Etiket arşivi: Allah’ın rızası

ALLAH, NEDEN BİZİ İMTİHAN EDİYOR?

Allah’ın insanı imtihan etmesine ne gerek vardı diye düşünenler olabilir: Allah, kullarından dost edinmek ve onlara lütufta bulunmak ister. Her varlık gibi insanlar da Allah’a muhtaçtır. Allah insanlara muhtaç değildir ama onların kibar ve teşekkür etmesini bilen kullar olmasından hoşlanır çünkü onlardan dostlar edinecektir.

İnanan insan Allah’a secde eder. Secde Allah’a teşekkür etmenin fiziki görüntüsüdür. Teşekkür etmenin duygusal kısmı namazın içinde okunanlardır. Namaz kılan namaz esnasında Rabbi ile bire bir muhataptır. Rabbi onu görür ve işitir.

1. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla (başlıyorum).

2. Alemlerin Rabbi olan Allah’a övgüler!

3. Rahman! Rahim!

4. Din gününün sahibi!

5. Yalnız sana ibadet ederim, yalnız senden yardım beklerim!

6. Bizi doğru yola ilet!

7. Nimet verdiklerinin yoluna. Sapmışların ve gazaba uğramışlarınkine değil!

(Bu Sure, namazların her bir rekatında mutlaka okunur.)

O Rab ki bütün yöneticileri yönetir. Dilediği zaman dilediğini görevden alır. Her şeyin yaratıcısı O’dur. Saygı duyulması gereken, övgüye layık olan yalnızca O’dur. Namaz kılmayanların, Allah’ın yanında, hiçbir değeri yoktur. İnsan namaz vasıtasıyla Allah’a olan sevgisini, minnettarlığını belirtmiş ve teşekkürlerini sunmuş olur. 

Allah, teşekkür eden kibar kullarıyla, teşekkür etmeyen kaba kullarını ayırt etmek için bu dünyayı yaratmıştır. İmtihan nedeniyle, bu dünyada Allah’ın nimetlerinden hem teşekkür edenler hem de nankörlük edenler yararlanmaktadır ama bu kısa bir süre için geçerlidir. İmtihan dönemi sona erince durum değişecektir: Cennetteki sonsuz nimetler arasında sadece Allah’a teşekkür edenler bulunacak ve onlar, orada da Allah’a teşekkür etmeye devam edeceklerdir.  Allah onlardan razı olacak, onlar da Allah’tan razı olacaklardır.

7: A’RAF / 32. De ki: “Allah’ın kulları için çıkardığı ziynetleri ve temiz rızıkları kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, bu dünya hayatında inananlar içindir ve kıyamet gününde de inananlara mahsustur.” İşte bilecek bir topluluğa delileri böyle açıklıyoruz.

7: A’RAF / 31. Ey Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde güzel giysilerinizi giyin, yiyin, için fakat israf etmeyin çünkü Allah israf edenleri sevmez.

Cehennemde ise kötülükten hoşlanan, Allah’a teşekkür etmeyen, nankörlük etmekte ısrar eden, Allah’ın yanında hiçbir değeri bulunmayan, kişiler bulunacaktır çünkü bu kafir kişiler, Allah’ın nimetlerinin dünyadakinden kat kat fazla olduğu bu cennetlere girecek olsalar orada da nankörlük etmeye ve inananlara zulmetmeye devam edeceklerdir. Allah, bundan dolayı onları cennetten uzak tutacak, layık oldukları bir mekânda hapsedecek ve bu değersiz, kaba insanlarla hiç ilgilenmeyecektir. Bu kişiler ebediyen cehennemde bırakılacaklardır. Ebedi hayat ölümün olmadığı hayattır.

67: MÜLK / 2. O, hanginizin daha güzel iş yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.

20: TAHA / 131. Kendilerini sınamak için onlardan bir kesimine vermiş olduğumuz dünya hayatının çekiciliğine sakın göz dikme! Rabbinin nimeti (cennet) hem daha hayırlı hem de daha süreklidir.

