ZIHAR VE ÎLÂ NE DEMEK?

NİKAH ÜZERİNE YAPILAN YEMİNLERİN KEFARETİ VAR MI?

Yeminle dini nikah düşer mi?

Sözlükte yemin etmek anlamına gelen îlâ kelimesi kocanın yeminini bir şarta bağlayarak karısını mahkeme olmaksızın boşaması anlamında kullanılan bir fıkıh terimini ifade eder.  Zıhar evlilik akdini sona erdiren bir yemin olarak kabul edilmiştir. Bu yeminle boşamanın çirkin boşamaya (bain talaka) girdiği söylenir. İslam’da güzel boşama çirkin boşanma diye iki tür boşama varmış gibi algılanmıştır. Felsefe yapılarak madem ki “güzel boşama” emredilmiştir. Güzel boşamanın karşıtı, çirkin boşamadır. Öyleyse İslam’da iki çeşit boşama vardır: Mahkeme ile boşama güzel boşamadır. Mahkeme dışında boşama çirkin boşamadır, fetvası verilmiştir. 

Çirkin boşamaya şu örnekler verilmiştir: Üç defa arka arkaya: “Boş ol!” demek, “Üçten dokuza şart olsun seni boşadım.” diye yemin etmek, “Sen gözüme annem gibi görünüyorsun! Yemin olsun sana el sürmeyeceğim.” diye Zıhar yemini etmek vs.

Bu fetvalara göre erkek eşini çirkin boşama ile boşarsa kadın kanuni haklarını kaybeder. Erkeğin zıhar yemini ettiği veya boş ol dediği andan itibaren eşler birbirlerine haram olurlar ve artık aynı evde kalamazlar. Kadın iddet süresini kocasının yanında geçiremez. Kadın hamile de olsa hemen kapı dışarı edilir. Bu boşama sünnete aykırıdır ama geçerli bir boşamadır. Bu fetvaların Kur’an’ı Kerim’de yeri var mıdır, sorusu bu makalenin konusu olarak ele alınmıştır.

Kadını bir çırpıda kapı dışarı eden, hiçbir hakkını gözetmeyen bu fetvalar ve uygulamalar Kur’an’ı Kerim’in hükümlerine tamamen aykırı düşmektedir. Madem ki sünnete de aykırıdır o zaman zulüm kokan bu fetvalar neye göre verilmiştir?

Konuyla ilgili ayeti kerimeler aşağıdadır. Bu ayette güzel boşama ile kastedilen şey boşanırken birbirinizin haklarına tecavüz etmeye kalkışmayın Allah’ın indirdiği hükümleri uygulayın ve ne yapacaksanız Allah’ın rızasına uygun yapın, anlamındadır.

65: TALAK / 2. İddet süresi (üç ay) dolduğunda ya onları güzelce yanınızda tutun ya da onlardan güzellikle ayrılın. İçinizden adil iki kişi verdiğiniz karara şahitlik yapsın. Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere verilen öğüt işte böyledir. Kim günahtan sakınırsa Allah onun için bir çıkış yolu yaratır.

2: BAKARA / 229. Boşanma iki duruşmada gerçekleşir. Ya iyilikle tutarsın ya da güzellikle bırakırsın. Onlara verdiğiniz şeyden bir şeyi geri almanız size helal değildir. Sadece Allah’tan korkmalı ve Allah’ın koyduğu hudutları korumalısınız. Eğer onlar, Allah’tan korkar ve Allah’ın koyduğu hudutları korurlarsa, ayrılırlarken ikisine de bir günah yoktur. İşte bu Allah’ın koyduğu huduttur. O’na karşı kibirli olmayın. Kim Allah’ın koyduğu hududu aşıyorsa, işte onlar zalimlerdir.

İslam’da güzel boşama, çirkin boşama gibi iki tür boşama asla yoktur. Ayetlerde kastedilen güzellikler: Güzel bir karar vererek eşinden ayrılmaktan vazgeçmektir. Eğer boşanmaya kesin karar vermişse eşinin kanuni haklarına tecavüz etmeye çalışmaksızın güzellikle ondan ayrılmaktır.

