Etiket arşivi: Büyü

İMAM NİKAHINI GİZLİ KIYMAK CAİZ Mİ?

İmam nikahını gizli kıymak gelenek halini almıştır. İnsanlar, bu geleneğin nasıl oluştuğunu, gerçek amacının ne olduğunu ve kime hizmet etmekte olduğunu pek düşünmezler. Bunun dinen doğru yani geçerli bir nikah kıyma yöntemi olup olmadığını da bilmezler. 

İmam nikahının gizli kıyılmasının ana kaynağı büyü ve büyücülerdir. Büyü iki kısma ayrılır: Ak büyü, kara büyü. Kara büyü zarar vermek için yapılan büyü türüdür. Ak büyü, kara büyünün etkisini ortadan kaldırmak için yapılan büyü türüdür. Kara büyüyü de ak büyüyü de medyumlar yapar yani sonuçta her ikisi de büyüdür ve yapılması günahtır.

Ak büyüyü din hocalarından bazıları da yapmaktadır. Bunun günah olduğunu kendilerine hatırlatan olursa da cevapları: “Niyet iyidir, günah olsa bile Allah’ın bu günahı affedeceğini umuyoruz.” derler. Halbuki günahı kullanarak sevap işlenmez. Hele o günah insanı küfre sürükleyecekse. 

Bir zamanlar medyumlardan biri yeni bir kara büyü türü ortaya çıktığını ve bu büyüyü kendisinin bozduğunu iddia ediyor ve karşılığında maddi menfaat sağlıyormuş. Müşteri sayısını artırabilmek için türlü türlü yollar deneyen bu kişi, yalanlara baş vuruyor ve insanlara şöyle diyormuş: “Öyle kötü bir kara büyü yapıyorlar ki bu büyüyü çözebilmek için çok uğraşıyorum.  Bu kara büyü, nikah kıyılma aşamasında yapılıyor. Damadı bu kara büyü ile bağlıyorlar ve çiftler gerdek yapamıyor. Çok zor da olsa ben bu büyüyü bozuyorum ve onların karı koca olmalarını sağlıyorum. Bu kara büyü bozulmazsa damat üç gün içerisinde çatlayıp ölüyor.” Adamın işi işmiş çünkü kara büyüyü yapan da bozan da kendisiymiş. Kara büyüyü yaparken de bozarken de büyük maddi menfaatlar sağlıyormuş.

Bu olaydan sonra insanları korkutarak menfaat sağlamaya çalışan diğer medyumlar da aynı yolu izlemeye başlamışlar ve insanlara bazı tavsiyelerde bulunmuşlar: “İmam nikahı kıyılırken gizli kıyın. İki şahit bulunsun, fazla insan bulunmasın çünkü nikah esnasında: “Erkek aldım kabul ettim, dediği sırada kötü niyetli birisi, bir şeyler okuyarak bir ipe bir düğüm atarsa o damat bağlanmış olur. O düğüm çözülmediği sürece damat bağlı kalır, gerdek yapamaz. Üç gün içinde çatlar ölür.” diye yaymışlar. 

O gündür bu gündür insanlar bu korkuyu taşıyor. Gerdek yapamayan çiftler medyumlara ya da bu işi yapan hocalara koşuyor. Medyumlar veya hocalar, bir yumurtanın üzerine ve bir kâğıda Arapça bir şeyler yazıyor. Yumurtanın yenmesini ve kâğıdın suya ıslatılıp mürekkep suya çıkınca, suyun içilmesini sonra da kağıtların bir çiçek saksısına gömülmesini öneriyor.

