAZISI MIDIR? yazısının devamı

MELEKLERİN GÖREVLERİ

Melekler Allah’ı zikrederler ve Allah’ın her emrine itaat ederler. Melekler Allah’ın kullarıdır ve çeşitli görevleri yerine getirmekte olan memurlarıdır. Melekler, iyi insanları dost edinirler, onların gıyabında onların affedilmesi için dua ederler. Semada görevli, uzayımızda görevli, yeryüzünde görevli, insanın üzerinde görevli, cennette ve cehennemde görevli melekler bulunmaktadır. 

Bütün canlılarda olduğu gibi meleklerde de hiyerarşik bir sınıflama mevcuttur. Mikail’e bağlı melekler vardır. Cebrail’e bağlı melekler vardır. Ölüm meleğine (Azrail’e) bağlı melekler vardır. Azrail’in ismi Kur’an’ı Kerim’de ölüm meleği olarak geçer.  Daha başka melekler de vardır. İsrafil ismi ve bir boynuzla sura üfüreceği gibi bir ayet Kur’an’ı Kerim’de geçmez. Meleklerle ilgili meallerden birkaçı aşağıdadır. 

33: AHZAP / 43. Sizleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için melekleri ile birlikte üzerinize rahmet ve bereket indiren O’dur. O, müminlere karşı çok merhametlidir.

86: TÂRIK / 1, 2, 3, 4. Yemin olsun semaya ve Târik’a! Târik nedir biliyor musun? O, karanlıkları delen bir yıldızdır. Her nefis üzerinde bir koruyucu vardır.

16: NAHL / 32. Takva sahipleri o kimselerdir ki melekler, canlarını hoş ve rahat halde alırlar: “Selam size, yapmış olduğunuz güzel işlerin mükafatı olarak girin cennete!” derler.

8: ENFAL / 50. Melekler, o kâfirlerin yüzlerine ve sırtlarına vura vura ve “Tadın bakalım cehennem azabını!” diye diye canlarını alırken onların hallerini bir görmeliydin…

66: TAHRİM / 6. Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun çünkü onun yakıtı, insanlar ve taşlardır. Onun başında şiddet açısından gayet katı ve Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen, emredildikleri şeyi yapan melekler vardır.

Melekler insan suretinde gözükebilirler. Hz. İbrahim ve Hz. Lut Peygambere gelen melekleri hatırlayalım. Çok yakışıklı iki erkek suretinde gözükmüşlerdi de o kavmin eşcinsel erkekleri, onlardan yararlanmaya kalkmışlardı. Hz. Meryem’e Hz. İsa hakkında vahiyde bulunan melek insan suretinde gözükmüştü.

Hz. Muhammed, müşriklerle yaptığı savaşlarda yeterli insan gücüne sahip değildi. Allah, ona ve ordusuna yardım için üç bin melek gönderdi. Bu melekler müşriklere insan suretinde gözüküyor, gözlerini korkutuyor ve müminlere yardım ediyorlardı. Ayrıca atılan okların hedefini bulmasını sağlıyorlardı. Bunları ve ne yaptıklarını müminler görmüyorlardı fakat hissediyorlardı. Savaş sırasında, meleklerin peygamberimize nasıl yardım ettikleri aşağıdaki ayet meallerinde görmekteyiz.

3: ALİ-İMRAN / 121. Hani sen, sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın… Allah, hakkıyla işiten ve bilendir.

3: ALİ-İMRAN / 122. O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah, onların yardımcısı idi. Müminler, yalnız Allah’a dayanıp güvensinler!

3: ALİ-İMRAN / 123. Ant olsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah, Bedir’de de size yardım etti. O halde, Allah’ın yasakladıklarını yapmaktan sakının ki O’na teşekkür etmiş olasınız.

3: ALİ-İMRAN / 124, 125, 126.  O zaman sen, müminlere şöyle diyordun: “İndirilen üç bin melekle Rabbinizin sizi takviye etmesi, sizin için yeterli değil midir?” Evet, siz sabır gösterir ve Allah’tan sakınırsanız, onlar (düşmanlarınız) hemen şu anda üzerinize gelseler, Rabbiniz, nişanlı beş bin melekle sizi takviye eder. Allah bunu, sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede rahatlasın diye yaptı. Zafer, yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi olan Allah katındandır.

