DÖRT EVLENMEK, BİR ZARURET MİDİR?

Bugün dört evlenmekle ilgili yazılara şöyle bir göz atmak istedim. Dört evlenmek Allah’ın emri veya tavsiyesi gibi sunuluyordu. Bu tavsiye bazı mecburiyetlerden kaynaklanıyor, diyorlardı. Rivayetlerle Peygamberimizin ashabından ve Ehli Beytten bazı örnekler de veriyorlardı. İslam’ı övdüklerini zannederken yeriyorlardı. Okuduklarıma maalesef katılamadım. Neden katılamadığıma dair iki satır bir şeyler yazayım, istedim.

Daha önceki yazımda da bahsettiğim, Hz. Hasan’a doksan defa evlendi, dört kadını birden aldı, dört kadını birden boşadı diyen iftiracı müellif İbn Sad’ın rivayetleri arasında geçmekte olan şu rivayet de çok dikkat çekiciydi. “Giylan ismindeki sahabe Müslüman olduğu zaman on hanımla evliydi. İslamiyet’i kabul ettiğinde dörtten fazlasını boşadı.”

Ben de bu rivayetleri ciddiye alıp dört evlenmeyi savunmak için yazılarında kullanan İslami yazarlara soruyorum: Bu kadar yalan uyduran İbn Sad’tan aldığınız bu rivayet ne kadar doğru olabilir? “Peki, Giylan, bu kadınları neye göre hangi hakla boşadı? Boşadığı altı hanımının günahı neydi? Çocuklarını üvey anne eline bırakıp ağlaya ağlaya kapı dışarı edilmiş bu kadınların çaresizliği Allah’ı mutlu mu etti mi diyorsunuz? Bu adam, eşleri arasında haksızlık yapmış ve adaletsiz davranmış olmadı mı? Kur’an’ı Kerim’de adım başı adaletli olun diyen Rabbimiz, sırf kadınların sayısı dörde insin diye böyle adaletsiz bir boşamaya müsamaha göstermiş olabilir mi? Dört evlenmeyi hâkim kılmak için uydurulan rivayetlerden biri olmaktan öte bir gerçeklik taşımayan bu rivayetlere bu kadar rağbet etmek zorunda mısınız? Başka tutunacak bir dal bulamadınız mı?

Dört evlenmeyi sabitleştirmek ve dine yapıştırmak mı istiyorsunuz ama kafalarda bazı sorular var: Bir kadına yapılacak en büyük zulüm bu olduğu halde Allah, neden evlenme sayısını bire kadar indirmedi de dörde kadar indirdi? Allah, kullarına zulmeder mi? Allah, gerçekten dört evlenmeyi emretti mi? Ayetleri yorumlayanlar, hakka adalete sağdık kalarak mı yorumluyorlar? İslami aile yapısı bozulup dağıtılmaya mı çalışılıyor? Soru üstüne soru…

Dört evlenmek bir zaruret gibi gösterilmeye ve İslam’a yapıştırılmaya mı çalışılıyor?

Dört evlenmeyi İslam’a yakıştırmaya ve yapıştırmaya çalışırken verilen cevapları biraz irdeleyelim, bakalım. Allah neden dörde kadar evlenmeye izin verdi, diyorlar.

1. Tarihin her döneminde milletler arasında ortaya çıkan kanlı savaşların acımasız tesiriyle erkek nüfusu azalıp, kadın nüfusu birkaç misli artar. Böyle durumlarda bir erkeğin birkaç kadını koruması bir vazife olur.

Vazifeye de bak sen… Tecavüz edene yüz değnek vurulan, öldürene kısas uygulanan, hırsızın eli kesilen Müslüman bir toplulukta yaşayan bir kadın kimden ve neden korunacak? Kanunlar onu yeterince koruyorsa bir erkeğin korumasına kesinlikle ihtiyacı olmayacak. Maksat rızıksa kadına da erkeğe de rızkı veren Allah’tır. Kadın da çalışıp rızkını kazanır.

4: NİSA / 32. Allah’ın bazınıza bazınızdan fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkeklere kendi kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır. İsteklerinizi Allah’ın fazlından ve kereminden isteyin. Gerçekten Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Savaşlardan sonra erkek başına düşecek kadın sayısı dörtten fazla olursa durum ne olacak? Zaruretten dolayı yeni bir fetva verilmesi mi gerekecek? Hem sonra, savaşlarda yalnızca erkekler mi ölüyor? Peygamberimiz zamanında kadınlarda savaşlara katılıyordu. Savaş kadınlara farz kılınmamıştır ama kadınlar savaşa katılmaktan da men edilmemiştir çünkü evde bakıma muhtaç çocukları olan bir kadın çocuklarını ortada bırakarak savaşa katılamaz. Bundan dolayı savaşlara katılmak kadınlara farz kılınmamıştır. Peygamberimiz, çocuklarınıza silah kullanmayı öğretin diye buyururken kız çocuk, erkek çocuk ayırımı yapmamıştır. Her Müslüman’ın silah kullanmayı bilmesi gerekir. Silah kullanmayı bilmek saldırmak için değil savunmak için gereklidir. Allah, ayetlerinde: “Saldıran taraf siz olmayın.” demiyor mu?

Peygamberimiz zamanında kadınlar da savaşlara katılmışlar ve silah kullanmışlardır. Kadınların savaşlara katıldığı kesindir ama bazı rivayetlere göre kadınlar, tıbbi müdahale gibi geri hizmetlerde görev alıyordu. Kadınlar sadece geri hizmetlerde görev almış olsalardı, Peygamberimiz: “Çocuklarınıza silah kullanmayı öğretin.” demezdi.

