KADINLARIN ÇALIŞMASI GÜNAH MIDIR?

Kendi ayaklarının üzerinde duramayan bir kadın kolayca kötü yola düşürülür.

Din adamı geçinenlerden bazıları sahte hadislerle her işi kitabına uyduruyorlar. Akılları sıra, Allah’ı ve kadınları aldatıyorlar. Kadının çalışması günah diyorlar ve dolayısıyla dindar bir kadının dışarıda çalışıp maddi imkanlara sahip olmasına izin vermiyorlar. Farz olduğu halde evlenirken mehir de verilmiyor.

Toplumda zina iyice yaygınlaştı. Zina etmiş birisiyle evliliği sürdürmeyi Allah haram kılmıştır. Müslüman bir kadın zina etmiş olan kocasından boşanamıyor çünkü maddi imkânı yok. Ailesi de boşanmasına izin vermiyor ve boşanırsa sahip çıkmıyor çünkü onu bir yük olarak görüyor. Toplumdaki diğer kadınlar, kocalarını kaptıracakları korkusuyla, dul kadınları dışlıyorlar. Dul kadınlara evlerini kiraya vermek istemiyorlar. Din adına konuşanlar kadınların çalışmasının günah olduğunu ileri sürerken ömür boyu karı kocanın zina durumunda yaşamasını görmezden geliyorlar. Aşağıdaki sebepleri ileri sürerek kadınların kendi ayakları üzerinde durmalarına izin vermiyorlar.

(Allah kadınlara evlerinizde oturun, dedi. Evde oturacağı için kadınların okumasına da gerek yok hem zaten kadın erkek karışık okuyor, bu günah. Kadınların çalışması fuhşun artmasına neden oluyor. Çalışan kadınlar kariyer yapıyor, fazla çocuk yapmıyor. Çalışan kadınlar evlenmiyor, vs.)

Allah kadınlara evlerinizde oturun mu diyor yoksa vakarlı (ağırbaşlı) olun mu diyor? En kutsal yer olan Kabe’de kadın ve erkek yan yana yürüyor yan yana taş atıyor. Namaz kılan erkeklerin önünden kadınlar geçiyor fakat Kabe’deki erkeğin namazı bozulmuyor ama camilerde araya perde çekiliyor. Kadın erkek aynı kapıdan camiye giremiyor. Cenaze bayram namazı kılamıyor. Ne hikmetse bazı müellifler: “Karısının elini, yüzünü başka erkeklere gösteren kocalar deyyus olur, cennete giremez.” diyor. Bu zihniyete göre ve bu fetvaya göre hacca gidenler deyyus olmaya gidiyor.

Hacca gitmeyi Allah hem kadına hem erkeğe farz kılmıştır ama kimileri de var ki kadınlarının hacca gitmesine engel oluyor. Neymiş efendim, hac kalabalık oluyormuş da yabancı erkekler kadınlarına sürtünüyormuş. Kendilerinin yabancı kadınlara sürtündüklerini nedense hiç hesaba katmıyorlar. Kadınlar, hacca gitmesin istiyorlar. Sanki Allah, bir gün gelip de hacca gidenlerin bu kadar kalabalık olacağını hesaplayamamış, kadınlara haccı farz kılmış. Kafalarına göre kadınları hacca gitmekten men ediyorlar.

Kadınları neden okutmuyorlar, neden çalıştırmıyorlar? Kadınları eve hapsetmek ve sosyal yaşamdan el çektirmek istemeleri Allah’ın emri değil. Allah, zina etmiş bir kadının geneleve değil eve kapatılmasını emretmiştir fakat bunlar namuslu kadınların eve kapatılmasını ön görüyorlar.

Kadınlar önce baba sonra koca eline bakıyor. Hiçbir zaman rüştünü ispat edemiyor. Adı hep acınası yetim oluyor ama hiç de acımıyorlar. Gelen vuruyor giden vuruyor. Bunun adı da İslam’ı yaşamak ve yaşatmak oluyor. Kadınları çaresiz bırakarak evlenmeye ve mehirsiz evlenmeye mecbur bırakıyorlar. Kız babaları: “Mehir isteyip de başımda mı kalacaksın!” diye kızlarını azarlıyorlar. Koca adayları: “Mehir istersen kendini küçük düşürürsün.” diye evlenecek kadınları, kızları psikolojik baskı altına almaya çalışıyorlar. Mehir vermek hem kız babalarının menfaatine hem de damat adaylarının menfaatine ters düşüyor. Her iki taraf da  eşlerinin üzerine kuma getirmeyi ve eşlerini köle gibi hiç karşılıksız kullanmayı ve canları istediğinde sokağa atmayı düşlüyorlar. “Şimdi ağzımdan kötü söz çıkacak!” diye tehdit ediyorlar.

Kadının çalışmasının günah olduğunu ileri sürmenin asıl nedenlerinden biri de: İslam’da kocanın, kadının kazancına göz dikmesinin yasaklanmış olmasıdır. Bu durum erkeklerin işine gelmemektedir. Erkekler mal paylaşımında bir erkeğe iki dişi hissesi düşmesinin üzerine balıklama atlamaktadırlar fakat İslam’da kadın haklarına gelince yan çizmektedirler.

