KUR’AN’I KERİM’İN KİTAP HALİNE GETİRİLİŞİ

Kur’an Kerim’in Peygamberimizin vefatından sonra toplatıldığı doğru mu?

Peygamberimiz kendisine indirilen ayetleri tebliğ ederken, O’nu dinleyen, okuma yazma bilip de fakir olan insanlar, işittikleri ayetleri unutmamak için buldukları malzemelerin üzerine yazıp kayıt tutuyorlardı. Peygamberimiz kendilerini vahiy katipliği ile görevlendirmemişti. Bunda anormal bir durum yoktu fakat bir kısım ulema bunu kötü emellerine alet etti.

Ulemadan bazılarına göre Kur’an’ı Kerim’in ayetleri; ağaç kabuğu, bez, deri parçaları, taş, tuğla, kürek kemikleri üzerine yazılmış ve ayetler Peygamberimizin vefatından sonra Hz. Ebubekir tarafından toplatılıp Mushaf haline getirilmiştir. Bunun doğruluğu kabul edilemez çünkü Kur’an’ı Kerim’in ayetiyle bir kısım ulemanın ileri sürdüğü rivayetler arasında büyük bir çelişki vardır. Münafıklar Allah’ın Kitap’ı ve Peygamberi hakkında birçok senaryolar üretmiştir. Bu senaryolardan biri de Kur’an’ı Kerim’in Peygamberimizin vefatından altı ay sonra toplatılıp beş yıl üzerinde çalışılarak Mushaf haline getirildiği iddiasıdır.

Ulemanın bir kısmına göre Araplar kâğıdı bilmiyorlardı. Bundan dolayı Kur’an’ı Kerim’in ayetlerini ağaç, kabuğu, bez, deri parçaları, taş, tuğla, kürek kemikleri gibi malzemelerin üzerine yazdılar. Bu rivayetler ile Kur’an’ı Kerim’deki Tur Suresi 1. 2. 3. ayet arasında büyük bir çelişki vardır.

Peygamberimiz taş devrinde yaşamadı. Mısır’da M.Ö. 4000 yılından itibaren iki tür kâğıt kullanılmaktaydı. Bunlardan biri papirüs denilen bir bitki türünden elde edilmekteydi. Diğeri ise deriden elde edilen parşömen denilen bir kâğıt türüydü. Peygamberimizden önce kâğıt veya deri parşömen üzerine yazılı bulunan yüzlerce İncil ve Tevrat mevcuttu. Araplar da yazı yazarken bu malzemeleri kullanıyorlardı. Arapların bu malzemeleri tanımıyor olmaları imkansızdı. Vahiy katipliği görevi verilen kimselerin Kur’an’ı Kerim’i kâğıt veya deri parşömen üzerine yazmaları mümkünken neden rastgele malzemelerin üzerine dağınık bir şekilde yazsınlar, bunun bir mantığı olabilir mi?

Deri parşömen dayanıklı bir malzemedir. Asgari bin sene ömür biçilmiştir. Üzerine yazı yazmak kolaydır. Bu değerli ayetlerin; ağaç kabuğu, kâğıt, bez, deri parçaları, taş, tuğla, kürek kemikleri gibi malzemelerin üzerine yazılmış ve sonradan toplatılarak Mushaf haline getirilmiş olduğunu öne sürmek abesle iştigaldir. Allah’ı yalanlamaktır. Neden Allah’ı yalanlamaktır çünkü Allah bu konu ile ilgili bir ayet indirmiştir. Münafıklar, insanların cehaletinden yararlanarak bu ayeti gizlemişler ve insanların kalplerine şüphe sokmayı başarmışlardır. Bugün kime sorsanız ayetlerin ağaç kabuğu, kâğıt, bez, deri parçaları, taş, tuğla, kürek kemikleri gibi malzemelerin üzerine yazılmış ve sonradan toplatılarak Mushaf haline getirilmiş olduğuna inanırlar. Böylece Allah’ın ayetini inkâr etmiş olurlar fakat ne yazık ki bunun farkında değillerdir.

Allah’ın ayetlerini inkâr ettiler.

