KUR’AN’DA EŞİNİ DÖVMEK VAR MI?

EVLİLİKLERDEKİ AŞIRI GEÇİMSİZLİĞİ KUR’AN NASIL ÇÖZÜYOR?

Darabe: “Dövmek, vurmak, misal vermek, gezmek, salmak, bırakmak” anlamlarında kullanılmaktadır.  Kur’an’ı Kerim’de dövmek anlamında 13 yerde diğer anlamlarda 44 yerde kullanılmıştır.  Kadınları dövün ya da biraz dövün gibi meallere tanık olmaktayız. Nisa Suresi 34. ayettegeçen “darabe” sözcüğü, dayak konusunda bir malzeme olarak görülüp kullanılmaktadır fakat daha sonra gelmiş olduğu düşünülen Nur Suresi 31. ayette geçen “darabe” sözcüğü başörtüleri yakaların üzerine “bırakma” anlamında kullanılmıştır. Zuhruf Suresi 5. ayette geçen darabe sözcüğü de “bırakmak” anlamında kullanılmıştır. Demek ki bu kelime cümlenin gelişine ve yerine göre farklı anlamlara gelebiliyor. Öyleyse sormak hakkı doğar: Bırakmak anlamına da gelebilen darabe sözcüğüne niçin dövmek anlamı veriliyor da bırakmak anlamı verilmiyor?..

Nisa Suresinin 34. ayetinde geçimsiz, evliliğe zarar vermesi muhtemel bir eşten söz edilmektedir. Nasihatin ve hatta küsüp yatağını bile ayırmanın işe yaramadığı bir durum ortadayken böyle bir insanın dövülerek yola getirilebileceğini düşünmek akla ve mantığa aykırı olur. Bir insanı dövmek, tam aksine olumsuz etki yapar. Karı koca arasında nefret ve kin tohumlarının yeşermesine sebep olur. Halbuki burada, tamir edilmesi gereken bir geçimsizlik söz konusudur. Karı, koca arasında sevgi ve muhabbete ihtiyaç vardır. Allah: “Sizi çiftler olarak yarattım, aranıza sevgi ve muhabbet koydum” demektedir. Sevgi ve muhabbet hasar görmüşse dayakla geri getirilemez. Hatalı insanın, hatasını anlayıp özür dilemesi beklenir. Bu da birinci boşanma ile eşlere verilmiş olan üç aylık aynı çatı altında bekleme süresinde gerçekleşebilir. Barış gerçekleşmezse eşler ayrılır. Herkes kendi yoluna devam eder.

Allah kadınları dövmeye izin verdi diye sudan sebeplerle karınızı dövebilir, korkutabilir ve onları kaldıramayacakları yüklerden sorumlu tutabilirsiniz çünkü fiziki güce sahipsiniz. Bir gün korkuttuğunuz, ezdiğiniz o insanın sevgi ve merhametine muhtaç olabilirsiniz. Aranızdaki sevgi ve merhameti kendi ellerinizle yok ettiğiniz için sevgi ve merhametten yoksun kalabilirsiniz.

Allah, her şeyi ayrıntılarıyla bilmektedir ve hükümlerini de ona göre vermektedir. Uygulamalardaki olumsuzluklar insanların eseridir. Kıt düşünmelerinden kaynaklanmaktadır. Nisa Suresi 34. ayeti takip eden Nisa Suresi 35.  ayetin içeriğini göz önünde bulundurarak bir hükme varılması gerekmektedir. Aksi takdirde Allah’a iftira edilmiş, kullarına da zulmedilmiş olur.

ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK DAYAKLA ÇÖZÜME KAVUŞTURULABİLİR Mİ?

Nisa Suresi 34. ayeti takip eden Nisa Suresi 35. ayetin içeriğini de göz önünde bulunduracak olursak Nisa Suresi 34. ayette geçen “darabe” sözcüğünün bırakmak, anlamında kullanılmış olduğunu görürüz. Ortada bir evlilik vardır ve karı koca arasında kadından kaynaklanan şiddetli bir geçimsizlik vardır. Kadın evlilik sözleşmesine uymamaktadır. Erkek, eşinin çıkardığı huzursuzluğu sona erdirmek ve evliliğini koruyup yaşatmak için bazı yollar denemiştir: Nasihat edip, ikna etmeye çalışmış; küsüp, yatağını ayırmış ama işe yaramamıştır. Geriye son bir çare kalmıştır. O da birinci boşama hakkını kullanarak mahkemeye baş vurmaktır.

