Etiket arşivi: Cebrail

MELEKLERİN GÖREVLERİ

Melekler Allah’ı zikrederler ve Allah’ın her emrine itaat ederler. Melekler Allah’ın kullarıdır ve çeşitli görevleri yerine getirmekte olan memurlarıdır. Melekler, iyi insanları dost edinirler, onların gıyabında onların affedilmesi için dua ederler. Semada görevli, uzayımızda görevli, yeryüzünde görevli, insanın üzerinde görevli, cennette ve cehennemde görevli melekler bulunmaktadır. 

Bütün canlılarda olduğu gibi meleklerde de hiyerarşik bir sınıflama mevcuttur. Mikail’e bağlı melekler vardır. Cebrail’e bağlı melekler vardır. Ölüm meleğine (Azrail’e) bağlı melekler vardır. Azrail’in ismi Kur’an’ı Kerim’de ölüm meleği olarak geçer.  Daha başka melekler de vardır. İsrafil ismi ve bir boynuzla sura üfüreceği gibi bir ayet Kur’an’ı Kerim’de geçmez. Meleklerle ilgili meallerden birkaçı aşağıdadır. 

33: AHZAP / 43. Sizleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için melekleri ile birlikte üzerinize rahmet ve bereket indiren O’dur. O, müminlere karşı çok merhametlidir.

86: TÂRIK / 1, 2, 3, 4. Yemin olsun semaya ve Târik’a! Târik nedir biliyor musun? O, karanlıkları delen bir yıldızdır. Her nefis üzerinde bir koruyucu vardır.

16: NAHL / 32. Takva sahipleri o kimselerdir ki melekler, canlarını hoş ve rahat halde alırlar: “Selam size, yapmış olduğunuz güzel işlerin mükafatı olarak girin cennete!” derler.

8: ENFAL / 50. Melekler, o kâfirlerin yüzlerine ve sırtlarına vura vura ve “Tadın bakalım cehennem azabını!” diye diye canlarını alırken onların hallerini bir görmeliydin…

66: TAHRİM / 6. Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun çünkü onun yakıtı, insanlar ve taşlardır. Onun başında şiddet açısından gayet katı ve Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen, emredildikleri şeyi yapan melekler vardır.

Melekler insan suretinde gözükebilirler. Hz. İbrahim ve Hz. Lut Peygambere gelen melekleri hatırlayalım. Çok yakışıklı iki erkek suretinde gözükmüşlerdi de o kavmin eşcinsel erkekleri, onlardan yararlanmaya kalkmışlardı. Hz. Meryem’e Hz. İsa hakkında vahiyde bulunan melek insan suretinde gözükmüştü.

Hz. Muhammed, müşriklerle yaptığı savaşlarda yeterli insan gücüne sahip değildi. Allah, ona ve ordusuna yardım için üç bin melek gönderdi. Bu melekler müşriklere insan suretinde gözüküyor, gözlerini korkutuyor ve müminlere yardım ediyorlardı. Ayrıca atılan okların hedefini bulmasını sağlıyorlardı. Bunları ve ne yaptıklarını müminler görmüyorlardı fakat hissediyorlardı. Savaş sırasında, meleklerin peygamberimize nasıl yardım ettikleri aşağıdaki ayet meallerinde görmekteyiz.

3: ALİ-İMRAN / 121. Hani sen, sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın… Allah, hakkıyla işiten ve bilendir.

3: ALİ-İMRAN / 122. O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah, onların yardımcısı idi. Müminler, yalnız Allah’a dayanıp güvensinler!

3: ALİ-İMRAN / 123. Ant olsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah, Bedir’de de size yardım etti. O halde, Allah’ın yasakladıklarını yapmaktan sakının ki O’na teşekkür etmiş olasınız.

3: ALİ-İMRAN / 124, 125, 126.  O zaman sen, müminlere şöyle diyordun: “İndirilen üç bin melekle Rabbinizin sizi takviye etmesi, sizin için yeterli değil midir?” Evet, siz sabır gösterir ve Allah’tan sakınırsanız, onlar (düşmanlarınız) hemen şu anda üzerinize gelseler, Rabbiniz, nişanlı beş bin melekle sizi takviye eder. Allah bunu, sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede rahatlasın diye yaptı. Zafer, yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi olan Allah katındandır.

Melekler müminlerin dostudur. Müminleri Allah bağışlasın diye dua ederler. Müminler için nasıl dua ettiklerini aşağıdaki ayet meallerinde görmekteyiz.

23: MÜMİN / 7,8,9. Arş’ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O’na iman ederler. Müminlerin de bağışlanmasını isterler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! Rabbimiz! Onları da onların atalarından, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanları da kendilerine vaat ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz azîz ve hakîm olan sensin! Bir de onları, her türlü kötülüklerden koru. O gün sen, kimi kötülüklerden korursan muhakkak ki onu rahmetine mazhar etmiş olursun. Bu en büyük kurtuluştur.”

