Kategori arşivi: Kur’an’ın iman ve ibadet ilkeleri

EY İMAN EDENLER!

HİDAYETE ULAŞMAYI DİLİYORSAK BİRBİRİMİZİ KARALAMAKTAN VAZGEÇMELİYİZ.

Allah, her insana gönderdiği kitabı okuyacak ve anlayacak bir akıl vermiştir. Her insanı gönderdiği Kitap’tan sorumlu tutmuştur çünkü bütün kavimlerde din adamları, dini teferruatlara boğmuşlar ve kendilerinin bile anlayamayacakları bir hale getirmişlerdir.

İnsanlar, Allah’ın kitabını okumadıkları için onların yanlış fetvalarını görmeleri de imkansızlaşmıştır. Sayelerinde müminler birbirlerine düşman olmuşlardır. Bir insan sadece Allah’ın indirdiği Kitapları okusa ve üstünde düşünse imanı çok daha güçlü olur. Böylece insanlar, din adamlarının peşinden giderek onların yanlışlarına veya art niyetlerine ortak olmazlar. İnsanın imanı aklıyla ölçülür. Aklı olmayanın dini sorumluluğu da yoktur.

EY İMAN EDENLER! yazısının devamı

TEVRAT VE İNCİL BOZULDU MU?

TEVRAT, İNCİL VE KUR’AN


Tevrat bozulmuş bir kitap olduğu için İncil indirilmedi. Tevrat yerinde duruyordu. Hz. İsa Tevrat’la amel etmişti. Bir peygamber olarak bozulmuş bir kitapla amel etmesi mümkün değildi. Allah, Hz. İsa’ya Tevrat’ı tasdik eden, din adamlarının yalan ve yanlışlarını ortaya döküp, doğru yolu gösteren bir nasihat olmak üzere İncil’i verdi.

TEVRAT VE İNCİL BOZULDU MU? yazısının devamı

TEVRAT, İNCİL VE KUR’AN’IN İÇERİĞİ NEDEN GİZLENİYOR?

TEVRAT, İNCİL VE KUR’AN

Hz. Adem’den bu yana birçok peygamberler gelmiş geçmiştir. Din adamları ve yönetenler Allah’ın indirdiğinin okunmasına ve hayata geçirilmesine engel olmuşlardır. Allah’ın hükümleri, yönetenlerin menfaatine ters düşmüş, bundan dolayı onları ya temelli yasaklamışlar ya da din adamlarına baskı yaparak istedikleri fetvayı verdirmişlerdir. İmanlı olan ve bu duruma direten din adamlarına iftiralar atarak onları hunharca katletmişlerdir.

TEVRAT, İNCİL VE KUR’AN’IN İÇERİĞİ NEDEN GİZLENİYOR? yazısının devamı

HATALI ÇEVRİLEN DUHA SURESİ 7. AYET MEALİ

HATALI ÇEVİRİLER İNSANLARIN AKLINI KARIŞTIRIYOR

Yanlış anlaşılan, hatalı meal verilen ve yanlış yorumlanan ayetlerden biri de Duha Suresi yedinci ayettir. Bazıları bu ayetten olumsuz çıkarımlar yapmaktadır: “Hz. Muhammed, peygamber olmadan önce Allah inancına sahip değildi, dalalet (sapıklık) içindeydi.” gibi yorumlar ileri sürmektedir. Rabbimiz, Hz. Muhammed’e peygamberlik verdiğine göre demek ki o dalalette değildi. Belki kulak dolması bir inanca sahipti ama Allah’ın varlık ve birliğine inanmış biriydi.  

HATALI ÇEVRİLEN DUHA SURESİ 7. AYET MEALİ yazısının devamı

İSLAM’DA KURBANIN TARİHÇESİ VE KURBAN BAYRAMI ETKİNLİKLERİ

Kurban kesmek bir ibadettir.

Dini günler Hicri takvime göre belirleniyor. Bundan dolayı Hicri takvime göre belirlenen Kurban Bayramı, miladi takvime göre her yıl 11 gün önce geliyor. Örneğin, geçen yıl Kurban Bayramı 20-23 Temmuz arasındaydı. Bu yıl Kurban Bayramı 9-12 Temmuz günlerine denk geliyor. Kurban Bayramı Hicri takvime göre Zilhicce ayının onuncu günü başlar. Zilhicce ayının dokuzuncu gününe “Arife” denir.

Bir zamanlar Kurban Bayramı yaklaştığında medyada bazı tartışmalar yaşanırdı. Bu tartışmaların içinde kurban kesmenin bir vahşet olduğu, kurban kesmek için hayvan üretiminin ozon tabakasına zarar verdiği ve kurbanlık hayvanlardan çıkan gazların havayı kirlettiği, kurban kesmenin Kur’an’ı Kerim’de olup olmadığı tartışılır dururdu. Niçin kurban keseriz. Kurban kesmek Kur’an’ı Kerim’de geçer mi? Herkes bu sorunun doğru yanıtına ulaşmak ister ama nedense hiç kimse tatmin edici bir yanıt bulamazdı.

İSLAM’DA KURBANIN TARİHÇESİ VE KURBAN BAYRAMI ETKİNLİKLERİ yazısının devamı

NEDEN PEYGAMBERLERİN HEPSİ ERKEK?

KADIN PEYGAMBER NEDEN YOK?

Allah insanı imtihan etmek için ölümü ve hayatı yarattığını doğru ve eğri yolu göstermek için elçiler görevlendirdiğini bildirmektedir. Bu elçilerin neden hep erkeklerden seçilmiş olduğu kimi insanlar tarafından merak konusu olmuştur. Neden kadın peygamber yok, sorusu gündeme gelmiştir. Bu soruya cevaben kimileri kadınlara da vahiy geldiğini, kadınlardan da peygamberler olduğunu ileri sürmüştür.