Bizim insanımız dini bilgiden yoksundur. Bazı din adamlarının da katkılarıyla din dışı şeyleri dinden zannederler. Dini bir birikime sahip olmayan bu insanlarımız; büyü gibi şeylerin, karşı büyüyle bozulacağına inanmaya yatkındırlar ve kolayca inanırlar. Halbuki ak büyü dedikleri yani büyüyle büyü bozma işleri de dinen haram kılınan şeylerdir. Böyle bir sıkıntı olduğunda Nas, Felak Sureleri ve Ayetel Kürsi’yi okuyarak Allah’a sığınmak lazım. Allah insana şah damarı kadar yakındır. Duaları işitir ve karşılık verir. Büyü gibi günahlardan her Müslümanın kaçınması gerekir. Büyü yapan da yaptıran da kâfir olur. 

İkinci bir husus, büyücüler gizli evlenmeyi tavsiye etmişlerdir. Halbuki gizli evlenmek dinimizde de diğer ilahi dinlerde de haram kılınmıştır. Allah, ayetlerinde açıkça bize: “Zina etmeyin ve gizli evlenmeyin.” demektedir. Diğer dinlerde resmî nikah, kilise ve havrada insanların huzurunda kıyılmaya devam ediyor. Peygamberimiz zamanında Müslümanların nikahları da böyle kıyılıyordu. Bir imam gelip iki erkek şahit huzurunda evde imam nikahı kıymazdı. Nikah da boşanma da resmî işlemlerle dini mekanlarda halka açık kıyılırdı. Hatta nikahın arkasından bir de yemek verilirdi. Şimdi ne değişti de hırsızlık yapar gibi gizli gizli nikah kıyılıyor? 

4: NİSA / 25. Sizden her kim hür mümin kadınlardan birini nikahlayacak bir zenginliğe gücü yetmiyorsa genç mümin cariyelerinizden birini nikahlamaya izin verilmiştir. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensinizO halde sahiplerinin iznini alarak zina yapmamış ve gizli evlenmemiş olmaları halinde, Allah’ın uygun gördüğü şekilde mehirlerini kendilerine vererek, onların iffetli olanlarıyla evlenin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa o vakit onlara hür kadınlara verilen zina cezasının yarısı verilir. Evlenme izni, sadece içinizden günah işlemekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır.” Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Bugün gençlerimizi okumaları için uzak uzak memleketlere gönderiyoruz. Gençlerimiz ailesinden habersiz iki arkadaşının şahitlik etmesiyle imam nikahı kıydırıp evleniyor ve bu öğrenciler beraber yaşıyorlar. Eğer aileleri izin vermezse erkekler resmî nikahla evliliğe yanaşmıyor. Hamile kalıpta resmî nikah kıydıramayanlar, mecburen bebeklerini aldırıyorlar ve Allah’ın indinde katil oluyorlar. Kürtaj olanlardan çoğu da bir daha hamile kalamıyor. Kürtaj esnasında rahimde fazla kazıntı olması, hamile kalmasını engelliyor. Erkek öğrencilerin herhangi bir kaybı olmuyor gibi gözükse de onlar da bu durumda Allah’ın indinde katil oluyor. Dinini din simsarlarından öğrenen bu zavallı gençler, iki aylık bir bebeği aldırmanın günah olmayacağını zannediyorlar. 

Erkekler ikinci bir eş almak ve bunu gizlemek için de iki şahitle imam nikahı kıydırma yolunu seçiyor. Allah’ın emrettiği gibi halka ilan edilen resmî bir nikah yapılmıyor. Allah tarafından zina ile eş tutulan gizli evlenme ön plana çıkıyor. Evlenme dairelerinde kıyılan resmî nikah dinen daha geçerlidir ama halkımız bunu bilmiyor. Mehir meselesini de evlenecekler aralarında halledebilirler ve resmiyete dökebilir. Gizli gizli kıyılan nikahın ve resmiyete dökülmeyen bir mehrin hiçbir anlamı yoktur. Mehir evlilik sigortasıdır ve peşin ödenir. Medeni kanun buna engel olmuyor. 

