İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

İnsanın düşündüğünü ifade etmesi engellenebilir fakat düşünmesi engellenemez çünkü insan düşünen bir varlıktır.

Photo by Free Creative Stuff on

İfade özgürlüğüne ihtiyaç var mıdır?

Hür kelimesinin eş anlamlısı özgür kelimesidir. Özgür kelimesi dilimize sonradan katılmıştır. Kişisel özgürlükler ve toplumsal özgürlükler olmak üzere özgürlükleri iki bölümde ifade edebiliriz. Bu iki özgürlük kendi içinde tekrar gruplandırılabilir. Biz burada bunların hepsine değinmeyeceğiz.

Kişisel özgürlüğe sahip bireyler kendi yaşamlarına dair kararları kendileri alabilir. Kararlarını alırken başkasının baskısı olmaksızın düşünme ve düşündüklerini uygulama yetisine sahiptirler. Kendi yaşamlarına dair aldıkları kararlar doğrultusunda hareket edebilirler. Kişisel özgürlüğe sahip bireylerin hakları kısıtlanamaz, başkası tarafından zorlanmaya tabi tutulamaz. Bunlar: Kişinin mesleği, dini, mal varlığı, ikamet etmek istediği yer, evlenme kararı vs. gibi kişiyi ilgilendiren kararlardır. Bu haklar kanunlarla korunur.

Toplumsal özgürlük haklarında bazı kısıtlamalar getirilebilir. Özgürlük hakkı başkasının özgürlüğünü engellemek amacıyla kullanılmaya kalkışılırsa bu davranış özgürlük kavramının dışına taşınmış olur ve zorbalık kapsamına girer. Devlet bu tür zararlı eylemleri yasalarla sınırlar ve toplum için yararlı olabilecek eylemlere izin verir.

İfade özgürlüğünü ele alalım: İnsanın düşündüklerini ifade edebilmesi toplumsal bir özgürlüktür. İnsanlarına ifade özgürlüğü tanımayan toplumlar bir adım bile ileri gidemezler. Medeni dünyada yerlerini alamazlar. Geri sayım başlar. Dolayısıyla o ülkenin vatandaşları komplekse kapılır. Özenti artar. Kültür yozlaşır. Toplum bölünür. Siyasi, ideolojik kapışmalar ve karşılıklı suçlamalar başlar.  

Düşünceler, öğrenme arzusu içinde olan ve öğrenme talebinde bulunan kimselere ifade edilirse bir anlam kazanır ve düşünce özgürlüğü sınırları içinde yerini alır. İdeolojik veya dini görüşlerin açıklanması fikir özgürlüğü kapsamında olmalıdır fakat ideolojik veya dini görüşleri zorla tasdik ettirmeye kalkışmak, özgürlük sınırlarını kötüye kullanmaktır. Bu tür eylemler özgürlük sınırları dışında yer almalıdır.

İfade özgürlüklerinin gelişime katkısı olur mu?

İnsanlar yaşamı kolaylaştırıcı, olumlu şeyler düşünmeli ve düşündüklerini de ifade edebilmeli yani diğer insanlarla paylaşabilmelidir. Toplumda kabul görmüş, çok muhalefeti bulunmayan düşünceler uzun ömürlü olur. Bu da rastgele filizlenmez, emek, eleştiri, tartışma ve kabul gerektirir. Örneğin, bir konuda bir makale yazıp düşüncelerinizi kâğıda döktünüz diyelim. Bu, kendinizi ifade etmek düşündüklerinizi paylaşmaktır. Herkes, sizin gibi düşünmek ve sizin düşündüklerinizi tasdik etmek zorunda değildir. Sizin düşündüklerinizi eleştirme hakkına sahiptir. Benim daha makul önerilerim var, diyebilir. Sizi eleştirebilir ve nerelerde hatalı düşündüğünüzü bunun makul olanının nasıl olması gerektiğini sizinle tartışabilir. Tartışmalar fikirler üzerinde olmalıdır ve saygı sınırlarını aşmamalıdır. Başka insanların fikirlerini ve çalışmalarını aşağılamak, özgürlüğünü engellemek için tehdit etmek özgürlük sınırları içinde yer almaz, almamalıdır. Eleştiriler insani ölçüler dahilinde yapılabilir çünkü bu, fikirlerin olgunlaşması için gerekli bir eylemdir.