Melekler müminlerin dostudur. Müminleri Allah bağışlasın diye dua ederler. Müminler için nasıl dua ettiklerini aşağıdaki ayet meallerinde görmekteyiz.

23: MÜMİN / 7,8,9. Arş’ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O’na iman ederler. Müminlerin de bağışlanmasını isterler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! Rabbimiz! Onları da onların atalarından, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanları da kendilerine vaat ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz azîz ve hakîm olan sensin! Bir de onları, her türlü kötülüklerden koru. O gün sen, kimi kötülüklerden korursan muhakkak ki onu rahmetine mazhar etmiş olursun. Bu en büyük kurtuluştur.”

Melekler dünyada ve dünyadan çok farklı ortamlarda yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Bizlere, meleklerin neden yaratıldığına dair herhangi bir ilahi bilgi verilmemiştir. Sadece şeytanın ateşten, insanın su ve topraktan yaratıldığına dair bilgi verilmiştir.

15: HİCR / 26, 27. Ant olsun biz insanı, sulu topraktan yarattık. Cinleri de daha önce ateşten yaratmıştık.

Melekler yaratılış açısından, toprak ve sudan yaratılan canlılara benzemez. Onlar, havaya ve suya ihtiyaç duymayan “farklı farklı yaratılmış” canlılardır. Peygamberimize Cebrail As. gerçek suretiyle iki kez gözükmüştür. Bu ayetlerde bildirilmektedir. Melekler insan ya da hayvan gibi farklı görüntülerle de insanlara görünebilirler. Örneğin: Kabil, kardeşini öldürmüş, ne yapacağını bilemez halde şaşkın şaşkın ortalıkta dolaşırken, karga suretinde bir melek, toprağı deşeleyerek ona yol göstermiştir. O da kardeşini gömmüştür. İnsan eğitilmeye ihtiyaç duyan bir varlıktır. 

35: FATIR / 1. Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a hamdolsun. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir.

22: HAC / 75. Allah meleklerden de insanlardan da elçiler seçer. Şüphesiz Allah, hakkıyla işiten ve görendir.

17: İSRA / 95. Şöyle de: “Eğer yeryüzünde huzur içinde yürüyüp duran melekler olsaydı, elbette onlara gökten peygamber olarak bir melek indirirdik.”

Rabbimiz yarattığı kullarından elçiler seçerek kullarını bilgilendirir ve sonra onları imtihan eder. Allah, kullarını imtihan etmeden cezalandırmaz ve mükafatlandırmaz. Allah, yarattıklarının yaptıklarını ve yapmakta olduklarını bilir. Kalplerinde taşıdıkları hasletleri bilir. Şeytan konusunda kullarını uyarmak için elçiler gönderir. Günahta ısrar eden kötü kullarının, kötülüğünü belgelemeden ve şahitler oluşturmadan onları cezalandırmaz. Allah adaleti sever. Kullarına yardım etmek, yol göstermek onun şefkat ve merhametindendir çünkü yarattıklarına iyiyi, kötüyü ayırt edebilecek akıl nimeti vermiştir. Akıllarını kullanmalarını ve iyi insanlar olmalarını istemektedir. Allah, insanın yaratıcısı ve dostudur. Allah, iyi insanlardan dost edinir. Dostlarını cennetlerde misafir edeceğini ısrarla bildirir. 

Güvenen Rabbine güvensin.
Allah’a emanet olun.




MELEKLER, ŞEYTAN VE İNSAN

Şeytan bir melek miydi?

Halef, birinden sonra gelen ve onun yerini alan kimse, demektir. İnsanlar, insanın kime halef yaratıldığını hep merak etmişlerdir. Bazı kimseler, Adem’den önce yeryüzünde başka Ademler bulunduğunu ve Adem’in onlara halef olarak yaratıldığını ileri sürmüşlerdir. Melek, şeytan ve insan arasında ne gibi bir ilişki var? Kur’an’a Kerim’e göre Hz. Adem kime halef yaratıldı? Melek ne demek? Melekler de imtihan oldu mu? Şeytan bir melek miydi? Şeytan insana neden dolayı düşman oldu? Bu yazıda bunları bulacaksınız.

