İSLAM’DA ZİNADAN DOĞMUŞ OLAN ÇOCUKLARIN DURUMU NEDİR?

Evlilik dışı ilişkilerden

dünyaya gelmek

Allah adalet ister.

İnsanlar gelenek görenek kaynaklı adaletsizliklere göz yummaktadır ve gelenek göreneklerimiz adaletin önüne geçmektedir. Dolayısıyla evlilik dışı doğan çocuklar toplum dışına itilmektedir. Hiçbir günahı olmayan bu masum çocuklara bir günahkarmış gibi davranılmaktadır. Her insan kendi günahından sorumludur. Bir çocuk anne ve babasının günahından dolayı suçlanıp cezaya maruz bırakılamaz. Bu davranış Allah’ın adaletine aykırıdır. Kanunlar gelenek göreneklere göre değil hak ve adalete göre düzenlenmelidir. Toplumun değer yargıları adalete göre şekillendirilmelidir. Bu görev din adamlarına düşmektedir. Her kul kendi günahını kendi çeker. Allah’ın yasasında bu vardır.

Kur’an’i hükümlere göre cezalarda erkek kadın ayrımı yapılmaz ve gayri meşru ilişkilerde de erkek ve kadın eşit cezaya çarptırılır. Böyle bir eylemde her iki taraf da eşit derecede suçludur. Fıkıhta Kur’an dışı bir uygulamaya gidilmiştir. Mevcut fıkıh uygulamalarına göre zina eden bir erkek, zinadan peyda ettiği çocuğu hakkında hiçbir sorumluluk taşımazken bütün sorumluluk kadına yüklenmiştir. Adalete aykırı olmasına rağmen bunun uygulanmış olması bir zaruret gibi gösterilmeye çalışılmıştır.

Mevcut fıkıh uygulamalarına göre zina suçlarının cezasında da had aşılmış Kur’an dışı bir uygulamaya gidilmiştir. Kur’an’a göre bir can karşılığı olmaksızın ölüm cezası uygulanamazken zina suçlarında recm (taşlayarak insan öldürme) cezasının uygulanması kabul görmüştür. Bu uygulama Kur’an kaynaklı değildir. Bu uygulamanın ana kaynağı Yahudilerin uydurma hadis kitabı olan Talmud’ur. Bu uygulamanın Tevrat’lada ilişkisi yoktur. Tevrat’ta göre de ölüm cezası ancak cana can karşılığı verilebilmekte olduğu halde Yahudi din adamları bu konuda taşkınlık yapmışlardır. Bu insanlık dışı cezayı fakir insanlara uyguladıkları halde üst sınıftakileri bu cezanın dışında tutmuşlardır. Allah Kur’an’ı Kerim’de Yahudi din adamlarının taşkınlıklarını eleştirmektedir. Müslüman din adamlarının bu eleştirilerden kendilerine ders çıkarması gerekirken aynı hatayı tekrarlamışlardır. Allah’ın hükümlerini hiçe saymışlar adalet dışı uygulamalara zemin hazırlamışlardır.

Zina suçlarının artmasının en önemli nedeni ne olabilir?

Kur’an’da zina cezası yüz değnektir. Kadına ve erkeğe eşit ceza uygulanır. Zina suçlarının cezası her devirde es geçilmiş, uygulanmamıştır. Bu durum evli ve bekar insanları zina konusunda cesaretlendirmiştir. Zina suçlarının artmasındaki en önemli neden budur. Bu göz ardı edilmiştir ve faturası gayri meşru ilişkiden dünyaya gelen masum yavrulara çıkartılmıştır. Toplumlarda genellikle kadınlar evlenme vaadiyle kandırılarak iğfal edilmiş ve hamile bırakılmıştır. Evlilik dışı ilişkilerde fıkıh, erkeklere hiçbir sorumluluk yüklememiştir. Uydurdurulan rivayetlerle kadın yalnız ve çaresiz bırakılmıştır. Bundan dolayı kadın çocuğunu ya öldürüp katil olmuştur ya da gidip cami avlusuna bırakmıştır. Zinadan doğan çocuğun aldırılması büyük günahtır. Kadını katil yapan toplum baskısı ve suç ortağı olan erkeğin hiçbir şeyden sorumlu tutulmamasıdır. Hem toplum hem de kanun yapıcılar bu günaha fazlasıyla iştirak etmişlerdir. Paylarına düşen muhakkak ki hesap defterlerine yazılıyordur. Bir can karşılığı olmadan bir cana kıymak haramdır. Dinde kısas vardır. Bu çocuk ne gibi bir cinayet işlemiş olabilir ki öldürülmeyi hak etmiş olsun?

