Kategori arşivi: Kur’an’’ın evlilik ilkeleri

vahiy tamamlanırken peygamber ve ailesi hakkında inen ayetler

Peygambere

evlenme ve

boşama yasağı

İslam’dan önce Mekke ve çevresinde en çok zulüm görenlerin içinde ön sırayı kadınlar çekiyordu. Kadınlar miras alamıyor, mehir alamıyor, dövülüyor, insan yerine konulmuyordu. Zina eden kadın cezalandırılıyor, erkek ödüllendiriliyordu. Kadınlar, kız çocuklarının diri diri putlara hediye edilmesine seyirci kalıyorlardı. Çaresizlerdi, bir şey yapamıyorlardı. İşte böyle bir zamanda Allah Kur’an’ı Kerim’i indirmeye başladı ve zulme dur, dedi.

Kur’an’ı Kerim’de de övülerek kendilerinden bahsedilen bir avuç inançlı Yahudi ve bir avuç inançlı Nasrani, adaleti ayakta tutmaya çalışıyorlardı. Kadınlarına ve kız çocuklarına değer veriyorlardı. Çalışmalarına, miras almalarına, okumalarına özen gösteriyorlardı. Hz. Hatice validemiz de Nasrani bir mümin ve bir tüccardı. Kültürlüydü ve peygamberimizin dürüstlüğünden etkilenerek ona evlenme teklif etti. İlahi dinlerde kadınlar da erkeklere evlenme tekliƒ edebiliyorlardı. Hz. Hatice Peygamberimizin ilk eşiydi. İlk Müslümandı ve vahyin ilk yıllarında malıyla canıyla eşine destek oldu.

vahiy tamamlanırken peygamber ve ailesi hakkında inen ayetler yazısının devamı

KUR’AN’DA KADINA DAYAK VAR MI?

Evliliklerdeki aşırı geçimsizliği Kur’an nasıl çözüyor? İslami gerçek nedir?

Darabe: “Dövmek, vurmak, misal vermek, gezmek, salmak, bırakmak” anlamlarında kullanılmaktadır.  Kur’an’ı Kerim’de dövmek anlamında 13 yerde diğer anlamlarda 44 yerde kullanılmıştır.  Kadınları dövün ya da biraz dövün gibi meallere tanık olmaktayız. Nisa Suresi 34. ayettegeçen “darabe” sözcüğü, dayak konusunda bir malzeme olarak görülüp kullanılmaktadır fakat daha sonra gelmiş olduğu düşünülen Nur Suresi 31. ayette geçen “darabe” sözcüğü başörtüleri yakaların üzerine “bırakma” anlamında kullanılmıştır. Zuhruf Suresi 5. ayette geçen darabe sözcüğü de “bırakmak” anlamında kullanılmıştır. Demek ki bu kelime cümlenin gelişine ve yerine göre farklı anlamlara gelebiliyor. Öyleyse sormak hakkı doğar: Bırakmak anlamına da gelebilen darabe sözcüğüne niçin dövmek anlamı veriliyor da bırakmak anlamı verilmiyor?..

KUR’AN’DA KADINA DAYAK VAR MI? yazısının devamı

İSLAMİ MAL REJİMİNİN KADINLAR VE ERKEKLER ARASINDA UYGULANIŞI

Allah’in adaleti, insanların adaletinden farklı işler. Kadın = Erkek

Kadına şiddet doruk noktaya ulaşmıştır. Hatta o kadar ileri gitmiştir ki kadınların yaşam hakları bile ellerinden alınır duruma gelmiştir. Peki, İslam bunu nasıl çözmüştür? İslam’a göre evlilik bir tür ortaklıktır. Sözleşme yapılır. Sözleşme yapılırken erkek eşine anlaşmış oldukları mehir miktarını peşin olarak öder ve bu, resmi kayıtlara geçer. Veresiye mehir kabul edilmez. Mehir sadece kadının kendine verilir. Kadının ailesi mehir üzerinde hak iddia edemez.

Allah’ın adaleti insanların adaletinden farklı işlemektedir.

