DİNİMİZDE AKRABALIK HUKUKU

DİNİMİZDEKİ AKRABALIK BAĞLARI HANGİ KRİTERLERE GÖRE OLUŞMUŞTUR?

Kur’an’ın ayetleri arasında bir çelişki var mı, yok mu? Kur’an’da akrabalık bağlarıyla ilgili bir tutarsızlık olup olmadığını birlikte inceleyelim. Kur’an’ı Kerim’de iki türlü akrabalık bağı vardır. Birincisi kan bağıyla oluşan akrabalıklarımızdır. İkincisi kan bağı olmadan oluşan akrabalıklarımızdır. Kan bağı ile oluşmayan akrabalık bağları belirli kriterler göz önünde bulundurularak oluşturulmuştur. Çelişkili olduğu zannedilen ayetlerde olağan üstü tutarlılıklar vardır. İki akrabalık arasında sadece miras alma hakkı konusunda fark vardır. Kan bağı olanlar miras alır, diğer akrabalar miras almaz.

33: AHZAB / 6. Peygamberin eşleri müminlerin anneleridir ve Peygamber de müminlere kendi nefislerinden önce gelir. Müminlerden ve muhacirlerden dostlarınıza bir iyilik yapmanız hariç Allah’ın Kitap’ında “rahim akrabalığı bağı” diğer bazı akrabalıkların önüne geçer. Bunlar Kitapta yazılıdır.

Yukardaki ayette “diğer bazı akrabalıklar” diye zikredilen akrabalıklarımız: Bunlar aramızda kan bağı bulunmayan sonradan oluşan akrabalıklarımızdır. Bu akrabalıklar, kan bağı ile kurulmuş akrabalıklarımız gibi ölünceye kadar devam eder. Örneğin: Peygamberimizin eşleri müminlerin anneleridir. Müminler onlarla evlenemezler. Mümin erkekler gelinleriyle evlenemezler. Mümin kadınlar damatlarıyla evlenemezler. Damatlar kayınvalideleriyle evlenemezler. Gelinler kayın babalarıyla evlenemezler. Üvey kızlarla üvey babalar evlenemezler. Üvey oğullarla üvey anneler evlenemezler. Süt kardeşler birbirleriyle ve süt annelerinin diğer çocuklarıyla evlenemezler. Süt anneler süt çocuklarıyla evlenemezler. Süt hala, teyze, amca, dayı ile evlenilmez. İki kız kardeş aynı kişinin nikahı altında bulundurulamaz. Bu sayılanların hiçbiriyle aramızda kan bağı yoktur fakat dinimiz bir akrabalık bağı kurmuştur. Bir mümin, bu sayılan akrabalarından birine şehvetle bakamaz bu haramdır. Bu sayılanlardan biriyle evlenirse ensest evlilik yapmış olur. Bu dinen sapıklık ve büyük günahtır.

Dikkat ettiyseniz kan bağı olmaksızın kurulan ve evlenmemiz yasaklanan kimseler bize çok yakın olan ve zaman zaman baş başa kaldığımız, aynı haneyi paylaştığımız kimselerdir.  Allah, kan bağı olmayan akrabalıklarımızı bize Nisa Suresi 23. ve 24. ayetlerle bildirmiştir. Kan bağı olan akrabalıklar gibi kan bağı olmayan akrabalıklarla da evlenmeyi haram kılmıştır. Bu akrabalarla evlenmek haram kılınırken göz önünde bulundurulan önemli kriterler vardır: Amaç insan yaşamının huzur ve güven içinde olmasıdır. Amaç sevgiye, saygıya, mutluluğa dayalı bir hayat sürdürülmesidir.

DİNİ DEĞERLERİMİZ BİZE NELER KAZANDIRIYOR?

Dini değerlerimiz bize yeterince izah edilmiyor. İnsanların kütüklerinde Müslüman olduğu yazıyor ama Allah’ın emir ve yasaklarını yeterince bilmiyoruz. Dolayısıyla şeytana uyuyoruz. Acılarla dolu bir hayat sürüyoruz. Bu da yetmiyor gibi başımıza gelen olaylardan Allah’ı sorumlu tutuyoruz. Aslında biz Allah’ın emir ve yasaklarını öğrenmeye vakit ayırmıyoruz. Ayırsak da kendini yetiştirememiş veya yetiştirmemiş din adamlarıyla muhatap oluyoruz ve hazır imanımızı da kaybediyoruz çünkü bize uydurma bir din ile mantık dışı, derdimize deva olmayacak, dini reçeteler sunuyorlar.

