RABBİMİZ BİZİMLE DOST OLDUĞUNU SÖYLÜYOR

Şeytanlar insanların düşmanlarıdır. İnsanların aralarına düşmanlık sokar, insanların üzülüp hastalanmalarına neden olurlar. Her türlü rahmet, merhamet ise insanların dostu ve Rabbi olan Allah tarafındandır. Allah, peygamberler göndererek insanları uyarır. Hastalandıkları zaman ondan yardım isterlerse şifa verir. Onların yeryüzündeki her türlü ihtiyaçlarını karşılar. Tövbe kapısını daima açık tutar. Bundan dolayı Allah’a tam olarak iman etmeyen insan bile, başına bir sıkıntı geldiği zaman dindar kesilir ve Allah’a yalvarmaya başlar çünkü insanın tek dostu ve yardımcısı Allah’tır. Allah duasını kabul edip onu selamete erdirince, insan Rabbinin kendisine olan rahmet ve merhametini unutur. Nankör kesilir. Şeytanlarla dost olur. Namaz kılmaz, zekât vermez, Allah’ın hoşlandığı şeyleri yapmaktan uzaklaşır.

2: BAKARA / 186. Kullarım sana, beni sorduğunda: Ben onlara çok yakınım. Dua ettiği vakit, bana dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde onlar da benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulsunlar.

Şeytan: İnsanlarla cinlerin kötülerine verilen isimdir. Şeytanlar, dostlarına adeta yular takarlar ve onları her türlü kötülüğe sürüklerler. Şeytanlar insanca yaşamanın düşmanıdır. Kendi yaptıkları adaletsizlik ve zulümleri görmezden gelirler. İnsanları Allah’ın adaletsiz, zalim ve çelişkili hükümler indirdiğine ikna etmeye çalışırlar. Allah’tan gelen hiçbir hayırdan (dini tavsiyelerden ve emirlerden) hoşlanmazlar. İnsanların dünyada ıstırap çekmesine ve ahirette cehenneme gitmesine sebep olurlar. Allah’a inanan ve güvenenler, şeytanların arkasına takılmaz. Allah da bu dostlarını korur. Bundan dolayıdır ki “İnsanların başlarına gelen her kötülük kendi hatalarındandır ve her iyilik Allah tarafındandır.” 

42: ŞURA / 30. Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle yaptıklarınız yüzündendir. Buna rağmen yine de Allah çoğunuzu affeder.

41: FUSSİLET / 31, 32. “Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Cennette sizin için canınızın çektiği ve istediğiniz her şey vardır. Bu, çok bağışlayıcı ve çok merhametli olan Rabbiniz tarafından bir ağırlanmadır.

Allah, dünyada da ahirette de kullarının mutlu olmasını istiyor. Doğru yolu göstermek için her kavme peygamber göndermiş ve onları iyilerden olmaya davet etmiştir. Allah, iyilere karşı çok cömerttir. O, iyilere iyiliğinin karşılığını on kat fazlasıyla verir. Kötülere karşı ise çok adaletli davranır. Kötüleri yaptıklarının on katıyla cezalandırmaz. Kötülere yaptıkları kötülüğün karşılığı neyse sadece onu verir. Rabbimiz zulüm edici değildir.

Temsilde hata olmaz. Diyelim ki bir gün mahallenizde şöyle bir olaya şahit oldunuz: Adamın biri, eşini bulunduğu apartmanın penceresinden aşağı sarkıtmış ve aşağı atmak üzeredir. Birtakım insanlar oraya toplanmış: “Yapma bu yaptığın kesinlikle yanlıştır. Karına acımıyorsan kendine acımalısın! Ömür boyu hapislerde çürürsün.” diye yalvarırlar ama nafile. Adam, bütün yalvarmalara rağmen, bile bile, karısını pencereden aşağı atar ve kadıncağız da ölür. Orada bulunan herkes bu olaya şahit olur. Olay mahkemeye yansır. Hâkim bu adama ömür boyu hapis cezası verir. Bu hâkim hakkında iki türlü yargıya varabiliriz:

A) Hâkim, adamcağıza ömür boyu hapis cezası vermiş. Bu bir zulümdür. Yazıklar olsun bu hâkime! Bu hâkimden hiçbir zaman hayır gelmedi ve de gelmeyecek!

B) Hâkim, katili ömür boyu hapse mahkûm etmekle çok adaletli davrandı, suçluya zulmetmedi. Hak ettiği bir ceza verdi. Çok adil davrandı ve böylece adalet yerini bulmuş oldu. 

Hepimiz hâkim adaletli davrandı ve adalet yerini buldu diye düşünürüz değil mi? Allah için de aynı şeyi düşünmemiz gerekmez mi? Allah da elçiler göndererek insanları uyarıyor. Suç işlemeden kimseyi cezalandırmıyor. Cezalandırdığı zaman da yaptığı günahın karşılığı neyse sadece onunla cezalandırıyor. Hal böyleyken Allah, zulmetti diyebilir miyiz, diyemeyiz.

Şer: kötülüktür ve her türlü şerden ancak Allah’a sığınabiliriz. Başka sığınacak bir yer daha yoktur. İnsanların ve cinlerin şeytanları Allah’tan şer talep eder, müminler ise hayır talep ederler. Bir Müslüman olarak şunu bilmeliyiz ki: Allah kullarına asla zulmetmez. İnsan Allah’ın uyarılarını dikkate almayarak kendi kendine ve çağdaşlarına zulmeder. Allah’ın insanları uyardığı her bir şey mutlaka insanın lehinedir. Allah diyor ki:

41: FUSSİLET / 36. Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa hemen Allah’a sığın çünkü O, her şeyi işitir ve bilir.

42: ŞURA / 19. Allah kullarına karşı çok lütufkârdır. Kim dilerse (dilekte bulunan kimseye) rızık verir. O, çok kuvvetlidir, çok güçlüdür.

42: ŞURA / 28. İnsanlar ümitlerini kestikten sonra yağmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan O’dur. Övülmeye layık olan gerçek dost O’dur.

42: ŞURA / 6. Allah’tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah, onların üzerinde devamlı bir gözetleyicidir ama sen onların üzerinde bir vekil değilsin.

42: ŞURA / 9. Yoksa onlar, Allah’tan başka dostlar mı edindiler? Oysa asıl dost Allah’tır. Ölüleri diriltecek olan da O’dur. O’nun her şeye gücü yeter.

42: ŞURA / 46. Onlara yardım edecek Allah’tan başka dostları olmadı. Onları delaletten kurtaracak Allah’ın yolundan başka yol da yoktur.

4: NİSA / 125. Dini açıdan, iyilik yaparak kendisini Allah’a teslim eden ve İbrahim’in dinine dosdoğru olarak tâbi olan kimseden daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim’i dost edinmişti.

Rabbimiz bizim günahlarımızı affeyle ve bizi de dostlarından eyle. Âmin!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s