İNSANLAR FARKLI FARKLI DİLLERİ, OKUMAYI VE YAZMAYI NASIL ÖĞRENDİ?

96: ALAK / 3. 4. Oku! Kalemle yazmayı öğreten senin ikram sahibi Rabbindir.

Canlıların ataları ilk yaratılışta erkek ayrı ve dişi ayrı olarak yaratılmıştır fakat Allah, ilk yaratılış sonrası canlıların neslinin oluşmasını ve genetik çeşitlilik sağlanmasını dişi ve erkek atalar arasında paylaştırmıştır. Her canlı gibi Hz. Âdem ve Hz. Havva da ayrı ayrı annesiz ve babasız olarak ayrı ayrı yaratılmıştır. İnsanların soyu Hz. Âdem ve Hz. Havva’dan gelmiştir. Allah, o ikisine birçok oğul vermiştir. Kız çocukları olmamıştır. Oğulları için eşler yaratıp akrabalık bağları kurdurmuştur. Bu kadınların yaratılışı da tıpkı Hz. Havva ve Hz. Âdem’in topraktan ve topraktaki yaratılışı gibi olmuştur.

Hatırlarsak Allah, Hz. Adem’i topraktan ve toprakta yarattıktan sonra Allah onu eğitmiş, ona her şeyin ismini öğretmişti. Yani ona bir lisan öğretmişti. Benzer bir şekilde topraktan çıkan kadınlara da Allah, farklı farklı dilleri, okumayı ve kalem kullanmayı öğretmiştir çünkü insan öğrenebilen akıl sahibi bir varlık olarak yaratılmıştır.

Önceleri kök boyalardan mürekkep yaparak taşa, deriye, ağaca yazarak yazışan insanlar, madenlerin kullanılmaya başlanmasıyla taşlara kalıcı yazılar da yazmaya başlamışlardır. Allah yalnızca insana değil diğer varlıklara da dilini ve dinini öğretmiştir. Kur’an’ı Kerim’de meleklerin Rabbimize bizim bilgimiz Senin bize öğrettiğinle sınırlı dediklerini görüyoruz. Cinlere de meleklere de Allah farklı farklı lisanlar öğretmiştir.

Hz. Adem’le Hz. Havva’nın oğulları farklı farklı dillere, farklı farklı alfabelere ve farklı farklı renklere sahip bu kadınlarla evlenmişlerdir. Böylece kız ve erkek çocuklara sahip olmuşlardır. Sonra kuzen kuzenle evlenmiştir ve insan nüfusu artmaya başlamıştır. Farklı farklı dillere, farklı farklı alfabelere, farklı tenlere sahip kavimler oluşmuştur. İnsanlar farklı dilleri onları doğurup büyüten annelerinden öğrenmişlerdir ve böylece her kavmin bir ana dili olmuştur.

Bütün lisanlarda, İsim, sıfat, zamir, edat, fiil… mevcuttur. Bu kuralları insanlar koymamıştır. İnsanın bir lisanı ne kadar sürede ve ne kadar zor öğrendiğini hiç düşündünüz mü? İnsan yeni bir dil yaratmayı denemeye kalkışsa bugün dahi bunda başarılı olamaz. Ayetleri hatırlarsanız Allah, melekleri yarattığı zaman onlara da lisanlarını öğretmişti çünkü lisan, canlılar arasında bir iletişim aracıdır ve bütün canlılara dil eğitimi yaratıcı tarafından verilmiştir.

Yaratıcı kendini tanıtmak için yarattığı canlılara akıl, göz, kulak verdiği gibi iletişim kurmak için de lisan öğretmiştir. Onları eğitmek için kendi içlerinden elçiler göndermiştir. Biz bu eğitime DİN eğitimi diyoruz. Din eğitimi insanlara stressiz bir hayat yaşamanın yollarını gösterirken ilerideki hayatını da garanti altına alır ve böylece iki dünyada da mutlu olmasını sağlar. Konuyla ilgili ayet meallerinden bir kısmını aşağıda görebilirsiniz.

96: ALAK / 1, 2. Yaratan Allah’ın adıyla oku. O, insanı tek bir hücreden yarattı.

96: ALAK / 3, 4, 5. Oku! Kalemle yazmayı öğreten senin ikram sahibi Rabbindir. O insana bilmediği şeyi öğretti.

96: ALAK / 6, 7. Hayır, öyle değil! Muhakkak ki insan azıyorsa her açıdan kendini mükemmel zannetmesindendir.

2: BAKARA / 31. Allah, önce Âdem’e isimleri öğretti. Sonra Âdem’in isimlerini öğrenmiş olduğu şeyleri meleklere göstererek: “Şayet iddianız doğruysa şunların isimlerini bana bildirin.” dedi.

2: BAKARA / 32. Melekler: “Ya Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, senin bize öğrettiklerinin dışında bizim bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz âlim ve hakîm olan ancak sensin.” dediler.

2: BAKARA / 33. (Sonra:) “Ey Âdem! Eşyanın isimlerini meleklere bildir.” dedi. Âdem onların isimlerini meleklere bildirince: “Ben size, muhakkak göklerde ve yerde görülmeyenleri bilirim. Gizli veya açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim.” dedi.

Rabbimize ne kadar teşekkür etsek azdır. Bütün canlılara iletişim kurabileceği bir lisan öğretmiştir. Bütün canlılar kendi türleriyle ve Rableriyle iletişim içindedir. İhtiyacımız olan her türlü şeyi bizlere öğretmiştir.

NEML / 17. Nihayet onlar, Karınca vadisine geldiklerinde, karıncaların lideri şöyle dedi: “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin! Süleyman ve ordusu farkında olmadan sizi ezmesin!”

Bize rızık vermiştir. Allah vermeseydi rızkımızı kendimiz yaratamazdık. Bizlerden hiç bir zaman desteğini esirgememiş, elçileriyle nasihatlarını bize ulaştırmış, mutlu ve stressiz yaşamanın yollarını bize göstermiştir. İlahi terbiyeden daha güzel ve daha mükemmel bir terbiye yoktur. O dosttur. Dinde zorlama yoktur. Rabbimiz dileseydi bizi irade sahibi yapmazdı.

Rabbimiz senin dost olduğunu biliyor ve seni çok seviyoruz. Sen kullarına asla zulmetmezsin. Kulların şeytanları dost edinerek kendi kendilerine zulmeder. Bizi şeytanların vesvesesinden uzak tut. Senin sevgi ve merhametine sığınırız. Sen yardım etmezsen şeytan bizi aldatır ve biz helak oluruz. Bize yardım et. Amin!

Keyifli okumalar. Allah’a emanet olun.