PEYGAMBER EFENDİMİZİN EVLİLİKLERİNİN SEBEP VE HİKMETLERİ NELERDİR?

Peygamber Efendimizin evlilikleriyle ilgili hükümler müminlerinkinden neden farklıdır?

Peygamberimiz elli üç yaşından sonra arka arkaya evlilikler yapmıştır. İnanmayanlar onu şehvetine düşkünlükle suçlamışlar inananlar da maalesef bu evlilikleri yanlış yorumlamışlar ve Peygamberimizin cariyeleri falan da bulunduğunu ileri sürmüşlerdir.

Peygamberimizin neden çok evlendiğini anlaya bilmek için Kur’an’ı Kerim’den yararlanabiliriz, ayetleri kendimize rehber edinirsek çok evlenmesinin hikmetleri ortaya çıkacaktır.

Peygamberimizin çok evlilik yapmasındaki hikmetler nelerdi?

Peygamberimizin evlilikleri ile ilgili hükümler müminlerin evlilikleriyle ilgili hükümlerden farklıdır. Peygamberimizin evlilikleri cinsel yaşantıdan öte, kutsal bir amaç taşımaktadır.

Peygamberimizin çok evlilik yaptığı doğrudur. Özellikle bu evliliklerin bazı tabuları yıkmak üzere yapıldığını görüyoruz. Bu evlilikler, İslam’ın kadınlar arasında yayılmasını hızlandırmıştır. Bu evlilikler Peygamberimize bu davada yararı olan ve yanında yer alan dul kadınlar ile peygamberimize zina iftarası atılmasının önüne geçmiştir.

Bu evliliklerin hikmet ve sebeplerine tek tek değinmek istiyorum: Peygamberimizin evlendiği eşlerinden bir tanesi: Hz. Hafsa validemizdir o okuma, yazma biliyordu. Hz. Hafsa validemiz vahiy katipliği de yapmıştır. Diğer iki eşi: Hz. Aişe ve Ümmü Seleme annelerimiz okumayı biliyorlar fakat yazmayı bilmiyorlardı. Kur’an’ı Kerim’in halka ulaşmasında çok emekleri olmuştur. Allah onlardan razı olsun.

Peygamberimizin, Hz. Zeyd bin Haris’in boşadığı eşi Zeynep’le evliliği de bir tabuyu yıkmak içindi. Bu evlilik de Allah’ın emriyle yapılmıştır. Bundan sonra Müslümanlar, evlatlıklarına yalan söyleyip sen benim soyumdansın, demesin diye bu evlilik yapılmıştır. İlgili ayet aşağıdadır.

33: AHZAB / 37. Bir zamanlar, Allah’ın nimet verdiği ve senin nimet verdiğin o kimseye: “Allah’tan kork ve eşini bırakma!” diyordun. Allah çekinmene daha layık olduğu halde sen, insanlardan çekiniyordun da Allah’ın açığa vuracağı şeyi kalbinde gizliyordun. Müminler, evlatlıklarının boşadığı eşle evlenme konusunda bir günahın olmadığını bilsinler diye Zeyd eşiyle ilişkisini bitirdiği zaman seni onunla evlendirdik. Böylece Allah’ın emri yerine gelmiş oldu.

Ehli Kitap’ın müminleri birbirlerini düşman ilan etmişlerdir. Rabbimiz ise dinler arasındaki düşmanlığın kaldırılmasını istemiştir. Ehli Kitap’ın birbirleriyle evlenip, birbirlerinin kestiklerini yemelerini tavsiye etmiştir. Bu ayeti dikkate almayan, kin ve düşmanlığı sürdürenlerin yaptıkları ibadetlerin boşa gideceğini bildirmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken ince bir çizgi vardır. Allah’ı üçleyenler bundan hariç tutulmuştur.  Onların kestikleri yenmez ve onlarla evlenilmez. Allah onlar için: “Onlar Allah’a şirk koştular ve kâfir oldular.” demiştir.

120: MAİDE / 5. Bugün temiz yiyecekler size helal kılındı: Kendilerine Kitap verilenlerin yemeği size helaldır. Sizin yemekleriniz de onlara helaldır. Sizden olan mümin kadınlardan ve sizden önce Kitap verilenlerden olan mümin kadınlardan namuslu olanlar kendilerine mehirlerini verdiğiniz, iffetli kişiler olduğunuz, gizli evlenmediğiniz takdirde size helal kılındı. Kim inanmayıp inkar etmişse o halde onun yaptıkları boşa çıkmıştır.