NEDEN PEYGAMBERLERİN HEPSİ ERKEK? yazısının devamı

HACCA VEKİL GÖNDERMEK İSTEYEN KADINLARIN DİKKATİNE

VEKALET YOLUYLA HAC

Hacca gitme ibadetini yerine getirmek, kutsal yerleri ziyaret etmek her Müslümanın gönlünde yatan büyük bir arzudur. Bu yıl diğer yıllardan daha farklı bir heyecan yaşandı çünkü COVID 19 nedeniyle araya iki yıllık bir hasret girdi. Durumu iyi olan her Müslümana farz olan hac ibadetini yerine getirmek isteyen ve gidecekleri kesinleşen müminleri tatlı bir mutluluk sardı. Darısı diğer Müslümanların başına olur inşallah.

Kontenjanların sınırlı sayıda olması hasebiyle çoğu insan bu büyük ibadetten mahrum kaldı. Suudi Arabistan Hac Bakanlığı 2022 yılında yurt dışından ve içinden 1 milyon hacı adayını kabul edeceğini açıkladı. Türkiye’den gidecek hacı adayı 37 bin 770 kişiyle sınırlandırıldı. İlk kafile 7 Haziran’da gitti. Son kafile 5 Temmuz’da yola çıkacak.

HACCA VEKİL GÖNDERMEK İSTEYEN KADINLARIN DİKKATİNE yazısının devamı

DİNİ KONULARDA MANTIK YÜRÜTMEK

AKIL, MANTIK VE DİN İLİŞKİSİ

“Mantık” hem bir düşünme tarzını belirtir hem de bir bilimin adını. Bir önerinin kabul edilebilir olup olmamasının kararı mantık disipliniyle açıklanabilir çünkü mantığın, aklı hakikate ulaştıracak kuralları bulunur. Bir önerinin yarar ve zararları mantık disiplini ile filtre edilebilir.

Mantık ilk defa MÖ IV. asırda Aristoteles tarafından derlenip toplanıp bir disiplin olarak ortaya konmuştur. İnsanın mantıklı düşünebilmesi için mantık ilmini öğrenmesi gerekmez. Aristoteles’ten önce de insanlar mantıklı düşünebiliyordu.

Mantık yürütmek insanın yaratılışı ile başlar. Mantık doğru düşünmeyi yanlış düşünmeden ayıran bir kurallar bütünüdür. İnsan farkında olsun olmasın her an mantık yürütür. Beyin bir et parçası değildir; akıl ve hafıza bölümlerine sahiptir. Aklın eğitime ihtiyacı vardır. Akıl, aldığı eğitim ve terbiye nispetinde mantıktan doğru çıktı alabilir. Hafıza hem dışardan gelen bilgi girdilerini hem de mantık çıktılarını kaydeder. Mantık aklın tatmin mekanizmasıdır, diye de düşünülebilir.

Mantık aklı tatmin eder ve akıl tatmin olunca eylem kararı oluşur. Eğer akıl tatmin edici bir eylem kararına ulaşamazsa tatmin edici bir karara ulaşıncaya kadar o eylemi ötelemek zorunda kalır. Üzerinden uzun zaman geçen ve kullanım değeri olmayan bilgiler gereksiz bilgilerin bulunduğu beyin bölümüne atılır.

Olaylar karşısında insan zihniyetinin işleyişi hep aynı prensiplere dayanır. Akıl her öneriye açıktır fakat her öneriyi mantık süzgecinden geçirmeksizin uygulamaya geçirmez. Mantık disiplini akılla birlikte çalışır çünkü aklın bir elemanıdır.

Aklı kıt olanın mantıklı düşünmesi beklenilmez. Mantığın görevi dışardan giren bilgileri filtrelemek ve aklı doğru olana ulaştırmaktır. İnsan mantık süzgecinden geçirip kabullendiği girdilere daha kolay ulaşır. Beyin diğer bilgileri gereksiz bölümüne atar ve insan ciddiye almadığı şeyleri bir çırpıda hatırlayamaz.

Beş duyudan birinden veya birkaçından bir öneri alınmışsa mantık, hafızaya kaydedilen önerileri açmak için hafızaya baş vurur. Bu başvuru ile hafızadaki yararlanılmış veya ertelenmiş bilgileri açılır. Mantık disiplini yeni gelen girdilerle mevcut girdiler arasında bir karşılaştırma yapar. Mevcut tecrübeleriyle yeni giren bilgileri üç ana kategoriye ayırarak değerlendirir. Bilgi ya yararlıdır ya yararsızdır ya da gelecekte kullanılabilir.

Akıl mantıktan gelecek çıktılara göre hareket etmek ister. Dolayısıyla mantık aklın beklentisine cevap vermeye çalışırken öneriyi farklı açılardan sorgular. En doğru olanı bulmaya çalışır. Akıl eyleme geçmek için daima mantık çıktılarını kullanır.

Beyin somut bir kavramken akıl ve mantık soyut kavramlardır. Akıl ve mantık gözle görülemez ancak akıl ve mantıktan çıkan ürünler eyleme dökülünce gözle görülür hale gelir. Bu durum aklın ve mantığın varlığına delil oluşturmuş olur.

Somutlaştırılamayan beynelmilel ürünler, farklı insan toplulukları tarafından akıl ve mantık yoluyla tekrar tekrar değerlendirilmeye tabi tutulabilir. Mantık; ispat ve ikna yöntemlerinden birini kullanır. Bir düşünceyi kabullenmek için bazı kimseler ikna olmayı yeterli bulurken bazı kimseler bunu yeterli bulmayabilir ve delile ihtiyaç duyabilir.

Mantık disiplin olarak İslam kültürüne nasıl girdi?

Aristoteles ile başlayan mantık ilmi MS VIII. yüzyılda mantıkla ilgili eserlerin Arapçaya çevrilmesiyle İslam kültürüne girmiştir. İslam kültüründe Farabi ve İbn-i Sina ile gelişmeye başlayan mantık ilmi MS IX. ve XI. yüzyılda en yüksek noktaya ulaşmıştır.

Mantık İslam dünyasına girince bazı tepkilerle karşılaşmıştır. Mantığın reddedilmesi konusunda en çok dikkat çeken isim İbn Teymiyye’dir. Mantığın dinde gerekliliğini savunanlar Gazali ve arkasından İbn Rüşd olmuştur. İslam dünyasına giren mantık ilmi, Müslüman filozofların çalışmalarıyla batıdan alınan mantık ilminden daha farklı bir boyut kazandı.