Zayıflıklarından dolayı kadınlar “erken koruma” altına alınmıştır. Bunun anlamı: Erkekler evin her türlü masrafını yüklenmiştir: Çocuklarının, evinin ve eşinin her türlü ihtiyacını gidermek evin erkeği üzerine kesin görev olarak yasalaşmıştır. Ayrıca bir erkeğin, evlenirken eşine evlilik sigortası (MEHİR) yapma mecburiyeti de vardır. Mehir vermek farzdır, mehirsiz evlilik haram, yani geçersiz sayılır. Geçersiz sayıldığından dolayı da mehirsiz evlilik zina sayılır. Zina, cezası yüz değnek olan çok büyük bir suçtur.

Erkekler fiziki özellikler açısından kadınlardan daha güçlüdür. Allah, erkeklere daha fazla fiziki güç verdiği için onları “geç koruma” altına almıştır. Bu nimetin (fiziki gücün) bedeli olarak erkekler, bir ömür boyu ailesinin her türlü giderlerini karşılamakla mükellef tutulmuştur. Kadınlar gelirlerini aile giderlerine harcamak zorunda değillerdir ve ayrıca da evlenirken mehir almaktadırlar çünkü kadınların “erken korunmaya” ihtiyaçları vardır.

İSLAMİ MAL REJİMİNİN KADINLAR VE ERKEKLER ARASINDA UYGULANIŞI yazısının devamı

ALLAH BİR İNSANDA İKİ KALP YARATMADI

Allah sevgide adalet ister

Kadınlar dini konularda cahil bırakılıyor. Böyle olunca aleyhlerine olan şeyleri Allah’ın emri zannediyor ve kabulleniyorlar. İslam’da dört evlilik diye bir şey yoktur. Bu iddia Allah’a atılmış bir iftiradan ibarettir. Allah’ı öfkelendiren şeyler, insanlara Allah’ın izniymiş gibi lanse edilmektedir. Allah’ın uyarılarını arkalarına atan, şehvetlerine düşkün olan bazı din adamları aşağıdaki örneklemeler gibi veya bunlara benzer bir şekilde yorumlar yapıyorlar. Yorumlarını da dejenere ettikleri ayet meallerine ve sahte rivayetlere dayandırıyorlar:

(Hz. İbrahim’i örnek göstererek): “Karısı izin verirse, erkek ikinci bir evlilik yapabilir. İslam’dan önce çok evlilik vardı. Allah, bu sayıyı düşürdü. Dörde kadar evlenmemize izin verdi ya da bunu tavsiye etti. Birden fazla kadınla evli bulunan erkek eşleri arasında adil davranmak mecburiyetindedir. Ancak bazı hususlar vardır ki bunlarda eşitliği korumak insanın tabiatına aykırıdır. İki eşi aynı derecede beğenmek ve sevmek mümkün değildir. Bu sebeple de erkekler eşler arası adaleti sağlamakla mükellef kılınmamışlardır. İsteseler de bunu yapamayacakları kendilerine bildirilmiştir. Buna mukabil elde olan maddi sayılabilecek haklarda, nimet ve imkanlarda adalet şarttır: Beraber kalma müddeti, mesken, giyecek, yiyecek ve diğer imkanları örnek olarak zikretmek mümkündür. Allah eşler arasında adaleti şart koştu ama kadın kısırsa, hasta ise veya yaşlanıp cazibesini yitirmişse kocası üzerine evlenebilir. Allah, eşler arası adaleti farz kılarken gün ayırmada eşit davranmayı kasteder ve bir erkekten yaşlı ile genç ya da çirkin ile güzel eşlerini eşit şekilde sevmesini beklemez. Yapması gereken ihmal etmemek, bir eş gibi davranmak, kocasız bir kadın durumuna düşürmemektir. Bir taraftan: “Eşini kıskanan kadın cennete giremez.” diyerek kadınları kandırırken diğer taraftan: “Eşini kıskanmayan erkek cennete giremez.” diyorlar.