Mahkeme olmaksızın boşanmanın İslami olduğunu ileri sürerek eşini bir çırpıda boşamak, eşine zina iftirası atmak, nafakayı az vermek için mal varlığını başkasının üzerine geçirmek, nafakayı az tutmak için gelirini gizlemek, üç aylık iddet döneminde veya hamile iken kadını evden atmak, annenin rızası dışında çocuğu alıp süt anneye vermek vs. gibi şeyler çirkin şeylerdir ve tüm bunlar İslam’a aykırıdır. Allah bunları tasvip etmez. Bunların İslami olduğunu ileri sürmek abesle iştigaldir.

Ayetteki güzellikle boşamadan kasıt, boşanma durumunda bu haram yollardan herhangi birine veya birkaçına baş vurmaksızın güzellikle boşanılmasıdır. Evde boşama ve mahkemede boşama gibi iki tür bir boşama usulü dinimizde yoktur. Bu alışkanlık eski Arap kültüründe mevcuttur.

Yeminle boşamalarda pişman olup geri dönmek dinen mümkün müdür?

Cahiliye devrinde eşini boşamak isteyenler eşlerine: “Üçten dokuza şart olsun seni boşadım.” derlerdi ya da arka arkaya üç defa “Boş ol! Boş ol! Boş ol!” derlerdi. Bir daha birbirlerine dönülmeyecek şekilde eşlerini boşadıkları yalanını ileri sürerlerdi. Kadın iddet beklemez ve nafaka da alamazdı. Allah’ın indirdiği hükümlerle bu uygulamalara son verildi. Kur’an’ Kerim tamamlanmadan önceki bu uygulamalar rivayetler yoluyla İslam’a yapıştırıldı. Cahiliye devrinde kadınlara uygulanmakta olan bu tür zulümler geri döndürüldü ve İslam’ı tahrip etti.

Diğer bir boşama şekli de: “Yemin olsun sen gözüme annem gibi görünüyorsun!” demek ve bir daha birbirlerine dönülmeyecek şekilde eşlerini boşadıkları yalanını ileri sürmekti. Böylece eşlerinin kendilerine haram olduğunu aynı evde kalamayacaklarını ileri sürerler eşlerini bir çırpıda kapı dışarı ederlerdi. Aynı evde iddet bekleme gibi veya nafaka verme gibi haklardan da eşlerini mahrum ederlerdi. Buna da ila yemini, zıhar derlerdi. Arapçada zıhar görünmek anlamında kullanılan bir fiildir. Bu kelimeyi sırt anlamında çevirenler de bulunmaktadır. 

Çaresiz kalan mümin bir kadın, peygamberimize gelerek kocasından şikâyette bulundu. Eşi yemin ettiğini ve pişman olsa da geriye ona dönmesinin imkânsız olduğunu söylüyordu. Kadın çok üzgündü. Peygamberimizin kendi lehine acil bir karar vermesini ve kendisine yapılan bu zulmün ortadan kaldırmasını istiyordu. Peygamberimizin kendi kendine herhangi bir karar vermesi imkansızdı ve susuyordu. Peygamberimizin suskunluğu ve kadının çırpınışları sürerken merhameti bol Rabbimiz arka arkaya ayetler indirdi.

Kadının boşanmış olmadığını, bu yapılanların sadece bir yemin olduğunu ve yeminlerin de kefareti bulunduğunu hükmünü indirdi. Bu tür yeminlerin kefaretinin diğer yeminlerinkinden daha ağır ve iddet sürelerinin bir ay daha uzun olduğunu bildirdi. Normal boşamalarda üç ay olan iddet bekleme süresini yeminle boşamalarda dört aya çıkararak yeminle boşayanların iddet miktarını uzattı. İlgili ayet mealleri aşağıdadır.

58: MÜCADELE / 1. Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözlerini işitti. Allah ikinizin konuşmasını işitiyor. Elbette Allah her şeyi işiten ve her şeyi görendir.

58: MÜCADELE / 2. 3. Sizden karılarını anneleri gibi görenleri karıları doğurmadı. Muhakkak ki onlar eşlerini boşama hakkında çirkin bir yalan söylüyorlar. Allah çok bağışlayandır. İçinizden karılarını anneleri gibi görenler ve sonra sözlerinden dönenler birbirlerine dokunmadan önce bir kimseyi özgürlüğüne kavuştursun. İşte size böyle öğüt veriliyor. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

58: MÜCADELE / 4. 5. İmkânı el vermeyenler temaslarından önce iki ay aralıksız oruç tutsun. Oruç tutmaya da gücü yetmeyenler altmış fakiri doyursun. Bu öğütler Allah ve Resul’üne inanıp Allah’ın koyduğu sınırları koruyanlarınız içindir. Kafirler için elim bir azap vardır.