İslami çevrelerce Farabi’nin yaptığı çalışmalar yabancı bir kültüre ait çalışmalar olarak görülmüş ve eleştirilmiştir. Farabi de dini konularda hüküm vermek için mantığın gerekliliğini savunmuştur. Bunun mümkün olduğunu gösterebilmek için hadislere dayandırdığı bir kitap yazma yolunu seçmiştir fakat hadislerin mantıksızlıktan çokça nasibini almış olmasını mantık süzgecinden geçirmeye gerek görmemiştir.

Dini otoriteler tarafından oluşturulmuş bir yargı mevcuttur. Bu yargıya göre “dini uygulamalarda hatalar da olsa sorgulanamaz çünkü sorgulamak fitne oluşturur ve insanı günaha sokar.” Halbuki galeye alınmayan hatalar ek hataların oluşmasında rol açar.

İnsan hemen hemen her an bir şeyler düşünür. Düşünmek istemese bile düşünmek istemediğini düşünür. En azından Düşünmek sorgulamak demektir. Her an mutlaka bilinçaltında sorgulanmakta olan bir şeyler vardır. Hiçbir şeyin kaynağının doğru olup olmadığını araştırmadan ve sorgulamadan hakikate erişemeyiz.

Düşünmek Allah’ın emridir ancak düşünüp mantık yürüten kimseler hakikatı anlar.

Allah Kur’an’ı Kerim’de insanları düşünmeye davet eder fakat dini otoriteler insanları korkutarak düşünmekten men eder: “Allah’ın indirdiğini ancak ve ancak dini otoriteler anlar. Halkın dini otoritelere tabi olma zorunluluğu vardır. Tâbi olmazlarsa cehenneme giderler.” diyerek korku empoze ederler. Eleştirilerden hoşlanmazlar. Eleştiriye maruz kalmamak için: “Dinde mantık aranmaz.” derler ve Kur’an’ı Kerim’e aykırı da olsa mantıksız dini fetvaların yeniden düzenlenmesine izin vermek istemezler.

Dini otoriteler işlerine gelmeyen konularda İlahi Kitaplardan farklı hükümler ileri sürerler. Bu hükümler çelişkilidir ve bunlardaki çelişkileri gizlemek için dinde mantık aranmadığını ileri sürerler ve sorgulamadan inanmaya halkı teşvik ederler. Böyle olunca halk, Allah’ın hükümlerine değil, din adamlarının hükmettiklerine bağlı kalırlar.

9: TÖVBE / 31. Onlar hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu İsa’yı rabler edindiler. Allah’tan başkasına tapmaları emredilmemiştir çünkü O’ndan başka İlah yoktur. O, onların ortak koştuklarından uzaktır.

Din adamlarının din dışı fetvalarına ses çıkarmayan halklar onları Rab edinmiş ve Allah’a şirk koşmuş olurlar. Rabbimiz Kur’an’ı Kerim’de: “Onlar hahamları, rahipleri ilah edindiler.” demektedir. Yukarıda görmüş olduğunuz ayet mealinde: “Ey müminler sakın siz de eski dinlerdeki halklar gibi olmayın, onlara benzemeyin! Din adamlarınızı İlah edinmeyin!” mesajı verilmektedir. “Din adamları da sizin gibi insanlardır. Allah’ın kitabını bir tarafa bırakıp onlara güvenmeyin. Ayetlerimi okuyun ve üzerinde düşünün ki uyarılarımı doğru anlayasınız.” buyurmaktadır.

Allah’ın kesin hükümlerine insan müdahalesi olursa Allah’ın kesin hükümleri anlaşılmaz hale gelir. Adalet isteyen uygulamalar eksik ve sakat kalır. İnsanlar eğri büğrü uygulamaları Allah’ın emri zannederler ve sorgulamaya başlarlar. İşte problem burada başlar: Açıp okumadıkları İlahi Kitapları, mantık terazisinde evire çevire tartmadıkları İlahi hükümleri, yargılama yoluna giderler.

Allah’ın hükümleri zannederek sorguladıkları aslında Allah’ın indirdikleri değildir çünkü Allah’ın indirdiklerinin önü perdelenmiş ve rivayetler vasıtasıyla gizlenmiştir. İnsanların İlahi gerçeklere ulaşması engellere takılı kalmıştır. İnsanlar korkutulmuştur. Bir biz anlarız mantığıyla insanların imanları dini otoritelerin anlayışına teslim olmuş ve kirlenmiştir.

Herkes Allah’ın Kitap’ını okumalı ve anlamaya çalışmalıdır. Din adamlarına kutsallıklar addetmek yanlıştır. Kur’an’ı Kerim anlaşılır bir dille yazılmıştır. Herkes tarafından anlaşılması için farklı cümlelerle bol bol tekrarlar yapılmıştır.

Allah’ın indirdiklerinde çelişki ve adaletsizlik yoktur. Öne sürülen bir hükümde bir adaletsizlik gözüküyorsa bunun kaynağının Kur’an’ı Kerim olmadığı aşikardır. Bunun asıl kaynağı insanlardaki anlayış kıtlığıdır. Kullarından her bir işte adalet isteyen ve insanların dostu olan Allah’a adaletsizlik yakıştırmış olmalarından kaynaklanır.

İnsan Allah’ın indirdiklerine ulaşabilmek için gayret sarf etmek zorundadır. Gerçek imanı yakalamak insan yaşamı için ekmek su ve havadan daha zaruridir çünkü bu hem dünya saadeti hem ahiret saadeti için gereklidir. Dönüş ancak ve ancak Allah’adır. İlgili ayet meali aşağıdadır.

35: FATIR / 37. Onlar cehennemde feryat ederler: “Rabbimiz bizi buradan çıkar! Eski yaptıklarımız hariç artık iyi işler yapalım.” “Size uyarıcı göndermedik mi ve öğüt alacağınız kadar bir ömür tayin etmedik mi? O halde azabımızı tadın çünkü zalimlere yardım edilmez.”

49: HUCURAT / 18. De ki: “Allah semavattaki ve yerdeki şeyleri bilir. Siz, Allah’a sizin dininizi mi öğreteceksiniz? Allah alimdir, her şeyi bilir.”

