ALIN YAZISI NE DEMEK, ALIN YAZISINA İNANMAK DOĞRU MU?

Hayatımız boyunca yaşayacaklarımız bizim alnımıza önceden yazılmış mıdır? Önceden yazılmışsa imtihana ne gerek vardı da imtihana tabi tutuluyoruz? Şayet önceden yazılmamışsa başımıza gelen iyi ve kötü olayları neye bağlamalıyız?

Şeytan, insanın düşmanıdır çünkü insanı kıskanmaktadır. Âdem’i de neslini de doğru yoldan çıkaracağına ve dolayısıyla cehenneme sürükleyeceğine dair yemin etmiştir. Allah da ona: “Seni dost edinenleri seninle beraber cehenneme hapsedeceğim, benim dostlarımı yoldan çıkarmaya güç yetiremeyeceksin.” demiştir. Merhametinden dolayı tövbe kapısını da açık bırakmıştır.

Şeytan, Hz. Âdem’e vesvese verip dilediği düşmanlığı gerçekleştirebilmiştir. Âdem, şeytan tarafından kandırılmış sonra kandırıldığını anlamış, pişman olmuş ve tövbe etmiştir. Şeytan böylece insana vesvese vermenin ne kadar işe yaradığı konusunda tecrübe edinmiştir. 

Merhameti ve rahmeti bol olan Rabbimiz, Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın sesine kulak vermiş, tövbelerini kabul etmiş ve onlara bir şans daha tanımıştır. Hz. Âdem, eşi ve şeytan yeryüzüne indirilmiştir. Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın soyu cennete tekrar girebilmek için yeryüzünde imtihana tabi tutulmuştur. İnsan ya şeytanı dost edinecek ya da Rabbini. Seçim insanın iradesine bırakılmıştır ama nasıl?

İnsanlara düşmanlık besleyen şeytan, Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın soyunu vesveseleriyle yönlendirir. Böylece insan kendine ve çevresine zarar verecek şeyler düşünmeye başlar. Allah, insanın kalbinden geçirmeye başladığı kötü düşünceleri ilmiyle bilir, bundan dolayı insana: “Eğer şeytan sana vesvese verirse hemen Allah’a sığın.” demektedir

41: FUSSİLET / 36. Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa hemen Allah’a sığın çünkü O her şeyi işitir ve bilir.

Kalplerden geçenler illa da vuku bulacak diye bir şey yoktur. İnsanlar, Rablerine sığınarak Rablerinin yardımıyla şeytanların kurduğu tuzakları fark edebilirler. Yollarını değiştirerek doğru yola yönelip iyi insanlar olabilirler. İşte Allah, bundan dolayı insanlara Peygamberler göndermiş ve nasihatler etmiştir. Allah insanı irade sahibi yapmasaydı, imtihanın bir anlamı kalmaz, Allah, kullarına karşı adaletsiz davranmış olurdu. Allah adildir ve kullarının da adil olmalarını istemektedir.

87: A’LA / 8, 9, 10, 11, 12, 13. (Ey Muhammed!) Seni en kolaya muvaffak kılacağız. O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver. Allah’ın rızasını kaybetmekten korkan kimse öğütten yararlanacaktır. Öğütten kaçınan kötü kimse, büyük bir ateşe girer ve orada ne yaşar ne de ölür.

Temsilde hata aranmaz. Diyelim ki bir yemek daveti veriyorsunuz. Misafirlerinizi memnun etmek için bir açık büfe hazırladınız. Niçin açık büfe hazırladınız sorusuna cevabınız ne olurdu? Sanırım: “Herkes iradesini kullanarak kendi yemeğini seçsin. İstemediği sevmediği şeyleri veya kendine dokunacak yemekleri yemek zorunda kalmasın, diye.” olurdu.

Peki, bu yemek davetini vermek için neler yapardınız? Öncelikle planlardınız, sonra ne kadar malzemeye ihtiyacınız olacak hesaplardınız. Sonra bunları kayıt altına alırdınız. En sonunda da kayıt altına aldıklarınızı eyleme dönüştürürdünüz. Açık büfenizi hazırladınız, diyelim. Bazı yemeklerin bazı insanlara rahatsızlık verebileceğini de az çok bilirsiniz zaten bundan dolayı açık büfe olarak hazırladınız değil mi? Hastalığı olan insanlar da kendilerine hangi yiyeceklerin dokunacağını hangi yiyeceklerin iyi geleceğini ayırt edebilecek bir akla sahipse… 