Melekler dünyada ve dünyadan çok farklı ortamlarda yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Bizlere, meleklerin neden yaratıldığına dair herhangi bir ilahi bilgi verilmemiştir. Sadece şeytanın ateşten, insanın su ve topraktan yaratıldığına dair bilgi verilmiştir.

15: HİCR / 26, 27. Ant olsun biz insanı, sulu topraktan yarattık. Cinleri de daha önce ateşten yaratmıştık.

Melekler yaratılış açısından, toprak ve sudan yaratılan canlılara benzemez. Onlar, havaya ve suya ihtiyaç duymayan “farklı farklı yaratılmış” canlılardır. Peygamberimize Cebrail As. gerçek suretiyle iki kez gözükmüştür. Bu ayetlerde bildirilmektedir. Melekler insan ya da hayvan gibi farklı görüntülerle de insanlara görünebilirler. Örneğin: Kabil, kardeşini öldürmüş, ne yapacağını bilemez halde şaşkın şaşkın ortalıkta dolaşırken, karga suretinde bir melek, toprağı deşeleyerek ona yol göstermiştir. O da kardeşini gömmüştür. İnsan eğitilmeye ihtiyaç duyan bir varlıktır. 

35: FATIR / 1. Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a hamdolsun. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir.

22: HAC / 75. Allah meleklerden de insanlardan da elçiler seçer. Şüphesiz Allah, hakkıyla işiten ve görendir.

17: İSRA / 95. Şöyle de: “Eğer yeryüzünde huzur içinde yürüyüp duran melekler olsaydı, elbette onlara gökten peygamber olarak bir melek indirirdik.”

Rabbimiz yarattığı kullarından elçiler seçerek kullarını bilgilendirir ve sonra onları imtihan eder. Allah, kullarını imtihan etmeden cezalandırmaz ve mükafatlandırmaz. Allah, yarattıklarının yaptıklarını ve yapmakta olduklarını bilir. Kalplerinde taşıdıkları hasletleri bilir. Şeytan konusunda kullarını uyarmak için elçiler gönderir. Günahta ısrar eden kötü kullarının, kötülüğünü belgelemeden ve şahitler oluşturmadan onları cezalandırmaz. Allah adaleti sever. Kullarına yardım etmek, yol göstermek onun şefkat ve merhametindendir çünkü yarattıklarına iyiyi, kötüyü ayırt edebilecek akıl nimeti vermiştir. Akıllarını kullanmalarını ve iyi insanlar olmalarını istemektedir. Allah, insanın yaratıcısı ve dostudur. Allah, iyi insanlardan dost edinir. Dostlarını cennetlerde misafir edeceğini ısrarla bildirir. 

Güvenen Rabbine güvensin.
Allah’a emanet olun.




İNSAN KİME HALEF YARATILDI?

Bazı din adamlarının iddia ettiği gibi Hz. Âdem’den önce yeryüzünde başka Âdemler yoktu. Bu varsayım, mantık dışıdır. Allah’ın Kitap’ında buna delil gösterebilecekleri herhangi bir ayet yoktur. Bütün insanlar Hz. Âdem’in soyundan geldi. İlk insan olan Hz. Âdem uzun yıllar yaşadı. Bunu Hz. Nuh’un ömründen yola çıkarak anlayabiliyoruz. Hz. Nuh dokuz yüz elli yıl tufandan önce elli yıl da tufandan sonra yaşamıştır, bu bize bir ayetle bildirilmektedir. Doğada  olumsuz koşulların gelişmesiyle İnsan ömrü kısaldı ve fiziki gücü de asgariye indi fakat insan evrim geçirmedi. Genetik yapısında bir değişiklik olmadı. İnsanların ömürleri yavaş yavaş kısaldı. Bugün doksan, yüz yıl yaşayanları parmakla gösterir olduk.

Bir zamanlar yeryüzünde melekler dolaşıyor, Allah’a itaat ve ibadet ediyorlardı. Yeryüzü sakin huzur içinde, Allah’ın çok anıldığı, övülerek tesbih ve takdis edildiği; çok temiz ve çok güzel bir yerdi. Melekler canlı ve akıllı yaratıklardı. Allah’ın izin verdiği her yerde dolaşmaya muktedir yaratılmışlardı. Allah, yeryüzünde insanı yaratmayı murat etti ve Âdem’i yarattı. İnsanlar Âdem’in soyundan geldiler ve yeryüzünde meleklerin yerini aldılar. Allah insanlara insanlardan peygamberler gönderdi. Dünya ve ahirette mutlu olmanın yollarını, şeytanların şerrinden nasıl korunabileceklerini de bildirdi. İnsanların yaratılışından sonra melekler yeryüzüne görevleri icabı inip çıkar oldular. Eğer yer yüzünde dolaşan melekler olsaydı Allah, meleklere meleklerden bir peygamber gönderecekti. 