Cehennemi en çok hak eden Allah’ın hüküm ve hikmetlerini insanlardan gizleme yoluna giden öncülerdir. Onlarla beraber onların izi sıra gidenler de hesaba çekilecektir. Allah’ın anlamanız için kolaylaştırdım, dediği bir Kitap’a anlaşılmıyor, demek de ne oluyor? Böylelerine, gerçekten Kur’an’ı Kerim’i anlayacak bir akla mı sahip değilsiniz yoksa anlamamazlıktan mı gelmeyi tercih ediyorsunuz yahut Allah’a Allah’ın dinini mi öğretmeye çalışıyorsunuz?” diye sormak gerekiyor. Rabbimiz bizi akıl edip anlamaya çalışan kullarından eylesin. Amin.

Okuduğunuz için teşekkürler. Allah’a emanet olun.

KAYNAKLAR

35: FATIR / 37. ayet

49: HUCURAT / 18. ayet

9: TÖVBE / 31. ayet

UYDURMA HADİSLERİ İNKAR EDEN KAFİR OLUR MU?

HADİSLER NEDEN İNKAR EDİLİYOR?

Allah Kur’an’ı Kerimi koruyacağına dair bir garanti vermiştir. Peygamberi Allah korumuş ve görevini tamamlatmıştır. Peygamber sağken müminler peygambere itaat etmişlerdir. Dini vecibelerin nasıl yerine getirileceğinin tamamını da bilakis uygulamalı olarak ondan öğrenmişlerdir çünkü peygamber Allah’ın elçisi ve Allah’tan aldığı vahiyleri insanlara aktaran seçilmiş kişidir.

5. MAİDE / 92. Allah’ı ve peygamberini dinleyin, karşı gelmekten sakının! Eğer kulak asmazsanız biliniz ki elçimize düşen sadece açık bir tebliğden ibarettir.

UYDURMA HADİSLERİ İNKAR EDEN KAFİR OLUR MU? yazısının devamı

ÜÇ TALAK HAKKI NEDİR VE NE DEĞİLDİR? KUR’AN NE DİYOR?

ÜÇ TALAK HAKKI

Erkeğin üç talaka sahip olduğu yani üç boşama hakkına sahip olduğu isterse eşini arka arkaya üç defa boş ol diyerek bir kerede boşayabileceği kıyas ve icma yolu ile ortaya atılmış bir uygulamadır.

(İcma: Bir hadisenin dini hükmünü ortaya koymak konusunda fakihlerin görüşlerinin bir noktada birleşmesidir. Kıyas: Bir hadisenin dini hükmünü ortaya koymak konusunda bir fakihin şahsî görüşüdür.)

ÜÇ TALAK HAKKI NEDİR VE NE DEĞİLDİR? KUR’AN NE DİYOR? yazısının devamı

KALU BELA NE DEMEK?

Araf Suresi 172. ayet neleri anlatıyor?

Ademoğullarının bellerinden zürriyetleri alınıp da Rabbiniz kim, diye soruldu mu?

Hz. Âdem’in sırtından veya Âdem oğullarının sırtlarından zürriyetlerinin nasıl dışarı çıkarılıp soruya muhatap edildiği konusunda Araf Suresi 172. ayet mealleri ve tefsirlerde farklı farklı yorumlar vardır. Tefsirlerin bazılarında ruhların bedenlerden önce yaratılıp Kalu Bela’da Âdem oğullarının sırtlarından zürriyetlerinin çıkarılıp: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusunun sorulduğu sonra bu ruhların insan bedeniyle birleştiği şeklinde yorumlanmıştır.

KALU BELA NE DEMEK? yazısının devamı

HÜKÜM NE DEMEK? İSLAM’DA HÜKÜM KOYMA YETKİSİ KİME AİTTİR?

PEYGAMBERLER HÜKÜM KOYABİLİR Mİ?

Hüküm; egemen olma, buyruğunu yürütme, yargılama ve karar verme anlamlarında kullanılır: “Mahkemenin hükmü budur.”, “Burada hüküm sahibi sensin.” “Dinde hüküm sahibi Allah’tır.”

Allah Peygamberleri vasıtasıyla Kitaplar indirmiştir. Kitapların içeriğinde öğütler, emirler ve yasaklar bulunur. Bunlara Allah’ın indirdiği hükümler, denir. Kur’an’ın Kerim’de bu terim çok sık zikredilir.

Dünya ve ahirette insanların mutlu olmalarını sağlamak için İslam’ın getirdiği kurallar bütününe şer’i hükümler (ahkam-ı şer’iyye) denir. Hükümler yapılış maksatlarına göre ikiye ayrılmıştır: Dünyevi hükümler, uhrevi hükümler. Fıkıhta hüküm; mükelleflerin fiilleriyle ilgili ilahi hitaplara denir. Kelam ilminde hüküm; İslam dininin iman, ibadet, muamelat ve ahlaka dair genel ilkelerini kapsar.

HÜKÜM NE DEMEK? İSLAM’DA HÜKÜM KOYMA YETKİSİ KİME AİTTİR? yazısının devamı

HADİSLER OLMADAN KUR’AN’I ANLAYABİLİR MİYİZ?

KU’RAN VE HADİSLER

Tevrat’a sonradan varis olan kötü niyetli kimseler Talmud diye bir hadis kitabını toparlayıp yazmışlar ve onu Yahudi halkına din olarak kabul ettirmişlerdir. Tevrat mühürlü bir kutu misali bir köşeye bırakılmıştır. Allah’ın indirdiği güzel öğütlerin sonraki nesillere aktarılmasına izin vermemişlerdir. Yahudiler bu yaptıklarından dolayı Allah’ın gazabına uğramışlardır. Allah onları lanetlemiş parça parça edip yer yüzüne dağıtmıştır.

HADİSLER OLMADAN KUR’AN’I ANLAYABİLİR MİYİZ? yazısının devamı

KİTAP EHLİ NE DEMEK?

KUR’AN’DA EHLİ KİTAP İFADESİ HANGİ ANLAMDA VE KİMLER İÇİN KULLANILMAKTADIR?

/

MÜMİN, MÜŞRİK, KAFİR, HANİF, MÜSLÜMAN NE DEMEK?