Allah’ın indinde bir imamın ettiği dua ile Allah’a şirk koşmadan inanan bir insanın duası arasında kutsallık farkı yoktur. Sizin ve ailelerinizin duaları belki de o imamın duasından daha hayırlı olacaktır. Birkaç dakikalık dua ile bir ömür boyu mutlu olamayız. Öyleyse Rabbimizin rahmet ve merhametine güvenerek evliliğimiz boyunca duayı eksik etmememiz gerekir. Dua kapısı her zaman açıktır çünkü Allah dosttur. Allah’ın razı olacağı bir evlilik yaparak Allah’ın rahmet ve merhametiyle mutlu olabiliriz. 

Gizli evlenmenin diğer bir sakıncası da insanlar resmen gayri meşru bir hayat yaşıyor ve kınanacağını aklı kesince iki yalancı şahit buluyor. İmam nikahımız var o benim imam nikahlı karım deyip çıkıyor. Allah’ın Müslümanları gizli evlenmekten neden men etmiş olduğu açıkça görülüyor olmasına rağmen, gizli nikahla gizli evlenmeler gelenekleşmiş olarak devam ediyor. Allah’ın emirleri insanlara yeterince doğru olarak aktarılmıyor. Her türlü şerden Rabbimizin rahmet ve merhametine sığınıyoruz.

Allah’a emanet olun. Sevgiyle kalın.

.

MÜTEŞÂBİH VE MUHKEM AYETLER

Rabbimiz Kur’an’ı Kerim’deki ayetleri muhkem ve müteşâbih olmak üzere iki bölüme ayırmıştır. Her ikisine de inanmak dini inancın temelini teşkil eder.

1. MUHKEM AYETLER: Her bireyin okuyunca anlayabileceği manası çok açık olan ayetlerdir. Allah’ın varlık ve birliğini algılamak için sunulmuş deliller, gelecekte ortaya çıkması beklenen bilimsel olaylar, ibadetler, güzel ahlak, sosyal dayanışma ve sosyal ilişkiler, yasaklar ve bunların hukuki sonuçları bu kapsamdakilerdendir.

      a. Allah’ın varlık ve birliğinin algılanması için sunulan deliller.

      b. İbadetler: namaz, abdest, oruç, haç, zekât, kurban.

      c. Yasaklar ve hükümleri: Haramlar ve hukuki sonuçlarının nasıl uygulanacağına dair ayetler.

      d. Güzel ahlak, sosyal ilişkiler ve sosyal dayanışmayı içeren ayetler.

      e. Gelecekte tevilinin ortaya çıkması beklenen bilimsel olaylar yani henüz tevili gelmemiş, açıklığa kavuşmamış fakat gelecekte Allah’ın dilediği bir gün açıklığa kavuşacak olan ve inkâr edilmemesi gereken ileride bilimle ortaya çıkabilecek konularda ipucu veren ayetlerdir:

2. MÜTEŞÂBİH AYETLER: İnsanın hayatta iken görmesi mümkün olmayan, gördüğümüz şeylere benzetilerek tasvirlerle anlatılanlar ve bazı surelerin başlarında bulunan harfler bu kapsamdakilerdendir.

      a. Cennet ve cehennem tasvir edilmiştir. İnsan, cennet ve cehennemi henüz görmemiştir fakat tasvir edildiği şekilde onlara inanır.

      b. Melekler ve cinler biz insanlar tarafından görülmemiştir fakat insan onların varlığına, Kur’an’ı Kerim’de ki tasvir edilmiş olduğu gibi inanır.

      c. Bazı surelerin başlarında bazı harfler bulunmaktadır. Bunların neye tekabül ettiğini ancak Allah bilir. Bunların sadece Allah tarafından bilindiğine ve bu harfler konusunda insanların bilgi sahibi olmasına izin verilmediğine inanmak gerekir.

