CEHALET KADINLARI GÜNAH KEÇİSİ YAPIYOR

Akıllı bir kadın kuma olmak istemez.

Çeşitli nedenlerden dolayı bazı aileler evlat sahibi olamazlar. Bu tür olaylarda direk kadınlar suçlanır. Kocası ve kocasının ailesi tarafından kadın aşağılanır. Üstüne kuma getirilmesine karar verilir. Sorunun erkekten kaynaklanmış olabileceği hiçbir zaman göz önünde bulundurulmaz. Tarih boyunca bu hep böyle olmuş, kadınlar günah keçisi seçilmiştir. Bunun kaynağı cehalettir.

Günümüzde de hala çoğu kadın bu baskıların altında ezilmektedir. Çoğu kadın, kocasını başka bir kadınla paylaşmaya zorlanmış durumda bulunmaktadır. Çoğu erkeğin ikinci eşinden de çocuğu olmamaktadır. İkinci kadının durumu birincisinden daha üzücüdür. Uyduruk bir nikahla evlendirilmiştir ve kanun önünde hiçbir hakka sahip değildir. Hatta kanun nazarında zina durumunda bir kadın durumuna düşürülmüştür ve her şeyini kaybetmiştir. Bir erkeğin hırsı yüzünden ikinci bir kadının daha canı yanmış ve hayatı mahvolmuştur.

Akıllı bir kadın kuma olmayı istemez fakat çoğu kadın veya kızları aileleri kuma olmaya zorlamaktadır. Bu tür bir durumla karşılaşmış, hakarete ve zulme uğramış bir kadın ne yapabilir? Bana göre bu kadın boşanmayı göze almalı ve bu yaşantıya son vermelidir. Bir kadının gerçekten çocuğu olmuyor olabilir. Eşinden ve eşinin yakınlarından zulüm görüyorsa bu evliliği uzatmaya hiç gerek yoktur. Boşanarak eşi vefat etmiş bir adama eş ve yetim çocuklarına anne olabilir.

Kalpten kalbe yol var, diyor atalarımız. İnsan, annelik yapıp yetimleri gerçekten severse elbette onlarda onu sevecektir. Bunun örnekleri mevcuttur. Dini açıdan bakacak olursak bu çocuklar öz evlat veya süt evlat gibidir. Onlar üvey annelerine namahrem değildir. Onların yanında tesettür şartı yoktur. Üvey anneler, üvey çocuklarına sarılıp onları öpebilir.

Unutmadan size şunu da söylemek istiyorum. İnsan eşinden geçinemeyip ayrılsa bile bu çocuklar dinen evlatları olarak kalır. Ebediyen birbirlerine namahrem olmazlar. Evladı olmayan bir insan böylece ömür boyu evlat sevgisini tatmış olur. Yetimler de yetimliklerini az çok unutmuş olur ve üvey annelerini öz anneleri gibi görür ve sever.

Rabbimiz Kur’an’ı Kerim’de yetimlerle ilgilenmenin ne kadar sevap olduğunu ve yetimlerle ilgilenen, onları büyütüp yetiştiren, haklarını koruyan kimselerin Allah’ın nazarında ne kadar makul insanlar olduğunu bildirmektedir. Bu fırsat kaçmaz. İnsan hem zulüm altında yaşamamış olur hem evlat sahibi olur hem de Rabbimizin huzurunda takva sahibi iyi bir kimse olur. Aynı durum çocuğu olmayan erkekler içinde geçerlidir. Yetim çocukları olan dul bir kadınla evlenerek onlar da hem evlat sahibi olur hem de onlara babalık yaparak Allah’ın rızasını kazanmış olurlar.

Yetim çocukları kimse istemiyor.

Ben birkaç defa evlendirme programlarını izledim. Herkesin birbirine sorduğu ilk soru çocuğunuz var mı, oluyordu. Çocuğu olanla kimse evlenmek istemiyordu. Yetimleri hem erkekler hem de kadınlar angarya gibi görüyorlardı. İçim acıdı. Rabbim, dedim. Sen bize ne güzel rehberlik ediyorsun! Şunların haline bak… İçlerinde acıma duygusu, insan sevgisi kalmamış. Yetimleri istemiyorlar. Empati yapıp bir gün bizim çocuğumuz da öksüz kalabilir, toplumda sevgi ve merhameti geliştirelim, yetimlere sahip çıkalım demiyorlar!

Eğer çocuk olmuyor diye eşler arasında herhangi bir zulüm söz konusu değilse bu evlilik sonuna kadar yürütülmeye değer. Takdire şayan bir evlilik olur. Rabbimiz bize bu konularda Peygamberlerin hayatlarından örnekler vermiştir. Peygamberler çocuğu olmadı diye eşlerine zulmetmemişler ve eşlerinin üzerlerine evlenmemişler, çocuk sahibi olmak için sadece Allah’a dua etmişledir.

Hz. İbrahimin çocuğu olmadı fakat o eşinin üzerine evlenmeden yaşlandı. Eşi çocuk hasretiyle Hz. ibrahimi evlenmeye zorladı ama sonra kıskandı. Hz. Zekeriya peygamberin de çocuğu olmamıştı. Her ikisi de eşlerinin üzerine evlenip onları üzmediler. Allah’a dua ederek yaşlandılar. Allah, onları yaşlı hallerinde birer baba yaptı. Allah onların kıssalarını bizlere boşu boşuna anlatmıyor. Bu kıssalardan kendimize ders çıkarmamızı istiyor. Eğer gerçekten iman etmişsek Kur’an’ı Kerim’deki bu kıssalar hakkında, kafirlerin söylediği gibi: “Bunlar eskilerin masalları.” dememeliyiz.