ALLAH BİR İNSANDA İKİ KALP YARATMADI yazısının devamı

ALLAH EVLENİRKEN SÖZLEŞME YAPILMASINI EMREDİYOR

Evlilik sözleşmesi

Kadınlar tarih boyunca kötü muameleye maruz kalmışlardır. Rabbimiz Peygamberler ve Kitaplar göndererek bu haksızlıkların sona erdirilmesini istemiştir fakat insanlar Allah’ın emirlerine itaat etmemek için direnmiş ve Allah’a iftara atarak emirlerini tahrip etmişlerdir. Fakirleri, yetimleri ve kadınları ezmişlerdir. Son Kitap Kur’an’ı Kerim’de de insanlar arasında eşitliğin ve adaletin sağlanması emredilmiştir. Adalet ve eşitliğin nasıl sağlanacağı konusunda yol gösterilmiştir.

Allah, evleneceği kişinin huzursuzluk çıkarıp kendisine kötü muamele etmesinden ve üstüne kuma getirmesinden korkup da evlenmek istemeyen bir kadına hitap ediyor. Evleneceği kimse ile aralarında bir sözleşme yapmalarının günah olmadığını bildiriyor: “Sözleşme yapmak günah değildir. Nefislerde kıskançlık mevcuttur. Sözleşme yapmak hayırlıdır.” diyor. Takva sahibi olmayı, iyi geçinmeyi tavsiye ediyor ve sizin yaptıklarınızdan Allah’ın mutlaka haberi olur, diyor.

ALLAH EVLENİRKEN SÖZLEŞME YAPILMASINI EMREDİYOR yazısının devamı

İSLAM’DA EVLİLİK SİGORTASI MEHİR

Evlilik sigortası yapılmalıdır, Allah, kadınların pozitif ayrımcılığa tabi tutulmasını istemektedir.

Mehir vermek farzdır. Mehir verilmeyen nikah geçersizdir, zina hükmündedir. Mehir kadınları “erken koruma” altına alan bir sigorta sistemidir. Kadınların pozitif ayrımcılığa ihtiyaçları vardır. Fiziki zayıflıkları ve annelik durumları bunu gerektirmektedir. Mehir maddi bir değerdir. Kuvvetli bir teminattır ve nikah anında peşin olarak kadına ödenir. Sigorta tutarı evlenecek çiftler arasında değişiklik gösterir. Bir kadın, evliliğini sağlama alabilmek için koca adayı zenginse yüklü bir mehir talep edebilir. Mehir, nikah kıyılmadan önce eşlerin karşılıklı konuşup anlaşmalarıyla belirlenir. Nikah kıyılırken peşin olarak ödenir ve ne kadar ödeme yapıldığı da resmi işlemlere tabi tutulur.

İSLAM’DA EVLİLİK SİGORTASI MEHİR yazısının devamı

BİR MÜŞRİKLE BİR MÜMİN EVLENEBİLİR Mİ?

Müşrik kimseler Allah’ı inkâr etmektedir. Müşrikle Müslüman bir kimsenin evli kalması haram kılınmıştır çünkü beraber yaşamaları aynı evi aynı yatağı paylaşmaları zor ve imkansızdır. Temizlik anlayışları çok farklıdır. Örneğin: Müşrikler tuvalete gidince tuvalette su kullanarak temizlenmezler. Kirli elleriyle pantolonlarını çekerler ve   giysilerine dokunurlar. Ancak tuvaletten çıktıktan sonra ellerini yıkarlar fakat kirlenmiş olan giysilerine dokunmak suretiyle tekrar ellerini kirletmiş olurlar. Üstlerine başlarına idrar veya pislik bulaşmasına pek aldırış etmezler. Oturdukları yere oturmak bir mümini rahatsız edebilir. Evlerine ayakkabılarıyla girmeyi tercih ederler. Müminlerle müşriklerin ahlak anlayışları da farklıdır. Zina etmek ve zina edenle evli kalmak dinen haramdır. Müminler zina etmeyi haram görürken müşrikler zina etmeyi normal görürler.

BİR MÜŞRİKLE BİR MÜMİN EVLENEBİLİR Mİ? yazısının devamı

PEYGAMBERİMİZ NEDEN BİRÇOK EVLİLİK YAPMIŞTIR?

Peygamberimizin ilk eşi Hz. Hatice validemizdir. Onunla yirmi beş yıl mutlu bir evlilik geçirmiştir. Ondan dört kız ve iki erkek çocuğu olmuştur. Kızların isimleri Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma’dır. Fatıma hariç diğer kızları peygamberimizden önce vefat etmiştir. İlk çocuğu Kasım ve son çocuğu Abdullah’tır, Kasım ve Abdullah da küçük yaşta vefat etmiştir. Peygamberimiz Hz. Hatice validemizin ölümünden sonra evlilikler yapmıştır.