Misafirleriniz geldi. Misafirlerinizden bazıları kendi iradeleriyle midelerine dokunacak yemekleri bile bile seçip yediler ve sonra da rahatsızlandılar. Halbuki kendileri için birçok alternatif yiyecek mevcuttu. Onlardan yiyebilirlerdi ama yemediler. Sonra da sizi suçlayıp: “Siz nefsimizin çekeceği yemekler hazırlamışsınız, biz de dayanamadık onlardan yedik. Sizin yüzünüzden bak şimdi hasta olduk.” dese sizce bu, doğru olur muydu?  Elbette olmazdı çünkü onların iyiliğini düşünerek birçok alternatif yemek hazırlamıştınız. Teşekkür etmelerini beklerdiniz değil mi?

Dünya da açık büfe misalidir: Rabbimiz yaşayabileceğimiz her türlü alternatifi mevcut kılmıştır. Dilediğimiz her şey elimizin altındadır. Biz nasıl bir hayat yaşamak istediğimize, özgür irademizle, kendimiz karar veririz. Yolumuzu kendimiz seçer, yapmış olduğumuz iyilik ve kötülüklerin sonuçlarına yine kendimiz katlanırız. Allah kimseye zulmetmez. Allah adildir, adil kullarını sever.

Allah her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Planlamadan, hesaplamadan ve kayıt altına almadan hiçbir işi yapmaz. Hiçbir şeyi rastgele ve boş yere yaratmaz. Allah, kulunun kötü yollardan birini seçtiğinde de iyi yollardan birini seçtiğinde de hayatının nasıl biçimleneceğiyle ilgili bütün olası yolları önceden bilir ve insanları imtihan etmek için bütün olası yolları önceden planlar. 

27: NEML / 74, 75. “Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki bu apaçık bir kitapta yazılı bulunmasın.” Robbin elbette onların sinelerinde gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir.

Allah, bir insanın yaşayabileceği iyi ve kötü olası bütün yolların alternatiflerini planlayıp, hesaplayıp katında bir Kitap’a kaydetmiştir. Geriye sadece yaratmak kalmıştır. İnsan hür iradesiyle bu alternatif yollardan birisini seçip eyleme geçince Allah yaratmaya başlar. Bunları planlamak, hesaplamak, kaydetmek ve insan eyleme geçince yaratmak, Allah’a göre çok kolaydır. 

57: HADİD / 22. “Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir şey yoktur ki biz onu yaratmadan önce o bir Kitap’ta yazılı olmasın.” Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.

Allah, rastgele hiçbir şeyi yaratmaz. Allah kainattaki bütün olayları, yaratmadan önce planlar, hesaplar ve bir Kitap’a kaydeder. Allah’ın yaratacağı şeyleri önceden planlayıp, hesaplayıp, bir Kitap’a kaydetmesine KADER denir. İmtihan da bir kaderdir çünkü Allah, bizleri imtihan etmek için hayal bile edemeyeceğimiz kadar çok seçenek hazırlamıştır. Bu seçeneklerin her birini takdir edip, planlayıp, hesaplayıp bir Kitap’a kaydetmiştir ve insan tercihini yapıp eyleme geçince yaratmaya başlamaktadır.

Allah’ın plan, program, hesap ve kayıt yaparak yaratma işlemlerini gerçekleştirmesine “KADER” denir. İnsanın imtihanı da KADER çerçevesi içerisinde hazırlanmıştır. İnsan kendine bir yol seçer. Allah, insanın bir eylemi gerçekleştirmesi esnasında nelere ihtiyacı olacağını önceden hesaplamış ve kayıt altına almıştır. Geriye sadece yaratmak kalmıştır.

42: ŞURA / 30. Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle yaptıklarınız yüzündendir. Buna rağmen yine de Allah, bir çoğunuzu affediyor.

Allah, imtihan için seçenekler koymuş, iyi ve kötü yollardan birini seçme iradesini de insana bırakmıştır. İnsan kendi iradesiyle seçtiği yolda beğenip arzu ettiği rolleri oynar ve Allah da insanın seçtiği rolleri oynayabilmesi için gereken her bir şeyi yaratır. Zaten olası her bir şeyin hesabını önceden yapmış ve bir Kitap’a kaydetmiştir. Allah, hesapsız hiçbir şeyi yaratmaz.

