KALU BELA NE DEMEK?

Araf Suresi 172. ayet neleri anlatıyor?

Ademoğullarının bellerinden zürriyetleri alınıp da Rabbiniz kim, diye soruldu mu?

Hz. Âdem’in sırtından veya Âdem oğullarının sırtlarından zürriyetlerinin nasıl dışarı çıkarılıp soruya muhatap edildiği konusunda Araf Suresi 172. ayet mealleri ve tefsirlerde farklı farklı yorumlar vardır. Tefsirlerin bazılarında ruhların bedenlerden önce yaratılıp Kalu Bela’da Âdem oğullarının sırtlarından zürriyetlerinin çıkarılıp: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusunun sorulduğu sonra bu ruhların insan bedeniyle birleştiği şeklinde yorumlanmıştır.

Diğer bazı yorumlarda ise bu ayetin mecazi anlamda olduğu ileri sürülmüştür: “Bu ayet, insanoğlunun rahimlerdeki oluşma aşamasında Allah’ın varlığını anlayacak bir akıl ile donatılmış olduğunu kasteder.” denmiştir.

Bu ayet mealleri ile ilgili bazı sorular mevcuttur: İnsanların bellerinden zürriyetleri alınıp soru sorulup geri konulmuşsa bu nasıl ve ne zaman olmuştur? Allah Ademin beline zürriyetlerini koymadan niye sormadı da sonradan çıkarıp sordu? Allah insanları Kalu Belada ruh olarak mı yoksa ruh ve beden birlikte mi huzuruna aldı da bu soruyu sordu? İnsan ruhu ne zaman yaratılmıştır ne zaman yaratıldığı ile ilgili bir bilgi Kur’an’ı Kerim’de var mıdır?

Dünyaya gelmeden önce Allah’a verilen bir söz var mıdır?

Araf Suresi 172. ayet mealleri genellikle Elmalılı Hamdi Yazır’ın meallerinden esinlenerek hazırlanmıştır ve tefsirlerle de detaylandırılmaya çalışılmıştır. Bu nedenle hepsi birbirine benzer şekilde yorumlanmıştır. Bu meallerdeki ve tefsirlerindeki yorumları biraz irdelersek ileri sürülenlerin tamamen hatalı ve hayal ürünü olduğunu görebiliriz. Aşağıda örnek olarak iki meal veriyorum.

Ali Bulaç Meali:

Hani Rabbin, Âdem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahitler kılmıştı: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” (Demişti de) onlar: ‘Evet (Rabbimizsin), şahit olduk’ demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: “Biz bundan habersizdik.” dememeniz içindir.

Ali Fikri yavuz Meali:

Hatırla ki, Rabbin, Âdemoğullarının sulblerinden zürriyetlerini çıkarıp da onları nefislerine karşı şahit tutarak; “-Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye buyurduğu vakit onlar da: “- Evet, Rabbimizsin, şahit olduk.” demişlerdi. Bu şahit tuşumuzun sebebi, kıyamet günü, bizim bundan haberimiz yoktu, dersiniz diyedir.

Mealler ve tefsirlerdeki yorumlamalara göre Âdem oğullarının sırtlarından zürriyetleri çıkarılmış ve kendilerine: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusu sorulmuştur. Bu soruya: “Evet, Rabbimizsin şahit olduk.” cevabı verilmiştir. Sorunun muhatabı olarak ruhlar gösterilmiştir. Ruhların bedenlerden önce Kalu Bela’da yaratıldığı ileri sürülmüştür. Ruhların soru sorulduktan yıllar sonra bedenlerle birleştiği ileri sürülmüştür.

Yukardaki yorumlarda büyük bir çelişki vardır. Söylediklerine göre söyledikleri zamanda yalnızca ruhlar bulunmaktadır. Ruhun bir sırta sahip olması için bedenle birleşmiş olması gerekir çünkü sırt bedende bulunur. Kalu Bela diye isimlendirdikleri hayali bir zamandaysa henüz bedenler yaratılmamıştır. Ayetler hatalı bir şekilde çevrilince işte böyle tuhaflıklar ortaya çıkmıştır.

Bu görüşlere göre: Kalu Bela, dünyanın yaratılmasından önce var olan ruhların toplandığı bir yeri kasteder. Bezm-i Elest adı ile de anılır. Özellikle tasavvuf edebiyatı kapsamında yer alır. Tasavvuf edebiyatının kökü Orta Asya’nın kadim mistik inançlarına dayanır. Tasavvuf inancı sahte rivayetler yoluyla İslam’a yapıştırılmıştır.