İnsanlarımız manevi açıdan yozlaşıyor. Hiç de hoş olmayan Rabbimizin lanetlediği çok çirkin ve çok üzücü olaylar işitiyoruz. İnsanlar insanlıktan uzaklaşıp hayvanlaşıyor. Üvey baba Allah’ın akraba kıldığı üvey çocuklarına şehvetle bakabiliyor ve üvey babaların üvey kızlarını veya üvey oğullarını istismar ettikleri oluyor. Çocuk sahibi olan dul bayanlardan birçoğu bu endişeleri taşıdıklarından dolayı evlenemiyor.

Boşanmalar çocuklarda travmalara neden oluyor. Çocuklar annelerinin başka bir erkekle evlenmesini hazmedemiyor ve babalarının yerinde başka bir erkek görmek istemiyor. Bütün itirazlarına rağmen anne evleniyor veya maddi imkansızlıklar nedeniyle evlenmek zorunda kalıyor. Bunu fırsat bilen üvey baba, çocuğun yapmış olduğu bu itirazı kötüye kullanıyor. Üvey çocuğuna taciz ve tecavüzde bulunuyor. Tacize, tecavüze uğrayan çocuk, annesine şikayette bulununca üvey baba üvey çocuğunun kendisini kabullenemediğini ve bundan dolayı kendisine iftira attığını ileri sürerek kendini temize çıkarıyor. Çocuk daha önce üvey babayı istemediği için anne çocuğun söylediklerine inanmıyor. Evladına hiçbir şans tanımıyor. Kocasın söylediklerine inanıyor. Kocasının davranışlarını takibe almaya gerek duymuyor. Çocuğu üvey babasına iftara atmakla yalan söylemekle suçluyor.

Bir insanın en yakını annesidir. Annesinin kendisine inanmaması ve onu suçlaması çocukta inanılmaz yaralar açıyor. Böylece üvey baba mağdur ettiği çocuğa karşı bir zafer kazanmış oluyor ve rahatça sapıklığına devam ediyor. Bütün bu olup bitenler karşısında savunmasız kalan çocuk psikolojik bunalıma sürükleniyor. Üvey baba, üvey kızına bir talip çıksa kızı karalayarak evlenmesine engel oluyor. Bu durumdaki çocukların bir kısmı dayanamayıp evden kaçıyor. Bu çocukların büyük bir çoğunluğu yağmurdan kaçarken doluya tutuluyor ve kötü yola düşürülüyor. Kırk yılda bir şansı yaver giden oluyor. Çareyi kendisini gerçekten seven biriyle kaçarak evlilik yapmakta buluyor. Allah, üvey baba ile üvey çocuklar arasında akrabalık bağı kurarak bu çocukları koruyor. Ailede huzuru, güveni, sevgiyi ve saygıyı sağlıyor.

Genç üvey anne ile üvey evlatların arasında gayri meşru ilişkiler olduğu oluyor. Bazen bu olayları filmlere konu yapıp halkın ahlakını bozuyorlar. İnsanların üvey annelerine veya üvey oğullarına şehvetle bakmasına sebep oluyorlar. Allah ise üvey çocuklarla üvey anneler arasında bir akrabalık bağı kuruyor. İnananlar arasında bu tip üzüntü verici ve çok çirkin olayların yaşanmasına engel oluyor.

Bazen kayın baba ile gelin arasında bazen kayın valide ile damat arasında hoş olmayan, çirkin ilişkiler söz konusu olabiliyor. Bu olaylar, mağdur olan kimselere çok büyük acılar yaşatıyor. İnsanlıktan nasibini almamış bazı kız kardeşler, kız kardeşlerine ihanet edebiliyor ve tahammülü güç bir acıya sebep oluyor. Bazı aileler kızlarını ölen kız kardeşlerinin yerini alması için eniştesi ile evlenmeye zorluyorlar. Bu çok iğrenç, ıstırap verici bir duruma neden oluyor. Allah kullarının üzülmesine razı olmuyor. İndirdiği hükümlerle, kurduğu akrabalık bağlarıyla Müminlerin bu acıları yaşamasına engel oluyor. Allah dosttur. Merhamet sahibidir.

EVLATLIKLARLA NEDEN AKRABALIK BAĞIMIZ YOK?