22: HAC / 75. Allah hem meleklerden hem de insanlardan elçiler seçer. Şüphesiz Allah, her şeyi işitir ve görür.

17: İSRA / 95. Onlara söyle: “Eğer yeryüzünde huzur içinde gezinip duran melekler olsaydı, elbette gökten, peygamber olarak bir melek indirirdik.”

2: BAKARA / 30. Senin Rabbin: “Muhakkak ki ben, yeryüzünde meleklere halef oluşturacağım.” dedi. Onlar: “Biz seni överek tesbih ve takdis ediyoruz, sen orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın?” dediler. O: “Sizin bilmiyor olduğunuz şeyi ben biliyorum.” dedi.

“Neden insan meleklere halef yaratıldı?” gibi bir soru aklınıza gelebilir. Allah, kendini övsün, kendine itaat ve ibadet etsin diye insanı yaratmayı diledi. Melekler, kendilerine halef yaratılacak olan insanların, Allah’ın emirlerine itaat etmeyerek yeryüzünde kan dökebileceklerinden endişe ediyorlardı. Melekler: “Biz seni överek tesbih ve takdis ediyoruz. Sen orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın?” dediler. Allah onlara: “Sizin bilmiyor olduğunuz şeyi ben biliyorum.” dedi. 

Melekler, Allah’ın insanı yaratmaktaki hikmetlerini tam olarak bilmiyorlardı. Biliyor olmaları da mümkün değildi çünkü kalplerdekini ancak Allah biliyordu. Bu sebepten Allah onlara: “Sizin bilmiyor olduğunuz şeyi ben biliyorum.” dedi.

Melekler, Allah’ın yarattığı ve bazı görevlerden kendilerini sorumlu tuttuğu kullarıdır. Onların aralarında İblis adında bir melek vardı. Bu cinlerdendi ve insanın meleklere halef yaratılacak olmasından hoşlanmadı. Kıskanmaya başladı. Allah, İblis’in kalbinde kibir ve kıskançlık gibi bir hastalık olduğunu biliyordu fakat meleklerin bunu bilmesi imkânsızdı. İblis içlerinden biri olduğu için ona güvenmekteydiler. Allah, İblis’in gerçek yüzünü ortaya çıkarmayı, melekleri ve insanı da buna şahit tutmayı dilemekteydi. İşte, Allah’ın muradından birisi de buydu çünkü Allah, şahitsiz hiçbir kulunu cezalandırmayan, adaleti seven, Yüceler Yücesi İlah’tı.

38: SAD / 71. Rabbin meleklere demişti ki: “Ben muhakkak ki toprak ve sudan bir insan yaratacağım.” (Salsalden)

38: SAD / 72. “Onu tamamlayıp, ona ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın!”

2: BAKARA / 31. Allah, Âdem’e bütün isimleri öğretti sonra onları meleklere arz edip: “Eğer siz sözünüzde sadık iseniz, şunların isimlerini bana bildirin.” dedi.

2: BAKARA / 32. Melekler: “Ya Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz alim ve hakîm olan ancak sensin.” dediler.

2: BAKARA / 33. (Allah:) “Ey Âdem! Eşyanın isimlerini meleklere anlat.” dedi. Âdem, onların isimlerini onlara anlatınca: “Ben size, muhakkak göklerde ve yerde görülmeyenleri bilirim hatta daha ilerisini, gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim?” dedi.

2: BAKARA / 34. Hani biz, meleklere: “Âdem’e secde edin.” demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O, yüz çevirdi ve büyüklük tasladı. Böylece kâfirlerden oldu.

Cebrail Aleyhisselâm Allah’ın en seçkin, en büyük meleklerinden biridir. Allah, insanın yaratılışından daha önce, yaratmış olduğu meleklerine de dillerini ve dinlerini öğretmişti. Böylece melekler Rableriyle konuşabiliyor ve O’na ibadet ve itaat ediyorlardı. Daha sonra insanı yarattı. İlk insan Hz. Âdem’e de iletişim aracı olacak olan dilini ve ona rehberlik edecek olan dinini öğretti. Okumayı ve kalemle yazmayı öğretti çünkü insan, meleklere halef yaratılmış, akıllı, öğrenebilen bir varlıktı. Allah ve melekler insanların dostuydu. Hz. Âdem ve eşi bize bildirilmeyen bir süre yeryüzünde yaşadı. Yeryüzünde yaşamak yorucuydu. Allah, Hz. Âdem ve eşini cennete davet etti ama bir şartı vardı:

2: BAKARA / 35. Biz: “Ey Âdem! Sen ve eşin beraberce cennete yerleşin. Dilediğiniz zaman dilediğiniz yerdeki cennet nimetlerinden yiyin ve şu ağaca yaklaşmayın. Bundan yerseniz zalimlerden olursunuz.” dedik.