İnsanların özgürlük sınırları içerisinde tartışması hem zevkli olabilir hem de yeni yeni fikirlerin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Yeni fikirler nasıl ortaya çıkar? Yeni fikirlerin ortaya çıkabilmesi için insan eleştirilen düşüncelerini yeniden gözden geçirme konusunda harekete geçer. Bu durum eleştiren kimse ve eleştirilen kimse arasında kim daha makul bir fikir ortaya çıkarabilecek yarışına döner. Doğası gereği bu tartışılan fikirlerin takipçileri olacaktır. Bu takipçilerin büyük bir bölümü genelde tartışılan konuyu izleyerek kendi akıl terazisinde tartar ve hangi fikrin daha makul olduğu sonucunu elde etmeye çalışır. Ancak ve ancak doğru zemine oturtulabilmiş fikirler toplumda tasdik edilir. Toplum için en çok menfaat sağlayan fikir elbette en çok oy alan fikir olacaktır. En çok kabul gören fikirler toplumda hızlı yayılarak hedefine ulaşabilme ve hayata geçirilebilme yetisine sahip olur.

Yenilen pehlivan güreşmeye doymaz diye bir atasözümüz vardır. Makul fikir üretemeyen insanlardan bir kısmı komplekse kapılarak agresif bir ruh halinin etkisinde kalabilir. Fikrini topluma kabul ettirebilmek için zorbalık yapabileceği bir ortam yaratmaya çalışabilir. İnsanların özgürlüklerini yok ederek onlara kendi olgunlaşmamış fikirlerini zoraki benimsetmeye çalışabilir. Böylesi durumlar toplumda kaosa neden olabilir.

Özgürlüklerin kısıtlanmasının ülkelere maliyeti ne olur?

Özgürlüklerin oluşamadığı yasakçı toplumlarda düşünülmeden, tartışılmadan ortaya atılmış fikirler toplum menfaatlerine katkı sağlayamaz. Toplum menfaatine katkı sağlayamayan uygulamalar hayata geçirilirse toplumda huzurun kaçmasına neden olur. Olgunlaşmamış fikirlerden yola çıkarak hayata geçirilmiş uygulamalar toplum tarafından kabul görmez. Muhalefet oluşmasına sebep olur. Güçlü bir muhalefetle karşılaşan uygulamaları ayakta tutabilmek zordur. Akıllı yönetimler attıkları adımlara dikkat ederler. Halkın desteğini almaya toplumda huzuru ve barışı sağlamaya önem verirler. İnsanları ötekileştirmezler. Adaleti ayakta tutmaya çalışırlar. Düşünceyi açıklayabilme özgürlüğünü yasalarla güvence altına alırlar.

Olgunlaşmamış fikirlerden hayata geçirilen uygulamalar insanların ihtiyaçlarına cevap veremez. Halkın ihtiyaçlarına cevap veremeyen uygulamalar yok olmaya mahkumdur. Bu uygulamaların yok olmasını engellemek için toplumu ağır baskılar altında tutmak bir zorunluluk haline gelir. Toplumda huzur ve barış sağlanamaz. Yer altı yıkıcı faaliyetler artar. Özgürlükler kısıtlanır. Ülke kaosa sürüklenir ve milli gelirlerini yıkıcı faaliyetleri bastırmak için harcar. Fert başına düşen milli gelir düşer. Halk fakirleşir ve mutsuz olur. Yönetim, ortaya çıkan problemlerle mücadele eder ve mevcut rejimi koruma savaşı verir. Ülke yorulur, kan kaybeder ve böylece ulusal çıkarlar tehlikeye girer. Düşman ülkeler, ülkenin bağımsızlığına göz diker.

Düşünerek hareket eden toplumlar ayakta kalmayı hak eder. Düşünmek insana özgü bir yetenektir. İnsan doğarken düşünme yeteneğine sahip doğar. Özgürlük kısıtlanırsa insanların bu yetenekleri körelir. İnsanların düşünebilmesine ve düşündüklerini ifade edebilmesine zemin hazırlanmalıdır. Kişiliğin gelişimindeki en önemli faktörlerden biri düşünmektir. Ülkeler kalkınabilmek için düşünen ve düşündüğünü ifade edebilen insanlara ihtiyacı duyarlar ve beyin ithalatında bulunurlar. Bilime yapılan yatırım katlanarak geri döner.

Selam ve saygılar. Okuduğunuz için teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s