Peygamberimiz, Allah’ın emirlerini hayata geçirmiş ve Nasrani dinine mensup Mısırlı Mariye ile evlenmiştir. Ondan, İbrahim isimli bir erkek çocuğu olmuştur fakat İbrahim çocukken vefat etmiştir. Bu evlilik Nasranilerle evlenilebileceğine örnek teşkil etmek için yapılmıştır.

Yahudi dininden Safiyye (Zeynep) annemizle evlenmiştir. Safiyye annemiz evlenmeden önce Peygamberimizin peygamberliğine inanmış İslam itikadını ve müminlerin kardeşliğini benimsemiş, dinen evlenilmesi helal sayılan hür Yahudi bir kadındı. Eşini savaşta kaybetmişti. Peygamberimiz, Safiyye ile Safiyye’nin rızası ile evlenmişti. Safiyye annemiz İslam’ın getirdiği evlenme şartlarına tamamen uygundu. Kendi şeriatını yaşamakla birlikte Peygamberimizin peygamberliğine de inanıyor ve onu düşman ilan etmiyordu.

Peygamberimiz bu evlilikleri Allah’ın emri ve rızası ile Ehli Kitap yani İslam inancı üzerinde olan Yahudilerle ve Nasranilerle evliliğin helal olduğunu bizzat ümmetine ispatlamak için Allah’ın emri ve izniyle yapmıştır.

Peygamberimizin cariye olan eşi ve cariyeleri olduğu doğru mudur?

Peygamberimizin cariyeleri olduğunu ileri sürenler abesle iştigal etmektedir. Safiye annemize cariye diyenler, peygamber bir cariye olduğu halde onu koynuna aldı diyenler, Peygamberimize iftira atmaktadır. Onun bir cariye olduğunu, Peygamberimizin savaşta onun bütün ailesini öldürterek aynı gece onu koynuna aldığını iddia edenler olmuştur. Bütün bunlar birer iftiradır.

Peygamberimiz Safiyye’yi bir cariye (esir) olarak koynuna almamıştır. Bunu ileri sürenler, cahiliye devrinin hükümlerini geriye getirip Müslümanlara benimsetme arzusu içinde olanlardır. Kalbinde İslam’a karşı hastalık taşıyan kimselerdir. Müslüman uyanık olmalıdır, Allah, bizi zulüm yapmaktan men etmişken bize örnek olan Peygamberinin zulüm yapmasına izin verir mi, bunu etraflıca düşünmelidir.

Peygamberlerin köle ve cariye sahibi olmalarına izin verilmediğinin kanıtı olan ve uyarı niteliğinde peygamberimize indirilmiş olan esir ve cariyeler ile ilgili ayeti aşağıda görüyorsunuz.

8: ENFAL / 67. Yeryüzünde ağırlık sahibi olsa bile hiçbir peygambere esir sahibi olmak yakışmaz. Siz bu dünya malını istiyorsunuz Allah da ahireti istiyor. Allah güçlüdür ve bilgindir.

Cariyelik, cahiliye devri insanların benimsemiş olduğu, insan haklarına aykırı, zulümden beslenen kötü adetlerden biriydi. Allah bu adetlere son verilmesini emretmiştir. Peygamberler, Allah’ın emirlerini yaşamak ve yaşatmak için seçilmişlerdir. Onların yaşantıları müminlere rehberlik etmiştir.

Peygamberimiz, hiçbir zaman ganimet alınmış cariyelerden kendisi için cariyeler seçmemiştir. Hiçbir cariyeyi cinsel amaçla kullanmamıştır. Cariyelerle nikahsız birlikte olmak dinimizde zina hükmüne giriyor. Peygamberimizin bu konuda üç hadisi mevcuttur.  Bunlardan bir tanesi aşağıdadır.

Ravi Amr İbnu Şuayp: Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Kim hür veya cariye bir kadınla zina yaparsa bundan hasıl olacak çocuk veled-i zinadır. (Hadis)

Peygamberimizin hanesinde cariyeler yoktu. Biliyorsunuz, cahiliye devrinde cariyeler ev ve bahçe işlerinde kullanılır ve kendilerine ücret de ödenmezdi. Peygamberimizin Peygamberlik döneminde geleni, gideni, yemeğe kalanı çok oluyordu ama bu hizmetleri hep fedakâr eşleri karşıladı. Peygamberimizin sevgili eşleri, müminlerin anneleri sırf İslamiyet hâkim olsun diye her türlü fedakarlığı gösterdiler. Allah onlardan razı olsun. Çok evlenme sebeplerinden birisi de budur. Birçok mümin hanım, sırf hizmet etmek amacıyla mehir dahi istemeden Peygamberimize evlenme teklif etmişler ve evlenmişlerdir.

