DOĞAL AFETLER ALIN YAZISI MIDIR?

Allah, Kitaplarında insanların dostu olduğunu, insanlara zulmetmediğini fakat insanların kendi kendilerine zulmettiklerini söylüyor ve bize diyor ki: “İnsanların doğru yoldan çıkmasını ve kaoslar yaşamasını isteyenler şeytanlardır, huzur içinde yaşamalarını isteyen ise sizin Rabbinizdir çünkü O, sizin dostunuzdur. O’nun tavsiyelerine uyarak şeytanın düşmanlıklarından korunabilirsiniz. Yeryüzünde mutlu bir ömür sürebilir ebedi yaşamınızda da ebediyen mutlu olabilirsiniz.”

18: KEHF / 50. Hani biz meleklere: “Âdem’e secde edin.” demiştik. İblis hariç, onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi. Rabbinin emrinden dışarı çıktı: “Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve onun soyunu mu dost ediniyorsunuz oysa onlar sizin düşmanınızdır. Bu taraf değişikliği, zalimler için bir kasvettir.

Peki, mademki Allah dost, biz o zaman niçin doğal afetler yaşıyoruz, diyeceksiniz. Bunu şöyle izah edebiliriz: Rabbimizin rahmeti ve merhameti sürekli üzerimizdedir. Buna rağmen biz ona teşekkür etmeyiz. Bizi Peygamberleriyle uyarmıştır ama biz yine de günah işlemeye devam ederiz. Allah, bize süre verir ve tövbe etmemizi bekler. Biz günahlarda ısrar eder ve tövbe etmeyiz. Böylece Rabbimizin sevgi ve merhametini kaybetmeye başlarız yine de Allah, rahmetini üstümüzden tamamen kaldırmaz fakat bir miktar kısar. Allah’ın rahmetinde ve merhametinde çok küçük bir kısıtlama olunca başımıza ufak tefek doğal felaketler gelmeye başlar. Bu kısıtlamanın verdiği mesaj: “Ey, insanoğlu sen Rabbinin rahmet ve merhametine muhtaç olduğunu unutuyorsun ve şımarıyorsun! Şimdi tövbe et ve Rabbinin günahlarını affetmesini, üzerindeki felaketi kaldırmasını dile! Umudunu yitirme çünkü O, rahmeti ve merhameti bol olandır!” İçimizden bazıları bu mesajı algılar ve durumunu düzeltir. Çevresindekilere de tövbe etmeleri için tavsiyelerde bulunur çünkü insanlara güzel şeyler tavsiye etmek Rabbimizin bizlere tavsiyesidir. Kendi durumlarını düzelten ve diğer insanlara da iyilik yapmayı tavsiye edenler, Rabbimizin rahmet ve merhametine tekrar kavuşur. 

10. YUNUS / 61. Hangi işi yaparsanız yapın, Kur’an’dan ne okursanız okuyun ne işte çalışırsanız çalışın unutmayın ki siz ona dalıp gitmişken biz sizin yaptıklarınıza şahidiz. Ne yer de ne de gökte zerre kadar ne zerreden daha küçük ne de ondan daha büyük hiçbir şey Rabbinin gözünden kaçmaz. Bunların hepsi sadece apaçık bir Kitap’tadır.

6: ENAM / 160. Kim iyilik getirirse ona onun on katı mükafat var. Kim kötülük getirirse o sadece onun dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar. 

18: KEHF / 51. Ben onları ne göklerin ve yerin yaradılışına ne de bizzat kendilerinin yaratılışlarına şahit tuttum. Ben (kullarımı) yoldan çıkaranları yardımcı edinecek değilim.

14: İBRAHİM / 34. O, Kendisinden isteyebileceğiniz her şeyi size verdi. Allah’ın nimetini saymak isteseniz sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim ve çok nankördür. 

Bazı insanlar çok zalim ve çok nankördür. Gerçek dostları olan Rablerini unutmuşlar, şeytanları dost edinmişlerdir. Allah’ı inkâr ederler. Sürekli günah işlerler. Allah’ın dinlerini yok etmeyi amaçlarlar, bundan dolayı inananlara zulmederler ve kendileri gibi onların da Allah’ı inkâr etmelerini isterler. İçlerinden birçoğu münafıktır. Kendi dünyevi menfaatlerinden başka hiçbir şeyi düşünmezler. Kim güçlüyse onun yanındaymış gibi gözükürler. Allah’ı unutup şeytanları dost edinmişlerdir. Halbuki dost edindikleri şeytanların, onları Allah’a karşı koruma gücü yoktur çünkü o da Allah’a muhtaçtır. İnsanları vesvese vererek kandırmıştır. Şeytanı dost edinenler hem dünyalarını hem de ahiretlerini mahvetmiş olurlar. Ne dünyada mutlu olabilirler ne de ahirette. 