MELEKLER, ŞEYTAN VE İNSAN yazısının devamı

KUR’AN’DAKİ AYETLER IŞIĞINDA EVREN VE EVRENİN OLUŞUMU

İlah: Tek olan, diri olan, öncesi ve sonrası olmayan, daima var olandır. İlah, doğmaz ve doğurmaz. Her şey ona muhtaçtır. O hiçbir şeye muhtaç değildir. Hiçbir şey O’nun dengi, benzeri ve ortağı olamaz. Her şeyi emrine boyun eğmiş olarak yaratan odur. Yaratmakta, emretmekte O’na mahsustur. Yaratıcı yarattıklarıyla iletişim kurar onları sevk ve idare eder. Yaratan da dini belirleyen de O’dur. O alimdir. Akıl, mantık, ilim ve süreyi kullanarak sistematik bir olgu ile daha önce benzeri bulunmayan, mükemmel tasarlanmış, kusursuz yapılar ortaya koyabilen ve yarattıklarını sevk ve idare edebilendir. Evren onun eseridir. Onun gücü her şeye yeter.

16: NAHL / 40. Şayet biz bir şey dilediğimiz zaman ona “Ol!” deriz, olur.

Allah’ın iradesinin üzerinde bir irade daha olması mümkün değildir. Herhangi bir şey ancak Allah, dileyip de “Ol!” derse olur. Onun sözünün üzerine söz koyacak, hayır olmaz diyebilecek bir irade sahibi daha yoktur. İnsan, isyan etse neye yarar? Mülk Allah’ındır. Yaratan ve yöneten O’dur.

20: TAHA / 98. Sizin ilâhınız, kendisinden başka ilâh olmayan Allah’tır. O’nun ilmi her şeyi kuşatmıştır.

50: KAF / 6, 7, 8. Onlar, üstlerindeki göğe hiç bakmadılar mı ki onu nasıl bina etmiş ve süslemişiz hem de onun hiçbir kusuru yoktur. Yere hiç bakmadılar mı ki onu nasıl yaydık: Oraya sabit dağlar yerleştirdik ve orada her cins bitkiden bitirdik. Bütün bunlar Rabbine yönelen her insanın basiretini açmak ve ona ibret vermek içindir.

21: ENBİYA / 30. Şüphe yok ki gökler ve yer bitişikti de biz ikisini ayırdık. İnkâr edenler görmüyorlar mı ki canlı her bir şeyi sudan yarattık. Hala inanmayacaklar mı?

11: HUD / 7. “Hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, arşı su üzerindeyken gökleri ve yeri altı günde yaratan O’dur. Yemin ederim ki “Ölümden sonra muhakkak diriltileceksiniz” desen, inanmayanlar derhal: “Bu, açık bir büyüden başka bir şey değildir” derler.

14: İBRAHİM / 33. Düzenli seyreden eden ay ve güneşi; geceyi ve gündüzü sizin hizmetinize sundu.

21: ENBİYA / 33. Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Her biri bir yörüngede yüzüyor.

21: ENBİYA / 32. Gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar, bu delilleri görmezden geliyor.

41: FUSSİLET / 9. Siz, iki günde yer yüzünü yaratanı inkâr ediyor ve O’na eşler mi koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.

41: FUSSİLET / 10. O, içindekileri üstlerinden sabitledi. Dünyada yaşayacak olanların ihtiyaç duyacakları şeyleri ve onların gıdalarını hesaplayıp dört gün içinde yarattı ve bereketli (sürekli artan) kıldı.

67: MÜLK / 1. Mutlak hükümranlık elinde bulunan Allah, yüceler yücesidir ve O’nun her şeye gücü yeter.

41: FUSSİLET / 11, 12. Sonra Allah, semayı yaratmaya yöneldi. O duman halindeydi. Göklere ve yere: “İsteseniz de istemeseniz de buyruğuma girin!” dedi. Onlar, isteyerek girdiklerini söylediler. Allah, onları yedi gök olmak üzere iki gün içinde düzenledi. Her bir semaya vahye uymasını emretti. Dünya semasını aydınlatıcılarla süsledik ve koruduk. İşte bunlar, güçlü ve bilgili olan Allah’ın takdiridir.

