DİLLER NASIL OLUŞTU? İNSAN OKUMAYI VE YAZMAYI NE ZAMAN ÖĞRENDİ? KUR’AN NE DİYOR?

İnsan konuşmaya ne zaman başladı?

Tarih boyunca insanlar; ilk konuşmanın nasıl başladığını, dillerin nasıl oluştuğunu, yazının hangi tarihte kullanılmaya başladığını hep merak etmişlerdir çünkü iletişim bütün canlılar için gereklidir.

Evrimciler dilin nasıl ortaya çıktığı ile ilgili bazı teoriler ortaya atmışlardır. İlk insanların çevrelerindeki sesleri taklit ederek ilkel dilleri oluşturduklarını ve zamanla bunu geliştirdiklerini ileri sürmüşlerdir. Halbuki doğadaki hayvanlar hep aynı sesleri çıkarmaktadır. Dünyanın her tarafında kediler miyavvv miyavvv der, köpekler hav hav der. İnsanlar doğadaki hayvanları ve diğer yansımaları taklit ederek dillerini oluşturmuş olsalardı bütün insanların dilleri birbirine benzeyecekti ve birbirinden farklı diller oluşmayacaktı ama görüyoruz ki diller birbirinden çok farklı. Demek ki bu teori adı üstünde teori olarak kalmaya devam edecektir. Bu teori insanların meraklarına gidermeye katkı sağlamamıştır çünkü tamamen mantık dışıdır. Peki, o zaman insan konuşma yeteneğini nasıl kazandı?

Değişik dillere ve okuma yazmaya nasıl sahip olduk? Bu sorusunun cevabını vermeden önce yaratılışı kısaca bir gözden geçirmeye ihtiyacımız olacak.

Şimdi yaratılış serüvenimize bir göz atalım: Her ne kadar evrime inananlar bunu inkâr etmeye ve ettirmeye çalışsa da canlıların ataları ilk yaratılışta eşeyli yaratılmıştır. Her eşey tek hücreden yaratılmış ve kendine özgü özellikler barındırmaktadır. Günümüzde de canlılar tek hücreden yaratılmaya devam etmektedir. Hz. Âdem ve Hz. Havva annesiz ve babasız olarak yaratılmıştır.

Allah, planladığını yapmış, canlıların yaratılışını birbirinden bağımsız olarak tamamlandıktan sonra nesillerinin oluşmasını kadın ve erkek atalar arasında paylaştırmıştır. Allah, canlıların atalarını yaratıp ortaya çıkardıktan sonra onlara yüklemiş olduğu duygusal bağlar sayesinde onlar eşlemişdir. Yani Allah, bir zigotun oluşmasını bir kadın ve bir erkeğin birlikteliğine bağlamıştır. Bu durum genetik çeşitliliğe sebep olup akrabalık bağı oluşmasını sağlamıştır.

Atalarımız ayrı ayrı yaratılmıştır. Hz. Havva, Hz. Adem’in hücresinden veya herhangi bir kemiğinden yaratılmamıştır. Şayet böyle olsaydı Hz. Havva erkek olurdu. Halbuki erkeklerin ve kadınların hücreleri farklı cinsel kromozomlara sahiptir. Allah Kur’an’ı Kerim’de erkek ve dişiyi ayrı ayrı yarattığını söylemekte olmasına rağmen böyle abuk sabuk bir iddia ortaya atılmıştır ve hala da bu iddia sürdürülmektedir.

OKUMA VE YAZMAYI NASIL ÖĞRENDİK?

Bu kadar farklı dil nasıl oluştu? İnsanlara okuma ve yazmayı kim öğretti?

İnsanların soyu Hz. Âdem ve Hz. Havva’dan gelmiştir. Allah, o ikisinin birlikteliğinden onlara oğullar vermiştir. Sonra onların oğulları için eşler yaratıp akrabalık bağları kurdurmuştur. Bu kadınların yaratılışı da tıpkı Hz. Havva ve Hz. Âdem’in topraktan ve topraktaki yaratılışı gibi olmuştur. İnsanın topraktan ve kendi cinsine özgü hücrelerden yaratıldığı inkâr edilemez bir gerçektir.

Allah, Hz. Adem’i yarattıktan sonra onu eğitmiş, ona her şeyin ismini öğretmiştir. Yani ona iletişim kurabileceği bir dil öğretmiştir. Allah, Hz. Havva ve Hz. Âdem’in yaratılışına benzer bir şekilde yarattığı kadınlara da farklı farklı dilleri, okumayı ve yazmayı öğretmiştir çünkü insan öğrenebilen akıl sahibi bir varlık olarak yaratılmıştır.

İnsanlar öğrenmek için kesinlikle bir öğreticiye ihtiyaç duymaktadır. Bunca okul ve bunca öğretmene ihtiyaç duyulması da bunu doğrulamaktadır. Dil iletişim kurmak için yeterli değildir. Bu yetersizlik okumanın ve yazmanın gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Yüz yüze sağlanamayan iletişim okuma ve yazma sayesinde sağlanabilmektedir. Nesilden nesile kültür aktarımı da okuma yazma sayesinde sağlanabilmektedir.

İnsanı yaratan Allah, insanı mükemmel kılmak ve onunla iletişim kurmak için ona okuma-yazma öğretmiştir. Sonra insanlara kendi içlerinden elçiler görevlendirmiştir. Yasaklarını, emirlerini ve öğütlerini yazdırıp kitap haline getirtmiştir ve bu kitaplar nesiller boyunca okuna gelmiştir. İnsanların kültürleri önemli ölçüde bu kitaplardan etkilenmiştir.

