İNSAN NEREDE YARATILDI?

İnsanların ataları olan Hz. Adem ve Hz. Havva nerede yaratıldı?

İlk insanın yeryüzünde yaratıldığı ve sonra gökyüzünde bulunan cennete yerleştirildiği görüşüne karşılık ikinci bir görüş daha ileri sürülmektedir. İkinci görüşe göre gökyüzündeki cennet henüz yaratılmamıştır daha sonra yaratılacaktır. Cennet bahçe demektir. Hz. Adem ile eşi yeryüzündeki çok verimli bir bahçede yaratılmışlar ve burada yaşamışlardır. Günah işleyince buradan çıkartılmışlardır. Ayetler eşliğinde bu iki görüşü analiz edelim.

Hz. Âdem’in nerede yaratıldığına dair net ve açık bir bilgiyi Kur’an’ı Kerim’de bulabilir miyiz? Cennet daha sonra mı yaratılacak? İnsanın canlı canlı yeryüzünden alınıp da gökyüzündeki bir cennete yerleştirilmesi mümkün mü?

Kur’an’ı Kerim’e baktığımız zaman insanın yeryüzünde yaratıldığına ve sonradan cennete yerleştirildiğine dair ayetler görmekteyiz. Bu konu ile ilgili ayet meallerinden birkaçı aşağıdadır:

2: BAKARA / 30. Rabbin: “Muhakkak ki ben yeryüzünde melekler için bir halef oluşturacağım.” dediğinde melekler: “Biz seni överek tesbih ve takdis ediyoruz. Sen orada bozgunculuk yapacak kan dökecek birini mi (bize halef) yaratacaksın” dediler. Allah: “Sizin bilmiyor olduklarınızı muhakkak ki ben bilirim” dedi.

15: HİCR / 29. “Ben onun yaratılışını tamamlayıp ruhumdan üflediğim zaman (saygı için) ona secdeye kapanın.”

17: İSRA / 61. Meleklere: Âdem’e secde edin! demiştik. İblis’in dışında hepsi secde ettiler. İblis: “Ben, çamurdan yarattığın bir kimseye secde mi edeceğim?” dedi.

Cennet gök yüzündedir. İlk iki insan, yeryüzünde yaratılmış sonra cennete yerleştirilmiştir. Hz. Âdem ve eşi bir müddet cennette yaşamıştır. Konuyla ilgili ayet meallerinden birkaçı aşağıdadır.

2: BAKARA / 35. Biz: “Ey Âdem! Sen ve eşin beraberce cennete yerleşin. Dilediğiniz zaman dilediğiniz yerdeki cennet nimetlerinden yiyin ve şu ağaca yaklaşmayın. Bundan yerseniz zalimlerden olursunuz.” dedik.

20: TA-HA / 117. Akabinde: “Ey Âdem!” dedik: “Şeytan hem senin için hem de eşin için büyük bir düşmandır sakın sizi cennetten çıkarmasın sonra yorulur, sıkıntı çekersiniz.”

20: TA-HA / 118. “Kuşkusuz burada ne aç kalır ne de çıplak kalırsınız.”

20: TA-HA / 118. “Kuşkusuz burada ne aç kalır ne de çıplak kalırsınız.”

20: TA-HA / 119. “Kesinlikle burada susuzluk çekmeyecek ve sıcaktan da bunalmayacaksınız.”

Kendimize şu soruyu sormalıyız: “Acaba yeryüzünde insanın çalışmadan, yorulmadan ve sıkıntı çekmeden aç ve çıplak kalmayacağı; susuzluk çekmeyeceği ve sıcaktan bunalmayacağı bir yer var mı? Varsa o yer neresi?”

İnsan nerede yaratıldı sorusunun cevabı Kur’an’ı Kerim’de mevcut olduğu halde bunu görmezden gelip cennetin dünyada bir yer olduğunu ve Hz. Âdem’in bu cennette yaratıldığını ileri süren görüşlerle Kur’an’ı Kerim’deki ayetlerle çelişiyor. İleri sürülen bu iddia mesnetsizdir.

Yahudiler ve Hristiyanlar cennetin yeryüzünde olduğuna ve Hz. Adem ile eşinin bu cennette yaratıldığına inanmaktadır. Ana kaynaklarda yani Kur’an, Tevrat ve İncil’de bu iddiaları tasdik eden hiçbir ayet yoktur. Allah, bir canlıyı bir mekândan diğerine taşıyamaz iddiası da çürük bir iddiadır.

Yeniden yaratılış tamamlanınca insanlar cennete ve cehenneme nasıl taşınacaklar?

Kıyamet kopacak ve bir müddet sonra yeniden yaratılış gerçekleşecektir. Yeniden yaratılış gerçekleştiği yani insanlar yeniden diriltildiği zaman önceki hayatlarında iyi veya kötü ne yaptılarsa yaptıklarından hesaba çekileceklerdir.

