EŞCİNSELLİK BİR HASTALIK MIDIR?

Eşcinsellik bir tercih midir?

Eşcinsellik seküler kesimle dindar kesimler arasında bir sürtüşme konusu olmuştur. Seküler kesim, eşcinselleri üçüncü bir cins olarak kabul etmektedir. Tercih ettikleri hayat tarzlarından aldıkları zevklere hak ve özgürlük açısından bakılması gerektiğini savunmaktadır.

Seküler kesim dilediği gibi yaşayabilir, çocuklarını dilediği gibi yetiştirebilir. Herkesin neslini inandığı gibi eğitmeye hakkı vardır. Bu dindar kesim için bir sorun teşkil etmez. Dindar kesim de dilediği gibi yaşama ve çocuklarını inandığı gibi terbiye etme hakkına sahiptir. Bunun seküler kısmı rahatsız etmemesi gerekir.

Dindar insanların çocuklarına verdiği eşcinsellik karşıtı eğitimi seküler kesim hazmedememektedir. Bu eğitimleri kendi dünya görüşlerine aykırı bulduklarından dolayı kendilerine hakaret kabul etmektedir. Tabi ki bu haksız bir suçlamadır ve insan haklarına, inanç özgürlüğüne vurulan bir darbedir. Dindar insanların dini değerlerinden vaz geçip seküler olmalarını istemek ve beklemek büyük bir adaletsizliktir. Farklı inançların yok edilmesine yönelik gayret içine girilmiş olması insanlık ayıbıdır ve kınanmaya aday bir davranıştır.

Herkesin inandığı gibi yaşamaya ve dilediği gibi bir eğitim almaya hakkı vardır. İnançlar üzerinde oluşturulan baskılar büyük bir sorun oluşturmaktadır. Toplumda herkes seküler olmak zorunda değildir. İlahi dinler eşcinselliğin toplumda açacağı yaralara odaklanmıştır. Dolayısıyla İlahi dinlerde eşcinsellik yasaklanmıştır: Bunun toplumsal tarafı düşünülmüş ve diğer toplumsal suçlar gibi suç kategori içine yerleştirilmiştir.

Dinen kendi cinsine ilgi duymak ruhsal veya biyolojik bir bozukluğu içermez. Bu tamamen kişinin tercihidir. Eğer bu durum biyolojik bir bozukluk olsaydı yaratılışa atfedilebilirdi ama üçüncü bir cins yaratılmış değildir. Ruhsal bir bozukluk olsaydı akıl hastalığı kategorisine girer dinen cezalandırılmazdı. Bir toplum dini inancını koruyabilmek için dini değerlerini korumak zorundadır. İnsanların hepsini aynı kalıba sokmaya çalışmak insan haklarına, insan onuruna saygısızlık ve zulümdür. Müslümanlık insan onuruna saygı duyar. Dinde zorlama yoktur. Herkesin inancı kendinedir. Sizin dininiz sizin için bizim dinimiz bizim içindir. Allah diyor ki:

109: KÂFİRUN / 1. 2. 3. 4. 5. 6. “Ey inanmayanlar! Ben sizin taptığınız şeye tapmam, siz benim taptığım şeye tapmazsınız. Ne ben sizin taptığınıza taparım ne de siz benim taptığıma taparsınız. Sizin dininiz sizin için benim dinim benim içindir.” de.

Eşcinselleri dindar kimseler mi öldürüyor, hayır. Korku imparatorluğu yaratılmak isteniyor. Duygu sömürüsü yapılıyor sanki eşcinsellere Müslüman kimseler saldırıyor gibi lanse edilmeye çalışılıyor. Bir kimsenin nüfuz cüzdanında Müslüman yazıyor olması bir şey ifade etmez çünkü bütün seküler kesimin nüfus cüzdanında Müslüman yazıyor.

Bir kimse inanç açısından sınıflandırılacaksa o kimsenin yaşantısına bakılmalıdır. İnsanın birazcık vicdanı ve onuru varsa yalan söylememeli, sırf kendisi gibi inanmadı diye suçsuz insanlara iftira atmamalıdır. Bazen de üç beş ay Müslüman gibi yaşıyorlar sonrasında da emellerine ulaşmak Müslümanları ve Müslümanlığı kirletmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Allah, böylelerinin şerrinden tüm inananları korur inşallah. Allah’a emanet olun.