ŞİDDET KULLANARAK AİLEDE BARIŞ VE HUZUR SAĞLANABİLİR Mİ?

Şiddet hakka üstün olursa sevginin yerini nefret alır.

Türk toplumunda kadına şiddet uygulayarak kadını korkutmanın gerekli olduğuna inanılır. Maalesef kadına değer veren her adımda kadını korumaya çalışan Allah’ın indirdiği hikmetli emirler bu inanca alet edilmekte ve ayetler kadınlar aleyhine yorumlanmaktadır.

Mümin kadınlar ve erkekler birbirlerinin dostu ve yardımcısıdır. Birbirlerini aşağılamazlar. Birbirlerine karşı sevgi ve merhamet beslerler. Birbirlerine iyiliği emrederler ve birbirlerini kötülükten men ederler. Mümin kadın eşini cennete, kafir kadın cehenneme götürür. Mümin erkek eşini cennete, kafir erkek eşini cehenneme götürür.

9: TÖVBE / 71. Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah, rahmetiyle yargılayacaktır çünkü Allah azizdir, hakîmdir.

Tarafların aileleri yeni evlilerin birbirlerini tanımalarına fırsat vermezler ve ilk günden eksik yazmaya, kusur aramaya başlarlarsa, bunun temelinde kıskançlık vardır. Aile içi kıskançlıklar aile içi şiddeti de körükler. Aile içinde şiddet hoş değildir. Sevgi; şiddetten değil, hoşgörü ve adaletten beslenir. 

Allah, aile içi şiddeti veya kadına şiddeti tavsiye etmez çünkü islama göre her bir evlilik aynı zamanda birer ortaklıktır. Bir yuva kurulduğu zaman iki farklı kültürden ve iki ayrı aileden gelen iki üyeli bir ortaklık kurulmuş olur. Ortaklıklar adil gittiği sürece ortakların aralarındaki sevgi ve merhamet hasar görmez. Sevgi ve merhameti ayakta tutabilmek için adaleti ayakta tutmak gerekir. Taraflardan biri baskın olursa diğer taraf siner ve hakkına sahip çıkamaz. Ataerkil Türk toplumunda erkek egemen bir anlayış vardır. Bunun etkisini dini yorumlarda da fazlasıyla görmekteyiz.

Allah’a itaat etmeyenler şeytanlara itaat eder. Şeytanlar insanların düşmanlarıdır. İnsanların mutlu olmalarını istemez. Bir insana itaat edileceği zaman o insanın Allah’a itaat edip etmediğine bakılmalıdır. Allah’a itaat ediyorsa ona itaat ettiğinizde zarar görmezsiniz çünkü Allah adaleti ve merhameti emrediyor. Allah’a itaatin ölçüleri Kur’an’ı Kerim’de genişçe verilmiştir.

Allah’a itaat eden kimseler, adalet ve merhamet sınırlarını aşarak kadına şiddete baş vurmazlar. Allah’a itaat eden din adamları: “Allah eşini döv.” diyor diye kıvırtarak nefislerine göre zulüm içeren yorumlar yapmazlar. Bir insanda merhamet yoksa eşine dayak atıyor ve bunu da öz be öz hakkı gibi görüyorsa imanında sakatlık var demektir. Allah’a itaat eden bir kimse kalbinde merhamet taşır. 

Allah’a itaat etmeyen kimseye itaat edilmediği gibi Allah’a itaat etmeyen yönetime, yönetene, hocaya, kocaya, babaya ve diğer kimselere itaat edilmez. Allah’a itaat edene Allah rızası için itaat edilir çünkü gerçek anlamda Allah’a itaat eden kimselerden adaletsizlik beklenmez. Dayak yargısız infazdır. Aile içi şiddet ne dinimize ne de medeni bir topluma yakışır. 

Kadına şiddet, bir namus temizleme aracı olarak kullanılabilir mi?

Bazı din adamları ayetleri arzu ettikleri gibi yorumluyorlar: “Bir erkek, ayağı dışarda olan hanımına önce nasihat eder, işe yaramazsa onu yatağında yalnız bırakır, o da işe yaramazsa onu döverek yola getirir.” diyorlar.

Allah, zaten kadın olsun erkek olsun zina eden birisiyle evliliği sürdürmeyi haram kılmıştır. Peki, ayağı dışarda bir kadın dövülünce tertemiz olup kocasına helal mi olacak ki Allah böyle bir emir vermiş olsun?..

Darebe kelimesinin birden çok anlamı vardır. Darabe kelimesinin cümle içindeki anlamını doğru anlamak için cümlenin tamamına ve arkasındaki, önündeki ayetlere de bakmak, ona göre anlamlandırmak gerekir. 

Dinimize göre geçimsiz bir kadını, kocası nasihat ederek uyarır. Kadın aldırmaz aynı tavırları sergilemeye devam ederse küsüp yatağını ayırır. Bu da işe yaramazsa mahkemeye başvurup ayrılma yoluna gider. Kadın pişman olur özür dilerse aileler araya girer karı kocayı barıştırır. Allah da barışmalarına yardım eder.

Ne yazık ki toplumumuz zina konusunda insanlar yanlış yönlendirilmektedir. Erkeklerin zinası çapkınlık olarak nitelendirilmekte, kadınların ki fuhuş olarak nitelendirilmektedir. Evli bir erkek bir defa da olsa zina ederse dinen eşi ile arasındaki nikah ortadan kalkar. Tövbe etse bile karısına geri dönemez. Dönerse ne olur? Ömür boyu hanımı ile zina etmiş olur. Bir Müslüman bunu göze alabiliyorsa zina yapar yoksa ömür boyu namuslu kalmaya özen gösterir. Haramdan kendini uzak tutar.

Eşlerden biri zina ederse dinen kirlenmiş olduğu için zina eden bir eşle evliliği sürdürmek haramdır. Zina eden biri, zina eden biriyle evlenmeye layıktır. Müslüman temizdir. Her şeyin temizine layıktır. İnanmış hiçbir erkek veya inanmış hiçbir kadın zina etmez çünkü zina nikahı yok eder. Bir Müslüman olarak olmayan bir nikahla evliliği devam ettirmek, haramdır. Ancak Allah’ın emirlerini dikkate almayanlar ve müşrikler; zina etmiş olan eşleriyle gayri meşru olarak, evliliklerini devam ettirebilirler. 

Bireyler toplumun yapı taşlarıdır. Toplumda nikahsız yaşayan bireylerin sayısı artıkça toplum işe yaramaz taşlarla örülmüş duvar misali çökmeye başlar. Her türlü şerden Rabbimize sığınıyoruz. Âmin!

Selam ve sevgiyle kalın. Allah’a emanet olun.