İslam’da yeminlerin kefareti nasıldır?

Normal yeminlerde üç gün oruç tutma kefareti ve on fakiri doyurma kefareti bulunuyor. Boşama kastı ile yapılan yeminlerde ise arka arkaya iki ay oruç tutmak ve altmış fakiri doyurmak kefareti bulunuyor. Rabbimiz boşama yemininin kefaretini ağır tutmuştur. Bunun bilincinde olan bir erkek, boşama yemini etmenin ne kadar ciddi bir yemin ve ne kadar büyük günah olduğunun farkında olmalıdır. Fıkıhta hile-i şer’iyye (hile) yapılmış ve maalesef boşama yeminlerinin cezası normal yeminlerle aynı tutulmuştur. Allah’ın haram kıldığını helal kılmak amacıyla yapılan her türlü yorum günahtır. Normal yeminlerin kefareti aşağıdaki ayet mealinde zikredilmektedir:

5: MAİDE / 89. Allah sizi kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz fakat kasıtlı yaptığınız yeminlerden sorumlu tutar. Bunun kefareti bir köleyi serbest bırakmak yahut ortalama ailenize ne yediriyorsanız ondan on fakire yedirmek yahut on fakiri giydirmektir. Bunlara gücü yetmeyen üç gün oruç tutsun. Eğer yemin ettiyseniz yeminlerinizin kefareti işte budur. Yeminlerinize dikkat edin. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor. Umulur ki teşekkür edersiniz.

2: BAKARA / 225. Allah sizi kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz fakat kalbinizin kastettiği şeyden sorumlu tutar. Allah kullarına ılımlı davranan ve onları bağışlayandır.

Ağız alışkanlığı olarak ağızdan kaçmış yeminler hariç bütün yeminler bozmadan önce kefaret gerektirir. Yeminler ancak kefaretini verdikten sonra bozulabilir. Allah: “İçinizden karılarını anneleri gibi görenler ve sonra sözlerinden dönenler birbirlerine dokunmadan önce bir kimseyi özgürlüğüne kavuştursun.” demektedir. Buradan da anlaşılabileceği gibi kefaret yemini bozmadan önce verilir.

Yemin bir defa olsa da birden fazla olsa da kefaretini ödenmeden yeminini bozan günaha girer. Yemini bozmadan önce kefaretinin ödenmesi gerekir. Bu konuda da yanlış fetvalar verilmiştir: “Önce yemin bozulur sonra kefareti ödenir.” denilmiştir. Yeminlerini önden bozdurtarak insanları günaha sokmuşlardır.

Dinimize göre boşanma nasıl olmalıdır?   

Yeminle nikah düşmez. Dört ay boyunca askıda kalır. Boşanacağına yemin eden kimse nafaka ve diğer sorumluluklardan bir çırpıda kurtulamaz. Yeminle bir çırpıda boşamayı ancak Allah ve Resulüne inanmayan kafirler yapar. (Bu öğütler Allah ve Resul’üne inanıp Allah’ın koyduğu sınırları koruyanlarınız içindir. Kafirler için elim bir azap vardır.) ayeti ile bu bize hatırlatılmaktadır.

Şayet bir kimse boşamaya kesin karar kılmış ve boşanacağına dair bir de yemin etmişse o halde boşanmak için mahkemeye baş vurur ve iki şahit huzurunda hakim kararıyla ikinci duruşmada eşinden boşanır. Bunun dışında yemin de edilmiş olsa başka bir boşanma usulü İslam’da yoktur. Maalesef inancımız derviş kültürü etkisinde gelişmiştir. Buna ister Bedevi deyin ister Şamanist kültür, deyin… Bol bol bu kültürleri destekleyen hadisler üretilmiştir ve Müslümanlar Allah’ın emirlerini bir kenara itip batıl olanlara sahip çıkmışlardır.

Nafaka gibi sorumluluklardan kurtulmak için bir yeminle artık birbirimize haram olduk, diyerek eşini evden atanlar günah işlemiş olur. Bu hükümler ve uygulamalar kesinlikle İslami değildir. Mümin kimse Kur’an’ın hüküm ve kurallarına tabi olan kimsedir. Başka hükümler getirilmesi ve bu hükümlerin İslami gibi gösterilmesi bunları ortaya koyanları da onaylayıp hayata geçirenleri de vebale sokar.