2. Her erkek bir kadınla evlenecek olursa her dört kadından üçü aile hayatını, çocuk sevgisini, annelik şefkatini tadamayacak, diyorlar.

Kedi, köpeklerde doğurur ve çoğalır. Hayvanların yavruları en kısa zamanda rızıklarını doğadan elde eder. İnsanlar hayvanlardan farklıdır. İnsanların yavruları bunu yapamaz. Belli bir yaşa gelinceye kadar yardıma ihtiyaç duyar. Bir erkek kaç çocuğun ihtiyacını çalışarak karşılayabilir? Kendi nesli olmayan bu üvey yetim çocuklara ne kadar iyi ve adil davranır acaba? Aman, ben de çenemi boşuna yoruyorum. Zaten bu hesaba dullar katılmamış ki çünkü savaştan geriye kalanlar hep bakire genç kızlar olacak. Hepsi aile hayatını, çocuk sevgisini ve annelik şefkatini kuma üstüne kuma olarak tadacaklar. Ne mutlu bir tablo değil mi?

3. Her erkeğin bir kadınla evlenmesi durumunda erkek, diğer kadınlarla gayrimeşru münasebetler kuracak; kadın bu durumda yine aile hayatını, annelik şefkatini, çocuk sevgisini tadamayacak, diyorlar.

Allah hem kadına hem erkeğe: “Gözünüzü harama bakmaktan uzaklaştırın.” demiştir. Bu durumda inanan ve Allah’a itaat eden bir erkek niçin gayrimeşru bir hayat yaşasın? Allah: “Gözünüzü haramdan uzaklaştırın.” derken mümin bir kadının gözü niçin harama kaysın ve gayrimeşru ilişkiler kursun?

Allah, sizden şehvetlerinize tabi olmanızı mı istiyor yoksa tövbe etmenizi mi?

4: NİSA / 27. Allah, sizin tövbelerinizi kabul etmek ister. Şehvetlerine tabii olanlar, sizin de “olağan üstü bir meyille” şehvetlerinize meyletmenizi isterler.

Allah ayetinde: “Şehvetlerine tabii olanlar, sizin de “olağan üstü bir meyille” şehvetlerinize meyletmenizi isterler.” diyor. Hz. Hasan’ın çok evlenip, çok boşandığı rivayetlerine neden sıkı sıkıya sahip çıktıklarını, Allah bize izah ediyor. Dört evlilik, sadece erkeğin azgınlık ve şımarıklığına hizmet etmekte ve ona çeşni sunmaktadır. Dört evlilik kadını günahlardan korumaya yönelik bir uygulama olamaz çünkü bir kadının ihtiyacı dört günde bir değildir.

Ne acıdır ki mümin geçinen ve dört evlenmeyi Allah’ın verdiği bir izin olarak gören, birçok erkeğin gözü hep evinin dışında olmuştur: Gözünü haramdan çekmemiştir. Konusuna komşusuna, baldızına, yakın uzak bütün kadınlara şehvetle bakmıştır. Kendisi gibi mümin geçinen ve şehvetlerine tabi olan, diğer erkeklerin de çevresine aynı gözle baktığını bildiği için karısını, kızını eve hapsetme yoluna gitmiştir. Karısını, kızını eve hapsederek çözüm ürettiğini zannetmiştir. Çalışan bütün kadınlara namusunu yitirmiş gözüyle bakıp birer fahişeymiş gibi davranmıştır.

Hayatta herkes nefsani arzularına kem vurabilir. İnsan ancak gözünü haramdan çekerse bu mümkündür. Rabbimiz de bunu bize hatırlatıyor ve gözünüzü haramdan çekin, diyor. Yeryüzünde ömür boyu evlenmemiş ve zina etmemiş kadınlar da erkekler de mevcuttur. Maddi muhtaçlığı olmayan dul kadınlar da genellikle evlenmemektedir. Kadınları evlenmeye ve kuma olmaya mecbur bırakmanın yolu: Kadınların çalışmalarına engel olmak ve ekonomik sıkıntıyla baş başa bırakmaktır. Bu da ancak çalışma hayatına giren kadın ve kızları rahatsız etmek, aşağılamakla mümkündür.

Dört evlenmek Allah’ın emri değil şehvetinin peşine düşenlere olan sitemidir. Şehvetlerine tabi olanlar müminlerin de şehvetlerine tabi olmalarını istemektedir hem de olağanüstü bir şekilde. Bunu ben söylemiyorum, görüyorsunuz, Rabbimiz söylüyor. Bak: Nisa Suresi 27. ayet.

Dört evliliğe Allah izin veriyor demek hem Allah’a iftira hem de İslami aile yapısının temeline yerleştirilmiş bir atom bombası gibidir. Kavgalı gürültülü bir ailede yetişen çoluk çocuktan ne kadar hayır beklenebilir? Allah’ın adaletinden, şefkatinden, merhametinden insanları şüpheye düşürmeye kimin ne hakkı var?

Erkekler Allah’ın has kulu da kadınlar necidir? Kadınlar, erkeklerin stres atması için mi yaratılmışlardır? Allah, kadınlar arası adaleti sağlamaktan bizi muaf tuttu, diyorsunuz. Siz kimsiniz ki? Allah dilese sizin gibi trilyonlarca yaratır. Yaptığınız haksız yorumların hesabını Allah’ın huzuruna çıkınca nasıl vereceksiniz? Allah’a iftira atmanın bir bedeli yok mudur? Bu sorular cevap bekliyor. Bugün veremeyeceğiniz cevabı, Allah’ın huzuruna çıkınca nasıl vereceksiniz.

Rabbimiz! Bizleri özü ve sözü doğru insanlarla karşılaştır. Âmin!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s