MÜNAFIKLAR NİÇİN TEHLİKELİ?

Rabbimiz güzel ahlaklı olmayı emrediyor fakat tarih boyunca Allah’ın bu emrini delmeye, insanları tekrar cahiliye devrine götürmeye yeltenen kimseler olmuştur. Bunlar normal bir vatandaş olarak gözükseler, insanları etkileyemeyeceklerini bildikleri için din adamı kisvesine bürünmüşlerdir. Peygamberimizin sağlığında, Rabbimizin, Peygamberimizi münafıklar hakkında sıkça uyardığını görürüz.

2: BAKARA / 8, 9, 10.  İnsanlardan öyleleri de vardır ki, inanmadıkları halde: “Allah’a ve ahiret gününe inandık.” derler. Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki sırf kendilerini aldatırlar da bunun bilincinde değillerdir. Kalplerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemelerinden dolayı onlar için elem verici bir azap vardır.

Münafıklar, toplantılar düzenliyorlardı: “Kur’an okunurken gürültü edin de ne söylendiği anlaşılmasın. Sabah inanın, akşama inkâr edin ki insanlar bundan etkilensin de inanmasın.” diye aralarında anlaşıyorlardı. Allah’ın indirdiği nurlu tavsiyeleri, insanların duymasından hoşlanmıyorlardı çünkü Allah, adalet ve iyiliği emrediyordu. Temiz yiyin, temiz giyinin, fakire, yetime, eşinize, ana ve babanıza iyi davranın, adaletli olun, haram yemeyin, yer yüzünde fesat çıkarmayın, diyordu. Münafıkların İslam’ı yok etmeye yönelik birçok çabaları olmuştur. Bu çabalar, büyük bir hızla devam ederek bizlere kadar ulaşmıştır. Bütün dinler, bu süreci yaşamaya devam etmişler ve etmektedir. İnsanlar dinlerine sahip çıkmamışlardır. Zulme boyun eğmişlerdir.

Münafık insanlar, dinleri bozmakla yetindiler mi? Hayır! Allah adı tamamen yeryüzünden kalksın istemektedirler. Delalete düşürmüş oldukları kimselere dahi tahammülleri yoktur. İslam’ı ahlaksız ve tutarsız göstermek için dinlerin men ettikleri kötü adetleri, Allah’ın emri gibi göstermişlerdir. Münafıklar müşriklerle kol koladır. Onlara yardakçılık eder dururlar. Allah bizi uyarıyor:

4: NİSA / 140. Kafirlerin ve münafıkların, Allah’ın ayetleriyle alay ettiklerini işittiğiniz zaman onlar bundan vazgeçinceye kadar onlarla beraber oturmayın. Oturduğunuz takdirde kesinlikle siz de onlar gibisiniz! Allah: “Münafıkların ve kâfirlerin tamamını cehennemde bir araya getireceğim.” diye Kitap’ta hüküm indirdi.

4: NİSA / 139.  Onlar, müminleri bırakıp da kâfirleri dost ediniyorlar. İzzeti onların yanında mı arıyorlar? Halbuki izzet tamamen Allah’a aittir.

Münafıklar, emellerine ulaşabilmek için İslami değerleri katlettiler.

İslam’ın ilk eğitmenleri kadınlardan oluşmuştur. Allah, kadınların haklarını korumuş olmasaydı, kadın erkek eşitliğini sağlamış olmasaydı, kadınlar İslam’a hizmet için koşuşturmazlardı değil mi? İşte bundan dolayı Münafıklar mümin kadınları hedef almışlardır ve birbiriyle çelişkili kadınlar aleyhine birçok hadis uydurmuşlardır. Allah’ın ayetleri, rivayetler aracılığıyla müminlerden gizlenmiş ve işlevsiz hale getirilmiştir. Münafıklar, Allah’a ve İslam’a iftira atmışlardır. Cahil müminler de onların söylediklerini sahiplenmişlerdir.

Bir çocuğun ilk öğretmeni annesidir. Mümin bir anne çocuğunu terbiye ederken ona dinini öğretir. Bunu engellemenin yolları vardır: Kadınların hakları istismar edilir ve kadınlar, Allah’ın adaletinden şüpheye düşürülür. Dinden uzaklaşmaya başlar. Dinle ilgilenmez. Öyle bir gün gelir ki evladı ona sorular sormaya başlar fakat o, evladının sorularına cevap veremez hale getirilmiştir. Allah’ın adaletini savunamaz çünkü Allah’ın adaletinden ve merhametinden habersizdir. Allah’ın kulları arasında ayırım yapmadığından habersizdir. Allah dört evlenmeye gerçekten izin verdi mi, vermedi mi, hiç sorgulamamıştır. Cariyelik sisteminin Allah’a atılmış bir iftira olduğunun farkına varmamıştır. Kadın gerçekten mal konusunda adaletsizliğe maruz kalıyor mu, kalmıyor mu, hiç araştırmamıştır. Rabbim öyle istiyorsa öyledir demiş ve Rabbinden olmayana Rabbinin emriymiş gibi boyun eğmiştir. Rabbine iftira atanların iftiralarını kabullenerek hem bu dünyasını hem ahiretini mahvetmiştir ama bilincinde değildir.