Peygamberimizin hanesinde hiçbir zaman cariye bulunmamıştır çünkü cariye demek düşman demektir. Bu cariyelerin yakınları savaşta öldürülmüş ve kendileri de düşman kuvvetleri tarafından esir alınmıştır. İki kavmin arasında geçen bu savaş; acıların, düşmanlıkların oluşmasına sebep olmuştur. Bu kadınlar bir barut fıçısı gibi tehlikelidir.

Allah, evlenmeye gücü yetmeyen, nefsine hâkim olmaktan korkan bir erkeğin zina etmemiş bir mümin cariye ile evlenmesine izin vermesine rağmen evlenmeyip sabırlı olmasının daha iyi olduğunu söyleyerek müminleri uyarmıştır. Kalplerdekini en iyi bilen Rabbimizdir.

Bununla beraber, savaşı kaybeden taraf da kazanan taraf da Allah’ın kullarıdır. Allah köle ve cariyelere adil davranılmasını istemiştir. Dinen cariye ile zinanın hür bir kadınla zinadan hiçbir farkı yoktur. Cariye ile zina eden erkek yüz değnek zina cezasına çarptırılırken zina eden cariye kadın elli değnek zina cezasına çarptırılır. Cariye esir olduğu için zinaya zorlanmış olacağı göz önünde bulundurulmuştur. Bununla beraber gönüllü zina etmiş olma ihtimali de olabilir. Bu iki durumun aritmetik ortalaması alınarak cariyelere verilen zina cezasında yüzde elli indirime gidilmiştir.

Cahiliye devrinde esirlere çok ağır cezalar verilmekteydi. Elinin altındaki cariye ve köleyi öldürene ceza verilmezdi. İslam bunları kaldırmış ve özgür olmadıkları için bu insanlara yüzde elli daha az ceza verilmesini emretmiştir.

Peygamberimizin yanında yer alan dul kadınlarla ve kızlarla evlenmesi şehvetine düşkünlüğünden mi kaynaklandı?

Bazı kadınlar, İslam’a hizmet edebilmek uğruna Peygamberimize evlenme teklif etmişler ve mehir almak da istememişlerdir. Allah da Peygamberimize: “Sana böyle bir teklif geldiğinde sana mahsus olmak üzere mehir vermeden onlardan dilediğinle kimselerle evlenebilirsin.” demiştir. Peygamberimizin bazı eşleri de sırf İslam’a hizmet etmek için evlenmişler ve mehir almamışlardır. Bu sadece Peygamberimize verilmiş bir izindir. Müminlerin evlenirken mehir vermesi farzdır. Konu ile ilgili ayet aşağıda verilmiştir.

33: AHZAB / 50. Ey Peygamber, Allah’ın senin için yararlı kıldıklarından, mehirlerini vererek evlenmeni helal kıldığımız mümin kadınlar şunlardır: Sağ elinin altında (hizmetinde) bulunan kızlar (Hz. Aişe gibi), seninle hicret eden amca ve halalarının kızları, dayı ve teyzelerinin kızları. İnanan mümin bir kadın mehir istemeyip de nefsini peygambere hediye etmek isterse ve Peygamber de dilerse. Bunu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Sana bir sıkıntı olmaması için, müminlere eşleri ve cariyeleri hakkında neleri farz kıldığımızı ayrıca bildirdik. Allah çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.

Kadınların İslam’a hizmetleri münafıklar tarafından hasır altı edilmeye çalışılmıştır. Kendi zulüm kokan kötü gelenek göreneklerine Müslümanları yönlendirmişlerdir. Her fırsatta kadınları aşağılayan fetvalar vermişlerdir. Fıkıh kitapları Allah’ın hükümlerinden uzaklaşmıştır adaleti ve merhameti alaşağı etmiştir. Maalesef Müslümanlar, bunları Allah’ın hükümleri zannederek savunmaktadır. Bir adaletsizlik gördükleri zaman Allah böyle takdir etmiş bu bizim imtihanımızdır, diyerek zulmü kabullenmişlerdir. Allah ise Ben kullarıma zulmetmem, kullarım kendi kendilerine zulmetmektedir, demiştir.

Allah, zulümle insanı imtihan etmez. Allah dosttur. Kul Allah’ın gösterdiği yoldan uzaklaşarak şeytanın peşi sıra gider. Şeytan da ona türlü türlü acılar yaşatır. Böylece insan kendine zulmetmiş olur. Hatasını anlayıp şeytanın şerrinden Allah’a sığınan kimseyi Allah tekrar korumaya başlar. Allah, kullarına karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir.

Allah’a emanet olun. Selam ve saygıyla kalın.