Eşinizin çocuğu olmadı diye üstüne evlenmenin hakkınız olduğunu düşünmeyiniz. Eşleriniz de en az sizin kadar evlat sahibi olmayı istiyordur. Bir kadının üstüne evlenmek, ona yapılabilecek zulümlerin en büyüklerindendir. Allah, sizden fiziki olarak daha zayıf olan kadınlarınıza zulmetmenizi ister mi? Boşanmak helaldir. Güzellikle anlaşarak boşanabilirsiniz.

Çocuğun cinsiyetini belirleyen kromozomlar erkeklerde bulunur.

Bazı evliliklerde de kadınlar hep kız çocuk doğurdukları için kocası ve kocasının ailesi tarafından suçlanır, kakalanır, zulüm görür. Kocaları üzerlerine evlenmeye kalkar. Adamın ailesi, oğullarına erkek çocuk doğuracak kız veya kadın aramaya başlar. Bizim geleneklerimize göre erkek çocuk doğurmayan kadınların üzerine kuma getirilince pek fazla ayıplanmaz. Bunlar cehaletten ileri gelir. Böyle insanlar ne dini bilgiye ne de dünyevi bilgiye sahiptirler. Düpedüz cehaletlerini ortaya koymakta haksız yere günahsız bir insana zulmetmektedirler. Biraz bilgi sahibi olsalar çocuğun erkek veya dişi olmasında kadının hiçbir rolü olmadığını bilirler. Haksızlık ettiklerini anlar ve susarlar. Sohbetimizi ilgili ayetlerle tamamlayalım. Allah diyor ki:

2: BAKARA/ 223. Müminleri bilgilendir: “Kadınlarınız sizin için bir tarladır (tohum atan sizlersiniz). Dilediğiniz zaman kendilerinizi onlara takdim edin ve tarlalarınıza yaklaşın. Allah’a kavuşacağınızı bilin ve onlara güzel davranın.

42: SURA / 49. 50. Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah’a aittir. O dilediğini yaratır, dilediğine kız çocuk, dilediğine de erkek çocuk bahşeder veya dilediğine hem erkek hem de kız çocuk verir. Dilediğini de kısır yapar. Şüphesiz ki O, her şeyi bilir. O’nun her şeye gücü yeter.

Kız çocuk sahibi olmak da erkek çocuk sahibi olmak da insanın elinde olan bir durum değildir. Allah isterse her ikisini de verir. İsterse hiçbirini vermez. Siz erkeklerin elinde de hiçbir şey yoktur. Çocuğu veren de alan da hiç vermeyen de kız veren de Allah’tır. Eşiniz sizi suçlasa, çocuğunuz olmuyor diye başka erkekle evlense, hoşunuza gider miydi? Öyleyse eşinizi suçlamak, hayatı ona zehir etmek niyedir? Hem de tohumlara sahip olan sizken… Kız çocuk veya erkek çocuk olması tamamen erkekle ilgili bir olayken…

Erkeğin: “Hep kız çocuk doğuruyorsun, erkek çocuk doğurmuyorsun, bana erkek çocuk verecek bir kadınla evleneceğim!” diyerek karısına kaba davranmaya hiçbir hakkı yoktur. Son zamanlarda işittiğimize göre aileler, ana rahmindeki bebeklerin cinsiyetini tespit ettiriyor ve eğer kız çocuk ise onu istemiyor, kürtaj yaptırıyorlarmış. Bu bir cinayettir. Cahiliye devrine geri dönüyoruz. Gönül isterdi ki din adamları objektif bir dini bakışla bakarak inananları bilgilendirsin. Allah’ın ayetlerini güzelce açıklasın ve insanlara ulaştırsın. Ulaştırsın ki Müslümanlığımız nazari kalmasın. Cahiliye dönemine geri dönmeyelim. Kadınlarımız zulme maruz kalmasın. Çocuklarımız ölmesin. Yuvalar dağılmasın.

Allah Bakara Suresi 223. Ayetle erkekleri uyarmıştır: “Allah’a kavuşacağınızı bilin ve onlara güzel davranın.” demiştir. Çocukların cinsiyetinde kadınların rolü olmadığını belirtmek için de: “Kadınlarınız sizin için bir tarladır.” demektedir çünkü bir tarlaya fasulye ekerseniz tarladan fasulye mahsulü elde edersiniz. Fasulye ekip nohut vermesini beklemezsiniz. Cahil insanlara ancak bu, böyle anlatılabilir. Bu durum, bundan daha güzel ifade edilemezdi ama cahiller yine de anlamıyor, o başka… Halbuki Rabbimiz ne de güzel anlatmış, tarla ve tohum benzetmesiyle değil mi? O ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır.

Rabbimizden daha güzel bir rehber göremiyorum. İnsan cehalet içinde hareket ediyor. Zikirden uzaklaştıkça zulmünü artırıyor. Cehaleti yenmenin yegâne yolu, okumaktır. Okuduklarımızın adalete uygun olup olmadığını akıl terazisinde tartmaktır ve bundan sonra hayatımıza geçirmektir.

Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkürler. Allah’a emanet olun.

“CEHALET KADINLARI GÜNAH KEÇİSİ YAPIYOR” için 2 yorum

Yorumlar kapalı.