LAT, MENAT, UZZA VE GARÂNÎK OLAYI NEDİR?

Şeytan ayetleri safsatası nasıl ortaya çıktı?

Bu olayı nakleden birçok farklı kaynak vardır. Garânîk hadisesine ayrıntılı olarak yer veren ilk kaynaklar üçüncü yüzyılla dokuzuncu yüzyıllar arasında yazılmıştır. Birbirleriyle çelişki içerisinde olan bu kaynaklardaki rivayetler; Taberi, İbni İshak, İbni Sad, Ebu Cafer Tabari’nin eserlerinde yer almıştır. Daha sonraları Muhammed İbni Kab bu rivayetleri tek bir çatı altında toplamış ve bir gerçek gibi okuyucularına sunmuştur. Bir olayın birçok kaynak tarafından rivayet edilmiş olması o olayın doğru olduğunu kanıtlamaz.

Allah, bazı ayetlerin hükmünü kaldırdığını ve yeni hükümler getirdiğini Kur’an’ı Kerim’de bize bildiriyor. Mesela Kur’an’ı Kerim’de recm cezası yoktur, kaldırılmıştır. Münafıklar bununla ilgili ayetleri biz ezberlemiştik, recm cezası uygulanmalı demişler ve değiştirilen hükümleri reddetmişlerdir. Yeni gelen hükümleri eleştiren, sen kendin uyduruyorsun bu ayetleri diyen ve Peygamberimizle bu konuda tartışan o zamanın münafıkları kafa karıştırıcı bazı rivayetlerde de bulunmuşlardır. “Ayetleri Peygamber kendisi uyduruyor. Şeytan aklını karıştırıyor. Şeytan aklını karıştırdığı için daha önce inen ayetleri de hatırlamıyor ve bizlere Allah bazı ayetleri kaldırdı, diyor.” gibi insanların aklını karıştıracak rivayetlerde bulunmuşlardır. Garânîk olayı da bu rivayetlerden biridir. Sanki şeytan Peygamberimize arzu ettiği şeyi söyletmiştir. Böyle bir olay asla vuku bulmamıştır. Peygamberimiz, müşriklerin taptıkları putlardan Menat, Lat ve Uzza için: “Bunlar yüce turna kuşlarıdır ve şefaatleri umulur.” gibi bir cümle sarf etmemiştir.

Müşrik ve münafıklar, Peygamberimize şeytanın musallat olduğunu ileri sürmüşlerdir. Garânîk olayının olduğuyla ilgili maksatlı bir yalan uydurmuşlardır. Bu dedi kodunun birinci maksadı: Hicret eden müminleri geri döndürmek ve yolda katletmekti ama emellerine ulaşamadılar. İkinci maksadı ise Allah’ın indirmiş olduğu ayetler konusunda insanları şüpheye düşürmekti. Bu emellerinde az çok başarılı oldular. Mealler bu rivayetlere dayandırılarak yapıldığı için meallerden de sanki Kur’an Garânîk olayını doğruluyor gibi bir anlam çıkarılabilmektedir. Böyle mealler müşrik ve münafıklara hizmet ediyor. Bunun kasıtlı mı cehaletten mi yapıldığını bilemiyorum. Kalplerdekini ancak Allah bilir. Rivayetlere göre mana verilmiş örnek ayet alıntılarını aşağıda görmektesiniz:

(Alıntı) 22: HAC 51 – Ayetlerimizi tartışarak bozmaya uğraşanlara gelince, işte onlar cehennemliktirler. Böyle de ve temennilere uyma.

(Alıntı) 22: HAC 52 – (Ey Muhammed!) Biz senden önce hiçbir elçi ve hiçbir peygamber göndermedik ki o bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun arzusuna şüpheler karıştırmasın. Bunun üzerine Allah şeytanın karıştırdığı şüpheyi giderir. Sonra da Allah, ayetlerini tahkim eder (güçlendirir). Allah Alim’dir (her şeyi bilir), Hakîmdir (Hikmet sahibidir)

(Alıntı) 22: HAC 53 – Allah, şeytanın karıştırdığını, kalplerinde hastalık bulunan ve kalpleri kaskatı olan kimseleri sınamaya vesile kılar. Zalimler şüphesiz (haktan uzak) derin bir ayrılık içindedirler.

Bazı müellifler bu dedikoduları ciddiye aldılar ve üçüncü yüzyıldan bu yana kitaplarında bu tip hikayelere geniş yer verdiler. Bu bir iyi niyet göstergesi değildi. Bu müelliflerin eserlerinde, İslam’a zarar verebilen birçok iftira görmek mümkündür. Ayetler, rivayetler baz alınarak mealler yapılmaya başlayınca sanki böyle bir olay yaşanmış gibi saçmalıklar ortaya çıkmaya başladı. Böylece mealler ve tefsirler, ayetleri iniş amacındaki asıl mananın dışına taşıdı. Münafıkların maksadına hizmet eder duruma getirdi.

Çarpıtılan ayetlerin gerçek anlamı neydi?

Kafirlerin saldırıları Peygamberimizi üzüyordu. Zaman zaman şeytanın da verdiği “Sen bu işi beceremeyeceksin.” vesvesesiyle iyice ümitsizliğe düşüyordu. Hem sıcak hem de soğuk bir savaş içerisindeydi. Rabbimiz Hac Suresi 52. ayetle Peygamberimizi teselli etmişti. Şeytanın vesvese vermesinin gayet doğal olduğunu, daha önceki peygamberlere de şeytan tarafından vesvese verildiğini, Peygamberimize bildirmişti. Allah şeytanın verdiği ümitsizliği giderir, delillerini güçlendir ve zafere ulaştırır demişti. Bugün Müslümanlar dünya nüfusunun %23’ünü oluşturmaktadır. Allah peygamberini zafere ulaştırmıştır. Makaleye konu olan ayetlerin gerçek mealleri aşağıdaki şekildedir:

22: HAC / 51. Ayetlerimizi aciz bırakmaya çalışanlar var ya işte onlar cehennem halkıdırlar.

22: HAC / 52. (Ey Muhammed!) Biz senden önce hiçbir elçi göndermedik ki o tebliğ etmeyi arzu ettiği zaman, şeytan onu ümitsizliğe düşürmesin. Bunun üzerine Allah şeytanın verdiği ümitsizliği giderir. Sonra da delillerini güçlendirir. Allah hikmet sahibidir, bilir.

22: HAC / 53. Biz şeytanın arzularını, kalpleri katılaşan ve kalbinde hastalık olanlar için bir imtihan yaptık. Zalimler şüphesiz derin bir ayrılığa düşmüşlerdir.

22: HAC / 54. Bu Kitap, kendilerine ilim verilen kimselerin O’nun, Rablerinden gelen bir gerçek olduğuna inanması için ve kalplerinin O’na boyun eğip huşu duyması içindir. Şüphesiz Allah inanan kimseleri doğru yola iletendir.

22: HAC / 55. İnkâr eden kimseler, kıyamet saati veya kısır bir günün azabı ansızın kendilerine gelinceye kadar O’ndan şüphe etmeye devam ederler.

22: HAC / 56. O gün hükümranlık Allah’ındır, aralarında o hüküm verir. İnanan ve yararlı iş yapanlar o gün Naim cennetlerindedir.

22: HAC / 57. Ayetlerimizi inkâr edip yalanlayanlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

Yeni yazılarımı okumak için linki not alın ya da abone olun. Allah’a emanet olun. Selam ve saygıyla kalın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s