Allah, her şeyin yaratıcısıdır, her şeyi ilmiyle kuşatmıştır: Yarattığı akıllı varlıkları imtihan etmiştir, eder. Yarattığı varlıklar yoldan çıkmaya başlayınca, elçiler gönderip uyarmıştır. Allah, her insana Allah’ın varlığını idrak edebilecek ve Allah’a şirk koşmayacak nitelikte bir akıl bahşetmiştir. Uyarmadığı kimselerin kötülüklerini cezalandırmaz, iyiliklerini mükafatlandırmaz. Allah, adaletle hükmeder. Yarattıkları arasında da adaleti hakim kılmak ister. Bunun için dünyadaki her kavme bir elçi göndermiştir. Allah, kullarına zulmetmez. Kötü olmayı tercih eden biri, kendi kendine zulmeder. Düşünün… Suçluya gereken cezayı yazmayan bir hâkim sizce adil olabilir mi? Allah suçu olmayanı cezalandırmaz.

Allah, melekleri de imtihan etti. Bütün melekler imtihanı kazandı, sadece meleklerden biri olan İblis imtihanı kaybetti. Allah’ın yaratmış olduğu insanı kıskandı, küçümsedi ve yaratıcısına isyan etti. Âdem’e zarar vermek için planlar yapmaya başladı, kıyamete kadar yaşamak için Allah’tan izin aldı ve cennette yaşamaya devam etti. Ne zaman ki Hz. Âdem ve Hz. Havva’ya vesvese verip yasak ağaçtan yemelerine sebep oldu, o zaman hep birlikte cennetten çıkarılarak yeryüzüne indirildiler.

Şeytan iradesini kötüye kullanmayı tercih eden bir varlıktı. Her şeyin yaratıcısı ve her şeyi ilmiyle kuşatmış olan Allah, şeytanı cennetten durup dururken çıkarmış olsaydı, şeytana karşı adaletsiz davranmış olacak ve melekler Allah’ın adaletinden şüpheye düşeceklerdi. Allah, yarattığı her şeyi ilmiyle kuşattığı için, şeytanın kötü birisi olduğunu biliyordu ama buna Allah’ın kendinden başka şahit de yoktu. Allah, başka şahitler de olmasını istedi ve melekleri Âdem’le imtihan etti. Meleklerin tümü Âdem’e secde etti fakat İblis Âdem’e secde etmedi. Âdem’i küçümsedi ve kibirlenenlerden oldu. Bu imtihan sonucunda hem melekler hem de Âdem, Allah’ın adaletine, şeytanın ne kadar kötü ve kibirli bir yaratık olduğuna şahit oldu. Allah’ın ilmini ve adaletini tasdik ettiler. Melekler dediler ki: “Rabbimiz, biz senin bize bildirdiğinin dışında herhangi bir ilme sahip değiliz.”

İnsan, nasıl şeytanın imtihanı olmuş ve onun iyi meleklerin içinden uzaklaştırılmasına sebep olmuşsa, şeytan da insanın imtihanı olmuş ve iyi insanların kötü insanlardan ayrılmasına vesile olmaktadır. Şeytanın arkasına düşen kötü insan, şeytanla birlikte cehennem çatısı altında toplanacak cezasını çekecektir.

Allah, Âdem atamız ve Havva anamızı imtihan için cennetteki o lanetli ağacı yaratmıştı. Atalarımızı bu ağaca yaklaşmamaları için de uyarmıştı. Onlar şeytanın kendilerine düşman olduğunu da şahit olmuşlardı. Bütün bunlara rağmen, o ağacın meyvesinden yediler ve içinde bulundukları nimetlerden uzaklaştırıldılar. Allah’ın uyarılarını dikkate alıp, düşmanları olan şeytanın yalanlarına inanmasalar, sürekli cennette kalacaklardı.

Allah, insan için iki seçenek hazırlamıştı:

A) Cenneti yarattı: Orada yaşam rahattı.

B) Dünyayı yarattı: Orada yaşam yorucuydu.

Sonra da yarattığı dünya ve cennet hakkında insanı bilgilendirdi: Cennette yaşamak rahat, dünyada yaşamak ise yorucuydu. İnsan cennette kalmak istiyorsa lanetli ağaca yaklaşmaması gerekiyordu. Tercihi insana bıraktı. 