20: TA-HA / 117. Akabinde: “Ey Âdem!” dedik: “Şeytan hem senin için hem de eşin için büyük bir düşmandır sakın sizi cennetten çıkarmasın sonra yorulur, sıkıntı çekersiniz.”

20: TA-HA / 118. “Kuşkusuz burada ne aç kalır ne de çıplak kalırsınız.”

20: TA-HA / 119. “Kesinlikle burada susuzluk çekmeyecek ve sıcaktan da bunalmayacaksınız.”

20: TA-HA / 120. Derken… Şeytan ona vesvese verip aklını karıştırdı: “Ey Âdem!” dedi: “Ebedîlik ağacını ve sonu gelmez bir saltanatı sana göstereyim mi?”

20: TA-HA / 121. Nihayet o ağaçtan yediler. Bunun üzerine kendilerine ayıp yerleri göründü. Üstlerini cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar. Âdem, Rabbine âsi olunca, olup bitene şaştı kaldı.

Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın ne kadar süre cennette kaldığı bize bildirilmemiştir. Sadece cennetten çıkarıldıktan sonra yeryüzünde ne kadar yaşadıkları bildirilmiştir. Onlar cennetteyken sadece birbirilerini çok seven iki iyi arkadaştılar ancak “yasak meyveyi yedikten sonra” avret mahalleri kendilerine gözükmüş ve şehevi duygulara sahip olmuşlardı. Büyük ve küçük abdest bozmaya ihtiyaç duymuşlardı. Hz. Âdem, kendisini affetmesi için Rabbine çok yalvarmıştı fakat cennette kalmalarına, cenneti kirletmelerine izin verilmemişti.

Cennetteki lanetli ağaç insanı imtihan için yaratılmıştı. Şeytan Hz. Âdem’i kandırdı. Böylece Âdem, Rabb’ine asi oldu. Atalarımız Âdem’le Havva, şeytanın hilesine yenik düşüp yasak ağacın meyvesinden yediler. Üçü de suçluydu, cennetten çıkarılarak hep beraber yeryüzüne indirildiler ve yeryüzünde hapsedildiler. Onların; uzayı aşamaması, ikinci uzay katına ulaşamaması için uzay içinde türlü türlü tuzaklar yaratıldı.

20: TA-HA / 122, 123, 124. Sonra Rabbi Âdem’i seçkin kıldı, tövbesini kabul edip onu doğru yola yöneltti ve dedi ki: “Bazınız bazınıza düşman olarak hepiniz oradan (cennetten) inin! Benden size bir hidayet geldiğinde artık içinizden kim benim hidayetime uyarsa o, sapmaz ve bedbaht olmaz. Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.”

Allah, Hz. Âdem’in tövbesini kabul ettikten sonra onu kendi soyu içinde peygamber yaptı. Âdem’in nesline de peygamberler göndermeye devam etti. İnsanlardan bir kısmı, iman edip Allah’ın hidayetine uydu, dünya ve ahiretini bedbaht etmedi fakat çoğunluk şeytanın ardından gitti, kendi kendine zulmederek cehennemi hak etti.

81: TEKVİR / 19. Kur’an kuşkusuz değerli bir elçinin sözüdür.

Allah yeryüzünü insanların kullanımına verdi. Rabbimiz Hz. Âdem’in tövbesini kabul etmekle ona ve zürriyetine merhametini göstermiş oldu. Elçiler gönderip o elçilere uyanları cennetinde ebedi misafir edeceğine dair Hz. Âdem’e söz verdi çünkü insana iyiyi kötüyü ayırt edebilmesi için akıl nimeti vermişti. O gündür bu gündür birçok peygamberler gelip geçti. Nihayet peygamberlerin sonuncusu ve kıyamet alametleri geldi.

47: MUHAMMED / 18. Kıyamettin ansızın kendilerine gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Halbuki onun alametleri gelmiştir fakat kıyamet başlarına geldiği zaman ders almaları, kendilerine ne fayda verecek?

Rabbim sen İncil’de kıyametin yaklaştığını Kur’an’ı Kerim’de de kıyamet alametlerinin geldiğini bildiriyorsun ama biz, bin dört yüz senedir kıyamet alametlerinin gelmesini bekliyoruz yoksa şeytan, gözlerimizi kör, kulaklarımızı sağır mı etti? Rabbim, bizleri şeytanın şerrinden emin eyle. Gözlerimizi görür, kulaklarımızı işitir eyle! Günahlarımızı affeyle. Bize dinimizi öğrenmeyi ve rızana layık olarak yaşamayı nasip eyle. Cehaleti bizden uzak tut. Amin!