PEYGAMBERİMİZ MÜŞRİKLERDEN DEĞİLDİ.

Peygamberimiz bir tabuyu yerle bir etmiş, kendinden yaşça on beş yaş büyük ve dul bir kadınla evlenmiştir. Peygamberimiz mutlu bir evlilik yapmış, gençliğinin yirmi beş yılını Hz. Hatice validemizle geçirmiştir. Onu kaybettiğinde elli yaşındadır. İbrahim hariç bütün çocukları Hz. Hatice validemizden olmuştur. 

PEYGAMBERİMİZ MÜŞRİKLERDEN DEĞİLDİ. yazısının devamı

DİNDE AKLI KULLANMANIN ÖNEMİ VE YERİ NEDİR?

Dinimiz aleyhindeki kara propagandalar neslimizi esir almaktadır. Biz bu tür kara propagandaları ancak aklımızı kullanarak dizginleyebiliriz. Aklımızı kiraya verirsek şikayet etmeye hakkımız olmaz çünkü kiracı dilediği gibi kullanacaktır. Kimse bizim yerimize düşünüvermemeli. Allah herkese bir akıl bahşetmiştir. Beyin bir et parçasından ibaret değildir. Din akıl sahiplerine hitap eder. 

Allah, Kur’an’ı Kerim’i ağır ağır okumamızı ve hikmetini düşünüp anlamaya çalışmamızı emretmiştir. Bizim yerimize başkalarının düşünüvermesi doğru değildir. Önce Allah’a inanıp güvenmemiz gerekiyor. Allah’a inanıp güvenirsek her şey hallolacaktır. Eğer O’na inanır güvenirsek “Kur’an’ı Kerim’deki hikmetleri görmemize yardım edeceğine dair söz vermiştir.” Eğer Kur’an Kerim hakkında bir bilgimiz yoksa her söylenene inanırız. Eğer şartlar el veriyorsa her insan iyi bir Arapça öğrenmeye çalışmalıdır. Kur’an’ı Kerim’de oldukça basit cümleler kullanılmış ve bol tekrarlar yapılmıştır. İnsanların kolay anlayabilmesine odaklanmış; nurlu ve mükemmel bir kitaptır. İçerisinde kesinlikle adaletsizlik yoktur. Adaletsiz gösterilmeye çalışılmıştır. Allah, insanı ne kadar mükemmel yaratmışsa insana yol gösterici olarak indirdiği Kitaplar da o kadar mükemmeldir. Tarih boyunca siyasete kurban edilmeye çalışılmıştır fakat Ana Kitaplar Allah tarafından korunmaya devam etmektedir.

Bir kara propagandayı, karşı fikir üreterek dizginleyebilme şansımız vardır.  Fikre ancak fikirle cevap verilebilir. En medeni yol da fikre fikirle cevap vermektir. İçinde bulunduğumuz şartlar, bizim elimizi kolumuzu bağlıyorsa fikir üretsek de etkilenen kesime fikrimizi ulaştıramaz, mağlup duruma düşeriz. Şartlar ne olursa olsun, yaşam tarzımızla insanlara güzel örnek olmamız gerekir. İnsanlar üzerinde etkili olabilecek yollardan biri de budur çünkü gördükleri güzel davranışlar insan hafızasında daha kolay yer bulur.

Ürettiğimiz fikrin içeriği çok önemlidir. Yalanlarla desteklenen kara propagandalar, insanların aklını karıştırabilir. Yalanı ortaya çıkaracak dökümanları toplar ve ona göre karşı fikirler geliştirebilirsek, akıl karışıklığına mâni olabiliriz.. 

Dini yorumlarda yapılan Kur’an dışı yorumlar çelişki ve adaletsizliklerle doludur. Halbuki Allah, emirlerinde çelişki ve adaletsizlik olmadığını söylemektedir. Öyleyse Allah’ı yalancı çıkarmaya odaklanmış akımları destekleyerek gerçek Müslümanlar olamayız. Haksızlık karşısında susmak da bu akımları desteklemekle eşdeğerdir.

Bugün gençlerimiz İslam’dan uzaklaşmıştır. Bunun nedeni sorguluyor olmalarıdır. Sorgulayıp mantıksız buldukları konuların hangileri olduğunu  belirlemek ve Kur’an’a aykırı düşmeyen çözümler bulmak yerine onların sekülerleşmesine göz yummak Allah’ın emirlerine hizmet etmez. Atalarımızın hatalarına sıkı sıkıya sarılmak bize evlatlarımızı kaybettirmemelidir. Bu sorunu çözmek zorundayız. 

Slogan paylaşmakla İslam’a hizmet edemeyiz. İslami gerçekleri öne çıkarmamız gerekir. Sorun Kur’an’da değil onu yorumlayan insanlardadır. Allah’ın Kitaplarında hiçbir adaletsizliğe rastlanmaz. Bunu bize Rabbimiz söylemektedir. Dini uygulamalarda bir tutarsızlık ve bir adaletsizlik varsa mutlaka insan aklının ürünüdür. Mutlaka şeytanların vesveselerinden etkilenerek şekil almıştır. Bir Müslüman olarak bütün bunları dikkate almamız, doğruyu arayıp bulmamız, imanını kurtarmamıza yardımcı olacaktır. Bizim doğruyu yakalayıp çocuklarımıza iyi örnekler olmamız çocuklarımızı da doğru yola yöneltecektir. Aşağıdaki ayet meallerini okuyup dikkate almak sağlıklı düşünmemize yön verebilir.