17: İSRA / 60. Hani sana: “Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır.” demiştik. Sana gösterdiğimiz o görüntüleri ve Kur’an’da lânetlenen o ağacı ancak insanları sınamak için meydana getirdik. Biz onları korkutuyoruz fakat bu onların azgınlığını artırmaktan başka bir işe yaramıyor.

İlk insan, düşüncesiz davranarak, düşmanı olan şeytanın söylediklerine inanıp, aleyhine olan seçeneği tercih etti ama hatasını tez anladı, pişmanlık içinde Rabbine yalvarmaya başladı. Merhamet sahibi Rabbi, yeryüzüne indirilmeden evvel, onun tövbesini kabul etti. Yeryüzünde sen ve neslin bir müddet yaşayacak imtihan edileceksiniz. Nesline rehberlik edecek elçiler göndereceğim. Elçilerime uyanları cennetimde misafir edeceğim.” dedi. Böylece şeytanla birlikte yeryüzüne indirildiler.

Hz. Âdem’in tövbesini kabul eden Rabbi, ona ve soyuna bir şans daha tanımış oldu. Allah daha evvel dünyada iyi yol ve kötü yol olmak üzere iki seçenek yaratmıştı. Bu iki seçeneği: İnsan şeytan tarafından aldatılır, sonra pişman olur, tövbe ederse ona bir şans daha tanıyarak onu tekrar imtihan etmek ve tövbesindeki samimiyeti ortaya çıkarmak için yaratmıştı. 

İnsanın yaratılışında iyi ve kötü hasletler mevcuttur. Şeytan, insandaki kötü hasletlerin ortaya çıkmasını ister, onlara vesvese verir. Allah, kullarındaki iyi hasletlerin ortaya çıkmasını ister, onları doğru yola iletmek için elçiler gönderir çünkü şeytan insanların düşmanıdır. Allah ise insanların dostudur. Rabbimiz Müslüman kadın ve erkeklerin de birbirlerinin dostu ve yardımcıları olduğunu bizlere bildirir.

9: TÖVBE / 71. Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler; namazı kılarlar, zekâtı verirler; Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte onlar Allah’ın kendilerine merhamet edeceği kimselerdir. Muhakkak ki Allah azizdir ve hakîmdir.

9: TÖVBE / 72. Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara altlarından ırmaklar akan cennetler vaat buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaat etmiştir. Allah’ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur.

Allah insanların alnına inkârcı olsun, günah işlesin diye yazmaz. O, kullarının inkâr etmelerinden hoşlanmaz, teşekkür etmelerinden hoşlanır çünkü Allah’a teşekkür etmek insanların lehinedir. Allah, nankörlük etmeyip teşekkür eden insanları cennetlerde misafir ederek mükafatlandıracağına söz vermiştir. Allah sözünden caymaz.

37: ZÜMER / 7. Eğer inkâr ederseniz şüphesiz Allah size muhtaç değildir. Allah, kullarının inkâr etmelerine razı olmaz ama lehlerine olmasından dolayı teşekkür etmelerine razı olur. Hiçbir günahkâr diğerinin günahını yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. Şüphesiz o sinelerdekini çok iyi bilen ve size yapmış olduklarınızı haber verecek olandır. 

Anlaşılacağı gibi insanların doğru yoldan çıkmasını ve sıkıntılarla dolu bir yaşam sürmesini isteyen şeytanlardır, iyiliklerini isteyen ise Allah’tır. Onun için Allah, insanlara peygamberler göndermiş, yardım etmek ve doğru yola iletmek istemiştir. Allah insanın dostudur.

18: KEHF / 50. Hani biz meleklere: “Âdem’e secde edin!” demiştik; İblis hariç olmak üzere, onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi. Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve onun soyunu mu dost ediniyorsunuz oysa onlar sizin düşmanınızdır. Bu taraf değişikliği, zalimler için bir kasvettir.

18: KEHF / 51. Ben onları (şeytanları) ne göklerin ve yerin yaradılışına ne de bizzat kendilerinin yaratılışlarına şahit tuttum. Ben (kullarımı) yoldan çıkaranları yardımcı edinecek değilim.