Kur’an’ı Kerim ince deri parşömen üzerine özenle satır satır yazılmış bir Kitaptır. Kur’an’ı Kerim’in ince deri üzerine satır satır yazıldığının şahidi Kur’an’ı Kerim’in yine kendisidir. Tur Suresi 1.2.3. ayetler Mushaf’ın sağdan soldan toplanarak yazılmadığının bir delilidir. Bu ayetler Rabbimiz tarafından üzerine yemin edilmiş ayetlerdir. Bu ayetler Peygamberimizin vefatından sonra inmediğine göre Kur’an’ı Kerim’in taşa, ağaca vs. ye yazıldığını Peygamberimizin vefatından altı ay sonra toplatılıp Kitap haline getirildiğini ileri süren din adamları ya cahildir ya da münafıktır.

Karşımıza iki seçenek çıkıyor. Bu seçeneklerden birini dikkate almamız gerekiyor çünkü iki seçenek birbiri ile çelişiyor. Ey Müslümanlar! Allah mı doğru söyler yoksa beşer mi? Vicdanınızı, imanınızı ortaya koyup bir düşünün. Allah diyor ki:

52: TUR / 1. 2. 3. Andolsun Tûr’a, yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış Kitap’a!

Ulemanın büyük bir çoğunluğu bu ayetleri inkâr etmişlerdir. Kur’an’ı Kerim’in taşa, ağaca yazıldığını Peygamberimizin vefatından altı ay sonra toplatılıp Mushaf haline getirildiğini rivayet etmişlerdir. İnsanları buna ikna etmek için birçok çelişkili rivayetler uydurmuşlardır. Maalesef sonunda kötü emellerine ulaşmışlardır. İnsanların kalplerine fitne sokmuşlardır. Toplarken eksik olan, kaybolup bulunamayan ayetler olduğunu ileri sürmüşlerdir. Halbuki Allah, indirdiklerinin korunmakta olduğunu söylemiştir.

15: HİCR / 9. Kesinlikle Zikri biz indirdik ve yine elbette kesinlikle O korunuyor.

10: YUNUS / 15. Ayetlerimizi onlara apaçık bir şekilde okuduğumuz zaman bize kavuşmayı ummayan kimseler dediler ki: “Bize bundan başka bir Kur’an getir ya da O’nun ayetini değiştir.” De ki: “Benim kendi kendime onu değiştirmem mümkün değil. Rabbime karşı gelip bana vahiy edilenden başkasına uyarsam muhakkak ki azap günü şiddetli bir azaba çarptırılmaktan korkarım.”

17: İSRA / 73. Sana vahiy ettiklerimiz hakkında neredeyse seni bile şaşırtacaklardı. Onlar, indirilenden başkasıyla senin bize iftira etmeni başarabilselerdi o zaman seni dost edineceklerdi.

18: KEHF / 27. Sana ne vahiy olunduysa Rabbinin Kitap’ından onu oku! Onun sözlerini değiştirecek bir kimse yoktur. O’ndan başka sığınılacak birini asla bulamayacaksın.

Bazı insanlar tarafından ayetlerin bazı malzemeler üzerine yazılmış olması normaldi. Bunların Hz. Ebubekir tarafından toplatılmış olmasının önemli bir sebebi vardı. Maide Suresi 13. Ayet indirilmiş ve Münafıkların ayetlerin üzerinde oynadıkları, kelimelerin yerlerini değiştirerek farklı manalar çıkardıkları Peygamberimize bildirilmişti. Hz. Ebu Bekir, taşa ağaca vs. ye yazılmış bu malzemelerdeki ayetleri toplatmak isteyince bunlardan Mushaf oluşturulacağını zannettiler. Münafıklar, ellerinde bulunan üzerinde oynamış oldukları ayetleri Hz. Ebu Bekir’e getirip teslim ettiler. Toplatılmış olması bu malzemelerin toplatılarak Kitap haline getirilmiş olmasının kanıtı değildir. Toplanan bu malzemeler imha edilmek üzere toplatılmıştır. Böylece münafıkların oyunları bozulmuştur. İlgili ayeti kerime aşağıdadır.

5: MAİDE / 13. Sözleşmelerini bozmuş olmalarından dolayı onları lanetleyip kalplerini kaskatı yaptık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Kendilerine öğütlenen şeylerden pay almayı unuttular. Onlardan çok azı müstesna diğerlerinden her daim hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma çünkü Allah güzel davrananları sever.