İnsan, samimi bir tövbe edecek olur da Rabbinin korumasına sığınırsa Rabbi onu kötü yolda bırakmaz, şeytanın şerrinden korur. Dünyada ve ahirette hayırlı olacak bir yaşama ulaştırır. Rabbimiz tövbe kapısını daima açık tutar çünkü O, dosttur, rahmet ve merhamet sahibidir. 

İnsan, Allah’ın yardımı olmaksızın şeytanın tuzağına düşebilir. Rabbimiz bize yardım etmek için elçiler vasıtasıyla kitaplar indirmiştir. Dünya ve ahirette nasıl mutlu olabileceğimizin yollarını göstermiştir. Allah, izin vermezse şeytan insana hiçbir zarar veremez. 

64: TEĞABÜN / 11. (Allah’a sığının.) Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet insana isabet etmez. Kim Allah’a inanırsa Allah, onun kalbini doğru yola yöneltir. Allah her şeyi bilir.

Allah insanların alnına inkârcı olsun, günah işlesin diye yazmaz çünkü O, kullarının inkâr etmelerinden hoşlanmaz, teşekkür etmelerinden hoşlanır. Teşekkür etmek insanların lehlerine olduğu için teşekkür etmelerinden hoşlanır çünkü Allah, dosttur, nankörlük etmeyip teşekkür eden insanları dost edinip cennetlerde misafir ederek mükafatlandıracağına dair söz vermiştir. Allah sözünden caymaz.

37: ZÜMER / 7. Eğer inkâr ederseniz şüphesiz Allah size muhtaç değildir. Allah, kullarının inkâr etmelerine razı olmaz ama lehlerine olmasından dolayı teşekkür etmelerine razı olur. Hiçbir günahkâr diğerinin günahını yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. Şüphesiz sinelerdekini çok iyi bilen ve size yapmış olduklarınızı haber verecek olan O’dur. 

41: FUSSİLET / 31, 32. “Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Cennette sizin için canınızın çektiği ve istediğiniz her şey vardır. Bu, çok bağışlayıcı ve çok merhametli olan Rabbiniz tarafından bir ağırlanmadır.

13: RAD / 9, 10. Allah, görüneni de görünmeyeni de bilir. Büyüktür ve yücelerden yücedir. Sizden sözü gizleyenle açığa vuran; gece gizlenenle, gündüz açığa çıkan O’nun bilmesi açısından eşittir.

6. ENAM / 59. Bilinmeyenlerin anahtarları O’nun yanındadır. Onları O’ndan başkası bilmez. Karada ve denizde olanları O bilir. Onun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Ne toprağın karanlıklarında bir tohum ne de kuru ve yaş hiçbir şey yoktur ki o her şeyi açıklayan Kitap’ta yazılı bulunmasın.

Hayatımız boyunca yaşadığımız olayların hepsi, önceden bizim alnımıza Allah tarafından yazılmış ve biz bunları yaşıyoruz diye düşünmek kesinlikle yanlıştır. Kaderi kavrayamayanlar bu yanılgıya düşmüş, diğer insanları da düşürmüşlerdir. Hiçbir Peygamber, Allah’ın ayetlerine muhalefet eden sözler söyleyemez. Şayet böyle olsaydı ne olurdu?

69: HAKKA / 43. O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.

69: HAKKA / 44. O (peygamber), bize isnaden bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı.

69: HAKKA / 45. Elbette biz onu bundan dolayı kuvvetle yakalardık.

69: HAKKA / 46. Sonra da onun şah damarını keser atardık.

69: HAKKA / 47. O zaman sizden hiçbiriniz ona siper olamazdınız.

Allah insanları imtihan etmek için seçenekler yaratmıştır. Bir insan, iyi ve kötü olmak üzere iki türlü haslete sahip yaratılmıştır. Bazı insanlarda kötü haslet yüksek, bazı insanlarda iyi haslet yüksek diye bir şey yoktur, bütün insanlarda eşit derecededir. 

42: ŞURA / 30. Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle yaptıklarınız yüzündendir. Buna rağmen yine de Allah bir çoğunuzu affediyor.

Her insan iyi ve kötüyü ayırt edebilecek bir akla sahiptir ve seçim yaparken aklını kullanır. Aklını yeterince kullanmayan bir insan şeytan tarafından kolayca aldatılır ve kendini doğru yolda zanneder. Kendi öz irademizle yaptığımız hiçbir şey alın yazısı değildir. Yaptıklarımızdan kesinlikle hesaba çekileceğiz. Selam ve dua ile hoşça kalın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s