Boşanmak iki başvuru sonucunda gerçekleşir. Birinci boşanma mahkemesi ile ikinci boşanma mahkemesi arasında üç aylık bir bekleme süresi vardır. Bu süre zarfında karı koca evden ayrılmaz ve erkek evin geçimini sağlamaya devam eder. Aralarında cinsel ilişki olmaz. Çiftler, kararlarını tekrar gözden geçirme imkânı bulurlar. Suçlu taraf, yaptıklarına pişman olup eşinden özür dileme fırsatına sahip olur. Taraflar üç ayın sonunda evliliğin devamına ya da sona erdirilmesine karar verirler.

Devamına karar verirlerse, resmi bir makamda, iki şahit huzurunda nikah sözleşmelerini yenilerler. Nisa Suresi 34. ayetin devamında gelen, Nisa Suresi 35. ayet bunların tekrar bir araya getirilmesi için ailelerin neler yapması gerektiğini vurgulamaktadır. Buradan da anlaşılabileceği üzere, darabe sözcüğü bırakmak anlamında kullanılmıştır. Arka arkaya gelen iki ayete birlikte bakarsak doğru yanıta ulaşabiliriz.

4: Nisa / 34.  Erkekler fiziki açıdan kadınlardan daha kuvvetlidir. Allah bazılarına bazılarından daha fazla lütfetmiş ve bundan dolayı da onlara daha fazla sorumluluk yüklemiştir: Erkekler mallarından harcarlar. Allah, kadınları korur. Allah’a itaat eden kadınlar da Allah’ın korumalarını emrettiği şeyleri korurlar.  Eğer (onlar kendilerine verilen hakları istismar eder) huzursuzluk çıkarırlarsa: İlk önce onlara nasihat edin, olmazsa yataklarda yalnız bırakın. Daha olmazsa onları (birinci boşama ile) bırakın. Pişman olup yaptıklarından vazgeçecek olurlarsa onları incitmek için bahaneler aramayın. Şüphesiz Allah çok yüce ve çok büyüktür.

4: Nisa / 35. Şayet onların ayrılmalarından korkuyorsanız erkek ve kadın tarafından birer hakem görevlendirin. Şayet hakemler onları uzlaştırmaya niyet etmişlerse Allah o ikisinin arasında uzlaşma sağlar. Muhakkak ki Allah, olanları biliyordu ve her şeyden haberi vardı.

“Darabe” fiilinden çıkarılabilecek anlam ancak şu olabilir: Boşanmak iki mahkemede gerçekleştiği için erkek birinci hakkını kullanarak eşini bırakma kararı alır ve mahkemeye başvurur. Bu bırakma kararı, kadının hatalarını gözden geçirmesine imkân verecek, belki de kadın yaptıklarına pişman olacaktır. Birinci boşanma hakkını kullanan çiftler, pişman olacak olurlarsa, bekleme süresi bitince yani üç ay sonunda anlaşarak birbirlerine geri dönebilirler. Burada erkeğe düşen görev karısı pişman olup özür dilerse onu affetmek, geçmişteki davranışlarını başına kakmamaktır. Allah çok merhamet eden ve çok bağışlayandır ve bağışlayan kullarını sever. Not: İkinci boşanma hakkını kullanarak ayrılan çiftler birbirlerine geri dönemez. Allah, birinci boşanmanın sona ermesinde ayrılmaktan vaz geçip birbirlerine geri dönmek isteyen çiftleri çevre baskısından korumak için aşağıdaki ayeti indirmiştir.

2: BAKARA / 232. Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman: Karı ve koca kendi aralarında aklın ve dinin gereklerini koruyarak, birbirleriyle güzelce anlaştıkları takdirde, tekrar birbirlerine dönmelerine engel olmayın. Bu iman edenlere verilen bir nasihattir. Bu nasihat, sizin iyiliğiniz ve günahlardan arınmanız içindir. Allah bilir siz bilemezsiniz.

Niçin Allah farklı bir sözcük kullanmadı da darabe sözcüğünü kullandı sorusu aklınıza gelebilir. Allah, dileseydi elbette farklı bir kelime kullanabilirdi ama kullanmadı çünkü Allah insanların merhametini ölçmektedir. Merhametsiz insanlar bunun bir imtihan olduğunu düşünmezler ve kötüye kullanmak için bu kelimeye balıklama atlarlar ve: “Allah dövün, dedi.” diye eşlerini döverler. Onlar, darabe kelimesiyle Allah’ın neyi kastetmiş olduğunu merhamet ve adalet çerçevesinde düşünmezler. Allah adildir, adil olanları sever. Kötü kimseler, meal ve tefsirlerinde adaleti prensip edinmezler. Kalplerindeki kötü hasletleri ortaya dökerler. Onların kötü kimseler olduğuna insanlardan ve meleklerden şahitler oluşur. Allah da yaptıklarına şahittir. Cehennemi boylayınca haksızlığa uğramış olmazlar çünkü insanları yanıltmışlar, acılara sebep olmuşlar ve imtihanı kaybetmişlerdir.