Birçoğumuz Ehli Kitap sözcüklerini işitmiş ve ne anlama geldiğini merak etmişizdir. Birçok makalede bu terimlerin dört kutsal Kitap’a iman edenler için kullanıldığı açıklanmıştır. Bazı makalelerde ise Muhammed ümmetinin ehli kitaba dahil olmadığı, diğer üç din için bu terimlerin kullanıldığı ileri sürülmüştür. Acaba bu açıklamalar doğru mudur? Kur’an ne diyor? Ehli Kitap kime denir? Müslümanlar Ehli Kitap sayılır mı?

KİTAP EHLİ NE DEMEK? yazısının devamı

YENİDEN DİRİLİŞ NASIL OLACAK?

İNSAN İKİNCİ KEZ KUYRUK KEMİĞİNDEN Mİ YARATILACAK?

Tarih boyunca insanlar, tarafından ölüm ve sonrası hep merak edilmiştir. Kimileri yeniden yaratılışın mutlaka gerçekleşeceğine inanmış, kimileri ise yeniden yaratılışı tamamen inkâr etmiştir. İnsanın öldükten sonra çürümeyen bir kemiğinin olduğu doğru mu? Kur’an’ı Kerim’de bir bilgi var mı? Bu yazı bu konuyla ilgili hazırlanmıştır.

YENİDEN DİRİLİŞ NASIL OLACAK? yazısının devamı

KURBAN KISSASI VE HZ. İBRAHİM’İN OĞLUNU KURBAN ETME OLAYI

Allah, Hz. ibrahim’i büyük bir kurban indirerek ödüllendirdi.

Müşrikler erkek çocuklara değer verir, kız çocukları hor görürlerdi. Putlara taparlar ve kız çocuklarını da gözlerini kırpmadan putlara kurban ederlerdi. Erkek çocukları ise kendilerine ayırırlardı.

Hz. İbrahim’in bulunduğu toplumda da erkek çocuklar çok kıymetliydi. Bundan dolayı Hz. İbrahim’in sadakatini Allah oğluyla ölçtü. Allah kalplerdekini bilir ve onun imanını da elbette biliyordu. Bilmediği için değil, İbrahim as.mın Allah’a olan sadakati konusunda, kendinden başka şahitler de oluşsun istediği için böyle yaptı ve cinlerden, meleklerden ve insandan şahit oluşturdu.

KURBAN KISSASI VE HZ. İBRAHİM’İN OĞLUNU KURBAN ETME OLAYI yazısının devamı

PEKTİN NEDİR? PEKTİN HELAL MİDİR?

Pektin içeren besinleri yemek caizdir.

Türkiye’de ve diğer ülkelerde farklı farklı gıda katkı maddeleri kullanılmaktadır. Bu maddeler kod numarası verilerek belirlenmiştir. Besmelesiz kesilen etlerden ya da domuz etlerinden elde edilen katkı maddeleri Müslümanlar için dini açıdan sıkıntılar oluşturmaktadır. Katkı maddeleri sadece hayvanlardan elde edilmiyor. Hayvanlar hariç bitkilerden ve meyvelerden elde edilen katkı maddeleri de bulunmaktadır. Meyvelerden ve bitkilerden elde edilen katkı maddelerini tüketmek helaldir.

PEKTİN NEDİR? PEKTİN HELAL MİDİR? yazısının devamı

YECÜC VE MECÜC NEDİR? YECÜC VE MECÜC KUR’AN’I KERİM’DE GEÇİYOR MU?

Yecüc Mecüc hangi kavimdir? Yecüc Mecüc neden hapsedildi?

Kur’an’ı Kerim’de Zülkarneyn kıssasında geçen, Zülkarneyn tarafından Allah’ın yardımıyla dağlık bir bölgeye hapsedilen ve kıyamet öncesinde kıyamet alameti olarak hapsedildiği dağlık, tek geçitli bu bölgeden tekrar ortaya çıkacak olduğu belirtilen, saldırgan, savaşçı bir kavime verilen isimdir. Yecüc ve Mecüc kavmi, yerleşik düzeni benimsemeyen, geçimini savaş ganimetinden ve hayvancılıktan sağlayan göçebe bir kavimdir. Araplar, dini yanlış yorumlamaya başladıklarında Arapları emri altına alacağı bir hadisle bildirilmiştir.

Yecüc ve Mecüc hapsedilmiş olduğu bölgeden dışarı çıktı mı? Yecüc ve Mecüc hangi kavim olabilir?

YECÜC VE MECÜC NEDİR? YECÜC VE MECÜC KUR’AN’I KERİM’DE GEÇİYOR MU? yazısının devamı

KAFİR KİME DENİR?

Kafirler Allah’ın varlığının doğadaki delillerini dikkate almazlar.

Allah’ın varlığına işaret eden delilleri dikkate almayan ve Allah’ın varlığını, meleklerini, peygamberlerini ve kitaplarını inkâr eden kimselere kafir veya müşrik denir. İnsanın doğasında tapınma ihtiyacı vardır. Her insan mutlaka bir şeylere tapar. Kafirler nelere taparlar?

KAFİR KİME DENİR? yazısının devamı

İNŞALLAH NE DEMEKTİR? İNŞALLAH DEMEYİ UNUTURSAK NE DEMELİYİZ?

İnşallah diyerek Allah’ı tazim etmiş ve eksikliklerden tenzih etmiş oluruz.

İnşallah ne demek: İnşallah sözü Arapça’dır. Allah dilerse, Allah isterse anlamındadır. Hepimiz çoğu zaman inşallah deriz, çoğu zaman da demeyi unuturuz. İnşallah demenin bir önemi var mı? Neden inşallah denir? Ya inşallah demeyi unutursak?..

İNŞALLAH NE DEMEKTİR? İNŞALLAH DEMEYİ UNUTURSAK NE DEMELİYİZ? yazısının devamı

MÜNAFIK NE DEMEK?

Münafıklar kesinlikle cehenneme gideceklerdir.

Rabbimiz güzel ahlaklı olmayı ve adaletli olmayı emrediyor fakat tarih boyunca Allah’ın bu emrini delmeye, insanları tekrar cahiliye devrine götürmeye yeltenen kimseler olmuştur. Allah bu kimseleri münafık olarak nitelendirmiştir.