Tasavvuf inancını benimseyen, tasavvuf ehli olan, tasavvufla uğraşan ve gizemciliği yaymaya çalışan kimselere Mutasavvıf denir. Mutasavvıflara göre insanın ilim sahibi olmasına gerek yoktur. Allah dilediği kimseye keramet verir. Kur’an’ı Kerim’de ise ilim sahibi olanların Allah’a daha yakın olduğu bildirilir. Cahiller Allah’ın kelamını anlamaktan aciz oldukları için eleştirilir.

Allah her kavme peygamber gönderip kitaplar indirdiğinde, insanlardan misak almıştır fakat insanlar Allah ile aralarındaki misakı tek taraflı olarak iptal etmişlerdir. Allah misakı bozmamış tövbekâr olan kullarını mükafatlandıracağını açıklamıştır. Ruhların bedenlerden önce yaratıldığını destekleyen hiçbir ayet yoktur. Zaten insanlara ruh hakkında fazla bilgi de verilmemiştir.

Kalu Bela diye bir zaman yaşanmamıştır. Bu ayeti çözmeye çalışanlar tahmini yorumlar yapmışlar ve yorumlarını da hadis rivayetlerine dayandırmaya çalışmışlardır. Hadisin sahih olup olmadığına yine kendileri karar vermişlerdir. A’raf Suresi 172. 173. ayetlerin tefsirini yaparken aşağıdaki hadisleri kullanmışlardır.

Ravi: İbn Abbas. Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ki Allah, Naman’da (Arefe/Arafat dağında) Âdem’in belinden misak aldı. Onun belinden ektiği bütün zürriyetini çıkardı, birer zerre gibi serpip önüne koydu. Sonra onlarla konuşup dedi ki: ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ Onlar da ‘Evet, biz buna şehadet ederiz…’ dediler. (Hâkim bu hadis için sahih demiştir.)

Ravi: İbn Abbas. Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur: “Allah, Âdemi yarattı, sonra onun belinden zürriyetini zerreler halinde çıkardı, onlarla konuştu, sonra onları beline iade etti. Onlardan hiçbir fert kalmamak üzere -herkes- konuştu ve (ben sizin Rabbiniz değil miyim? sorusuna karşılık) ‘Benim Rabbim Allah’tır.’ dedi.” (Taberi, ilgili ayetin tefsirinde bu rivayeti kullanmıştır.)

Ravi Ebu Hureyre: “İlim erbabı, ruhların bedenlerden önce yaratıldığını ve Allah’ın onları konuşturup şahit kıldığı hususunda ittifak etmişlerdir.” (İbn Kesir, a.g.e., VII, 3145)

Yukarda gördüğünüz gibi bu Kur’an’ın bir gerçeği değildir. Ulemanın kendi tahminleri üzerinde ittifak etmeleridir. İttifak etmiş olmaları “kalu bela” diye bir zamanın yaşandığının kanıtı olamaz. Böyle bir zaman ne Kur’an’ı Kerim’de geçiyor ne de buna şahit olan bir kimse vardır fakat insanlar bunun gerçek olduğunu zannediyor.

Araf Suresi 172. ayet neden bahs ediyor? Hakikat nedir?

Ayet çevirileri hatalı yapılmıştır. Hata nerededir: Ayetteki arkasından anlamı verilmesi gerekirken kelimeye sırtından anlamı verilmiştir. Sırtından kelimesine fazladan bir de çıkardı kelimesi ilave edilince işler karışmış tuhaf bir anlam ortaya çıkmıştır. Ayetin tefsir edilebilmesi için olayın geçtiği zamanın gösterilmesine ihtiyaç duyulmuştur. Bundan dolayı da Kur’an’ı Kerim’de hiç bahsi geçmeyen, yaşanmamış bir zaman ortaya çıkmıştır. Bu zaman “Kalu Bela” olarak isimlendirilmiştir.

Araf Suresi 172. ayeti doğru çevirdiğimiz zaman bu tuhaflık ortadan kalkmaktadır: Bu ayette ilk önce Hz. Adem’in oğullarından alınmış olan sözden bahsedilmiştir sonra da onların arkalarından gelen zürriyetlerinden alınan sözden bahsedilmiştir. Söz almak için Allah kavimlere kendi dillerinde peygamberler göndermiş, Kitaplar indirmiştir. İnananlardan şirke sapmayacaklarına ve insanları saptırmayacaklarına dair misak almıştır.

