PEYGAMBERİMİZİN TORUNUNA ATILAN BÜYÜK İFTİRA

ONLAR, ATILAN İFTİRALARDAN UZAKTIR

Peygamberimize, ehli beyte ve ashabına atılan iftiraların hattı hesabı yoktur. Bu iftiralar zaman içinde hakikat gibi kabul edilmeye başlamış hatta bu iftiraları kabul etmeyenler, küfre düşmüş olmakla suçlanmıştır. Bu iftiraları okuyan çocukların, İslam bu mu diyerek İslam’dan uzaklaştıklarına şahit oldum. İlahiyat mezunu bir babanın çırpınışlarını gördüm. Bu yazımda sadece Peygamberimizin torunu Hz. Hasan’a atılan ve insanları ahlaksızlığa sevk etme amacı güden bir konuya değineceğim.

İmamı Gazali gibi saygı duyulan büyük bir müellifin yazmış olduğu kitapta, Hz. Hasan’ın evlilikleri ile ilgili bir rivayette, onun iki yüz defa evlendiği ve zaman zaman dört kadını birlikte aldığı, zaman zaman dört kadını birlikte boşadığı naklediliyor. Devamında da bir erkek nefsini tatmin edecek bir kadın buluncaya kadar evlenip boşanabilir diye nefsani bir mesaj veriliyor.

Önce ben bunları tercüme edenin kasıtlı bir ilavesi olarak düşündüm çünkü bu müellife bunu yakıştıramamıştım. Kafama takılınca Arapçasına baktım. Aynı şeyler yazıyordu. Diğer müelliflerin bazıları da benzer şeyler yazmışlar. Bunların kendi aralarında da bile bir tutarsızlık var. Bunlardan kimisi Hz. Hasan’ın yetmiş evlilik, kimisi doksan evlilik, kimisi iki yüz, kimisi üç yüz evlilik yaptığı iftirasında bulunuyor.

Bu iftiranın ana kaynağı ise İbn Sad’dır. Hz. Hasan’a doksan defa evlendi, dört kadını birden aldı, dört kadını birden boşadı, diyen iftiracı müellif İbn Sad’ın rivayetleri arasında geçmekte olan şu rivayet de çok dikkat çekicidir. “Giylan ismindeki sahabe Müslüman olduğu zaman on hanımla evliydi. İslamiyet’i kabul ettiğinde dörtten fazlasını boşadı.”

Bu adam, böyle yapmakla eşleri arasında haksızlık yapmış ve adaletsiz davranmış olmadı mı? Kur’an’ı Kerim’de bize adım başı adaletli olun, diyen Rabbimiz, sırf kadınların sayısı dörde insin, diye böyle adaletsiz boşanmalara müsamaha göstermiş olabilir mi?

Eğer olamaz, bu davranış adalete uygun değil, diyorsanız ki öyledir. O zaman bu adam eşlerini hangi hakka sığınarak boşadı? Boşadığı altı hanımın günahı neydi? Çocuklarını üvey anne eline bırakıp ağlaya ağlaya kapı dışarı edilmiş bu kadınların çaresizliğini düşünün… Allah böyle bir adaletsizliği adil bir düzenleme olarak indirmiş olabilir mi?

Bu tür uydurma rivayetlerin niçin yapıldığı kolayca anlaşılmaktadır. Bu rivayetlerin İslam dini ile uzaktan yakından alakası yoktur. Dört evlenmeyi hâkim kılmak için uydurulan rivayetlerden biri olmaktan öte bir gerçeklik taşımayan bu rivayetlere bu kadar rağbet niye? Bu kadar yalan uyduran İbn Sad’tan aldığınız rivayetler ne kadar doğru olabilir ki?

