İSLAM MİLLİYETÇİLİĞİ YASAKLIYOR MU?

İslami açıdan milliyetçiliğin tanımı:

Ayeti kerimede müminler kardeştir diyor. Evet, müminler kardeştir. Şöyle bir temsil verecek olursak: Bu kardeşler büyümüşlerdir, evlenmişlerdir. Her birinin bir yuvası olmuştur. Her biri yuvasını korumak ve savunmak zorundadır. Her birinin, giderlerini karşılamak için ayrı bir bütçesi vardır. Yuvaları ayrıdır ama kardeşler kardeş olduklarını asla unutmazlar.

Her mümin kavmin bir ülkesi vardır, sınırları vardır. Ülkelerini korumak, gerektiğinde savunmak zorundadırlar. Her ülkenin ayrı yöneticileri ve ayrı bütçeleri vardır ama birbirlerini severler, düşmanca davranmazlar. Birbirlerine karşı haksızlık etmezler. Gerektiğinde yardımlaşırlar.

Müminler, yalnız Allah’a itaat ve ibadet ederler. Allah’tan başkasının buyruğu altına girmezler. Müminler, Allah’a itaat etmeyen, sosyal adaleti ülkesinde sağlamayan hükümdarları başlarında tutmazlar.

Müminler, insanlarla iyi geçinirler. Muhatapları müşrik de olsa kimsenin hakkına tecavüz etmezler. Kendi haklarına da tecavüz edilmesine izin vermezler. Rabbimiz diyor ki: “Haksız yere hiç kimseye saldırmayın. Hakkınıza tecavüz eden olursa kendinizi savunun fakat orantısız güç kullanmayın.”

Bir Mümin diğer bir Müminin ülkesine, malına mülküne, karısına kızına göz dikmez. İhtiyacı olan ülke diğer ülkelerin birinden toprak satın alabilir. (Örneğin: Amerika Rusya’dan satın almıştı.) Allah barış içinde bir dünya istiyor. Kim demiş İslam = terörizmdir, diye. Müşrikler müminlere savaş açmadıkça müminler, müşriklere savaş açmaz çünkü İlahi terbiye bunu gerektiriyor.

Mümin, mümin kanı dökmez. İki mümin ülkenin arası açılsa aralarının düzelmesine diğer mümin ülkeler yardım ederler. Allah, insanları kavim kavim yaratmıştır. Bir ülkenin diğer bir ülkeyi boyunduruğu altına almaya hakkı yoktur. İslam, İlahi dinleri tevhid çatısı altında birleştirir. İslam; vatanda sulh, cihanda sulh ister. İslam, Emperyalizme izin vermez.  

49: HUCURAT / 10. “Müminler ancak kardeştirler.” Öyleyse iki kardeşinizin arasını düzeltin ve Allah’tan sakının ki size merhamet etsin!

Rabbimiz bir ayetinde insanların birbirlerini tanımaları için kavim kavim yarattığını söyler. Allah, insanı yeryüzünde fitne çıkarsın kavga etsin diye yaratmamıştır. Yeryüzünde fitneye sebep olanlar cennete giremeyecektir çünkü cennete girmelerine izin verilse orada da fitne çıkarmaya devam edeceklerdir. Allah, onları cehenneme hapsedecek ve iyi insanlar sonsuza kadar cennetlerde huzur içinde yaşayacaklardır.

Her kavmin bir adı vardır, adıyla anılır. Birisiyle tanışırken ona, hangi milletten olduğunu, hangi ülkede oturduğunu sorarız. Bu onun dünyadaki yerini belirlememizi ve onu tanımamızı kolaylaştırır.

49: HUCURAT / 13. Ey insanlar! Şüphesiz biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirinizi tanımanız için, sizi milletler ve kabileler yaptık. Allah katında sizin en üstün olanınız, en takvalı olanınızdır. Muhakkak ki Allah alimdir, her şeyden haberdardır.

29: ANKEBUT / 47. (Resulüm!) Sana bu kitabı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler. Şu çevrendekilerden de ona iman edecek nice kimseler vardır. Ayetlerimize ancak kâfirler savaş açar.

13: RA’D / 36. Kendilerine kitap verdiklerimiz (Nasrani’ler ve Yahudi’ler) sana indirilenle mutlu oluyorlar fakat hizipleşenlerden ayetlerimizin bir kısmını inkâr edenler de var. De ki: “Ancak ve ancak Allah’a kulluk etmem ve O’na şirk koşmamam emredildi, ben de sizi davet ediyorum çünkü dönüşümüz O’nadır.”

29: ANKEBUT / 46. Zulmedenleri hariç, Kitap Ehli ile uygunsuz bir şekilde tartışmayın. Deyin ki: “Biz, bize ve size indirilene inandık. Sizin İlahınızla bizim İlahımız aynı İlahtır. Biz de Müminleriz.”

4: NİSA / 136. Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitap’a ve daha önce indirdiği Kitaplara iman edin. Kim, Allah’ı, meleklerini, Kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse delalet ve sapıklık içerisindedir.

2: BAKARA / 114. Allah’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışan kimseden daha zalim kim olabilir? O kimseler için dünyada bir rezillik ve ahirette de büyük bir azap vardır. Onlar, oralara korkarak girerler.

22: HAC / 40. Onlar, “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden başka bir sebep olmaksızın haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah insanların bir kısmını bir kısmı ile def etmeseydi, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah’ın adı çok anılan mescitler elbette yıkılır giderdi. Şüphesiz Allah kendi dinine yardım edene yardım edecektir. Şüphesiz Allah, çok güçlüdür ve çok izzetlidir.