Kadınlar sindirilir, cahil bırakılır. Kendisinin erkekten aşağı olarak yaratıldığına inandırılır. Kadın aklıyla Allah’ın varlığını inkâr edemiyor ve inanıyorsa: “Allah’ım senden gelene razıyım, bir bildiğin vardır.” der, her haksızlığı kabullenir ve susar. Rabbinin onu ne kadar çok sevdiğini koruduğunu asla bilemez.

Allah, Peygamberimize diyor ki: “Sen nereden bileceksin o münafıkları, onların alınlarında yazmıyor fakat ağızlarından çıkanlardan onların münafık olduklarını anlayabilirsin.” Münafık kimselerin ağzından fitneden ve Allah’a iftiradan başka bir şey çıkmaz. Münafıklıkta ileri giden kimseler, Peygamberimiz zamanında değil namaz kılmak cami bile yaptırmıştı. O zaman Rabbimiz, Peygamberimize onların camisine gitmemesini ve onlar ölünce cenaze namazlarını kılmamasını, emretti.

2: BAKARA / 11, 12. Hem onlara: “Yeryüzünde fesat çıkarmayın.” denildiğinde: “Biz ancak ıslah edicileriz.” derler. Dikkat etsenize, ortalığı bozanlar kendileridir fakat ne yaptıklarını bilmezler.

Münafık bir müşrikten daha tehlikelidir. Münafıklar ne müşriktir ne de Müslüman. İnsanları birbirine düşürür. Kendi çıkarı neredeyse oradadır. Kim galip gelirse onun yanında yer alır.  Fitne çıkarmak için müşrikleri mümin olmaya ya da müminleri müşrik olmaya zorlarlar. Sonra da kendileri aradan çekiliverirler. Kim galip gelirse onun yanında gözükürler. Din zorlama işi değil akıl ve gönül işidir. Allah dileseydi insanları irade sahibi yapmaz, hepsini mümin yapardı.

4: NİSA / 141. Onlar sizi gözetleyip dururlar. Eğer Allah, size bir zafer nasip ederse: “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet kâfirler zaferi kazanırsa: “Sizin üstünlük sağlamanız için biz, sizi müminlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyamet gününde aranızda hükmünü verecektir. Allah, kâfirlerin müminlere karşı bir zafer kazanmasına yol vermeyecektir.

4: NİSA / 145. Şüphesiz ki münafıklar, ateşin en yoğun yerindedirler. Onlara yardım edecek kimse de bulunmaz.

Rabbimiz, ahlaksızlıktan ve adaletsizlikten asla hoşlanmaz. Her ibadeti çok olanın cennetlik olup olmayacağını bizler asla bilemeyiz. Belki ibadetlerini göstermelik yapıyor. Belki abdestsiz namaz kılıyor, bunu ancak Allah bilir.

Ey akıl ve mantık sahibi kardeşlerim, kimin takvalı adam ve kimin değil olduğuna biz mi karar vereceğiz yoksa Allah mı? İslam’ın güzelliklerini bilmezsek kimlerin münafık olduğunu ve münafıkların İslam’a nasıl zarar verdiğini bilemeyiz.

Sevgili kardeşlerim, mantıklı mantıksız her bize ulaşanı galeye almak zorunda değiliz. Böyle bir şey yok. Müslüman dikkatli olmalı. İslam güzel ahlaktır, adalettir. Biz, güzel ahlakı ve adaleti bize ulaştıran rivayetler varsa onları dikkate almalıyız, İslam’a leke bulaştıran rivayetleri değil.

Allah’ın nurlu Kitap’ı bize rehberlik yapmaya hazırken biz kendimize başka rehberler mi arayacağız? Kim takva sahibi kim değil ancak Allah bilir. İnsanların sakalına, sarığına, cübbesine bakarak hareket etmeyelim. Bir çelişki varsa bir adaletsizlik varsa ancak bu, bir insan ürünüdür. İnsanlar ya gerçeği anlamamışlardır ya da gerçekleri saklamaktadır. Kesinlikle Rabbimiz adildir. Bizim de adil olmamızı ister: “Hayırlı işlerde yarışın.” der. O, bizi çok seviyor. Bize değer veriyor. Bize doğru yolu göstermek için Peygamberler gönderiyor. O’na teşekkür edelim. Nankörlük eden kendi aleyhine nankörlük eder, bunu unutmayalım. Rabbimiz, bizi doğru olanların yoluna ilet! Zalimlerin, sapıtmışların yoluna değil, Âmin!

Selam ve sevgiyle kalın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s