Bu rivayetlerin birer iftira olduğu apaçık belliyken, bu rivayetleri ciddiye alıp kitaplarında kullanan ve insanların zihnini bulandıran müelliflere soruyorum: “Amacınız nedir?” Siz gizleseniz de ben biliyorum. Nisa Suresi 2.ve 3. Ayetleri amacınıza uygun yorumlayabilmek için desteğe ihtiyacınız var. Desteğe ihtiyacınız olduğunu kabul ettirebilmek için de Kur’an’ın anlaşılmaz olduğunu iddia ediyorsunuz ve uydurma rivayetlerle gerçekleri insanlardan gizleyerek hedefinize ulaşıyorsunuz. Haham ve Papazlardan birçoğunun izlediği yolu izliyorsunuz.

ALLAH’IN AYETLERİNİ GİZLEYEREK ALLAH’IN İNDİRDİKLERİNİ TUTARSIZ GÖSTERENLER VAR.

İki fakülte bitirmiş ve etiketiyle insanların güvenini sağlamış bir din adamı da diğerleri gibi Nisa Suresine meal verip dört evlenmeyi Allah’ın izni gibi yorumladıktan sonra Nisa Suresi 128. ve 129. ayetin yorumuna geçmiş ve Allah o ayette dört evlenmeye izin veriyor ama bu ayette tersini söylüyor, diyerek gülmüştür. Ayetler üzerinden Rabbimizin tutarsız olduğunu ima ederken Rabbimizin kendini izlediğini ve her anını kayda aldığını mı unutmuştur yoksa onu izleyen bir Rab olmadığından emin olduğu için mi Allah’la ve O’nun indirdiği ayetlerle rahatça alay ediyor, bilmiyorum.

Allah diyor ki: “Onlar istedikleri anlamı verebilmek için kelimelerin anlamını kaydırırlar.” Nisa Suresinde de bu yapılmıştır. Hatta bu yeterli gelmemiş meal hazırlamış ve yayınlamış bir İlahiyatçı yazarımız, Nisa Suresi 128. ve 129. ayetleri atlamış mealinde bu iki ayete yer vermemiştir.

Bu din adamı bu iki ayete neden mealinde yer vermedi de gizleme yoluna gitti? Tabi ki merak ettiniz çünkü bu iki ayet erkeklerin birden fazla evliliğini engellemeye yönelikti. Gözü dışarda, geçimsiz bir kocanın şerrinden nasıl korunabileceğine dair kadınlara yol gösteriyordu.

Bu din adamının yaptığı Kur’an’ı Kerim’e yapılmış apaçık bir saldırıdır. Anlam kaydırmasından da ileri giderek fiziki olarak ayetleri gizlemiştir. İnsanları yanıltmak için hazırlanmış olan bu mealler piyasada yok fiyatına satılıyor.

Dört evlenmek Allah’ın emri değil şehvetinin peşine düşenlere olan sitemidir. Bu sitem, edatlara verilen hatalı anlamlarla Rabbimizin izni gibi gösterilmektedir. Nisa Suresi 128. ve 129. ayetlerin mealleriyle Nisa Suresi 2.ve 3. ayetlerin mealleri çelişmekteyse sakın aklınız karışmasın. Kesinlikle bu Allah’ın ayetlerinin tutarsızlığından kaynaklanmıyor. Eğer bunların yaptıkları meallerde ayetler arası çelişkiler olmasaydı, kesinlikle yapılan iftiraları ve meallerdeki tahribatı fark edemezdik.

Şehvetlerine tabi olanlar müminlerin de şehvetlerine tabi olmalarını istemektedir hem de olağanüstü bir şekilde. Bunun için gayret sarf etmişler ve etmektedirler.   

16: NAHL / 90. Kesinlikle, Allah size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan men eder. Öğüt almanız için size böyle öğüt veriyor.

4: NİSA / 27. Allah, sizin tövbelerinizi kabul etmek ister. Şehvetlerine tabii olanlar, sizin de “olağan üstü bir meyille” şehvetinize meyletmenizi ister.

Allah’ın indirdiğinde çelişki olmaz. İmanımız ve aklımız bunu kabul etmez. Hazırlanan meallerdeki ayetlerin birbiriyle çelişki içinde olması, din adına din düşmanlığı yapanların ortaya çıkmasına yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda Allah’ın indirdiğiyle mücadelede yetersiz kalmalarının bir göstergesidir.