Allah’ın ilmi, gökleri ve yeri kapsar. Allah, gökleri ve yeri yaratırken yaratmaya yeryüzünden başladı. İlk iki günde yeri ve güneş sistemimizi yarattı. Yeryüzünü Güneş’in uydularından biri yaptı. Güneş’in uydularından her birine bir yörünge tayin etti.

Gezegenler birbirlerine Dünya’ya ve Güneş’e olması gereken en mükemmel uzaklıklardadır. Allah, her bir gezegeni farklı bir yer çekimine sahip yaptı. Güneş ve gezegenler arasında ki farklı yer çekimi kuvvetleri sistemde ki gezegenleri bir arada tutup onların uzay boşluğuna fırlayıp gitmesini engellemektedir. Ayrıca bu gezegenlerden bazılarının kendi uyduları da vardır. Bu uydular gezegenleri olumlu yönde etkilemektedir. Örneğin: Dünya’mızın uydusu Ay’dır. Ay’ın yer çekimi sayesinde gel-git olayları gerçekleşir. Okyanuslar kara parçalarını basmaz. Dünyadaki suların durgunlaşması engellenir.  Güneş sistemimizdeki gezegen ve uydular arasında oluşabilecek herhangi bir çekim değişikliği nedeniyle gerçekleşen çarpışma bütün sistemin çökmesine, gezegenlerin ve yıldızların parçalanıp dağılmasına neden olacaktır. Allah, yarattıklarını ilmi ve gücüyle korumaktadır. İnsan ve cinlerin imtihanı sona erdiği zaman kıyamet kopacak, her şey tekrar toz duman haline dönecektir. Aynı gün içerisinde yeni bir yaratılış süreci başlayacaktır. Dünya başka bir dünyaya gökler de başka göklere çevrilecektir. Bu çöküş ve dönüşüm için Allah, bir vakit tayin etmiş ve bu vaktin çok yaklaştığını, kıyamet alametlerinin geldiğini elçisi Hz. Muhammed ile kullarına bildirip onları uyarmıştır. İnsanlara kıyametin ne zaman kopacağı hakkında herhangi bir bilgi verilmemiştir.

Allah’ın verdiği nimetler saymakla bitmez: Magma tabakası, dünyayı sallayıp depremlere neden olmasın diye Allah, dünyanın merkezine kadar inen sabit dağlar yerleştirdi.  İnsanlar gidebilsinler diye açıklıklar yaptı. Yönlerini tayin edebilsinler diye yıldızları yarattı. Zamanın tayini için ise, insanlar ay ve güneşin hareketlerinden yararlanmaktadırlar.

21: ENBİYA / 31. Yeryüzü onları çalkalamasın diye baskılar oturttuk. Rahatça gezinebilsinler diye bol bol açıklıklar yaptık.

6: ENAM / 97. Kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulabilesiniz diye yıldızları sizin için yaratan O’dur. Şüphesiz biz, bilecek bir toplum için “delilleri” geniş bir şekilde açıkladık.

14: İBRAHİM / 32. Allah, öyle bir Allah’tır ki gökleri ve yeri yarattı. Gökten su indirdi. Onunla size rızık olarak çeşitli meyveler çıkardı. Irmakları hizmetinize verdi. Gemileri yüzdürmeniz için denizleri de hizmetinize verdi. 

“Arşı su üzerindeyken gökleri ve yeri altı günde yaratan O’dur.”  Gökler ve yer bitişikti. Allah, onları ayırıp duman haline getirdi. İlk dört gün içinde güneş sistemimizi ve yeri yaratıp işlevsel hale getirdi. Sonra sırayla en yakın gökten başlayarak üst üste yedi kat gök inşa etti. Gökleri ve yeri toplam altı günde yarattı.” Allah’ın bahsettiği bir gün çok büyük bir zaman dilimine tekabül eder. Bizim kullandığımız zaman ölçüsü sadece bizim güneş sistemimiz içinde geçerlidir.