MÜNAFIK NE DEMEK? yazısının devamı

ALIN YAZISI NE DEMEK?

Alın yazısı doğru mudur?

İnsanlar başlarına gelen her olaya alın yazısı veya kader derler. Hayatımız boyunca yaşadıklarımızın önceden alnımıza yazıldığını ve onu yaşamak mecburiyetinde olduğumuza inanırlar. Hayatımız boyunca yaşayacaklarımızın bizim alnımıza önceden yazıldığı doğru mudur? İnsanın iyi ve kötüyü yolu seçme şansı yok mu? Bu söylenenlerin doğru olup olmadığını nasıl anlayacağız. Kur’an’ı Kerim’de bu konuyla ilgili ayetler var mı? Bu ayetler bu söylenenleri doğruluyor mu?

ALIN YAZISI NE DEMEK? yazısının devamı

LEDÜN-İLMİ NEDİR?

Şeytan cahili sever, Allah ise alimi çünkü manevi kurtuluş ancak ilim ve imanla olur.

Ledün-ilmi: Gayb-i bilgi ve sırlara sahip olmak anlamında kullanılır. Ledün ilmi, Kur’an’ı Kerim’de Hz. Musa kıssasında geçer ve bu ismi de kıssada geçmesinden dolayı almıştır.

LEDÜN-İLMİ NEDİR? yazısının devamı

KADER DEĞİŞİR Mİ? İNSAN, KADERİ DEĞİŞTİREBİLİR Mİ?

Kaderimizi kim belirler?

Bazı insanlar, insanın kaderini değiştirilebileceğini iddia eder. Peki, insan kaderini değiştirebilir mi, insan iradesi ile kaderin arasında ne gibi bir ilişki vardır? İnsan neyi değiştirebilir, neyi değiştiremez?

KADER DEĞİŞİR Mİ? İNSAN, KADERİ DEĞİŞTİREBİLİR Mİ? yazısının devamı

KUR’AN’I KERİM NE ZAMAN KİTAP HALİNE GELDİ VE NE ZAMAN ÇOĞALTILDI

Kur’an’ı Kerim hangi malzeme üzerine yazıldı ve onu kim muhafaza etti?

Peygamberimize Hz. Cebrail vasıtasıyla indirilmiş olan yüce Kitap’ımız Kur’an’ı Kerim 23 senede tamamlanmıştır. Kur’an’ı Kerim taşa, ağaca mı yazıldı yoksa deri üzerine mi? Rastgele malzemelere yazılan ayetlerden bazıları kayıp mı oldu? Peygamberimizin sağlığında Kitap halinde miydi yoksa vefatından sonra mı Kitap haline getirildi?

KUR’AN’I KERİM NE ZAMAN KİTAP HALİNE GELDİ VE NE ZAMAN ÇOĞALTILDI yazısının devamı

ALLAH’TAN BAŞKASI GAYBI BİLEBİLİR Mİ?

Allah dilerse gaybı insana bildirir ama o zaman gayp, gayp olmaktan çıkmış olur.

Gayb, Arapça kökenli bir kelimedir. İnsanın ve diğer canlıların bilemediği, bilgisine ulaşamadığı şeylere gayp, denir. Geçmişte oluşurken şahit olmadığı olayların bilgisi insan için gaybi bilgilerdendir. Bugün ve gelecekte olacak olan olayların bilgisi de insan için gaybi bilgilerdendir. Gaybi bilgiler sadece Allah tarafından bilinen bilgilerdir. Gaybı Allah bilmez, demek abesle iştigal olur.

ALLAH’TAN BAŞKASI GAYBI BİLEBİLİR Mİ? yazısının devamı

KADER, ALIN YAZISI, YAZGI NE DEMEK?

Kader insanın alnına yazılmış yaşanması zorunlu bir senaryo değildir.

Allah; irade sahibi, ilim sahibi, güç sahibi, yaratan ve yönetendir. Kader, Allah’ın takdir etmesi, planlaması, hesaplaması ve zamanı gelince yaratması demektir. Kader Arapça bir isimdir. Kaderin varlığı inkâr edilemez. Kaderin varlığını inkâr etmek yaratılışı tesadüflere bağlamak olur. Allah varsa tesadüf yoktur.

KADER, ALIN YAZISI, YAZGI NE DEMEK? yazısının devamı

ALLAH’I GÖREN PEYGAMBER VAR MI?

Allah’ın bir insanla vahiyden başka bir yolla konuşması oldu mu?

Peygamberimiz İsra olayında Allah’ı mı gördü yoksa Allah’ın en büyük delillerinden biri olan Cebrail Aleyhisselâmı mı gördü? Kimi ulemaya göre Cebrail Aleyhisselâmı görmüştür, kimi ulemaya göre Allah’ı görmüştür.

ALLAH’I GÖREN PEYGAMBER VAR MI? yazısının devamı

NAMAZ TÜRKÇE KILINABİLİR Mİ?

TÜRKÇE NAMAZ

Kuranı Kerim düz bir Metin değildir. Kulağa hoş gelen bestelenmiş gibi okunan bir metindir. Yabancı bir dilden bestelenmiş bir güfteyi Türkçeye çevirirseniz aynı ahengi bulamazsınız. Aslını dinlemeyi tercih edersiniz bu kaçınılmaz bir gerçektir. Peki, Türkçe mealle namaz kılmamızın bir sakıncası var mı?

NAMAZ TÜRKÇE KILINABİLİR Mİ? yazısının devamı

ALLAH’A İMANI ARTIRAN VEYA EKSİLTEN ŞEYLER

Allah dostumuzdur. O, her şeyi bizim için yarattı.

İmanımızı olgunlaştırmak için ne yapmalıyız?

İnsan düşünen, iyiyle kötüyü kıyaslayıp ayırt edebilen bir varlık olarak yaratılmıştır. İnsanın Allah’a ibadet etmesi ve takva sahibi olması için öncelikle Allah’ın varlığından emin olması gerekir. Kitap’ın Allah tarafından indirildiğinden emin olması gerekir. Bunlardan emin olursa imanı olgunlaşır. İmanı olgunlaşırsa ibadetini huşu içinde, isteyerek yapar.