Şeytan, insana karşı kin beslemekte ve bundan dolayı insanın kötülüğü tercih etmesini istemektedir. Kötülüğü süslü göstererek insandan intikam almaya çalışır. İnsan, aklını kullanıp dostunu düşmanını ayırt edebilecek bir zekâ ile yaratılmıştır. Kalplerindeki kötü hasletlere meyledenler, şeytanın süslü gösterdiği kötü yolu tercih ederek iyilikten ve iyilerden uzaklaşırlar. Bunların kötülüğü tercih edip iyilikten ve iyilerden uzaklaşmış olduklarına Allah, melekler, cinler ve insanlar şahit olurlar. Suçlular da işlemiş oldukları günahların şahidi olmuşlardır, yaptıklarını inkâr edemezler. Kötüler iyilerden ayırılır ve önceden uyarılmış oldukları konularda bile bile suç işlemiş olduklarından dolayı cezalarını çekerler. Böylece kimse haksızlığa uğramaz. Allah’ın adaleti yerini bulur.

Şeytanın şerrinden Allah’a sığınanlar Allah tarafından korunur çünkü şeytanın Allah’a sığınanların üstünde herhangi bir gücü yoktur. Onun gücü ancak kibirlenip de Rabbine sığınmayan, namaz kılmayan, zekât vermeyen, zorba, merhametsiz, kötü kimseleri yoldan çıkarmaya yeter.

16: NAHL / 97. Erkekten ve kadından her kim mümin olarak güzel işler yaparsa elbette biz ona güzel bir hayat yaşatacağız ve yapmış olduklarından daha güzel ile karşılık vereceğiz.

16: NAHL / 98. Kur’an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah’a sığın!

16: NAHL / 99. Gerçek şu ki: İman edip de yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) bir hakimiyeti yoktur.

16: NAHL / 100. Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve onu Allah’a ortak koşanlaradır.

64: TEĞABÜN / 11. Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet insana isabet etmez. Kim Allah’a inanırsa (güvenir ve sığınırsa) Allah, onun kalbini doğru yola yöneltir. Allah her şeyi bilendir.

Allah, iyiliği tercih edenleri cennetlerde misafir edeceğini, kötülüğü tercih edenleri cehennemlerde hapsedeceğini bizlere bildirdi. Ölümümüzden sonra tekrar dirileceğimizi ve bir daha ölmeyeceğimizi, dünyadaki tercihimizin bizim ebedi ömrümüzü etkileyeceğini, şeytanın atalarımızı kandırdığı gibi bizleri de kandırmak üzere iş başında olduğunu da özellikle vurguladı. Tercihimizi de bizim irademize bıraktı ve dedi ki: “Rabbin kimseye zulmetmez. Onları elçilerle uyarıp kötülerin kötülüğüne, iyilerin iyiliğine şahitler oluşturmadıkça cezalandırıp mükafatlandırmaz.”

17: İSRA / 15. Kim doğru yola gelirse sırf kendi iyiliği için gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü çekmez. Biz bir peygamber gönderip de uyarmadığımız kimseleri azap ediciler değiliz.

9: TÖVBE / 70. Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh’un, Âd’ın, Semûd’un, İbrahim’in kavminin, Medyen Ashabının ve o yerle bir olanların haberi gelmedi mi? Peygamberleri onlara Allah’ın ayetlerini açıklamışlardı. Demek ki Allah, onlara zulmetmedi fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler.

87: A’LA / 8, 9, 10, 11, 12, 13. (Ey Muhammed!) Seni en kolaya muvaffak kılacağız. O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver. Allah’ın rızasını kaybetmekten korkan kimse öğütten yararlanacaktır. Öğütten kaçınan kötü kimse, (sonunda) büyük bir ateşe girer ve orada ne yaşar ne de ölür.

Rabbimiz bizleri şeytanın vesvesesinden, cehennem ateşinden uzak tutar, dostum dediği kulları arasına alır, cennetlerinde misafir eder inşallah. Amin!