Ailesi olmayan bir çocuğa kucak açmak kötü bir şey mi, evlatlıklarla niçin akrabalık bağı kurulamıyor, diye soracaksınız ve bunun Kur’an’ın bir çelişkisi olduğunu ileri süreceksiniz. Bu bir çelişki midir? Dikkatli ve ön yargısız bakacak olursak bunun bir çelişki olmadığını gerçekten çok isabetli bir karar olduğunu görebiliriz.

Böyle bir akrabalığın oluşmamasının önemli nedenleri vardır: Evlatlıklara gerçek ailesi hakkında yalan söylenir. Halbuki yalan büyük günahtır. Bu yalan, evlatlık kimselerin bilmeyerek yakın akrabaları ile ensest evlilikler yapmalarına sebep olur. Ayrıca ailelerini bilmek de bu çocukların en doğal hakkıdır fakat bu çocuklardan ailelerinin kim olduğu saklanır. Böylece biyolojik kimliklerini bilme hakları ellerinden alınmış olur. Bu çocuklar yetişkin oldukları zaman aileleri hakkındaki gerçekleri öğrenince ruhsal çöküntüye uğrar. Kendilerini değersiz ve kimsesiz hisseder. Allah buna bir son verilmesini istiyor ve onlar sizin akrabanız değil, din kardeşlerinizdir. Onlara iyilik edin, maddi manevi yardımda bulunun, aileleri hakkında yalan söyleyip aldatmayın, onları biyolojik babalarının soyadıyla çağırın, kendi kütüğünüze kayıt ettirmeyin, diyor.

Bir çocuğun herhangi bir nedenle ailesinden alınıp başka bir aileye verilmesiyle ve verildiği ailenin kütüğüne sanki aralarında soy bağı varmış gibi kaydedilmesiyle birçok sorun ortaya çıkar. Hukuki, genetik, psikolojik, sosyolojik açıdan ortaya çıkan problemler vardır. Genetik açıdan: Bu çocuklar soy bağlarını bilmedikleri için ensest evlilikler yapabilir. Sosyal açıdan: Bu çocuklar bazen işgücü ve cinsel açıdan sömürüye uğramaktadır. Hukuki açıdan: Gerçek mirasçılar saf dışı bırakıldığı için gerçek mirasçılar haksızlığa uğratılmış olur. Psikolojik açıdan: Bu çocuklar evlatlık olduklarını öğrenince travma geçirir ve kendilerini terkedilmiş, kimsesiz hissederler.

Tıbbi bilimler, travma geçiren bu çocukların tedavisinin nasıl yapılıp psikolojik sorunlarının nasıl çözüme kavuşturulacağını ele alarak çözmeye çalışır. Allah’ın indirmiş olduğu Kur’an’ın hükümleri ise böyle sorunların hiç oluşmamasını, bu üzüntülerin hiç yaşanmamasını hedefler. Biyolojik bağı olmayan çocukları sanki biyolojik bağı varmış gibi nüfusumuza kaydettirmemizi yasaklar. Bizi yalan söylemekten ve çocuğun biyolojik ailesini saklamaktan men eder. Yetim çocuklara maddi ve manevi açıdan destek olmamızı emreder.

Üvey kızınızı veya oğlunuzu evlat edinmek ve mirasınızdan yararlanmasını sağlamak isteyebilirsiniz. Burada kan bağınızın olmadığı bir akrabalık söz konusudur. Sanki kan bağınız varmış gibi üvey çocuğunuzu kendi nüfusunuza kayıt ettirirseniz hukuki mirasçılarınızdan mal kaçırmış olursunuz. Eşinizle aranız bozulup boşandığınızda bu çocuk sizin için büyük bir sorun olacaktır. Günümüzde birçok ülkede üvey çocukların evlat edinilmesi yasaklanmıştır. Allah, indirdiği hükümlerde iki türlü akrabalık kurdurmuş ve sadece kan bağımızın bulunduğu akrabalarımıza miras hakkı tanımış ve bu sorunları kökten çözmüştür. Rabbimiz bize yol göstermiştir. Miras yolu olmaksızın da himayeniz altına aldığınız kimsesiz çocukları mallarınızdan yararlandırabilir, onlara iyilik yapabilirsiniz, demiştir çünkü böyle yapmak hukuki bir probleme neden olmaz. Selam  ve dua ile kalın.