ALLAH’A İMANI ARTIRAN VEYA EKSİLTEN ŞEYLER yazısının devamı

ALLAH’IN İLK EMRİ OKU OLMUŞTUR.

Allah’ın adıyla oku!

ALLAH'IN ADIYLA OKU

Okumak her müminin üzerine farz kılınmıştır. Okuma, yazması olmayan Zikri anlayamaz. Zikri anlayamayanın dini eksik kalır. Okuma, yazması olan kötü niyetli insanlar okuma, yazma bilmeyen saf insanları gütmeye kalkarlar. Allah’a karşı yalanlar isnat ederek iftiralar atarlar. Allah’ın tavsiye ve emirlerine uymazlar ve Allah böyle emrediyor, diyerek insanları aldatırlar. Zikri gizleme yoluna giderler. Allah’a şirk koşulmasına öncülük ederler. İnsanları insanlara taptırırlar.

ALLAH’IN İLK EMRİ OKU OLMUŞTUR. yazısının devamı

FALCIYA İNANMAK İNSANI KÜFRE GÖTÜRÜR MÜ?

Falcıların geleceği bildiği ne kadar doğrudur?

İnsanlar geleceklerini merak ederler. Örneğin, kiminle evleneceklerini, mutlu olup olmayacaklarını, sınav sonuçlarının ne olacağını, girecekleri işte başarılı olup olmayacaklarını ve diğer bazı şeyleri çok merak ederler.

FALCIYA İNANMAK İNSANI KÜFRE GÖTÜRÜR MÜ? yazısının devamı

KUR’AN’DA NAMAZ VE KUR’AN’DA DUA

Kur’an’da namaz sözcüğü neden geçmez?

Kur’an’da namaz var mı yok mu, insanlar yıllardır bunu tartışmaktadır. Ancak bunu Kur’an’ı Kerim’e baş vurarak anlayabiliriz. Duayı ele alarak işe başlayalım: Kur’an’a göre dua inanan insanın her zaman baş vurabileceği, Allah’ın kendine yardım edeceğini umduğu bir yoldur. İnsan hayır yani iyilik dilemek için dua eder. Her zaman dua edip Allah’tan iyilik dilemek gerekirken insanların büyük bir bölümü, sadece başı dara gelince dua eder. Dua etmek için abdest almak gerekmez. Allah, dua ederken abdest almamızı şart koşmamıştır. Zaten başımıza bir şey geldiği an abdestli olmamız da mümkün değildir. Başımıza bir musibet gelince hemen dua etmeye, başımızdaki musibeti kaldırsın diye Allah’a yalvarmaya başlarız. O zaman dua ile namazın aynı şey olduğunu iddia etmek abesle iştigal olur.

Türkçedeki namaz sözcüğünün Arapçadaki karşılığı: salat ve ibadettir. Tercüme ederken mecburen Türkçe bir kelime olan namaz sözcüğünü kullanırız. Kur’an’da namaz kelimesi yok demek Arapça yazılmış bir Kitapta Türkçe bir kelime aramak demektir. Öyleyse bu, art niyettir ya da cehalettir. Namazın bazı şartları vardır. Namaz ile duanın farkını aşağıdaki ayeti kerimeyi okuduğumuz zaman daha net bir şekilde anlayabiliriz.

KUR’AN’DA NAMAZ VE KUR’AN’DA DUA yazısının devamı

MEKKELİ MÜŞRİKLER KIZ ÇOCUKLARINI DİRİ DİRİ TOPRAĞA GÖMÜYORLARDI

Onlardan birine kız çocuğu müjdelendiği zaman öfkelenir ve kapkara kesilirlerdi.

Mekkeli müşriklerde Allah’ı inkâr etmiyorlardı ama Menat, Lat ve Uzza gibi putları kutsallaştırmışlardı. Bu putların kendileri için şefaatçi olacağına inanıyorlardı. Meleklere Allah’ın kızları diyorlardı ve kız isimleri takıyorlardı. Menat, Lat ve Uzza Mekkelilerin taptıkları putların ismiydi. Onlara kız isimleri takmışlardı çünkü onların birer melek olup uçacağını, Allah’a ulaşacağını ve kendilerine şefaat edeceğini umuyorlardı. İlgili ayetlerden bir kısmını aşağıda görmektesiniz.

MEKKELİ MÜŞRİKLER KIZ ÇOCUKLARINI DİRİ DİRİ TOPRAĞA GÖMÜYORLARDI yazısının devamı

LAT, MENAT, UZZA VE GARÂNÎK OLAYI NEDİR?

Şeytan ayetleri safsatası

Bu olayı nakleden birçok farklı kaynak vardır. Garânîk hadisesine ayrıntılı olarak yer veren ilk kaynaklar üçüncü yüzyılla dokuzuncu yüzyıllar arasında yazılmıştır. Birbirleriyle çelişki içerisinde olan bu kaynaklardaki rivayetler; Taberi, İbni İshak, İbni Sad, Ebu Cafer Tabari’nin eserlerinde yer almıştır. Daha sonraları Muhammed İbni Kab bu rivayetleri tek bir çatı altında toplamış ve bir gerçek gibi okuyucularına sunmuştur. Bir olayın birçok kaynak tarafından rivayet edilmiş olması o olayın doğru olduğunu kanıtlamaz.

LAT, MENAT, UZZA VE GARÂNÎK OLAYI NEDİR? yazısının devamı

İSLAM MİLLİYETÇİLİĞİ YASAKLIYOR MU?

İslami açıdan milliyetçiliğin tanımı:

Ayeti kerimede müminler kardeştir diyor. Evet, müminler kardeştir. Şöyle bir temsil verecek olursak: Bu kardeşler büyümüşlerdir, evlenmişlerdir. Her birinin bir yuvası olmuştur. Her biri yuvasını korumak ve savunmak zorundadır. Her birinin, giderlerini karşılamak için ayrı bir bütçesi vardır. Yuvaları ayrıdır ama kardeşler kardeş olduklarını asla unutmazlar.