Allah sözünde durmuş, söz aldıkları kimseler sözlerinde durmamış ve sözleşmeyi tek taraflı iptal etmişlerdir. Şirke sapmışlar, günaha saplanmışlar ve cehennemi hak etmişlerdir. Hesap günü bizim bundan haberimiz yoktu gibi bir mazereti de ileri süremezler çünkü Allah şahit olmuş onları da kendi aleyhlerine şahit tutmuş. Allah ve kulları arasında geçen sözleşmeler Kur’an’ı Kerim’de birçok ayette geçmektedir.

Örneğin, Allah Tur’u Yahudi halkının üzerine kaldırarak üzerlerine düşecek gibi göstermiş ve korkutarak onlardan bir daha günah işlemeyeceklerine dair söz almıştır. Bu korkutmalar, söz alma ve şahit tutmalar diğer bütün kavimlerde de vuku bulmuştur. Allah yaptığı bu korkutmaları belki doğru yola dönerler diye yaptığını söylemektedir.

7: A’RAF / 170. 171. Kitap’a sımsıkı sarılan, namazlarını kılan, salih amelleri olanların ecrini elbette zayi etmeyiz. Dağı onların üzerine kaldırdığımızda onu üzerlerine düşecek bir örtü sandıklarında biz onlara: “Size verdiğimiz şeyin içindekileri (Tevrat’takileri) iyice hatırlayın ki belki takva sahibi olursunuz.” demiştik.

5: MAİDE / 70. Ne zaman ki onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir şeyle bir peygamber göndersek bir kısmını yalanlıyor bir kısmını da öldürüyorlardı. Halbuki İsrail oğullarına peygamber göndermiş ve onlardan söz almıştık.

3: AL-İ İMRAN / 81. Allah, iptal ettiğiniz şeyler için sizden misak aldı: “Size Peygamber gönderdim, Kitap ve hikmet verdim sonra yanınızda olanı doğrulayıcı bir Peygamber geldiğinde ona inanıp yardım edeceksiniz, bu ağır ahdimi üzerinize alıyor musunuz?” dedi. Onlar: “Kabul ettik.” dediler: “O halde tanık olun, Ben de sizinle beraber tanıklık edenlerdenim.” dedi.

3: AL-İ İMRAN / 82. O halde artık bundan sonra sözünden dönenler haddi aşan kimselerdir.

7: A’RAF / 172. 173. Âdem’in oğullarından ve onların arkalarından onların zürriyetlerinden gelenler; kıyamet günü bizim bundan kesinlikle haberimiz yoktu demesinler, diye bir de babalarımız şirk koştu, biz onlardan sonra geldik, bizi iptal edilmiş şeylerden dolayı helak mı edeceksin, demesinler, diye Rabbin, kendi aleyhlerine onların tanıklıklarını aldı: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Evet, şahit olduk, Sen bizim Rabbimizsin.” dediler.

7: A’RAF / 174. Belki doğru yola dönerler diye ayetlerimizi işte böyle açıklıyoruz.

7: A’RAF / 173. Kendisine ayetlerimiz verilen, günahlardan sıyrıl denilen, buna rağmen şeytanı peşine takan, böylece azgınlardan olan kimsenin haberini de onlara oku.

Kalu Bela bir senaryodan ibarettir. Her dilde kelimelerin bazıları çok anlamlıdır. Arapçada da aynı durum geçerlidir. من ظهر kelimesi insanın hem sırtından anlamına hem de arkasından anlamına gelir. Bir ayete meal verirken diğer ayetlerle bağlantısı göz önünde bulundurulmalı ve uygun anlam verilmelidir. Buna dikkat edilmezse mealler arkalarında açıklanması gereken fakat açıklanamayan sorular bırakır sonra da alimliğimize toz gelmesin diye Kur’an’ı Kerim’le çelişki içerisinde, tutarsız cevapları kabullenmek zorunda kalırız. İnandırıcılığı olmayan bu yakıştırmalar dinimize zarar vermektedir çünkü bu yakıştırmalar ne peygamberden ne de kitaptan gelmektedir. Din adamlarının yazdığı senaryolardır.

Okuduğunuz için teşekkürler. Allah’a emanet olun.

Kaynaklar

Araf Suresi 170, 171, 172, 173, 174. ayetler.

Al-i İmran Suresi 181, 182. ayetler.

Maide Suresi 70. ayet.

Hadis (İbn Kesir, a.g.e., VII, 3145)