Allah’ın emirleriyle alay ediliyor: Nikah yapılırken kadınlara elli, yüz TL mehir veriliyor. Onun da senedi sepeti yok. Halbuki evlenirken sözleşme yapılmasını Allah farz kılmış. Bu farz kadınlardan gizleniyor. Aslında dinimize göre bir kadın, evlenirken yapılacak sözleşmeye kocasının üstüne kuma getirmeyeceğine ve kendisine zulüm etmeyeceğine dair bazı şartlar koyarak evliliğini garanti altına alabiliyor. Bunları kadınların bilmesi erkeklerin işine gelmiyor.

“Kadınlarınızı beşiğe bağlamayınız.” hadisi şerifinin, kız çocuklarınızı beşikteyken nikahlamayınız, anlamında olduğunu ileri sürüyorlar ve arkasından diyorlar ki: “Altı veya dokuz yaşındaki kız çocuklarını nikahlamak caizdir.” Pes doğrusu…

“Kadınlarınızı beşiğe bağlamayınız.” hadisi şerifinden kadınlarınızı toplum dışına itmeyiniz, sosyal yaşamdan soyutlamayınız, çalışmasını engellemeyiniz; camiye gitmesini, hacca gitmesini engellemeyiniz gibi anlamlar çıkarılması daha mantığa uygunken nasıl şehevi ve nasıl insanlık dışı yorumlar yapılmış olduğunu görüyorsunuz. Halbuki Rabbimiz, kadının çalışmasında bir sakınca görmüyor ve kadınların kendi ayakları üzerinde durmasını istiyor. Dinimizdeki mehir ve evlilik sözleşmesiyle bu hedefleniyor. Bunu gizleyip engelleyenler, Kur’an’ın sosyal adalet ve ahlak ilkelerine uymuyorlar.

4: NİSA / 32. Allah’ın bazınıza bazınızdan fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkeklere kendi kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır. İsteklerinizi Allah’ın fazlından ve kereminden isteyin. Gerçekten Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Birçok anlamı bulunan “darabe” kelimesi salmak-bırakmak yerine dövmek anlamıyla tercüme edilerek 75-80 yaşındaki kadınlar bile sudan sebeplerle kocasından dayak yiyor. Zina etmenin nikahı zedelemeyeceğine dair yalan-yanlış fetvalar veriliyor ve kadınlar bir nevi tecavüze uğruyorlar. Zina etmiş kocalarıyla, bozulmuş bir nikahla (nikahsız) evliliklerini sürdürmek zorunda kalıyorlar çünkü evlilik sigortasına (mehire) sahip değiller. Ne yazık ki cahil bırakılmış, dinlerinden haberi olmayan, zavallı aileler de kızlarına: “Otur oturduğun yerde!” diyebiliyorlar. Evlatlarının nikahsız, zina durumunda yaşadığının farkında bile değiller. Bir de bazıları diyorlar ki: “Müslümanlığı en güzel biz yaşıyoruz.” Müslümanlığın en güzel yaşanması böyle ise en çirkin yaşanması nasıldır acaba?

Yurt dışına seyahate çıkan ve dindar geçinen erkekler, ecnebi kadınlarla birlikte oluyorlar. Cinsel virüslerle enfekte olmuş olarak geri dönüyorlar. Eşlerine, çocuklarına ve yakınlarına cinsel hastalıklar bulaştırıyorlar ama günah işlememiş oluyorlar çünkü fetva hazır: Neymiş efendim, kâfirlerin kadınları cariye sayılırmış, onlarla yatmak zina sayılmazmış. Günahlarıyla da kalmıyorlar. Görüyorsunuz, Allah’a iftira üstüne iftira atıyorlar.

İslam’da cariyeyle nikahsız ilişki zinadır, diyen bir din adamı gördünüz mü siz hiç? Ben görmedim. Nerede kaldı Müslümanlık? Bu din simsarları hiç mi Allah’ın Kitap’ını açıp okumuyorlar? Okuyorlar, okuyorlar da dillerini eğip bükerek yorumluyorlar. Kur’an Müslümanlığı diyenlerini de gördük: Al birini, vur diğerine. Vallahi de billahi sayelerinde şeytanlar sevinçlerinden düğün, bayram ediyorlar.

Savaşlarda kadınlara yapılanlar helal görülerek kadınlara tecavüz ediliyor. İnsanlar Allah’ın Kitaplarını açıp okuyup da anlamaya çalışmıyorlar. İnsanlar, din adamı geçinenlerden bazılarının her dediğini düşünmeden kabullenerek, onları “Rab” ediniyorlar da farkına varmıyorlar. Allah’ın hükümleri önemsizleştirilirken rotayı şaşırmış din adamlarının yalan yanlış ve çelişkilerle dolu fetvaları müminler tarafından rehber ediniliyor. İnsanlar; kalitesiz, acılarla dolu bir yaşam sürerek kendi kendilerine zulmediyorlar. Takva sahibi din adamları yok mudur, niçin ortaya çıkıp bu gidişata bir dur demiyorlar? Niçin bu acılara artık bir son vermiyorlar?  Üç dinin din adamları da bütün bunların hesabını verecek. Sizleri bilmem ama ben Allah’ın izniyle hepsinden huzuru İlahide davacı olacağım.