Hesaba çekildikten sonra hak ettikleri mekanlara taşınacaklardır. Bu mekanlar cennet ve cehennemdir. İnsanlar yaşanmaz hale gelmiş yeryüzünden cennet ve cehenneme taşınırken ölü olarak değil, diri diri taşınacaktır. İyiler cennette misafir edilecektir ve kötüler cehennemde hapsedilecektir.

Demek ki Allah dilediğini öldürmeden canlı canlı taşıyabiliyor. Gelmiş geçmiş tüm insanları yeryüzünden cennet ve cehenneme taşıyacak olan Allah, Hz. Âdem ile eşini cennete götürüp sonra geri getirmiş olamaz mı? Yedi kat göğü yaratan ve donatan Allah iki insanı bir mekândan diğerine taşımaya ilim ve güç yetiremez mi?

Demek ki canlılar bir mekândan diğer bir mekâna taşınabiliyor. İnsan, kendi beyninin sırrını bile çözememişken Allah’ın bir mekândan diğer bir mekâna bir canlıyı taşıyabileceğini kavrayıp kabul edebilmesi bayağı zor gözüküyor. Dolayısıyla insanlardan bazıları böyle bir mantık yürütüyor.

Ayetlere toplu şekilde bakılması ve anlam ilişkisinin gözden geçirilmesi gerekir. İnsanların hesap günüyle birlikte ebedi hayata kavuşacaklarına ve artık bir daha ölmeyeceklerine dair ayetler var. Bunu iddia eden kimseler bu ayetleri de inkâr etmiş oluyor.

Cennetin sözcük anlamı “bahçe” demektir. İlahi Kitaplarda ismi geçen, yeniden yaratılışta insanların sınıflandırılacağı ve iyilerin misafir edilerek mükafatlandırılacağı yerin adı da cennettir.

Cennet gök yüzündedir ve ilk iki insan Hz. Âdem ve eşi bir müddet cennette yaşamıştır. Kur’an’ı Kerim’e baktığımız zaman insanın yeryüzünde yaratıldığına ve sonra cennete yerleştirildiğine dair ayetler görmekteyiz. İnsan yeryüzünde yaratılmış sonra cennete yerleştirilmiştir.

Şeytan insanı kıskandı ve insana vesvese vererek yoldan çıkarmaya vermeye karar verdi.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: pexels-photo-994605-edited.jpeg
Bir şeytan bir insanı aldatmaktan başka bir vaatta bulunmaz.

Allah, Hz. Âdem ve eşini uyarmıştı. Onlar cennete girip de mutlu olunca şeytan kıskandı ve onları aşağılayarak: “Şu benden üstün kıldığına da bir bak! Yemin ederim ki eğer beni kıyamete kadar yaşatacak olursan pek azı dışında, onun neslini kendime bağlayacağım!” dedi. Allah, şeytanın bu yemini üzerine: “Hadi git yapabildiğini yap!” dedi. Şeytan insanların büyük bir bölümünü kandırıp kendine bağlayabileceğinden oldukça emindi çünkü insanı karakter ve akıl açısından kendinden oldukça aşağı görüyordu. Allah, şeytanla aralarında geçen konuşmayı biz insanlara şu ayetlerle bildirdi:

17: İSRA / 62. Şeytan dedi ki: “Şu benden üstün kıldığına da bir bak! Yemin ederim ki, eğer beni kıyamete kadar yaşatacak olursan pek azı dışında, onun neslini kendime bağlayacağım!”

17: İSRA / 63, 64. “Hadi git! Sana onlardan kim tabi olursa, muhakkak ki sizin cezanız cehennemdir. Mükemmel bir ceza! Onlardan kime gücün yeterse dininden çıkar! Sesinle yaygaraya boğ! Atlılarınla ve yayalarınla onların mallarına ve evlatlarına ortak ol! Onlara vaatlerde bulun! Bir şeytan, bir insanı aldatmaktan başka bir vaatte bulunamaz!” dedi.

17: İSRA / 65. Benimle dost olan kullarımın üzerinde kesinlikle senin hiçbir etkin olmayacaktır. Onları koruyucu olarak Rabbin yeter.

Allah, şeytanın insanı aldatmaktan başka bir gücü olmadığını ve Allah’ı dost edinenlerin Rableri tarafından korunacağına söz verdi. Allah’ın emir ve tavsiyelerinin dışına çıkmayanların üzerinde şeytanın hiçbir etkisi olmayacağını biz kullarına bildirdi.

Şeytan bir melek miydi?

Melekler uçabilen varlıklardır. Melekler Allah’ın bazı görevlerle görevlendirmiş olduğu memur kullardır. Cinler de uçabilen varlıklardır ve ateşten yaratılmışlardır. Şeytan da bir zamanlar ismi İblis olan cinlerden seçilmiş görevli bir melekti. Allah’a asi gelmesinden dolayı şeytan olarak anılmaya başladı.

Şeytan: Kötülük yapmaktan çekinmeyen, merhametsiz, kıskanç, kibirli, iki yüzlü, sinsi yaklaşan, yalan söyleyip aldatan ve sonra ortada bırakan, vesvese verip şüpheye düşüren, Allah’ın tavsiye ve emirlerine isyan ettiren varlıklara verilen addır. Cinlerden ve insanlardan bu vasıfları taşıyan kimseler şeytan olarak adlandırılmışlardır.