Rabbimiz atmosferi yarattı. Dünya, atmosfer sayesinde uzaydan gelen gök taşları ve zararlı UV ışınlardan korunabilmektedir. Atmosferimizdeki hava sayesinde bütün canlılar yaşamlarını sürdürebilmektedir. Yine hava sayesinde konuşulanları işitebilmekteyiz. Allah, atmosferi yaratıp tamamladıktan sonra yani üçüncü ve dördüncü gün yararlı bakterileri, yer yüzündeki bitkileri ve arkasından hayvanları yarattı. Denizlerdeki tuzlu sular buharlaşarak tatlı sulara dönüşüyor. Bulutlar oluşuyor. Bulutları farklı farklı bölgelere taşıyan rüzgarlar sayesinde farklı bölgelere yağmurlar yağıyor. Sular yer yüzünde devir daim ediyor ve türlü türlü sebze ve meyveler yetişebiliyor. Bu sayede canlıların her tür besin gereksinimleri karşılanmış oluyor. Allah’ın bizim için yarattıklarını saymakla bitiremeyiz. O’na ne kadar teşekkür etsek azdır.

Rabbimiz bize üstümüze inşa edilmiş semaların dışında insanoğlunun hayal bile edemeyeceği nimetler ve güzellikler olduğunu bildiriyor. Birinci kat gökte, dünyamızdan başka, yaşayabileceğimiz niteliklere sahip olan, ikinci bir gezegen daha olmadığını bildiriyor. Yaratılış sürecine bakacak olursak insanın anlayamayacağı bir şey söz konusu değildir. Rabbi insana her bir süreci izah etmiştir fakat insan duyma, görme ve düşünme kabiliyetinden yoksun olmayı tercih etmiştir.

55: RAHMAN / 5. Güneş de ay da bir hesap ile yaratıldı.

13: RAD / 2. Görüyorsunuz ki gökleri bir direk olmadan yükselten sonra Arş’a istiva eden O’dur. Güneşi ve ayı koyduğu (İlahi) kurallara tabi tuttu. Her biri belirlenmiş bir süre için akıp gider. İşi, O düzenleyip yönetiyor. Kesin olarak Rabbinizle karşılaşacağınızı bilesiniz ve inanasınız diye sizin için delilleri açıklayan da O’dur.

10: YUNUS / 5. O Allah’tır ki, senelerin sayısını ve hesabını bilesiniz diye güneşi bir ışık kaynağı, ayı da bir nur yaptı. Aya menziller tayin etti. Allah, her birini kusursuz yarattı. O, bilecek olan bir kavim için delillerini ayrıntılı olarak açıklar.

79: NAZİAT / 26. Kuşkusuz bunlarda, Allah’a saygı duyacaklar için bir ibret vardır.

79: NAZİAT / 28. Yeryüzünün tavanını yükseltti ve düzene koydu.

79: NAZİAT / 29. Gecesini kararttı ve gündüzünü aydınlattı.

79: NAZİAT / 30. Bundan sonra da onu döşedi.

79: NAZİAT / 31. Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.

79: NAZİAT / 32. Dağlara bitkileri yerleştirdi.

79: NAZİAT / 33. Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.

88: GAŞİYE / 17. Bakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmış?

88: GAŞİYE / 18. Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiş?

88: GAŞİYE / 19. Dağlara bakmıyorlar mı, nasıl dikilmiş?

88: GAŞİYE / 20. Yere bakmıyorlar mı, nasıl döşenmiş?

88: GAŞİYE / 21. Haydi şimdi öğüt ver, sen sırf bir öğütçüsün.

88: GAŞİYE / 22. Onların üzerinde bir zorba değilsin.

15: HİCR / 14, 15. İnkâr edenlere gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar yine de inanmazlar: “Gözlerimiz boyandı, bize büyü yapıldı.” derler.

67: MÜLK / 3, 4. Yedi göğü üst üste yaratan O’dur. Rahman’ın yarattıkları içinde bir uyumsuzluk göremezsin. İstersen bir göz gezdir. Bir düzensizlik görebiliyor musun? Sonra tekrar tekrar bak! O göz, bitkin düşmüş ve umudunu kesmiş olarak sana geri döner.

79: NAZİAT / 27. Yaratılış olarak siz mi daha çetinsiniz, yoksa gökyüzü mü?.. Onu Allah bina etti.

67: MÜLK / 2. O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür ve bağışlayıcıdır.

Selam ve sevgiyle kalın.