Her mümin kavmin bir ülkesi vardır, sınırları vardır. Ülkelerini korumak, gerektiğinde savunmak zorundadırlar. Her ülkenin ayrı yöneticileri ve ayrı bütçeleri vardır ama birbirlerini severler, düşmanca davranmazlar. Birbirlerine karşı haksızlık etmezler. Gerektiğinde yardımlaşırlar.

İSLAM MİLLİYETÇİLİĞİ YASAKLIYOR MU? yazısının devamı

İSLAM NEDİR KUR’AN’İ TANIMI

Ehli kitapın müminleri ve kafirleri

İslam nedir? İslam, ilahi dinleri tevhid çatısı altında birleştiren ilahi bir terbiyenin adıdır. Bir kardeşliğin ve dayanışmanın sembolüdür. Allah’a şirk koşmayan, Allah’ın varlığına, birliğine, meleklerine, indirmiş olduğu kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe inanan ve peygamberler arasında ayrım gözetmeyen kimseler Ehli Kitap’ın müminleridir. Peygamberleri farklı, şeriatları farklı olmasına rağmen bunların hepsi İslam inanç esasları üzerinedir, kafir sınıfına girmez. Bundan dolayı bu kişilerin kestikleri ve yedikleri yenir. Bunların kadınları ve erkekleri birbirleriyle evlenebilir. Allah, Müslüman kadın ve erkeği sadece müşriklerle ve zina yapmış olanlarla evlenmekten men etmiştir.

İSLAM NEDİR KUR’AN’İ TANIMI yazısının devamı

DİN KİŞİ İLE RABBİ ARASINDA KALAN BİR OLGU MUDUR?

Din kişi ile Rabbi arasında mı kalmalıdır? Dinlerin kapsam alanına neler girer? Dinlerin kapsam alanına girmeyen hiçbir şey yoktur. Dinlerin kapsam alanı o kadar geniştir ki din, yaşamımızın her adımına yön verir. Dinler sadece bir inançlar kümesinden ibaret olan ve kapalı bir kutu içerisinde muhafaza etmemizi gerektiren bir şey değildir. Din canlı tutulması gereken inançlar bütünüdür. Dinler, insanın çözemediği her probleme bir çözüm yolu gösterir. Dünyadaki acıları sona erdirmek, insanları mutlu etmek, insanlar arası adaletsizliğe son vermek, ister.

DİN KİŞİ İLE RABBİ ARASINDA KALAN BİR OLGU MUDUR? yazısının devamı

PEYGAMBERİMİZ MÜŞRİKLERDEN DEĞİLDİ.

Peygamberimiz bir tabuyu yerle bir etmiş, kendinden yaşça on beş yaş büyük ve dul bir kadınla evlenmiştir. Peygamberimiz mutlu bir evlilik yapmış, gençliğinin yirmi beş yılını Hz. Hatice validemizle geçirmiştir. Onu kaybettiğinde elli yaşındadır. İbrahim hariç bütün çocukları Hz. Hatice validemizden olmuştur. 

PEYGAMBERİMİZ MÜŞRİKLERDEN DEĞİLDİ. yazısının devamı

KUTUPLARDA VEYA UZAYDA NAMAZ NASIL KILINIR, ORUÇ NASIL TUTULUR?

Altı ay gece, altı ay gündüz olan yerlerde namaz nasıl kılınır?

Kutuplarda namaz vakitleri nasıl hesaplanır?

Namaz vakitleri Kur’an’ı Kerim’de bildirilmiştir. Namaz; sabahın başlangıcında, akşamın başlangıcında, gündüzün içinde (öğle, ikindi) ve gece olmak üzere beş vakittir. Namazın şartlarından birisi fiziki şartların oluşarak vaktin girmesidir. 

KUTUPLARDA VEYA UZAYDA NAMAZ NASIL KILINIR, ORUÇ NASIL TUTULUR? yazısının devamı

HZ. MUSA KISSASI VE DUANIN ÖNEMİ

Hz. Musa’nın yolculuğu ve duası

Bir insan, yeryüzünde insanlardan ve şeytanlardan olmak üzere birçok şer gruplarıyla yaşamaktadır. Bu şer gruplarının ne zaman, nerede, nasıl yoluna çıkacağını bilemez. Kendini bunlardan kendi imkanlarıyla koruyamaz.

HZ. MUSA KISSASI VE DUANIN ÖNEMİ yazısının devamı

ALLAH, NEDEN BİZİ İMTİHAN EDİYOR?

Dünyaya neden geldik? Neden imtihan ediliyoruz?

Allah’ın insanı imtihan etmesine ne gerek vardı diye düşünenler olabilir: Allah, kullarından dost edinmek ve onlara lütufta bulunmak ister. Her varlık gibi insanlar da Allah’a muhtaçtır. Allah insanlara muhtaç değildir ama onların kibar ve teşekkür etmesini bilen kullar olmasından hoşlanır çünkü onlardan dostlar edinecektir.

ALLAH, NEDEN BİZİ İMTİHAN EDİYOR? yazısının devamı

EZAN VE DİĞER ÇAĞRILAR

EZAN VE DİĞER ÇAĞRILAR NASIL YAPILIYOR?

BU GÜNE KADAR CAMİYE, KİLİSEYE VE HAVRAYA YAPILAN ÇAĞRILAR, PEYGAMBERLERİN İLK OKUTTUĞU ŞEKLİYLE OKUNA GELMİŞTİR:

ALLAH’ın indirdiği bütün dinlerde müminler, belli vakitlerde toplu ibadet etmek için ibadethanelere davet edilmişlerdir. Müslümanlar ezan ile davet edilmiş, Hristiyanlar çanla davet edilmiştir. Yahudilerin de kendilerine has bir ezanı vardır.

EZAN VE DİĞER ÇAĞRILAR yazısının devamı

UYKU, RÜYA, ÖLÜM VE KABİR AZABI.

Rüyalarımız

Uyku ve gece, canlıların dinlenmesi için yaratılmıştır. Bütün canlılar uyuyup dinlenmeye ihtiyaç duyar. Bir canlı olarak insanlar da mutlak surette uyur. Uyku anında bazı rüyalar görürüz. Çoğumuz rüyalarımızın etkisi altında kalırız.

UYKU, RÜYA, ÖLÜM VE KABİR AZABI. yazısının devamı