Münafıklar, bu malzemeler toplatılıp imha edildi, hedefimize ulaşamadık, deyip pes etmediler. Münafıklıklarına devam ettiler. Toplanan malzemeler imha edilmiş olduğu halde sanki bu malzeme toplatılıp Mushaf’ı meydana getirmiş gibi bir durum takındılar. İnsanları buna ikna ettiler sonrasında da Kitap’ta olmayan sureler ve ayetler olduğunu Kitap’ın eksik yazıldığını ileri sürdüler. Zamanında Peygamberimizle üzerinde tartıştıkları Kur’an’ı Kerim’de olmayan ayetleri Peygamberimizin vefatından sonra sanki Kur’an’ı Kerim’de varmış gibi uygulamaya koydular. İslam’ı İslam dışı hikayelerle doldurdular. Müminleri ayakta uyuttular. İnsanların İmanlarını çaldılar ama insanlar bunun farkına varmadı, her söylenen söze kayıtsız şartsız inandı. Allah’ın emirlerini öğrenme konusunda kayıtsız mı kayıtsız kaldı. Allah’ın Kitap’ını okuyup söylenenlerin doğru olup olmadığını araştırmadı.

2: BAKARA / 176. Şüphesiz ki Allah Kitap’ı hak bir sebeple indirmiştir. Kitap’ta ihtilafa düşenler; kesinlikle haktan uzak, derin bir anlaşmazlık içindedir.

4: NİSA / 108. Hainliklerini insanlardan gizlerler de Allah’tan gizlemezler. Halbuki geceleyin onlar O’nun istemediği şeyleri konuşurlarken O, onlarla beraberdi. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır.

Kur’an’da zikredilen ilk Mushaf’ı kim yazdı ve kim muhafaza etti?

Medine döneminde okur yazar oranı bir hayli artmıştır. Peygamberimizin, okuma yazma bilen esirleri ve sahabeleri halka okuma yazma öğretmeleri için görevlendirdiği bilinmektedir. Bunlardan Peygamberimizin eşi Hafsa bint Ömer, Abdullah bin Said bin As ve Ubade bin Samit bu maksatla görevlendirilenlerin arasında yer almıştır.

Kur’an’ı Kerim münafıkların iddia ettiği gibi taş, ağaç, kemik vs. üzerindeki ayetler toplanıp Mushaf oluşturulmuş da bundan sonra Hz. Hafsa validemizin muhafazasına verilmiş bir Kitap değildir. Bu büyük bir iftiradır. Vahiy katipleri kesinlikle deri parşömen kullanmışlardır. Her kâtip kendi için bir Mushaf yazmıştır. Peygamberimiz hangi Mushaf’ın çoğaltılacağını vefatından önce bildirmiş ve Peygamberimizin emri üzerine Mushaf çoğaltılmıştır.

52: TUR / 1. 2. 3. Andolsun Tûr’a, yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış Kitap’a!

İnce deri üzerine satır satır yazılmış ve tasnif edilmiş, noktasıyla virgülüyle tastamam bir Kitap Peygamberimizin hanesinde mevcuttu fakat münafıkların bu Kitap’tan asla haberi yoktu. Tur Suresi 1.2.3. ayet bunun ispatıdır. Bu Mushaf Hz. Hafsa validemizin muhafazasındaydı. Peygamberimiz vefat ettiğinde eşlerinden Hz. Hafsa validemizin koruması altında tasnifini de bizzat Peygamberimizin kendisinin yaptığı bir Mushaf bulunuyordu. Hz. Hafsa validemiz okur yazardı ve vahiy katipliği de yapmıştı.

Peygamberimiz, Hz. Hafsa validemizin muhafazasındaki Mushaf’ın çoğaltılıp dağıtılması emrini vefatından önce Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Hafsa, Hz. Ali ve Hz. Osman’a bildirmiştir. Hz. Osman da bu Mushaf’tan dört nüsha yazdırıp ihtiyaç olan yerlere göndermiştir. Kur’an’ı Kerim çoğaltılırken de ekibin başında bizzat Hafsa validemiz bulunmuştur. Vahiy katipliğini ve muhafazasını yapmış olduğu Mushaf çoğaltılırken bizzat başında bulunması yazdıklarının yeni yazılan Mushaflara doğru aktarılmasını sağlamıştır. Kimse noksan var ilave var diye bir iddiada bulunamaz. Münafıklar, bu gerçekleri rivayetlerle gizlemeye çalışmışlardır.