İlgili ayet aşağıdadır:

3: ALİ-İMRAN / 7, 8. Sana bu Kitap’ı O indirdi. Ayetlerinden bir kısmı (muhkem) açıktır. Bu ayetler Kitap’ın anasıdır (İlahi terbiye kısmıdır). Diğer bir kısmı ise (müteşâbih) tasvir edilen ayetlerdir. Bunların tevilini Allah’tan başkası bilmez. Kalplerinde hastalık taşıyan kimseler, kendi keyiflerince tevil edip fitne çıkarmak için ondan müteşâbih olan şeylerin arkasına düşerler. Gerçek ilim ve iman sahipleri: “Rabbimizden gelen bütün ayetlere inandık.” derler. Akılca üstün olanlardan başkası doğru düşünmez.

Allah’ın Kur’an’ı Kerim’de tasvir etmiş olduğu konuları, bir insanın tutup da inkâr etmesi haramdır. O insan art niyetlidir. Bir insanın, bilmediği, görmediği konulara, Kitap’ta bildirilenlerin dışına çıkarak, ilave tasvirler yapması da haramdır ve fitne alametidir. Kitap’taki bize bildirilen kadarıyla yetinmemiz, Allah’ın emir ve yasaklarına en uygun olandır. Fitne alametlerinden bazı örnekler:

Bazı insanlar; Kur’an’daki harfleri ve bazı surelerin başında bulunan harfleri toplayıp, çıkararak bazı rakamlar elde ediyorlar. Bunların, dünyada zuhur etmiş ve edecek olaylarla bağlantısı olduğunu iddia ediyorlar. Akılları sıra, geçmişteki olayların tarihlerini Kur’an’ı Kerim’den bulup çıkarıyorlar. Gelecekteki olacak olayların tarihlerini hesapladıklarını iddia ediyorlar. Hatta falan tarihte Mehdi gelecek filan tarihte kıyamet kopacak gibi şeyler söylüyorlar. Ne yazık ki vermiş oldukları tarihler, şimdiye kadar, hiç ama hiç isabet etmedi ve etmeyecek çünkü bunlar Allah’ın tasvip etmediği ve uyardığı yanlış davranışlardır. Allah bilmemizi dilediği her ne varsa zaten bize apaçık bildirmiştin. Allah’ın bilmemizi dilemiş olduğu bilgilerin dışına çıkarak doğru bilgiye ulaşamayız.

Kur’an’ı Kerim’in on dokuz rakamı üzerine bina edildiğini iddia ediyorlar sanki Allah, Kur’an’ı Kerim’i bir sayı üzerine inşa etmiş de o sayıyı tamamlamak için, ne anlama geldiğini bizim bilmediğimiz bu harfleri surelerin başlarına koymuşmuş. Kendilerince Allah’ın bu harfleri ne için koymuş olduğunu çözdüklerini, Allah’ın gizleyip açıklamadığı şeyi açığa çıkardıklarını insanlara kabullendirmeye çalışıyorlar. Allah’ın bildiği, insanlara bildirmek istemediği sırları açığa çıkarmaya güç yetirebildikleri fitnesini yayıyorlar. Bunu yaparken genellikle ebcet ilmini kullanıyorlar. On dokuz rakamının onların ileri sürdükleri şeylerle uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. On dokuz rakamı ile ilgili ayetler aşağıdadır.

74: MÜDDESSİR / 23, 24, 25. Sonra büyüklük tasladı ve arkasını döndü. “Bu sadece bir insan sözüdür, bu başka bir şey değildir, öğretile gelen bir sihirdir.” dedi.

74: MÜDDESSİR / 26, 27. Ben onu sekâra sokacağım! Sekâr nedir, biliyor musun?

74: MÜDDESSİR / 28, 29. Durmadan derileri kavurur. Geriye bir şey bırakmaz.

74: MÜDDESSİR / 30,31. Üzerinde on dokuz (muhafız) bulunur. Biz, o ateşin bütün muhafızlarını meleklerden yaptık. Kendilerine Kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler, kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin imanları artsın (diye). Biz bunların sayılarını kâfirler için bir imtihan kıldık. Kâfirlerle kalplerinde hastalık bulunanlar (münafıklar): “Allah bununla ne demek istedi?” desinler (Bu rakamın peşine düşsünler, diye). Allah, dileyen kimseyi şaşırtır, dileyen kimseyi yola getirir.

