DİN KİŞİ İLE RABBİ ARASINDA KALAN BİR OLGU MUDUR?

Din kişi ile Rabbi arasında mı kalmalıdır? Dinlerin kapsam alanına neler girer? Dinlerin kapsam alanına girmeyen hiçbir şey yoktur. Dinlerin kapsam alanı o kadar geniştir ki din, yaşamımızın her adımına yön verir. Dinler sadece bir inançlar kümesinden ibaret olan ve kapalı bir kutu içerisinde muhafaza etmemizi gerektiren bir şey değildir. Din canlı tutulması gereken inançlar bütünüdür. Dinler, insanın çözemediği her probleme bir çözüm yolu gösterir. Dünyadaki acıları sona erdirmek, insanları mutlu etmek, insanlar arası adaletsizliğe son vermek, ister.

Dinler, yaratıcı tarafından hazırlanmış insan yaşantısına uygun kurallar bütünüdür. Temsilde hata olmaz. Bir bilgisayarı bir insan gibi düşünecek olursak din bilgisayarın ana kartı gibidir. Allah, insanı yaratmış, işlevsel hale gelen insanın uyum içerisinde yaşamasını din ile sağlamıştır.

İnsan, diğer insanlarla kimseye zarar vermeden kimseden zarar görmeden uyum içerisinde yaşamak zorundadır. Bu eğitim insana yaratıcısı tarafından verilmiştir. İnsanı nasıl güzel bir surette yaratmışsa dini de insanın ihtiyaçlarına en uygun cevabı verecek biçimde yaratmıştır. İnsan nasıl kendi vücudunda olup biten her şeyi çözümlemekten aciz kaldıysa dini de yeterince çözümleyip hayata geçirmekten aciz kalmıştır. İnsanoğlu, dinin içerisini nefsani duygularını katarak dinin emir ve yasaklarını bulandırmıştır. Bundan dolayı insanlar, ana kartı bozuk bilgisayarlara dönüşmüştür.

Din kişi ile Rabbi arasına hapsedilebilir mi? Dinde mantık aranır mı?

Din kişi ile Rabbi arasına hapsedilemez. Din bu sınırlamayı aşar. Din; yeme, içme, uyuma, insan ilişkileri, sosyal dayanışma, hukuk, siyaset, ticaret, adalet, eğitim gibi gerekli bütün diğer insani ihtiyaçları da düzenler. Gerçek yaşamda kurallarıyla kendini gösteren ve insanların mutlu bir hayat sürmesini hedefleyen ilahi bir terbiyenin adıdır din. Her ne kadar dinde mantık aranmaz diyenler varsa da bence bu doğru değildir. Nedenine gelince din akıl sahiplerine hitap etmektedir. Delilere sorumluluk yüklemez. Bununla ilgili birçok ayetler varsa, nasıl olup da biz dinde mantık aranmaz, inanın gitsin, diyebiliriz

Din soyuttan somuta indirgendiği zaman bir anlam kazanır yoksa işe yaramayan bir inançlar kümesi olarak kalır. Din baskıcı değil tavsiyecidir. Ayrıntıya girer, insanların düşünmediği konuları adil bir şekilde ele alır. Her eylemin hayata geçirilmeden önce toplum yararına mı değil mi analiz edilmesini ve ona göre hareket edilmesini ister. İnsanların yapacakları eylemlerin sonuçlarını önceden düşünerek toplum yararına eylemler gerçekleştirmelerinden yanadır. Din her eylemde adalet arar.

Allah’ın varlığına, birliğine inanmak, meleklerine inanmak, indirmiş olduğu Kitaplara inanmak, ahirete inanmak imanın olmazsa olmazlarındandır. İnsan ya tam Müslümandır ya da değildir. Çok Müslüman ya da az Müslüman gibi bir Müslümanlık tarifi yoktur. Allah insana muhtaç değildir ama insan Allah’ın rahmet ve merhametine muhtaçtır. Onun yardımı olmadan burnunun ucunu dahi göremez.

İnsan dinin buyruk ve tavsiyelerinin hikmetini düşünme zahmetine katlanmak istemez. Peşin hükümlüdür. Allah’ın emir ve tavsiyelerinde problem olduğunu zannederek Allah’ı ve indirdiği Kitapları eleştirir. Kendini mükemmel zannederek kibirlenir.

Dinsel etikte çelişkilere yer var mı? Şayet çelişkiler varsa neyin ürünüdür?

Allah’ı inkâr etmekle Allah yok olmaz, dini inkâr etmekle de dinin geçerliliğine zarar gelmez. Her şey bir felsefeye dayandırabilmektedir. Din de felsefi olarak ele alınabilir. Bundan din zarar görmez. Dini sorgulamadan anlam ve amacını anlamak mümkün değildir. Sorgularsak kalbura takılan bazı durumlarla karşılaşabiliriz. Kalbura takılan her ne varsa insan ürünüdür, dine yapıştırılmıştır. Bunları araştırmak ve dinden uzaklaştırmak gerekir. Allah’ın tavsiye etmediği, emretmediği her şey Allah’a iftira olur.

Dinsel etik, bir eylemsel güzellikler bütünüdür. Dünyada huzur içinde yaşanmasını hedefler. İlahi tavsiyelere uyup huzur içinde yaşamayı seçenleri hem dünyada hem de ahirette mükafatlandırır. Dinsel etiğin dünyadaki karşılığı huzur içinde yaşamak, ahiretteki karşılığı ise sonsuz, bitmek, tükenmek bilmeyen güzel bir ağırlanmadır.

Allah, adil olduğunu, adil kullarını sevdiğini söylerken karşımıza çıkan, ilahi olduğu iddia edilen, etik sorunlar gerçekten ilahi olabilir mi? Bu sorunların ilahi olduğunu iddia etmek Allah’a adil değil, demektir. Allah, adil olduğunu söylerken yalan söylüyor, demektir ya da bu kitabın sahibi Allah olamaz bu kitap adaletsizliklerle dolu, demektir. İnsanoğlu, sorgulanması gereken ve kaynağı ilahi olmayan birçok problemle karşı karşıyadır. Dini yorumlayanların yorumladıkları konuları neye göre yorumladıkları eleştiriye tabi tutulabilir. Allah’ın Kitaplarının, doğru yorumlanmaya ihtiyacı vardır. Yanlışın farkında olmak ve eleştirmek yeterli değildir.

Selam ve sevgiyle kalın.

“DİN KİŞİ İLE RABBİ ARASINDA KALAN BİR OLGU MUDUR?” için 2 yorum

Yorumlar kapalı.