DEMOKRASİ İSLAM DİNİ İLE BAĞDAŞIR MI

DEMOKRASİ DEMAGOJİDEN İBARET OLMAMALI

İdeal demokrasiyi sağlayan bir rejim var mı? İnsanların hazırladığı metinler tarafsız olabilir mi?

Demokrasi deyince vatandaşlarını sınıflara bölüp ayırmayan, din, dil, ırk, renk, fakir, zengin, beyaz, zenci ayırımı yapmayan; tüm vatandaşlarını eşit şekilde kucaklayan, can ve mal güvenliğini sağlayan bir sistem akla gelir. Demokraside halkın seçtiği kişiler iktidara gelir. Siyasiler koltuğa yapışıp kalmazlar. Belli aralıklarla güven oylamasına gidilir ve siyasilerin ellerindeki yetkileri kötüye kullanmasının önüne geçilmiş olur. Çıkarılacak yasalar halk oylamasına sunulur. Böyle bir sistem bugüne kadar tesis edilebilmiş değildir.

İdeal demokrasiye ulaşılamadığından dolayı iç ve dış savaşlar devam etmekte her bir ideoloji kendi sistemini zorla ve zulümle başkalarına kabul ettirmeye çalışmaktadır. İdeal demokrasiyi sağlayamayan rejimler yerini sabitleyebilmek için kendinin halefi olabilecek ideolojilerle savaşır. Eleştiriye açık değildir, eleştirilip kusurlarının ortaya dökülmesinden korkar. Öldürmek de dahil vatandaşlarına çok ağır baskılar uygulama yoluna gider. Uzun süre yaşayamaz.

Nerde adaletsizlik var, orda zorbalık, zulüm, kan ve acı vardır. İdeal demokrasiyi yakalayan bir sistem kendini kabul ettirmek için zorbalığa ihtiyaç duymaz. Eleştiriye açık olur ve eleştiri rejimin yağı, tuzu, biberi olur. Lezzet katar.

İslamın özünde demokrasi var mıdır?

Temel hak ve özgürlükler Allah’ın Kitap’ında toplanmış ve güvence altına alınmıştır. İnanmayanlar, Kur’an’ın bazı yasaları değiştirilemediği için bu yasalara “dogmatik yasalar” derler ve bu sözcüğü Allah’ın yasalarını aşağılamak, halkın gözünden düşürmek için kullanırlar. Halbuki siyasi iktidarlarca değiştirilemeyen bu yasalar halklar için oldukça güvencelidir. Elbette onlar da bunu bilmekteler fakat Allah’ın hak ve adalet içeren yasalarını delmek, kadın, çocuk, yetim, fakir, aciz insanların haklarına tecavüz etmek: hak ve özgürlüklerini engellemek isterler.

Allah’ın Kitap’ında yazılı hak ve özgürlükleri inkâr edenler, yasakları delmeye çalışanlar Allah’ın varlık ve birliğini kabul etmeyi gururlarına yediremeyen kimselerdir. Din adına dinsizlik yaparak dinleri bozarlar. Bozdukları dini gerçek dinmiş gibi halka sunarlar. Sonra da bozdukları dini eleştirerek kendilerinin Allah’ın indirdiğinden daha adil bir yönetim getirdiklerini iddia ederler. Bu iddialar hep ütopya ile sonuçlanmıştır. İnsanoğlunun hazırlamış olduğu metinler bugüne kadar ideal demokrasiyi yakalayamamıştır. İdeal demokrasiye birazcık yaklaşan ülkeler demokrasi kahramanı ilan edilerek alkışlanmışlardır.

İnsanların hazırladığı metinler ideolojilerin, otoritelerin boyunduruğu altında ortaya çıktığı için tüm insanların hak ve özgürlüklerini koruyamaz. İnsanların yazdığı metinler tarafsız olamaz ve Allah’ın Kitap’ındaki hak ve özgürlüklerle boy ölçüşemez çünkü Allah kadın, erkek; zenci, beyaz; köle, hür; zengin, yoksul hepimizin Rabbidir. Allah, biz sizin dostunuzuz der ve bizlerin acılarına son vermek için bizleri dini emirleri yerine getirmeye davet eder. Dini emirleri körü körüne sahiplenmemizi de istemez ve onlardaki hikmeti düşünmemizi ister.