2: BAKARA / 115. Doğu da Allah’ındır batı da. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü oradadır. Şüphesiz Allah’ın rahmeti geniştir. O her şeyi bilendir.

3. ALİ İMRAN / 148. “Her ümmetin bir kıblesi vardır. O ona yönelir. Haydi hep birlikte hayırlara koşun, birbirinizle yarışın.” Her nerede olsanız Allah sizi toplar, bir araya getirir. Şüphesiz ki, Allah her şeye gücü yetendir.

Mümin kime denir?

Tevrat, İncil ve Kuran’a yani Allah’ın tüm Kitaplarına halis bir kalple inanan ve içlerindeki hükümleri bizzat yerine getirenlere “mümin” denir. Müminler terimi, de bütün İlahi Kitaplara ve peygamberlere inanan ümmetleri kapsar. Allah, her ümmete tabi olacağı hükümleri ve yönünü döneceği kıblesini göstermiştir. Her ümmet tabi olması gereken hükümleri yerine getirmek zorundadır. “Peygamberlerden veya Kitaplardan birini inkâr eden kâfir olur.” Allah’ın Kitaplarına ve peygamberlerine inananlara kâfir diyen kimse de kendisi kâfir olur. İnsan, mümin olup olmadığını bilmediği kimselerin gıyabında tutup da onlar kafir dememelidir.

Allah, tutarsızdır, gönderdiği Kitapların hükmünü kaldırmıştır diye düşünenler yanılgı içindedir: Allah, indirdiği hiçbir Kitap’ın hükmünü kaldırmamış, bilakis kendinden sonra gelen Kitap ve peygamberlerle onları desteklemiştir. İnanmayan kimseler ve ulemadan münafıklık yapanlar, Allah’ın dinini yok etmek için mücadele vermişler ve vermektelerdir. Hakkı batılla yok etmeye çalışmışlar ve çalışmaktalardır. Yorumlarıyla Allah’ın emirlerine gizlemişler ve gizlemektedirler. Münafıklar, yeryüzünü fesada bulamışlar insanları acı ve yokluklar içinde kıvranır duruma düşürmüşlerdir. Müminler uyanık olmalıdır. Gerçek dost Rabbimizdir, ona kulak vermelidir. Allah insana zulmetmez, insan Rabbine kafa tutarak kendi kendine zulmeder.

7: ARAF / 169. Müminlerin ardından gelen ve Kitap’a varis olan aşağılık kimseler, onların yerlerini alıyor ve “Biz bağışlanacağız.” diyorlar. Kendilerine onun bir benzeri daha gelse, onu da bozmak için ele alırlar. Kitap’ın içindekiler okunmamış mıydı? Allah hakkında, haktan başkasını söylemeyeceklerine dair kendilerinden söz alınmamış mıydı? Takva sahibi olanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyorlar mı?

2: BAKARA / 159. İnsanlar için indirdiğimiz apaçık delilleri ve doğru yolun kendisi olan ayetleri, biz kitapta açıkladıktan sonra gizleyenlere, Allah mutlaka lanet eder. Lanet edebilecek olanlar da lanet ederler.

2: BAKARA / 160. Ancak tövbe edip halini düzelterek gerçeği söyleyenler başka: İşte Ben, onları bağışlarım. Çok merhamet eder ve tövbelerini kabul ederim.

Keşke Ehli Kitabın müminleri Rabbimizin arzu ettiği gibi Allah’ın Kitaplarına sahip çıkan ve birbirlerini seven, sayan, kardeşçe geçinen müminler olmakta azim gösterebilselerdi. Keşke kıvırtarak yorum yapan münafıkları fark etseler de peşleri sıra gitmeselerdi. İşte o zaman Rabbimiz dünyayı bizler için bir cennet yapardı. Mutlu ve stressiz yaşardık.

5: MAİDE / 65. Eğer kitap verilenler, iman edip Allah’tan korksalardı, şüphesiz onların kötülüklerini örter ve onları nimeti bol cennetlere koyardık.

5: MAİDE / 68. De ki: “Ey kitap verilenler, siz Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kuran’ı) uygulamadıkça siz hiçbir şey değilsiniz.” Ant olsun ki, Rabbinden sana indirilen bu Kur’an, onlardan birçoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Kâfirler iman etmedi diye üzülme!

Allah’ın nezdinde tek din İslam’dır. Bir insan Kitaplardan ve peygamberlerden birine hakaret eder, onlardan birini inkâr eder, insanların hükümlerini Allah’ın hükümlerine ve kendisi gibi insanları da Rabbine tercih ederse o kimse kâfirdir. Kafir, inanmayan yalanlayan kişi demektir.

Dinde zorlama yoktur. Bir mümin, inanmayanı inanmaya zorlamaz. Kâfir de bir mümini inkâr etmeye zorlamamalıdır. Şayet kafirler, müminleri küfre zorlayacak olurlarsa müminler, onlarla fitneyi yok edinceye kadar yani geriye Allah’a itaat eden insanlar kalıncaya kadar savaşmak zorundadır. Bu nefsi müdafaadır. Huzur içinde yaşamak bütün insanlığın hakkıdır. Fitne çıkarmanın bir bedeli vardır. Fitne çıkaranın yok edilmesi vicdan ve imana aykırı değildir. Bilakis Allah’ın emridir. Fitneden uzak, barış içinde bir ömür dileğiyle hoşça kalın. Allah’a emanet olun.

“İSLAM MİLLİYETÇİLİĞİ YASAKLIYOR MU?” için 2 yorum

Yorumlar kapalı.