Vesile Yanık tarafından yazılmış tüm yazılar

Vesile Yanık. Doğum yerim Konya (1956). Evliyim ve iki çocuk annesiyim. Antalya’da ikamet etmekteyim. Eğitim: Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi Lisans Mezunu. Yabancı dil: İngilizce ve Arapça Meslek: Kadın ve çocuk hazır giyim sektöründe giysi tasarımı, baskı tasarımı ve işletme yöneticiliği yapmış olan tasarım yapmayı tutku edinen biri. İlgi ve araştırma alanları: Dinler tarihi. Dini etik. Biyolojik çeşitlilik ve din ilişkisi. Dini, etnik ve kültürel çeşitlilik yönetimi. Sizden biri: Herkesin problemini problem edinen her derde çözüm üretebilmeye çalışan her yaştaki insanla anlaşan ortak noktalar bulmaya çalışan huzur ve barış içinde bir yaşam taraftarı olan biri. Detaylara inen çok titiz olması nedeniyle çevresinde eleştirilere maruz kalan eleştirenlere kırılmayan ve eleştiriye açık olan biri. Günde altı saatten fazla uyumadığı halde sıkılacak vakti olmayan günü iki başından tutup sündürmek isteyen biri. Okumayı, öğrenmeyi, araştırmayı seven doğru bilgiye yaklaşmayı amaç edinen ulaştığı bilgileri akıl ve mantık çerçevesinde analize tabi tutmaya çalışan az ve öz anlatımı seven Allah’ın Kitap’ında çelişkilere yer olmadığına, çelişkilerin insanların ürünü olduğuna inanan biri. Sevginin kaynağının Allah olduğuna inanan ve Allah rızası için seven biri. Tüm insanlar için mutluluk ve huzur dileyen birinin özgürlüğü diğerininkini yok etmemeli diyen ve herkesin özgür olduğu bir yaşam isteyen biri. Kısacası şeytana pabucunu ters giydirmek isteyen önce Allah’tan sonra sizden yardım ve dua bekleyen yaratılmışları Allah’ın eseri olarak gören ve seven, içinizden biri.

FALCIYA İNANMAK İNSANI KÜFRE GÖTÜRÜR MÜ?

Fala bakanlar arka arkaya bir sürü yalan söylerler. Allah, başkasının falına bakmaktan ve kendi falımıza baktırmaktan bizleri men etmiştir. Kehaneti yasaklayan ayetler indirmiştir çünkü gaibi ancak Allah bilir. Fal bazen doğru çıkar ve insanlar da falcılara inanmaya başlayarak gaibi yalnız Allah’ın bildiğini unuturlar. Böylece, farkında olmaksızın gaip ile ilgili ayetleri inkâr etmiş olurlar. Ayetlerin inkâr edilmesi insanı küfre götürür.

FALCIYA İNANMAK İNSANI KÜFRE GÖTÜRÜR MÜ? yazısının devamı

KUR’AN’DA NAMAZ VE KUR’AN’DA DUA

Kur’an’da namaz sözcüğü neden geçmez?

Kur’an’da namaz var mı yok mu, insanlar yıllardır bunu tartışmaktadır. Ancak bunu Kur’an’ı Kerim’e baş vurarak anlayabiliriz. Duayı ele alarak işe başlayalım: Kur’an’a göre dua inanan insanın her zaman baş vurabileceği, Allah’ın kendine yardım edeceğini umduğu bir yoldur. İnsan hayır yani iyilik dilemek için dua eder. Her zaman dua edip Allah’tan iyilik dilemek gerekirken insanların büyük bir bölümü, sadece başı dara gelince dua eder. Dua etmek için abdest almak gerekmez. Allah, dua ederken abdest almamızı şart koşmamıştır. Zaten başımıza bir şey geldiği an abdestli olmamız da mümkün değildir. Başımıza bir musibet gelince hemen dua etmeye, başımızdaki musibeti kaldırsın diye Allah’a yalvarmaya başlarız. O zaman dua ile namazın aynı şey olduğunu iddia etmek abesle iştigal olur.

Türkçedeki namaz sözcüğünün Arapçadaki karşılığı: salat ve ibadettir. Tercüme ederken mecburen Türkçe bir kelime olan namaz sözcüğünü kullanırız. Kur’an’da namaz kelimesi yok demek Arapça yazılmış bir Kitapta Türkçe bir kelime aramak demektir. Öyleyse bu, art niyettir ya da cehalettir. Namazın bazı şartları vardır. Namaz ile duanın farkını aşağıdaki ayeti kerimeyi okuduğumuz zaman daha net bir şekilde anlayabiliriz.

KUR’AN’DA NAMAZ VE KUR’AN’DA DUA yazısının devamı

TAHRİM SURESİ NEYİ ANLATIYOR?

Tahrim suresi neden indi?

Bize nakil yoluyla gelen bilgileri göz önünde bulundurduğumuz zaman Peygamberimizin evlilikleriyle ilgili aşağıdaki bilgilere ulaşıyoruz: Peygamberimiz, ilk eşi Hz. Hatice validemizin vefatından iki yıl sonra dul bir kadın olan Hz. Sevde bint Zem’a annemizle ikinci evliliğini yaptı. Sevde validemiz 55-56 yaşlarındaydı. Peygamberimiz diğer evliliklerini hicretten sonra gerçekleştirdi. Üçüncü evliliğini 17-18 yaşlarındaki Hz. Aişe annemizle yaptı. Hz. Aişe annemiz çok kıskanç bir karaktere sahipti. Peygamberimizi aşırı derecede kıskanırdı ve kıskandığını da itiraf ederdi. Aşırı kıskançlığının zaman zaman probleme neden olduğu olurdu. Babası Hz. Aişe’yi sık sık uyarırdı.

TAHRİM SURESİ NEYİ ANLATIYOR? yazısının devamı