CENNET YERYÜZÜNDE Mİ?

Hz. Adem ve Hz. Havva’nın kaldığı cennet nerededir?

Cennetin yeryüzünde mi yoksa gökyüzünde mi olduğu tartışma konusu olmuştur. Cennetin yeryüzünde olduğunu, Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın yeryüzündeki bu cennette yaşadığını ileri süren bir görüş vardır. Acaba bu görüş doğru mudur? Cennetin nerede olduğu Kur’an’ı Kerim’de bildiriliyor mu? Bu soruların cevabını delilleriyle birlikte burada bulacaksınız.

Tartışmaların kaynağı din adamlarıdır. Yorum yaparken ayetleri yeterince dikkate almıyorlar. Daha önceki dinlerde de bu durumlar yaşanmıştır. Din adamı kisvesi altındaki bazı kimseler Allah’ın ayetlerini dikkate almamışlardır. Kur’an’ı Kerim’de bu durum bize anlatılıyor. Bu kimselerin kötü niyetli kimseler olduğu, ayetleri gizlediği bildiriliyor. Bu tip kötü niyetli kimselerin dinlere verdikleri zarar örnekleri ile ayetlerde veriliyor.

Cennetin yeryüzünde olduğunu iddia edenler Allah’ın ilmini, gücünü ve ayetlerindeki hikmetleri inkâr etmişler ve bu konuda kasıtlı bir kampanya başlatmışlardır. Tahrip edilmiş diğer dinlerde de bunu görmekteyiz. Örneğin, Hz. Âdem ve Havva’nın kaldığı cennet, Hristiyanlara göre yeryüzünde Fırat, Dicle ve iki diğer ırmak çemberi içindedir. Fırat ve Dicle şu anda mevcut olmasına rağmen diğer iki ırmağın kuruduğu fakat ırmak yataklarının hâlâ mevcut olduğu ileri sürülmektedir.

Cehalet veya ihanet içindeki bazı Müslüman din adamları da Hristiyan din adamlarının tuttuğu yolu benimsemişler ve cennetin yeryüzünde olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu Kur’an dışı iddialarını da Kur’an’daki İslam, diyerek lanse etmektedirler. Kur’an’ı Kerim’deki bu konularla ilgili ayetleri hasır altı edip böyle bir sonuç çıkarmışlardır.

Cennet yeryüzünde değildir. Kaynak Kur’an’ı Kerim’deki ayetlerdir.

Münafıklar Allah’ın ayetlerini inkâr etmektelerdir. Allah’ın indirdiği ayetleri görmezden gelerek Peygamberimizin Allah’ı gördüğünü, cennetin yeryüzünde bir bahçe olduğunu ve henüz gerçek cennetin yaratılmadığını ileri sürmektelerdir. Halbuki Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın hangi cennette kaldığı, cennetin göklerle yer kadar genişlikte olduğu ayetlerde bildirilmektedir. Cennet yeryüzünde olamaz çünkü cennet yeryüzünden kat kat büyüktür. Bunu iddia etmek abesle iştigaldir.

3: A-Lİ İMRAN / 133. Rabbiniz tarafından bir bağışlanma olarak takva sahibi olanlar için hazırlanmış, göklerle yer kadar genişliği olan bir cennete koşun!

Cennet şu anda mevcuttur. Kur’an’ı Kerim’deki ilgili ayetlerden birkaçına bir göz atacak olursak konuyu daha iyi anlayabiliriz. Rabbimiz, Peygamberimizi bir gece Mekke’den alıp Mescid’i Aksâ’ya götürmüş ve bu mübarek kılınan yerden gökteki delillerinden bir kısmını Hz. Cebrail vasıtasıyla Peygamberimize göstermiştir.  