4: NİSA / 82.  Hâlâ onlar, Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlıklar bulurlardı.

6: ENAM / 115. Rabbinin sözü (Kuran’ı Kerim), doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirecek (O’ndan daha adil, O’ndan daha doğru bir söz söyleyecek) kimse yoktur. O işitendir, bilendir.

Bu ayetlere muhalif olursak Kur’an’dan uzaklaşmış ve iman çerçevesinin dışına çıkmış oluruz. Rabbim bizleri koru. Şeytanları bizlerden uzak tut. O şeytanların hem cinlerden hem insanlardan olduğunu bize Sen söyledin ve biz de Sana sığınmaya karar verdik. Sen sana sığınanı yalnız bırakmazsın, yegane dostumuz , İlahımız ve yardımcımız sensin.

Keyifli okumalar. Allah’a emanet olun. Selam ve sevgiyle kalın.

SOSYAL ADALET VE MEDENİYET İLİŞKİSİ

Biz insanlar, Rabbimizin tavsiyelerine ve emirlerine uymuyoruz. Gelenek görenek dindarlarıyız. Kendi kendimizi överek iyi bir sonuç elde edemeyeceğimiz aşikardır. Bunun yerine bir öz eleştiri yapsak hatalarımızı görürüz ve hatalarımızı düzelterek daha iyi sonuçlar elde edebiliriz.

Allah’ın emir ve tavsiyelerini anlamak ve yaşamak hayatımızı değiştirecek, bizi bilimde ve sosyal adalette zirveye ulaştıracaktır. Kimseyi taklit etmek zorunda değiliz. Dünyada taklit edebileceğimiz, insan haklarını sağlama konusunda başarılı, sosyal adaletin gerçekten hakim olduğu bir ülke göremiyoruz. İnsanlar acılar ve çaresizlikler içinde kıvranmaktadır. 

İnsanlar kanaat önderlerini değerlendirirken bile o kişinin sakalına, sarığına, cübbesine bakarak değerlendiriyorlar. Bu kişilerin ağızlarından çıkan ve insanlara yön veren sözler ne kadar insan haklarına ne kadar Allah’ın emirlerine uygundur diye düşünebilecek kapasiteyi yakalamış insanlar,  maalesef mevcut değildir.

İnsanlarda bir övünme, bir kibirdir almış başını gidiyor. Benim atam, senin atanı döver… İnsanlar atalarını adeta ilahlaştırıyor. Atalarının yaşantıları hakkında gerçek bir öz eleştiride bulunmadıkları için onların yapmış oldukları hataları göremiyorlar. Onların hatalarını göremedikleri için de ne medeniyet konusunda ne de din konusunda bir adım ileriye gidemiyorlar. İşte böylece tarih tekerrürden ibaret oluyor.

Bir toplum, güzel ahlakı hakim kılamıyorsa orada kan vardır, zulüm vardır, rüşvet vardır, cana can karşılığı olmaksızın insanları öldürme vardır. Sosyal haklar hasır altı edilmiştir. Para ekonomiyi harekete geçirmekten uzaklaşmış, zenginlerin küplerini dolduran, övünme aracı bir meta haline gelmiştir. 

Yeni bir buluş, yeni ve iyi bir çalışmanın eseridir yani tecrübe üstüne yeni tecrübeler edinmenin sonucunda gerçekleştirilir. Bilimde ilerlemek medeniyet göstergesi olarak lanse edilmemelidir çünkü her yeni buluştan menfaatlenecek bir gurup varsa o da muhakkak ki yine zenginlerdir. Fakir insanlar için refah bir hayal olmaktan öteye gidemez. Ne zaman ki bilimin getirdiği refahtan fakirlerin hissesine de bir şeyler düştü işte o zaman o toplum medeniyete kucak açmış, mutlu yaşamayı haketmiş olacaktır. 

Medeniyet göstergesi ancak ve ancak paylaşılabilen güzelliklerdir. Bulunduğu toplumdaki insanların ayrımcılığa uğramadan yaşamasını amaçlayan ve bunu gerçekleştirebilen rejimler, medeniyete örnek gösterilmeye layıktır. 

Yanlışı fark ettiğimizde doğruyu bulmaya çalışmalıyız. Şikayet ederek doğruya ulaşamayız. İnsanların fikirlerini ifade edebileceği bir ortam medeniyetin göstergesidir. Bir atasözü vardır: “Kabaklar çarpışınca çekirdekler ortaya çıkar, fikirler çarpışınca gerçekler ortaya çıkar.”  Ne pahasına  olursa olsun doğru ve adil olana ulaşmaya gayret göstermeliyiz.  Gayret bizden, yardım Allah’tandır.

Keyifli okumalar. Selam ve sevgiyle kalın.