PEYGAMBERİMİZ NEDEN BİRÇOK EVLİLİK YAPMIŞTIR? yazısının devamı

PEYGAMBERİMİZLE ZEYNEP ANNEMİZİN EVLİLİĞİ

Peygamberimizin Zeynep annemizle evlenmesini Allah mı emretti?

Gerçek ailelerinin kimliği, evlatlık çocuklardan saklanıyordu. Bu durum evlatlık kimselerin bilmeyerek yakın akrabaları ile ensest evlilikler yapmalarına sebeb olabiliyordu. Ayrıca ailelerini bilmekte evlatlık çocukların en doğal hakkıydı. İleride gerçekleri öğrenince ruhsal çöküntüye uğruyorlar, kendilerini değersiz ve kimsesiz hissediyorlardı. Buna bir son verilmeliydi. Bu çok zor bir işti.

PEYGAMBERİMİZLE ZEYNEP ANNEMİZİN EVLİLİĞİ yazısının devamı

DÖRT EVLENMEK, BİR ZARURET MİDİR?

Bugün dört evlenmekle ilgili yazılara şöyle bir göz atmak istedim. Dört evlenmek Allah’ın emri veya tavsiyesi gibi sunuluyordu. Bu tavsiye bazı mecburiyetlerden kaynaklanıyor, diyorlardı. Rivayetlerle Peygamberimizin ashabından ve Ehli Beytten bazı örnekler de veriyorlardı. İslam’ı övdüklerini zannederken yeriyorlardı. Okuduklarıma maalesef katılamadım. Neden katılamadığıma dair iki satır bir şeyler yazayım, istedim.

DÖRT EVLENMEK, BİR ZARURET MİDİR? yazısının devamı

İSLAM’DAN ÖNCE ARAPLARDA ÇOK EVLİLİK VAR MIYDI, ALLAH DÖRT EVLENMEYE İZİN VERİYOR MU?

İslam’dan önce Arap toplumlarında yirmi, otuz kadınla evliliğin yaygın olduğu ve İslamiyet’in bunu dörde kadar indirdiği ileri sürülür. Her Müslüman kadının aklının köşesinden şu soru geçer: “İslam’da çok evlilik var mı? Allah, gerçekten dört evlenmeyi tavsiye etti mi veya emretti mi?” Ben de bir Müslüman kadın olarak bunu merak ediyordum. Hep bu konuyu araştırmak istedim fakat daha önce nasip olmadı. Sonunda Rabbimiz bana araştırma fırsatı verdi. Ben de araştırmam sonucunda ulaştığım bilgileri sizlerle paylaşmak istedim. Şimdi sizinle bir yolculuğa çıkacağız. Bu yolculukta Allah’ın ayetleri ve aklımız hepimize yoldaş olsun, dileğiyle.

İSLAM’DAN ÖNCE ARAPLARDA ÇOK EVLİLİK VAR MIYDI, ALLAH DÖRT EVLENMEYE İZİN VERİYOR MU? yazısının devamı

HZ. AİŞE VALİDEMİZ ALTI YAŞINDA İKEN Mİ EVLENDİ?

Hz. Ebubekir ile Peygamberimiz yakın arkadaştı. Bundan dolayı Hz. Aişe validemiz çocukluğundan beri Peygamberimizin evine gidip geliyordu. Genç kızlığında ise Peygamberimizin eşlerine yardım etmeye başladı. Dini öğrenme ve öğretmeye karşı aşırı bir ilgi gösteriyordu. Onun bu arzusu peygamberimize daha yakın olmasını gerektiriyordu. Hz. Ayşe validemiz Peygamberimize daha yakın olmayı çok arzu etmekteydi. Babası da bu durumun farkındaydı ama Peygamberimiz bunun farkında değildi. Hz. Aişe’nin kalbinden geçeni en iyi bilen Rabbiydi.

HZ. AİŞE VALİDEMİZ ALTI YAŞINDA İKEN Mİ EVLENDİ? yazısının devamı