Kur’an’ı Kerim ilk etapta dört nüsha olarak çoğaltılmıştır. Mekke, Şam, Küfe, Basra’ya gönderilmiştir. İkinci etapta yedi nüsha olarak çoğaltılan Kur’an’ı Kerim gerekli yerlere gönderilmiştir. Böylece Hz. Hafsa validemizin muhafazasında bulunan, tasnifini Peygamberimizin yaptığı ve çoğaltılmasını emrettiği Mushaf çoğaltılarak dağıtılmıştır. Bugün elimizde bulunan Mushaflar orijinal Mushaf’tan çoğaltılmıştır.

Kısa sureler Kur’an’ı Kerim’in son kısımda yer almıştır ve bu sureler namaz sureleri olarak kabul görmüştür. Bu tasnif, Arap olmayanların bu sureleri kolayca ezberleyip namazda okuyabilmelerini kolaylaştırmıştır.

Halkın rast gele malzemelere yazdıkları ayetlerin toplatıldığı bir gerçektir fakat bu toplananların Kitap haline getirilmiş olduğu iddiası doğru değildir. Peygamberimizle mücadele halinde bulunan münafıkların ağır bastığı bir toplumda ayetlerin halktan toplanarak bir Kitap haline getirilmiş olması akla ziyandır.

Münafıklar, bu rivayetlerle Kur’an’ı Kerim’in ayetlerinin orijinal haliyle toplatılıp Kitaplaştırılamadığı şüphesini oluşturmaya çalışmışlardır. Bundan dolayı Hz. Hafsa validemizin elindeki Mushaf’ın toplama olduğunu ileri sürmüşlerdir ve bunun arkasından kaybolup bulunamayan ayetler olduğunu ve Kur’an’ı Kerim’in noksan toplandığını ileri sürmüşlerdir. İnandırıcı olsun diye rivayetlerinde de bu konuyu farklı anlatımlarla bol bol dile getirmişlerdir.

Sonuç olarak halkın elindeki yazılı malzeme toplatılarak imha edilmiştir. Ashabın yazdığı Mushaflar da toplatılıp Hz. Osman zamanında imha edilmiştir. Elde tek bir Mushaf kalmıştır. O da Peygamberimizin hanesindeki Mushaf’tır. Peygamberimizin tembihi üzerine bu Mushaf deri parşömenler üzerine yazılarak çoğaltılmış ve gerekli yerlere gönderilmiştir. Bugün bu nüshaların; Topkapı Sarayında, Semerkant Kütüphanesinde, İngiltere’de Birmingham Üniversitesinde bulunduğu bilinmektedir.

Arapça harekesiz yazılır, okunur. Kur’an’ı Kerim, dili farklı olan ülkelere gönderildiği zaman harekeler kullanmaya ihtiyaç duyulmuştur. Kur’an’ı Kerim’e harekeler konmuştur ve kelimelerin doğru telaffuz edilmesi bu harekelerle sağlanmıştır. Arap ülkelerindeki İlkokullarda öğrencilerin kelimeleri doğru telaffuz etmelerini sağlamak amacıyla harekeler kullanılmaktadır.

Kur’an’ı Kerim’i tahrif edemediler. Münafıkların planları bozuldu. Bu defa Mushafları yaktırdığını ileri sürerek Hz. Osman’a saldırdılar. Rivayetleri kullanarak İslam’a saldırdılar. İnsanların cehaletini kullanarak insanları Kur’an’dan uzaklaştırdılar. Müslümanlar bunun bedelini ödemektedir. Müslümanlar uyanmasın diye hala her türlü imkanlarını sarf etmektedirler.

Sevgili kardeşlerim Müslümanın iki düşmanı vardır. Bunlardan biri münafıklar diğeri şeytanlardır. Bunların şerrinden korunmak için Rabbimize sığınmalıyız. Rabbimizin bize ikramı olan akıl nimetini iyi kullanmalıyız ki münafıkların ve şeytanların tuzaklarına düşüp imanımızdan olmayalım. Allah’ın Kitap’ını okumazsak Allah’a düşman olanlarının tuzaklarına kolayca düşebiliriz. Allah’ın ilk emri “Oku!” olmuştur. Allah’a emanet olun. Selam ve dua ile kalın.

Sonraki yazılarımı okumak isterseniz takipte kalın.