Allah, Kur’an’daki hak ve özgürlüklerden daha ideal hak ve özgürlükler içeren metinler yazmaya tüm inanmayanları davet eder. Yapamadıkları takdirde indirmiş olduğu yasaları kabul edip uygulamaya ve yeryüzünde ideal bir düzen sağlamaya davet eder. Görüldüğü gibi Allah insanlar üzerinde cebri bir baskı uygulamaz. İnsanları hak ve özgürlükler konusunda en ideal fikri bulma tartışmasına davet eder. Böylece bir kaos yaşanmaksızın insanların ideal hak ve özgürlüklere kavuşmasını murat eder.

İnsanların hazırladığı metinler değişmeye mahkûmdur çünkü otoritelerin ve ideolojilerin boyunduruğu altında ortaya çıkar. Sonuçta herkesi memnun edemez. İdeal adaleti sağlayamaz. Bu rejimler, baş kaldıranlar olmasın diye hak ve özgürlükleri sınırlamak zorunda kalır. Hak ve özgürlüklerin sınırlanması zaman zaman isyanlara neden olur. İnsanlar sokaklara dökülüp devleti ile olmaması gereken bir iç savaş içine girer. Kardeş kardeşe düşman olur. Genelde bu savaşlar yıllarca sürer, acı ve can kayıplarına sebep olur. Bazen de o devletin haritadan silinmesiyle sonuçlanır. Hukuksuzluklar, iç savaşlar devletleri zayıflatır ve bulunduğu rejimlerini çökertir.

Yeryüzünden büyüklü küçüklü birçok devlet gelip geçmiştir. İdeal demokrasiyi sağlayamadıkları için yok olmaya mahkûm olmuşlardır. Irk, cinsiyet, kölelik, özgürlük, dil ve din konusundaki haksızlık içeren radikal davranışlar en büyük imparatorlukları bile yok etmiştir. Allah ise: “Sizleri bir erkek bir dişiden yarattım.” diyerek yaşayan tüm halkların dünyayı kapsayan tek bir ağacın dalları olduğunu vurgulamıştır. Biz insanlar bir ağacın dalları olduğumuzu hatırlamalıyız ve birbirimize karşı hiçbir konuda ayrımcılık yapmamalıyız.

Başka bir ayette de kadın, erkek; köle, hür; zengin, fakir siz birbirinizdensiniz demektedir. Erkeğin kadına, hürün köleye, beyazın zenciye, zenginin fakire bir üstünlüğü olmadığını vurgulamıştır. İçinizden üstün kimseler ancak takvaca üstün olanlarınızdır, demiştir.

Allah en büyük yöneticidir. Yeryüzündeki bütün yöneticiler ona muhtaçtır. O, kimseye muhtaç değildir. İndirdiği ideal demokrasi ile diktatörlerin, ideolojilerin, otoriter ve totaliter rejimlerin önünü tıkamıştır. Değiştirilemez bazı yasalar koymuştur. Değiştirilemez olan yasalar ancak ve ancak çok istismar açık konulardadır. Bunlar İslam’ın temeli olan ana yasalardır.

Müslümanlıkta ilk zamanlar doğrudan demokrasi uygulanıyordu. Kur’an’ın ana yasaları dışındaki tali yasalar vardır. Bu yasalar halk şuarasının katılımıyla karara bağlanıyordu. Bunlar savaş kararları, içki, rüşvet, kumar oynamak vs. gibi tali yasalardı. Allah adaletten şaşılmamasını emretmişti. Allah’ın emirlerine uygun olarak hazırlanan tali yasalar ihtiyaca göre kanun yapıcılar tarafından hazırlanıp halk oyuna sunulurdu. Halk tasdiklerse yasalaştırılırdı. Şayet tasdiklenmeyecek olursa halk tarafından onaylanabilecek daha ideal bir yasa hazırlamaya gayret gösterilir ve tekrar halka baş vurulurdu. İdeal demokrasi yakalanıncaya kadar bu böyle devam ederdi.