HENÜZ İŞLENMEMİŞ BİR SUÇUN CEZASI OLABİLİR Mİ?

Bazı tefsirlerde: “Kadın namussuzluk yaparsa onu yola getirebilmek için kocasına dövme ruhsatı verilmiştir.” yazıyor. Hayır, kesinlikle bu doğru değildir. Zina edenlerle evlenilmez ve de döverek evlilik sürdürülmez. Bazı tefsirlerde de sadakatsizliklerinden ve iffetsizliklerinden yapmasından korktuğunuz kadınlara önce nasihat edin sonra yataklarınızı ayırın, itaat etmezlerse onları dövün, yazıyor. Kadın henüz bir iffetsizlik veya sadakatsizlik yapmamış fakat kocası ileride yapabilir korkusuyla veya kıskançlığından dolayı kadına ağır müeyyideler uyguluyor. Kadın, adamın şüphe ve korkuları nedeniyle dayak yiyebiliyor. Olur şey değil.

Bir koca eşini zina isnadıyla mahkemeye vermiş ve kendinden başka şahidi de yoksa karısını boşar fakat dört şahit bulamadığı için vermiş olduğu mehri eşinden geri alamaz. Bunun nedeni bazı erkekler ilk eşlerine verdikleri mehri ondan boşanırken geri almak isterler ve bu mehri yeni bir eş alırken kullanmak isterler. Bundan dolayı eşlerine iftira atarlar. Allah bunu engellemiş, kadınları korumuştur.

Kadının dövülmesi, hayatından bezdirilmeye çalışılması, kadının boşanma davası açmaya zorlanmak istenmesinden kaynaklanıyor çünkü boşanma davasını kadın açarsa aldığı mehri geri ödüyor. Şayet kadın evlenirken sözleşme yapmışsa ve kocası sözleşme şartlarına uymamış da ona kötü davranmış, aldatmış veya dayak atmışsa, kadın hem mehri geri vermiyor hem de kocasından tazminat alma hakkı doğuyor. Bir insanı dövmek merhametsizliktir. Erkeklere verilmiş böyle bir dövme yetkisi yoktur. Bir suç varsa cezası ancak bir mahkeme sonucu uygulanabilir. Bunun uygulayıcısı ise koca değildir.

Arapçada geçimsizlik, huysuzluk, sebepsiz yere hır çıkarmak anlamlarına gelen “Nüşüüzü” fiili Kur’an’ı Kerim’de hem erkek hem de kadının geçimsizliğiyle ilgili olarak kullanılmış bir fiildir. Erkeğin geçimsizliğinden korkan kadının ne yapması gerektiği Nisa Suresi 128. ayette bildirilmektedir. Kadının geçimsizliğinden korkan erkeğin ne yapması gerektiği ise Nisa Suresi 34. ve 35. ayetlerde bildirilmektedir. Bu fiilin, iffetsizlik yapmakla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.

Başka bir husus ise evin reisinin kim olduğu konusudur. Erkeğin malından harcaması ona evin reisi olma hakkını vermez. Fiziki güce sahip olarak yaratıldığı için hakkını zaten fazlasıyla almış bulunmaktadır. Allah’ın kendisine verdiği bu lütfun bedelini evin giderlerini üstlenerek ödemektedir. Allah’ın lütuf etmiş olduğu bu fiziki gücü kadınların üzerinde otorite kurmak için kullanamaz. Öyle olsaydı Allah, Nisa suresi 128. ayette kadınların evlenirken evlilik sözleşmesi yapmalarını istemezdi. Bu sözleşme ile kadın erkeğin fiziki gücünü kullanarak kendine kötü davranmasını engelleyebilmektedir. Evlilik nihayetinde bir ortaklıktır.

4: NİSA / 128. Bir kadın kocasının kendisine kötü davranmasından ve üstüne evlenmesinden korkarsa evleneceklerinde aralarında bir sözleşme yapmaları günah değildir. Nefislerde kıskançlık mevcuttur. Sözleşme yapmak hayırlıdır. Eğer takva sahibi olursanız ve iyi geçinirseniz (Allah sizden razı olur), yaptıklarınızdan kesinlikle Allah’ın haberi olur.

4: NİSA / 129. Hırslansanız bile kadınlar arasında asla adaleti sağlayamayacaksınız. Sevgiyle meyletmeyecek ve onu muallakta gibi bırakacaksınız. Şayet (aranızda) sözleşme yapılır ve takva sahibi olursanız, Allah günahlarınızı bağışlar.