Ebcet ilmi dedikleri nedir? Arapların tarihleri boyunca kullandıkları ve adına “cifir ilmi veya ebcet hesabı” denen aslında bir ilim olmayan Arap Alfabesinin harflerine rakamsal değerler yükleyen bu şey, dinen haramdır. Ebcet hesabı; büyü, muska yapılırken ve bazı tarihleri tahmin ederken (fal olarak) kullanılmaktadır. Kur’an’ı Kerim’de surelerin başında bulunan ne anlama geldiği bize bildirilmeyen arka arkaya sıralanmış harflerden, gelecek ve geçmişle ilgili tarihler çıkartırken de ebcet hesabını kullanmaktadırlar. Bu fala bakmakla eş değerdir. Yalan ve yanlıştır.

Ebcet hesabında harflerin yerine, harflerin rakamsal değerleri yazılır. Böylece muska ve büyü gibi şeyler şifrelenerek yapılmış olur ve ebcet hesabını bilmeyen biri, onların içinde ne yazdığını anlayamaz. Rivayetlere göre ebcet hesabını cahiliye devrindeki şairler de kullanıyorlardı. Kur’an’ı Kerim’de de bunun kullanılmış olduğunu iddia edenler oldu. “Hz. Muhammed’e bu şiir okuyan bir şairdir.” dediler. Bu bir iftiradır. İlgili ayetler aşağıdadır.

69: HAKKA / 41. O bir şair sözü değildir, siz çok az inanıyorsunuz.

69: HAKKA / 42. Bir kâhin sözü de değildir ne de az düşünüyorsunuz!

69: HAKKA / 43. O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.

Hiçbir İlahi Dinin büyü ve büyücülükle ilgisi yoktur. Allah büyü yapmaktan müminleri men etmektedir. Büyü yapan kimse kâfir olur. Büyü yaptırmak için kâfir olmayı göze almak gerekir Tövbe etmek bir işe yaramaz çünkü bu günah bile bile işlenmiş olur.

2: BAKARA / 102. Onlar, Süleyman’ın mülkü hakkında şeytanların uydurdukları şeylere tabi oldular. Süleyman kâfir olmadı ama şeytanlar kâfir olmuştu. Onlar, insanlara sihri ve Harut, Marut adında iki meleğe indirilen şeyi öğretiyorlardı. O iki melek, ondan hiçbir şey öğretmedikleri gibi hatta “Bize indirilen bu şey, kesinlikle (insanı) küfre götüren bir fitnedir.” diyorlardı. İnsanlar, şeytanlardan yarar veren şeyi değil zarar veren şeyi öğreniyorlardı. Andolsun onu satın alanlar, onu ne için satın aldıklarını bilerek satın alıyorlardı. Karı ile kocayı ayıracak şeyi öğreniyorlardı fakat Allah’ın izni olmaksızın onlar, onunla hiç kimseye zarar veremezler. Onların ahirette hiçbir nasibi yoktur. Nefislerini sattıkları şey ne kötü! Keşke bilselerdi!

Ak büyü günah değil, kara büyü günah diye bir şey yoktur. Hepsi büyüdür ve haramdır. Büyücüler şeytanlarla iş birliği içinde olur. Gerçek olmayan bir şey gözünüze gerçekmiş gibi gösterilir. Karşı büyü yaptırarak büyü bozulmaz, bunu yaptıran kimse de kâfir olur. Allah bu konuda ayetler indirmiştir. Allah’a sığınırsak büyü ile kimse kimseye zarar veremez. Gerek kendi dilimizde dua ederek gerek Felak, Nas ve Ayetel Kürsi Surelerini okuyarak Rabbimize sığınabiliriz.

Güvenen Allah’a güvensin!