Bütün sorumluluğun kadına yüklenmesi zinayı önlemek için alınabilecek bir tedbir değildir. Bu tedbir ancak ve ancak zina eden erkeği koruma amacını gütmektedir. Bir kadın tecavüze uğradığında çoğu zaman kendinden başka şahidi bulunmaz. Gelenek göreneklere göre tecavüz edenden çok tecavüze uğrayan suçlanır. Dikkat ederseniz sosyal medyada tecavüze uğrayanın yüzü sansürlenir ve tecavüzcü bir kahraman edasıyla yüzü açık bir şekilde gösterilir. Ensest ilişkilerde veya üvey baba tecavüzlerinde ailelerin özellikle de annelerin çocuklarına inanmadıkları görülmekte ve olay kapatılmaktadır. Bundan dolayı yalnızlığa terkedilen bu çocuklar yıllar boyu tecavüze maruz kalmakta ve ruhsal çöküntüye uğramaktadır. Bazen de bu duruma dayanamayıp intihar etmektedir. Aile içinde bu ahlaksızlığı yapanlar caydırıcı bir ceza almamaktadır. Bu durum, diğer kötü niyetli insanlara cesaret kaynağı olmaktadır.

Gayri meşru ilişkiden dünyaya gelen bir çocuk anne ve babasının taşıdığı cinsel hastalıkları taşımaz. Bu ibret alınması gereken bir durumdur. Allah onu ana rahminde korumuştur. Doğum yaptıranlar da dikkatli olacak olursa o çocuk tertemiz doğar. Dünyaya gelen her bir çocuk günahsız gelir. Onu günah işlemeye ailesi yönlendirir. Evlilik dışı ilişkiden doğan çocukları ailesinin terbiye edemeyeceği konusunda bir endişe varsa buna devlet el atabilir. Annenin durumu gözden geçirilir. Eğer durum müspet görülürse çocuğu annesinin yetiştirmesi daha sağlıklı bir seçim olur.

Fıkhi hükümlerin düzenlenmesinde maalesef adalet dikkate alınmamıştır.

Fıkhi meselelerde hatalı davranılmıştır. Suçlulardan erkek olanın malı mülkü korunmakta iken kadın suçluya suç ortağının sorumlulukları da kendi sorumlulukları da yüklenmiştir ve yükü iki katına çıkarılmıştır. Burada da büyük bir adaletsizlik mevcuttur. Çocuğun bakımı ve bakım giderleri tamamen annenin üzerine bırakılmış ve çocuklar sadece anneden miras almış, babadan miras alamamıştır. Zina iki kişi tarafından işlenen bir suç olduğu halde erkeğe torpil geçilmiştir. Evlilik dışı çocukların bakım giderlerini bu günahı işleyen babaların üstlenmesi gerekirken anneler üstlenmek zorunda bırakılmıştır. Bu büyük bir adaletsizliktir. Allah, zinanın önlenmesi için bir hüküm koymuştur. Yeni bir hüküm getirmeye hiç ihtiyaç yoktur. Erkeğe verilmiş böyle bir sorumsuzluk mevcutken kadını ve çocuğu cezalandırmak gayri meşru ilişkileri önleyemez. Zina suçlarının en aktif faili olan erkekler de bu eylemin sonucuna katlanmak zorunda bırakılmalıdır ki adalet yerini bulsun.