EŞİNİ DÖVMEKLE İLGİLİ KUR’AN’DAN BİR KISSA

Hz. Eyüp hastalanmış çalışamıyordu. Fakir düşmüştü. Bir gün eşine çok kızmıştı. Öfkeli anında onu dövmeye yemin etmişti. Allah huzurunda verilen söz ciddi bir sözdü. Karısını dövmemek için bir yol arıyordu ama yemin de etmişti. Yeminini yerine getirmesi gerekiyordu. Oruç tutmaya sıhhati el vermiyordu. Diyet ödemeye imkânı el vermiyordu. Karısını dövmeye imanı el vermiyordu. Yeminini nasıl yerine getireceğini bilemiyor üzüldükçe üzülüyordu. Rabbi imdadına yetişti. Kuluna yol gösterdi ve şöyle dedi:

38: SAD / 44. Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyüp’ü sabırlı bulmuştuk. O, ne iyi bir kuldu! Daima Allah’a yönelirdi.

Hz. Eyüp, eline bir demet buğday sapı veya benzeri bir şeylerden aldı ve bununla bir kez vurdu. Böylece eşinin canını yakmadan yeminini yerine getirmiş oldu. Kuran’ı Kerim bir hikâye kitabı değildir. Her kıssa bir öğüt vermektedir. Demek ki yemin edilse bile eşini dövmen, canını yakman doğru değildir. Hz. Eyüp yemin ettiği halde eşini dövmemiş bir çıkar yol aramıştır. Allah da onu Sad Suresi 44. Ayette met etmiştir:“Gerçekten biz Eyüp’ü sabırlı bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah’a yönelirdi.”

Bir mümin yemin etse bile eşini dövmemelidir. Rabbimiz ayetleriyle yol göstermiştir: İnsan yeminini yerine getirmek için gücü yetiyorsa diyet vermeli, gücü yetmiyorsa oruç tutmalı, buna da gücü yetmiyorsa yeminini yerine getirmek için Allah’ın Hz. Eyüp’e gösterdiği yoldan gitmelidir. Allah sık sık yemin edenlerden hoşlanmaz.Allah kullarına zulmetmez ve zulmedenleri de asla sevmez. Kadın da erkek de Allah’ın kullarıdır. Allah kulları arasında hiçbir konuda ayrım yapmaz ama insanların duru suyu bulandırmakta üzerlerine yoktur. Dünyada huzur bulmak stresten uzak kalmak istiyorsak Rabbimizin gösterdiği yoldan gitmeliyiz. Güvenen Allah’a güvensin çünkü insanlar hep kendine yontar.

Okumak için vakit ayırdığınız için teşekkürler.

“KUR’AN’DA EŞİNİ DÖVMEK VAR MI?” için 6 yorum

  1. Vesilecim evde 5 tane meal vardı hepsinde de dayak olarak açıklanmış
    buna Yaşar Nuri Öztürk hocada dahil

    Liked by 1 kişi

    1. Melek’ciğim Nisa Suresi 34. ayetin peşinden gelen Nisa Suresi 35. ayet “Darabe fıilinin bırakma anlamında kullanıldığının” bir delilidir. Dikkat ederseniz Nisa Suresi 34. ve 35. ayetten sonra Nisa Suresi 128. ayet ve 129. ayet gelmiştir. Demek ki o zaman da bunu böyle yorumlayanlar oldu ki bu iki ayet indirildi. Hiç kimse eşini dövmenin eşine kötü davranmanın dışında kaldığını iddia edemez. Allah, kadın dayak yemesin diye kadının sözleşme yapmasını istiyor ve erkeğin de sözleşme yapmaya yanaşmasını istiyor. ALLAH EVLENİRKEN SÖZLEŞME YAPILMASINI EMREDİYOR başlıklı yazımı okursanız Nisa Suresi 128. ve 129. ayetin gerçek amacından nasıl uzaklaştırılmaya çalışıldığını görürsünüz. Yazımı okuyup yorumladığınız için teşekkür ediyorum

      Beğen

  2. Kaleminize sağlık bu konu bu kadar güzel anlatılabilirdi.
    Kur’an’da dayak var demek Allah’a iftiradır. Merhametlilerin en merhametli olan Allah nasıl olur, zayıf durumda olan bir kadını bırak insana şiddet uygulayın der. Savaşta bile esirlere merhamet edin diyor Yüce Allah.
    Kadına şiddet erkeğin acizliğidir. Hem döverim, hem severim gibi mantık yürütmek, mazoşist sapkınlıktır. Nihat Okçay

    Liked by 1 kişi

Yorumlar kapalı.