İKİ DENİZ BİRBİRİNE KARIŞMIYOR MEALLERİ DOĞRU MU? TATLI SULARDAN İNCİ VE MERCAN ÇIKARILIR MI?

İki deniz birbirine karışmıyor mealleri hatalıdır. Kur’an’ı Kerim akla hitap eder: “Onlar akıllarını da kullanmıyorlar.” cümlesine yabancı değilsiniz. Kur’an’ı Kerim’de bu cümlenin sık sık geçtiğine hepimiz şahidiz.

Allah’ın varlığını, ilmini, merhametini ve rahmetini algılayabilmemiz için Allah, bize duyu organlarımızı ve aklımızı bahşetmiştir. Kur’an’ı Kerim’deki ayetler, insanın düşünmesi, aklını yeterince kullanarak bir sonuca varması için serpiştirilmiştir: “Bir düşünen mi var?” ayetini hatırlamalıyız. Tek bir ayetin meali yapılarak, kelime anlamları da yerli yerinde kullanılmayarak yanlış sonuca varılmış bulunuyor. Bu yazının amacı, bu hataların nasıl, nerede yapıldığını izah etmek olacaktır.

Rahman Suresi 19, 20. ayetlerinin mealleri ve Furkan Suresi 53. ayetin meali hatalı çevrilmiştir. مَرَجَ   kelimesi bu ayetlerde salmak anlamıyla çevrilmiştir. Bu مَرَجَ   kelimesi sadece hayvanları “otlağa salmak” için kullanılmaktadır. Başka yerde “salmak” anlamında kullanılmaz.

مَرَجَ الدَّابَّة : (Genel anlamı) Hayvanı otlamak için otlağa saldı.

مَرَجَ  : kelimesinin otlak, çayır, otlağa salmak, otlatmak gibi anlamlarının yanı sıra başka anlamları da bulunmaktadır. Diğer iki anlamı ise karışmak ve karıştırmaktır.

مَرَجَ  : Kelimesi bu ayette karışmak anlamında kullanılmıştır. Bu anlamda kullanılmış olduğunun birçok kanıtı bulunmaktadır. Bu yazıda bunun kanıtları gösterilecektir.

مَرَجَ : Karıştı.

مَرَجَ اللهُ البَحْرَين : Allah iki denizi birbirine karıştırdı.

مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ : İki deniz birbirine karıştı.

يلتقيان : Kavuşma, kavuşmak, karşılaşmak, karşılamak, buluşmak, görüşmek.

جبل مع جبل لا يلتقي إنسان مع إنسان يلتقي ، لا يلتقي الجبل بالجبل لكن الإنسان يلتق بالإنسان ، جبل علي جبل لا يلتقي إنسانعلي إنسان يلتقي

Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur.

بَرْزَخٌ : Engel, Kıstak.

بَيْنَهُمَا : O ikisinin arasında

لَا يَبْغِيَان : İstenmeyen, istemedikleri,

بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِۚ  : Onların istemedikleri bir kıstak.

________________________________________________________

( مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِۙ بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِۚ)

55: RAHMAN / 19, 20. Karşılaşan ve aralarında istemedikleri bir kıstak bulunan iki deniz (birbirine) karıştı.

25: FURKAN / 53. İkisinin arasına taşlaşan taş bir kıstak yapıp (tek bir deniz haline gelmelerini) yasaklayan ve birinin suyu acı, diğerininki tatlı iki denizi karıştıran O’dur.

Kıstak: İki denizin birbiriyle buluştuğu yerde altı taştan ve üstü topraktan oluşmuş, iki denizi birbirinden ayıran, dar ve uzun bir engeldir. Yarımadaların karayla buluştuğu dar ve uzun kara parçaları da buna örnek olarak verilebilir. Rahman Suresi 19 ve 20. ayet ve Furkan Suresi 53. ayet meallerinde iki denizin arasında onların istemedikleri bir kıstak bulunduğu izah ediliyor. Bu iki denizin suları, aralarındaki istenmedikleri bu kıstağı yıkamıyor çünkü bu kıstağın yapısının sertleşen taşlardan oluşmuş olması bunu engelliyor.

Ayet meallerinde geçen yer, birinin suyunun tuzlu olduğu diğerinin suyunun tatlı olduğu bildirilen iki denizin buluştuğu bir yerdir. Bu iki denizin suyunun karışmadığı değil, aralarında bir kıstak bulunmasına rağmen karıştığı ve bunu, buna uygun olarak yaratıp iki denizin suyunun karışmasını sağlayanın Allah olduğu bildirilmektedir. Allah, bir kıstakla iki denizi ayırmış ve böylece iki ayrı deniz olarak anılmalarını sağlamıştır.

Tatlı sulardan inci ve mercan çıkarılabilir mi? İki denizin suyundan da inci ve mercan çıkarılabiliyorsa kastedilen asıl mana nedir?

35: FATIR / 12. (Aslında) iki denizin suyu müsavi değil: Biri tatlı ve içimi kolay, diğeri tuzlu ve acı. Onların her birinden taze bir et yiyor ve takınılacak bir şeyler çıkarıyorsunuz. Allah’ın ikram ettiği şeylerden bulmak isteyenleri, onların içinde gemilerle dolaşırken görüyorsunuz. Umulur ki teşekkür edersiniz.