A-Lİ İMRAN / 159. Sen onlara Allah’ın rahmeti sebebiyle yumuşak davrandın. Şayet sen kötü kalpli ve kaba davransaydın onlar etrafından dağılıp giderlerdi. Onları affet. Allah’tan onları bağışlamasını dile. İşlerini onlarla istişare et. Karar verdiğin zaman Allah’a güven. Muhakkak Allah kendine güvenenleri sever.

42: ŞURA / 37. Çirkin işlerden, büyük günahlardan kaçınan ve öfkelendikleri zaman affedenler.

42: ŞURA / 38. Rablerinin çağrısına icabet eden, namazı kılan, işlerini aralarında istişare ile yapan ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden harcayanlar.

42: ŞURA / 39. Saldırıya uğradıkları zaman kendilerini savunanlar.

42: ŞURA / 40. Kötülüğün cezası onun misli bir kötülüktür fakat kim affeder barışırsa onun mükafatı Allah’ın yanındadır. Muhakkak ki Allah zulmedenleri sevmez.

Kur’an’ı Kerim’deki bazı uygulamalar ise hakların, özgürlüklerin sınırlarının aşılmasını ve kötüye kullanılmasını önceden önlemeye yöneliktir. Sonradan cezalandırmak yerine suça teşvik eden nedenleri ortadan kaldıran tedbirler alır. Örneğin, aile kurumunu korumak için kan bağı olmayan akrabalıklar kurdurmuştur.

Kur’an; kişisel, toplumsal, sosyal, siyasal, hukuksal, yönetsel, savaş, barış, ekonomi, miras, borç, ailesel, cinsel ve sağlıkla ilgili ahlak kuralları gibi kuralları belirlemiştir. Allah bizlerin dostu olduğunu ayetlerle bize bildirmektedir ve bu kuralların tümünün bir dost nasihati, rahmeti ve merhameti olduğunu belirtmiştir. Rabbimiz problemsiz mutlu bir hayata bizleri davet eder.

Allah insanları inanmaya zorlamak yerine onları terbiye etmeyi tercih eder. Terbiye ederken zulüm etmek baskı kurmak yerine kişiyi iyiliğe yönlendiren bir metot uygular. Onlardan kurallara uyanları yaptıkları iyi davranışların on katıyla veya daha fazlasıyla mükafatlandıracağını bildirerek iyiliğe teşvik eder. Uymayanları yanlış davranmalarının karşılığı kadar cezalandıracağını bildirerek korkutur. Büyük günahlardan kaçınanların küçük günahlarını affedeceğini, yaptıkları kötülüklerden dolayı pişman olup ölüm gelmeden önce tövbe edenleri affedeceğini bildirir.

2: BAKARA / 19. Sana içki ve kumar hakkında soruyorlar. O ikisinde büyük bir zarar ve insanlar için bazı yararlar vardır fakat yararlarından zararları daha büyüktür.

Allah’ın indirdiği ana yasayı delmek büyük günahtır çünkü bu yasaların özelliği istismara açık olmalarıdır. Bundan dolayı değiştirilemez kılınmışlardır. Tali yasalar değişime açıktır. İhtiyaca göre yeniden gözden geçirilebilir. Tek kıstas adalettir. Allah halkı rejimi denetlemekle yükümlü tutmuş ve adaletten ayrılan yöneticiyi başınızda tutmayın, demiştir. Yöneticiler seçimle gelir. Seçileni halk denetler. Halkı ise Allah denetler ve der ki: “Siz kendinizi düzeltmedikçe Allah sizin durumunuzu düzeltmez.”  Allah firavunun halkını kınar: “Firavun onları aşağılıyordu. Onlar bu durumu kabullenen aşağılık kimselerdi.” der. Rabbimiz bizi aşağılık ve cehennemlik kişilerden kılma! Âmin.