YARINLAR…

Hep hayaller kurar hesaplar yaparız, yarınlar için. Bizim için belki yarın hiç olmayacak. Her şeyin önünde tutarız kendi menfaatimizi. Garibin, yetimin, fakirin, hastanın, yaşlının yerine koymayız hiç kendimizi. Namazlarımızı geçiririz. Ahiretimizi dünyamıza kurban ederiz. Peşin olanı severiz, sürekli olan hiç gelmeyecekmişçesine. Ölüm hep ensemizdedir, sessizcesine. Ölümü getirmeyiz hiç bir gün aklımıza. O gün ayak ayağa dolaşır… Sevenlerimiz başucumuzda ağlaşır. O gün hesap defterimiz kapanır, hesap günü açılmak üzere. Rabbimiz, dinimizi öğrenmeyi ve yaşamayı nasip et bizlere. Rabbimiz, şeytanları bizlerden uzak tut, bizleri kolay hesap verecek, kullarından eyle. Amin!

İNSANLAR FARKLI FARKLI DİLLERİ, OKUMAYI VE YAZMAYI NASIL ÖĞRENDİ?

96: ALAK / 3. 4. Oku! Kalemle yazmayı öğreten senin ikram sahibi Rabbindir.

Canlıların ataları ilk yaratılışta erkek ayrı ve dişi ayrı olarak yaratılmıştır fakat Allah, ilk yaratılış sonrası canlıların neslinin oluşmasını ve genetik çeşitlilik sağlanmasını dişi ve erkek atalar arasında paylaştırmıştır. Her canlı gibi Hz. Âdem ve Hz. Havva da ayrı ayrı annesiz ve babasız olarak ayrı ayrı yaratılmıştır. İnsanların soyu Hz. Âdem ve Hz. Havva’dan gelmiştir. Allah, o ikisine birçok oğul vermiştir. Kız çocukları olmamıştır. Oğulları için eşler yaratıp akrabalık bağları kurdurmuştur. Bu kadınların yaratılışı da tıpkı Hz. Havva ve Hz. Âdem’in topraktan ve topraktaki yaratılışı gibi olmuştur.

Hatırlarsak Allah, Hz. Adem’i topraktan ve toprakta yarattıktan sonra Allah onu eğitmiş, ona her şeyin ismini öğretmişti. Yani ona bir lisan öğretmişti. Benzer bir şekilde topraktan çıkan kadınlara da Allah, farklı farklı dilleri, okumayı ve kalem kullanmayı öğretmiştir çünkü insan öğrenebilen akıl sahibi bir varlık olarak yaratılmıştır.

İNSANLAR FARKLI FARKLI DİLLERİ, OKUMAYI VE YAZMAYI NASIL ÖĞRENDİ? yazısının devamı

DİNDE REFORM HAREKETİ

Dini bir uygulamadan, insanların bir kısmı zarar görüyorsa o uygulama Kur’an dışıdır. Hadislere de dayansa o uygulama kendini temize çıkaramaz. Allah adildir, kullarının da adil olmasını ister. Merhametlidir, kullarının da merhametli olmasını ister. Allah, insanı mükemmel yaratmıştır. Şu organı olmasaydı insan daha mükemmel daha sağlıklı daha mutlu olurdu iddiasında bulunabilen birileri varsa çıksın ortaya. Bunu savunabilecek hiç kimse yoktur. Bu, Allah’ın alim olduğunu kabul ediyorsunuz demektir. Allah’ın alim olduğunu kabul ediyorsak Allah’ın insanı mükemmel yarattığı gibi insanlar arası adaleti sağlayacak yasaları da mükemmel yaratmış olması gerekir derim… Allah’ın indirdiği yasalarda zulüm ve adaletsizlik olmamalı derim…
Fıkıh kitaplarını şöyle bir karıştırıp baksak… Sonra sorsak birbirimize neden bu kadar çarpıklık ve haksızlık var bu uygulamalarda desek… İçimizden biri çıkıp da bize bunun kaynağı Kur’an’dır diyebilir mi? Tabi ki diyemez. Bunları savunmak için bunun kaynağı olarak bize hadisleri gösterecektir. Bunun adı konmasa da bu, dinde yapılmış bir reform hareketidir ve asırlarca önce yapılmıştır. Kur’an’a dönmek zor değildir ama engelleri aşmak zordur. Tabuları yıkmak imkansızdır.