Bahsedilen iki denizin arasındaki kıstak, sertleştirilmiş ve suyun yıpratmasına karşı koyabilen taşlardan oluşmaktadır. Taşların üst kısmında ve alt kısmında bulunan uygun geçitler iki suyun birbirine karışmasını sağlamaktadır. Bu sayede suları farklı farklı olan iki denizin suyu birbirine karışarak insanların menfaatine sunulmuştur. Böylece insanlar, iki denizden de birbirine benzer yararlar sağlayabilmekte ve her iki denizden de inci mercan çıkarabilmektedir.

Allah tarafından kullanımımıza sunulmuş olan bunca sayısız nimetleri bizim kendi gücümüz ve bilgimizle gerçekleştirebilmemiz imkansızdır. Bunu hepimiz bilmekteyiz. Öyleyse Allah’a teşekkür etmemiz gerekmez mi? Allah bizden kendisine teşekkür etmemizi bekliyor. Rabbine karşı nankör olmayan bir insan, elbette Rabbine teşekkür edecektir. Allah bize diyor ki: “Umulur ki teşekkür edersiniz.”

55: RAHMAN / 22, 23. Onlardan inci ve mercan çıkarıyorsunuz. Rabbinizin ikram ettiği nimetlerden hangi birini inkâr edeceksiniz?

Rahman Suresi 22 ve 23. Ayet meallerine bakarsak: “Onlardan inci ve mercan çıkarıyorsunuz.” diyor. Eğer Allah iki denizin suyunu karıştırmamış olsaydı, onların her ikisinden de inci ve mercan çıkaramazdık. İnci de mercan da tuzlu sularda bulunur. Kur’an’ı Kerim’de bir çelişki yoktur. İnsanların yorumlamalarında problem vardır.

Rabbimiz: “Rabbinizin ikram ettiği nimetlerden hangi birini inkâr edeceksiniz?” diyor. Yeryüzünde yararlanmakta olduğumuz her türlü nimetin yaratıcısı Rabbimizdir. İki deniz olayı bir mucize değildir. İki denizin karışması; büyük bir ilmin, merhametin ve rahmetin eseridir. Akıl yoluyla açıklanabilen bir olaydır. Bu ayetler, Allah’ın gücünü, rahmetini ve kullarına olan merhametini bizlere izah etmektedir. Aşağıdaki ayet mealleri de bu söylediklerimi doğrulamaktadır.

17: İSRA / 66. Lütfundan nasip arayasınız diye denizde gemileri sizin için yürüten kudret sahibi O’dur. Şüphesiz O, size karşı çok merhametlidir.

55: RAHMAN / 24. Denizde koca dağlar gibi yükselen gemilerin asıl sahibi O’dur.

10: YUNUS / 22. Sizi karada ve denizde gezdirip dolaştıran O’dur. Hatta o gemilerde bulunduğunuz ve gemiler içindekilerle beraber hoş bir esinti ile akıp giderken tam keyiflendiğiniz sırada gemilere şiddetli bir fırtına gelip çatar. Her taraftan dalgalar gelmeye başlar. İnsanlar, bütünüyle kuşatılıp artık bittiklerini sanırlar. İşte o vakit tam bir ihlas ile Allah’a yalvarır ve dindar olurlar: “Eğer bizi buradan kurtarırsan ant olsun ki teşekkür edenlerden olacağız.” derler.

17: İSRA / 70. Andolsun ki biz, insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Karada ve denizde taşıtlarla gezinmelerini sağladık. Temiz yiyeceklerle rızıklandırdık. Yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.

22: HAC / 65. Görmedin mi ki Allah, bütün yerdekileri ve izniyle denizlerde akıp giden gemileri sizin buyruğunuz altına verdi. Semanın dünyanın üstüne düşmesine izin vermeyip koruyan O’dur ancak izin verirse o başka.  Şüphesiz Allah, insanlara karşı çok şefkatlidir ve çok merhametlidir.

Yukarıda gördüğümüz ayet meallerinde, Rabbimizin bizlere olan şefkat ve merhametini apaçık görmekteyiz. Bu ayetler akla hitap ediyor. Suyun kaldırma gücü olmasaydı, gemiler suyun üzerinde kalabilir miydi? Rüzgarlar hoş bir esinti şeklinde esmeseydi, yelkenli gemiler hareket edebilir miydi? Denizde sürekli fırtınalar olsaydı insanlar, gemileri ulaşım aracı olarak kullanabilir miydi? Rabbimizin, ayetlerle bunları bize izah etmesi, bizi düşünmeye yönlendirmesi ve teşekkür etmemizi beklemesi, bir mucize olabilir mi?

18: KEFH / 60, 61, 62. (Ey Muhammed!) Bir vakit Musa, genç adamına demişti ki: “İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim yahut daha uzun süre gideceğim.” Bunun üzerine ikisi de iki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. Bu arada balık, denizde bir yol tutup kaybolmuştu. İki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman Musa genç arkadaşına: “Yemeğimizi getir, biz bu yolculuğumuzda gerçekten çok yorulduk.” dedi.

Yukarıdaki ayette de iki denizin birleştiği bir yerden bahsedilmektedir. Hz. Musa’nın buluşma noktası olan bu iki denizin birleştiği yer, diğer ayetlerde bahsi geçen iki denizin birleştiği yer olabilir de olmaya bilir de. Bu çok önemli değil. Rabbimiz, bize olan şefkatine, merhametine ve bunca ikramına rağmen bizden sadece bir teşekkür bekliyor. Bir teşekkür… Sadece bir teşekkür.

Hac Suresi 65. ayet: “Şüphesiz Allah, insanlara karşı çok şefkatlidir ve çok merhametlidir.”

Selam ve sevgiyle kalın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s