Kur’an’ı Kerim’de zikredilen bu deliller şunlardır: Peygamberimiz, o gece ikinci defa gerçek suretinde Hz. Cebrail’i görmüştür. O gece Allah’ın en büyük delillerinden biri olan Hz. Cebrail’in Sidre’yi kapladığını görmüştür. O gece Me’va Cennetini görmüştür ve Me’va Cennetinin Sidretü’l Münteha’nın yanında olduğunu görmüştür. O gece Hz. Âdem ve eşinin Me’va Cennetinde yaşadığını öğrenmiştir. O gece Hz. Âdem ve eşinin davet edildikleri, şeytan tarafından aldatılıncaya kadar içinde mutlu bir hayat sürdükleri Me’va Cennetindeki lanetli ağacı da bizzat görmüştür. Peygamberimiz bütün bunları biyolojik yani dünya gözüyle görmüştür.

42: SURA / 51. Allah’ın bir insanla vahiyden başka bir yolla konuşması olmadı. O ya perde arkasından konuşur ya da dilerse vahiy etmeye izin verdiği bir elçiyi gönderir. Şüphesiz ki O çok yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.

53: NECM / 13, 14, 15, 16. Ant olsun ki o, diğer bir inişinde Cebrail’i Sidretü’l Münteha’nın yanında gördü. Cennetü’l Me’va, Sidretü’l Münteha’nın yanındadır. Bundan dolayı Sidre’yi kaplayan kaplıyordu.

17: İSRA / 1. Ayetlerimizden bazılarını göstermek için bir gece çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Haram’dan, Mescid-i Aksâ’ya kulunu yürüten noksan sıfatlardan münezzehtir. Muhakkak ki O, işitir ve görür. 

Dikkat ederseniz ayeti kerimede yürütme fiili kullanılmıştır. Yürüyen insan toprakla temas halindedir. Peygamberimiz, başka bir yolla yani uçarak götürülseydi veya göklere yükseltilseydi, ayette yürüten fiili kullanılmazdı. O zaman bu ayet: “Mescid-i Aksâ’ya kulunu götüren (uçuran) noksan sıfatlardan münezzehtir.” şeklinde olurdu. Kutsal bir mekân olan Mescid-i Aksâ’dan Me’va Cenneti Peygamberimize gösterilmiştir. Uçurularak semaya yükseltildiğine ve Allah’ı gördüğüne dair hiçbir ayet bulunmuyor. Allah’ı görmediğine dair ayet vardır. Hz. Âdem dahil hiçbir insan Allah’ı görmemiştir. Allah ancak perde arkasından kullarıyla vahiy yoluyla konuşmuştur.

17: İSRA / 60. (Ey Muhammed!) Bir zamanlar sana demiştik ki: “Doğrusu Rabbin insanları kuşatmıştır. Sana gösterdiğimiz ve insanlar için bir imtihandan başka bir şey olmayan Kur’an’da geçen lanetli ağacı biz bir rüya kılmadık. Bizim onları uyarmamız zorbalıkta aşırıya gitmekten başka bir şeylerini artırmıyor.”

Bu ayetlere baktığımız zaman cennetin yeryüzünde olmadığını gayet net bir şekilde görebiliyoruz. Peygamberimizin Kur’an’da lanetlenen o ağacı Me’va-cennetinde görmüş olması Âdem atamız ile Havva annemizin Me’va Cennetinde yaşadıklarını, Me’va Cennetindeki lanetli ağaçla imtihan edildiklerini ve imtihanı kaybettikten sonra yeryüzüne indirildiklerini doğruluyor.

Kur’an’ı Kerim’de cennetin yeryüzünde olmadığı apaçık açıklanıyor. Cennetin gökyüzünde olduğu, Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın kaldığı, cennetin isminin Me’va Cenneti olduğu Kur’an’ı Kerim’de mevcut bulunmasına rağmen cennetin yeryüzünde olduğu iddia ediliyor. Acaba bu din adamları Kur’an’ı Kerim’i hiç açıp okumadılar mı? Okumadılarsa çok cahiller ve din adamlığı yapacak ehliyete sahip değiller, demek oluyor. Şayet Kur’an’ı Kerim’i okudular, ayetleri gördükleri halde zorlama mealler yaparak insanların aklını karıştırmaya çalışıyorlarsa bu davranışın Kur’an’ı Kerim’deki nitelendirilmesi münafıklık yapmaktır.

Selam ve dua ile kalın.