Bir zamanlar hem melekler ve hem de cinler Allah’ın izin vermiş olduğu her yerde dolaşabiliyordu. (Bu izin şeytan cennetten çıkarılıp yer yüzüne indirildikten sonra cin kavminin tümüne yasaklandı ve cin kavmi de insanlar gibi imtihana tabi tutuldu. Cinler gök yüzüne yükselme kabiliyetine sahip olduğu için göğün katlarına çıkıp meleklerin konuşmalarını dinleyebilme yetisine sahip yaratıklardır. Cinlerden kötü niyetle gök yüzüne çıkarak meleklerin konuşmalarını dinleyen şeytanları, bir ateş yok edinceye kadar takip eder ve yeryüzüne haber getirmesine engel olur. ) 

Şeytan insanın cennette kalmasını hazmedemiyordu ona zarar vermek için fırsat kolluyordu. Onları cennetten çıkarmanın tek bir yolu vardı. Yasaklanmış olan lanetli ağacın meyvesini yemeye Âdem’i ikna edebilirdi. İnsandaki hırsı ve ölümsüzlük aşkını kullanacaktı. Bunu denemek için Âdem’e bir dost gibi yaklaştı ve dedi ki:

20: TA-HA / 120. Derken… Şeytan ona vesvese verip aklını karıştırdı: “Ey Âdem!” dedi: “Ebedîlik ağacını ve sonu gelmez bir saltanatı sana göstereyim mi?”

20: TA-HA / 121. Nihayet o ağaçtan her ikisi de yediler. Bunun üzerine kendilerine ayıp yerleri göründü. Üstlerini cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar. Âdem, Rabbine âsi olunca, olup bitene şaştı kaldı.

20: TA-HA / 122, 123, 124. Sonra Rabbi Âdem’in tövbesini kabul edip onu doğru yola yöneltti ve seçkin kıldı. Dedi ki: “Bazınız bazınıza düşman olarak hepiniz oradan inin! Benden size bir hidayet geldiğinde artık içinizden kim benim hidayetime uyarsa o, sapmaz ve bedbaht olmaz. Kim de benim zikrimden yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu kıyamet gününde kör olarak haşredeceğiz.”

Ayetlerde birçok insandan değil sadece bir çift insandan bahsedilmektedir. İlk yaratılan insan ismiyle zikredilmektedir. İlk insan Hz. Ademdir. Kur’an’ı Kerim’de Âdem ismi yok diyenler yalan söyledikleri için utanmalıdır çünkü Âdem ismi en az on beş yerde geçmektedir. Bu konu ile ilgili teferruatı İNSAN KİME HALEF YARATILDI? başlıklı yazıda bulabilirsiniz.

Dikkat ederseniz Allah, oradan çıkın dememiş, oradan inin demiştir. Çıkmak fiili ile inmek fiili aynı eylemi göstermez. İnmek bir yükseklikten aşağı hareket edişi gösterirken çıkmak sınırı belli bir alanın dışına çıkmayı gösterir.

Yine ayetlerde de Âdem ve Havva’nın meyvesini yediği lanetli ağacın Me’va Cenneti’nde bulunduğunu bildirmiştir. Öyleyse Âdem ve Havva yeryüzünde yaratılmış ve bir müddet  Me’va Cenneti’nde yaşatılmıştır.

Kur’an’ı Kerim tek bir cennetten bahseder ve bu cennetin genişliğinin yerlerle gökler arası kadar olduğunu bildirir. Bahsedilen cennet dünyadan büyükse ve lanetli ağaç bu cennette ise bu cennet yeryüzünde olamaz. Me’va Cenneti cennette bulunan kıtalardan sadece biridir.

Cennet de cehennem de birer adettir. Cehennemin yedi kapısı vardır. İnsanlar yeniden yaratılıp hesaba çekilip sınıflara ayrıldığında günahkârlar, günahlarına göre farklı kapılardan cehenneme sevk edilecektir.

Kur’an’ı Kerim’de cennetin kaç kapısı olduğuna dair bir bilgi yoktur. Ancak cennet kıtalara ayrılarak ayrı ayrı isimlendirilmiş bulunmaktadır. Kur’an’ı Kerim’de cennetin tasviri yapılmaktadır. Herkes dünyadaki ameline göre bu kıtalardan birine sevk edilecektir ve kimisi çadırlara kimisi saraylara yerleştirilecektir. İnsan yılmadan usanmadan ebedi ve güzel olan bir hayatı yakalamak için çalışmalıdır. Ömür kısadır. Hesap çetindir. Arzu ederseniz bu konuyla ilgisi olan CENNET YERYÜZÜNDE Mİ? başlıklı yazıyı da okuyabilirsiniz.

Okuduğunuz için teşekkürler. Umarım anlatabilmişimdir. Selam ve dua ile kalın.