Boşanmalarda iddet bekleme süresi verilmesinin nedenlerinden biri kadının kimin bebeğini taşıdığının belli olması ve doğacak çocuğun maddi külfetinin babasına yüklenmesinin temini içindir. Diğeri ise iddet müddetini aynı evde geçirterek aralarında tekrar bir sevgi ve saygının oluşmasına zemin hazırlamaktır. Eğer yeminle nikah bir çırpıda bitseydi Allah, aynı evde dört ay beraber kalmalarını emretmezdi. Yemin eden ve sonra da pişman olan müminler için arka arkaya inen ayet meallerini aşağıda görmektesiniz.

Sadece fuhuş yapan ve yaptığı dört sağlam şahitle ispatlanan kadınlar ya da müşrik olmayı tercih eden kadınlar ilk duruşmada boşanır. Bu durumdaki kadınlar iddet müddetini eşinden ayrı bir evde bekler. Nafaka da alamazlar. Dini otoriteler, yeminleri bahane ederek bu hükümleri diğer masum kadınlara uygulamışlardır. Dikkat ederseniz fuhuş yapan ve dinden çıkan kadınlar dahi mahkeme yoluyla boşanabiliyor ama saygı değer alimler, normal bir boşanmayı iki dudak arasına yerleştirmişlerdir. Allah’ın hükümlerine aykırı fetvalar vermişlerdir. Bunu ya kitap yazıp satmak için ya da mevcut siyasi otoriteye yaranmak için yapmışlardır. Ne dünya menfaati kalıcıdır ne de siyasi otoriteler. Varılacak yer Allah’ın huzurudur. Keşke bilselerdi…

Diğer durumlarda her ne olursa olsun iddet süresince kadın evinden çıkarılmaz. Hatta yemin durumu varsa iddet müddeti uzar ve üç değil dört ay olur. Bir erkek kendi kendine eşinin yüzüne yüz kez seni boşadım dese veya eşini boşadığına dair yüz kez yemin etse bile mahkeme olmaksızın eşini boşamış olmaz. Aynı evde kalmaya devam ederler. İddet müddeti bitinceye kadar birbirlerine haram olmazlar. Bir Allah’ın ayetlerindeki adalete bakın bir de verilen fetvalara…

65: TALAK / 6. Gücünüz ölçüsünde onları oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya sokup onlara zarar vermeyin. Onlar hamile iseler yüklerini bırakıncaya kadar onların geçimlerini sağlayın. Aranızda güzellikle konuşup anlaşın, eğer çocuğu kendileri emzirmek isterlerse onların ücretlerini verin. Anlaşamazsanız o zaman başka biri emzirsin.

“Yemin olsun sen gözüme annem gibi görünüyorsun!” ya da “Üçten dokuza şart olsun seni boşadım.” gibi yeminlerle hiçbir sorumluluk almadan eşlerini bir çırpıda boşamış oldukları yalanını ileri süren ve eşlerini kapının önüne koyanlar gerçekte eşlerinden boşanmış olmazlar. Nafaka gibi sorumluluklardan da kurtulamazlar. Boşadım, demekle sadece boşayacaklarına dair bir yemin etmiş olurlar. Boşanmak için mahkeme kararı gerekir.

Normal boşamalarda iddet üç ay olduğu halde yeminle boşamalarda iddet dört aydır. Hamileyse iddet müddeti uzar. Bu ayetle sabittir. Yemin eden kişi, mahkemenin tanıdığı dört aylık iddet müddetinde eşiyle aynı evde kalmaya devam eder. Yemin eden kendine verilen bu dört aylık süre içinde kefaret öderse eşine geri dönebilir. Kefaret ödeyerek hamilelik döneminde de geri dönebilir. İddet dönemlerinde eşler aynı evde kalırlar.

Bu süre zarfında eşini evde istemeyip onu evden çıkarırsa mahkeme kararıyla nafaka kesilmeye başlar. Erkek ev kirasını karşılar. Kadın hamileyse kadın doğum yapıncaya ve iyileşinceye kadar nafaka ödenmeye devam edilir. Anne çocuğuna kendi bakmak isterse bakım hakkı öncelikle ona verilir. Çocuk iki yaşını tamamlayıncaya kadar baba ekonomik durumuna göre boşadığı eşine de nafaka ödemeye mecbur tutulur. İki yaşından sonra sadece çocuğun nafakasını karşılar.

Okuduğunuz için teşekkürler. Selamette kalın. Allah’a emanet olun.