14: İBRAHİM / 11. İnkâr edenler peygamberlerine dediler ki: “Ya bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka sizi yurdumuzdan çıkarırız!” Rableri de onlara: “Zalimleri mutlaka helak edeceğiz.” diye vahiy etti.

10: YUNUS / 13. Andolsun ki biz, sizden önceki devirlerde birçok kavmi, peygamberleri birçok delille geldikleri halde, iman etmeyip kendilerine zulmettikleri için helak ettik.

Kafir ve münafık insanlar, günahta ısrar ederler. Tövbe etme gibi bir niyetleri yoktur. Zaten Allah, tövbe etmeleri için onlara yeterince zaman tanımıştır. Allah, günahta ısrar edenlerin üzerlerinden rahmet ve merhametini tamamen kaldırır. Allah, üzerlerinden rahmet ve merhametini kaldırınca onlar Rablerinin korumasından tamamen çıkmış olurlar çünkü onlar Allah’ı anmayı çoktan unutmuşlardır. Kendi kendilerini koruma gücüne de sahip değillerdir. 

Konuyu daha iyi kavramak için (Bakara suresi 255. ayetin son cümlelerini hatırlayalım: “O’nun kürsü (yedinci kat gök) gökleri ve yeri içine almıştır. Onları korumak O’na zor gelmez. O, büyüktür ve yücedir.” İnkarda ısrarlarından dolayı Allah onlara değer vermez ve onları korumaz. Allah’ın rızasını kaybedip onun korumasından çıkanları koruyabilecek Allah’tan başka kimse olmadığı için büyük felaketler onları haritadan silip süpürüp. Eğer içlerinde gerçek müminler varsa Allah onları ya kurtarır ya da şehit eder. Bunun örnekleri İlahi Kitaplarda bolca verilmektedir. 

9: TÖVBE / 70. Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh’un, Âd’ın, Semûd’un, İbrahim’in kavminin haberi, Medyen Ashabının ve o yerle bir olanların haberi gelmedi mi? Peygamberleri onlara Allah’ın ayetlerini açıklamışlardı. Demek ki Allah, onlara zulmetmedi fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler.

6: ENAM / 133. Rabbin, hiçbir şeye muhtaç değildir, merhamet sahibidir. Sizi, başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi dilerse sizi de yok edip sizden sonra yerinize dilediği kimseleri getirir.

Allah, insanların yaptıklarını bilir. Yapacaklarını yani kalplerinden geçenleri de bilir. İnsan eyleme geçmedikçe defterine günah diye bir şey kaydedilmez. Günah ve sevap bir eylemin sonucu olarak ortaya çıkar. İnsanın kalbinden geçirdiği kötülükler, Allah’ın öğütleriyle yerini iyiliklere bırakabilir. 

Şeytanların vesvese vermesiyle kalplerdeki kötü hasletlere meyleden insanlar, şeytanın süslü gösterdiği kötü yolu tercih ederek iyilikten ve iyilerden uzaklaşırlar. Eyleme geçtiklerinde defterlerine günah yazılmaya başlar. Bunların kötülüğü tercih edip iyilikten ve iyilerden uzaklaşmış olduklarına Allah, melekler, cinler ve insanlar şahit olurlar. Suçlular da işlemiş oldukları günahların şahidi olmuşlardır, yaptıklarını inkâr edemezler. Kötüler iyilerden ayırılır ve önceden uyarılmış oldukları konularda bile bile suç işlemiş olduklarından dolayı cezalarını çekerler. Böylece kimse haksızlığa uğramaz. Allah’ın adaleti yerini bulur.

Şeytanın şerrinden Allah’a sığınanlar, Allah tarafından korunur çünkü şeytanın Allah’a sığınanların üstünde herhangi bir gücü yoktur. Onun gücü ancak kibirlenip de Rabbine sığınmayan, namaz kılmayan, zekât vermeyen, zorba, merhametsiz, kötü kimseleri yoldan çıkarmaya yeter.

16: NAHL / 98. Kur’an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah’a sığın!

16: NAHL / 99. Gerçek şu ki: İman edip de yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) bir hakimiyeti yoktur.

16: NAHL / 100. Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve onu Allah’a ortak koşanlaradır.

16: NAHL / 97. Erkekten ve kadından her kim mümin olarak güzel iş yaparsa elbette biz ona güzel bir hayat yaşatacağız ve yapmış olduklarından daha güzel bir karşılık vereceğiz.

Keyifli okumalar. Allah’ın selamı, rahmet ve bereketi üzerimize olsun. Amin!

“DOĞAL AFETLER ALIN YAZISI MIDIR?” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s