Biz kadınlar sizin anneniz, bacınız, sevgiliniz, halanız, teyzeniz… Bizim hak ve hukukumuzun çiğnenmesine hiç aldırış etmiyorsunuz. Dünyayı bize zehir ediyorsunuz. Her şeye rağmen biz sizi çok seviyoruz. Allah, sizlere biz kadınlardan daha çok nimet vermedi mi? Bunun karşılığında bizi koruyup kollamanızı tavsiye etmedi mi? Bencilliğinizi ve Allah’a olan iftiralarınızı daha ne kadar sürdürmeyi düşünüyorsunuz? Dünya hayatı bir oyundan bir eğlenceden ibarettir. Tercih sizin. Şayet vazgeçerseniz sizi affetmeye hazırız çünkü Allah affedenleri de affedilenleri de sever. Şunu iyi biliyoruz ki Allah, kimseye zulmetmez hele kadınlara zulmedilmesine asla izin vermez. Sustuk diye koyun zannetmeyin. Konuşacağımız bir gün elbet gelecek. Bizi üzenler Rabbe hesap verecek…

Rabbimiz şeytanları ve onları dost edinenleri biz mümin kullarından uzak tut. Senin gücün her şeye yeter. Bizleri takva sahibi kıl. İki dünya saadeti ver. Biliriz ki Sen kulların arasında hiçbir ayırım yapmazsın. Herkes kazandığının karşılığını bulacaktır. Biliriz ki Sen adilsin ve adil kullarını seversin. Bizi adil kullarından eyle ya Rab, âmin!

Selam ve sevgiyle kalın. Takipte kalın.

“KADINLARIN ÇALIŞMASI GÜNAH MIDIR?” için 2 yorum

  1. Vesile Yanık Hanım;
    Kaleminize sağlık,
    Türk örf ve töresinde kadın erkek yaşamış olup, Türk erkeği kadını ile eşit sayılmış hakanın eşi hakanla beraber tahta oturmuştur. Birçok Türk devletini kadınlar yönetmiştir. Kadınlar savaşta ve barışta erkeği birlikte çalışmıştır. Müslümanlığı kabul edilmesine rağmen çok eşlilik yaygınlaşmamıştır.
    Maalesef Arap örf ve adaletini din olarak dayatanlar Allah’ın emirlerini ters yüz ederek kadını ikinci sınıf insan duruma düşürmeye çalışmışlardır.
    Peygamberimizle aynı mescidi paylaşan hatta regl durumunu soran kadını camilere yanaştırmadılar. Cuma namazı kadın erkek herkes farz olmasına rağmen ilmihallere Cuma namazı erkeklere farz yazarak Allah’a iftira ettiler.
    Cenneti bile erkek egemen bir anlatıma dönüştürdüler. Uyduruk rivayetlerle kadını aşağıladılar. Kuran’ın hiçbir ayetinde yazmamasına rağmen bir İsrail kültürünü İslam’a monte edip kadının erkeğin kaburgasından yaratıldığını söylediler.
    Yusuf suresini hiçe sayarak namusun sadece kadın tarafından korunacağı fikrini yaydılar. Amaç kadını eve hapsedip erkek egemen bir topluluk kurmaktır.
    Ne yazık ki tarihsel geçmişinde Kuran’ı en iyi anlayıp uygulan Türkleri Araplaştırma gayesi kadın haklarının korunup kollanmasının önündeki en büyük engeldir.
    Unutmayalım yarın Allah huzurunda aynı kitaptan hesap vereceğiz. Bunun için ne kadar çok kadın Kuran’ı okuyup, anlayıp hayatlarına uygularsa o kadar kadın hak ve hürriyet korunacaktır. Selam ve dua ile…
    Nihat Okçay

    Liked by 1 kişi

    1. Çok teşekkür ederim Nihat Bey. Ne yazık ki mevcut meallerle Kur’an”ı Kerim’in içeriğini anlamak mümkün değildir. Kur’an”ı Kerim’in anlaşılamadığını ileri sürerek rivayetlere dayalı mealleri piyasaya sürdüler. Düzgün bir Arapça gramere sahip olan Kur’an”ı Kerim’i anlayamadıklarını ileri sürdüler ama ne hikmetse avam diliyle gelen Arapça rivayetleri çok iyi anlayabildiler ve meallerde kullandılar. İşlerine gelmeyen her ayeti rivayetlerle şekillendirdiler. İşte problem de tam burada başladı. Öyle bir duruma geldik ki Türklüğümüz de Müslümanlığımız da slogan Türklüğünden ve slogan Müslümanlığından ileriye gidemiyor. Selamlar.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s