Önceleri kök boyalardan mürekkep yaparak taşa, deriye, ağaca yazarak yazışan insanlar, madenlerin kullanılmaya başlanmasıyla taşlara kalıcı yazılar da yazmaya başlamışlardır. Allah yalnızca insana değil diğer varlıklara da dilini ve dinini öğretmiştir. Kur’an’ı Kerim’de meleklerin Rabbimize: “Bizim bilgimiz Senin bize öğrettiğinle sınırlıdır.” dediklerini görüyoruz. Cinlere de meleklere de Allah farklı farklı lisanlar öğretmiştir.

Yeryüzünde neden bu kadar çok dil vardır? Yeryüzünde bu kadar çok dilin olmasının sebebi nedir?

Hz. Adem’le Hz. Havva’nın oğulları farklı farklı dillere, farklı farklı alfabelere ve farklı farklı renklere sahip bu kadınlarla evlenmişlerdir. Böylece kız ve erkek çocuklara sahip olmuşlardır. Sonra kuzen kuzenle evlenmiştir ve insan nüfusu artmaya başlamıştır. Böylece farklı dillere, farklı alfabelere, farklı tenlere sahip kavimler oluşmuştur.

İnsanlar tarih boyunca dillerini onları doğurup büyüten annelerinden öğrenmişlerdir ve böylece her kavmin bir ana dili oluşmuştur. Allah insanları kavimlere ayırmak için farklı farklı diller öğretmiştir. Bugün dünyada yaklaşık yedi binin üzerinde dil bulunmaktadır. Dil bağımsızlığın sembolüdür. Ayrıca dil bir insanın hangi toplumun üyesi olduğunu ortaya koyar. Toplumsal adresini belli eder. Allah her dilden her kavme elçiler göndermiş varlığının bilinmesini, kendine itaat ve ibadet edilmesini istemiştir.

Bütün lisanlarda, İsim, sıfat, zamir, edat, fiil gibi dil bilgisi kuralları mevcuttur. Bu kuralları insanlar koymamıştır. İnsanın bir lisanı ne kadar sürede ve ne kadar zor öğrendiğini hiç düşündünüz mü? İnsan yeni bir dil yaratmayı denemeye kalkışsa bugün dahi bunda başarılı olamaz. Allah, melekleri ve cinleri yarattığı zaman onlara da lisanlarını öğretmişti çünkü lisan, canlılar arasında bir iletişim aracıdır ve bütün canlılara ilk dil eğitimi yaratıcı tarafından verilmiştir.

Yaratıcı kendini tanıtmak için yarattığı canlılara akıl, göz, kulak verdiği gibi iletişim kurmak için bir lisan öğretmiştir. Sonra onları eğitmek için kendi içlerinden elçiler göndermiş ve kitaplar indirmiştir. Biz bu eğitime “DİN EĞİTİMİ” diyoruz. Din eğitimi insanlara stressiz bir hayat yaşamanın yollarını gösterirken ilerideki hayatını da garanti altına alır ve böylece iki dünyada da mutlu olmasını sağlar. Konuyla ilgili ayet meallerinden bir kısmını aşağıda görebilirsiniz.

96: ALAK / 1, 2. Yaratan Allah’ın adıyla oku. O, insanı tek bir hücreden yarattı.

96: ALAK / 3, 4, 5. Oku! Kalemle yazmayı öğreten senin ikram sahibi Rabbindir. O insana bilmediği şeyi öğretti.

96: ALAK / 6, 7. Hayır, öyle değil! Muhakkak ki insan azıyorsa her açıdan kendini mükemmel zannetmesindendir.

2: BAKARA / 31. Allah, önce Âdem’e isimleri öğretti. Sonra Âdem’in isimlerini öğrenmiş olduğu şeyleri meleklere göstererek: “Şayet iddianız doğruysa şunların isimlerini bana bildirin.” dedi.

2: BAKARA / 32. Melekler: “Ya Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, senin bize öğrettiklerinin dışında bizim bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz âlim ve hakîm olan ancak sensin.” dediler.

2: BAKARA / 33. (Sonra:) “Ey Âdem! Eşyanın isimlerini meleklere bildir.” dedi. Âdem onların isimlerini meleklere bildirince: “Ben size, muhakkak göklerde ve yerde görülmeyenleri bilirim. Gizli veya açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim?” dedi.

Rabbimize ne kadar teşekkür etsek azdır. O yarattığı canlılara iletişim kurabileceği bir lisan öğretmiştir. Bütün canlılar kendi türleriyle ve Rableriyle iletişim içindedir. İhtiyacımız olan her türlü şeyi bizlere Rabbimiz öğretmiştir.

NEML / 17. Nihayet onlar, Karınca vadisine geldiklerinde, karıncaların lideri şöyle dedi: “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin! Süleyman ve ordusu farkında olmadan sizi ezmesin!”

Rabbimiz bizlerden hiçbir zaman desteğini esirgememiştir. Elçileriyle öğütlerini bize ulaştırmış, mutlu ve stressiz yaşamanın yollarını bize göstermiştir. İlahi terbiyeden daha güzel ve daha mükemmel bir terbiye yoktur. Bize rızık vermiştir. Allah vermeseydi rızkımızı kendimiz yaratamazdık. O dosttur. Dinde zorlama yoktur. Rabbimiz dileseydi bizi irade sahibi yapmazdı.

Rabbimiz senin dost olduğunu biliyor ve seni çok seviyoruz. Sen kullarına asla zulmetmezsin. Kulların şeytanları dost edinerek kendi kendilerine zulmeder. Bizi şeytanların vesvesesinden uzak tut. Senin sevgi ve merhametine sığınırız. Sen yardım etmezsen şeytan bizi aldatır ve biz helak oluruz. Bize yardım et. Âmin!

Keyifli okumalar. Allah’a emanet olun.