Evlilik dışı dünyaya gelen çocukları iteleyip kakalamak doğru değildir. Onları kirli gösteren toplumun ön yargılarıdır. Allah’ın huzurunda bu çocuklar günahsızdır. Onlara sahip çıkılmalı hakları gözetilmelidir. Evlilik dışı çocuklara adaletsiz davranılması onları suça iter. Evlilik dışı ilişkiden doğan çocuk, babasının malına da annesinin malına da varis olmalıdır çünkü çocuğun hiçbir günahı yoktur. Zina nedeniyle dünyaya gelmek çocuğun tercihi değildir. Allah, bir kimseyi en yakını da olsa diğer bir kimsenin günahından sorumlu tutmadığını söylüyor. Zinadan doğan çocuğun masraflarından babanın muaf tutulacağına dair ve çocuğun babaya mirasçı olamayacağına dair bir ayet yoktur. Öyleyse normal çocuklarda hüküm neyse zinadan doğan çocuklarda da aynı hüküm geçerli olmalıdır. Kadın dört şahitle çocuğun babasını ispat etmişse baba sorumluluktan kaçamaz. Bir konuda açıkça ayetler yokken rivayetlere baş vurularak hak ve hukuku ihlal etmek haramdır.

Rivayetlerde eklemeler, çıkarmalar olmuştur. Rivayetler Kur’an’ı Kerim’deki ayetlere paralel bir açıklama yapmıyor ve adalete aykırı içerikler barındırıyorsa galeye alınmamalıdır. Bir Peygamber Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı bir açıklama yapmaz ve yapamaz. Rivayetler, genellikle gelenek görenekler çerçevesinde şekil almış Peygamberlere atfedilmiş aslında Allah’ın Kitaplarıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan sözlerdir. Aynı konuda birçok çelişkili rivayet görmemiz bundan kaynaklanmaktadır. Bu rivayetlerin birçoğu DİN tamamlanmadan önceki dönemlerde hâkim olan, gelenek görenekleri barındıran ve onları ayakta tutmaya çalışan gayretlerden ibarettir ki bu asla kabul edilemez. Allah: “Allah’ın açık hükümlerini uygulamayan hakimler fasıktır.” demektedir.

Bu çocuklar sosyal hayatta da suçlu muamelesi görüyor ve en doğal haklarından mahrum bırakılıyor. Bazı mesleklerde çalışmasına izin verilmiyor. Piç olarak damgalanıyor. Bütün bunlar Allah’ın emirlerine aykırı oluyor. Her insan kendi günahından sorumlu tutulur.

İslam’da karı koca arasında mal ayrımı mevcuttur. Evli bir kadın malını eşinden ayrı tasarruf eder. Adam zinadan bir çocuk peyda etmişse adamın eşinin malına bir zarar gelmez çünkü kadın kazancını ayrı tasarruf etmektedir. Allah ilim sahibidir. Hükümlerini hiçbir kulunun zarar görmeyeceği şekilde düzenlemiştir. Gayri meşru bir ilişkiden peyda olan çocuk babasından miras alırken normal evlilikten doğan çocuklarla eşit muamele görür. Adamın nikahlı eşi bundan zarar görmez. Mal çocuğun babasının malıdır. Babasının nikahlı eşine ait bir mal değildir. Bu durumda kimse haksızlığa uğramamış olmaktadır. Sonuçta gayri meşru çocuğun hiçbir günahı yoktur. Babadan miras alması gerekir. Almazsa adaletsizlik yapılmış olur.

Eskiden babalık tespiti ancak dört şahitle yapılabiliyordu. Artık babalık tespiti gen testi ile ispatlanabiliyor. Evlilik dışı doğan bir çocuğun hakları hamilelikle başlar. Giderlerini baba karşılar. Mesleğini eline alıp rüştünü ispat edinceye kadar bu devam eder. Suçu işleyip bir köşeye çekilmek Allah’ın tasvip ettiği bir durum değildir. Allah adalet ister. Öyleyse adaleti savunalım, adil davranalım ki Allah’ın rızasına nail olalım. Allah dosttur. Kullarına zulmetmez ve kullarına zulmedenleri cezalandıracağına söz vermiştir. Güvenen Rabbine güvensin!

Selam ve sevgiyle kalın. Yeni yazılarıma ulaşmak için abone olabilirsiniz.