Etiket arşivi: Diller nasıl ortaya çıktı?

İNSANLAR NASIL YARATILDI VE NASIL ÇOĞALDI?

Dünyada tek bir aile var. Peki, tek bir aileden insanlar nasıl çoğaldı? Bu sorunun cevabı bugüne kadar mantıklı bir yanıt bulamamıştır. Bu konu, bütün dinlerde din adamlarının kâbusu olmuş ve akla mantığa uygun bir açıklama getirememişlerdir. Yahudilerin hadis kitabı olan Talmud’dan yararlanarak bir şeyler toparlayıp yazmışlardır: Adem ve Havva’nın çocuklarının hep ikiz olduğunu ve ikizlerin biri kız biri erkek doğduğunu, bunların çaprazlama evlendiğini, daha sonra şeriatın değiştiğini, kardeş evliliğin yasaklandığını ileri sürmüşlerdir. Bu bir varsayımdır. Allah’ın kitaplarında böyle bir açıklama yoktur. Kardeşin kardeşle evlenmesi helal olmaz. Bunu akla getirmek ve dine mal etmek hoş olmamıştır. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. Allah’ın kitaplarında farklı bir anlatımın söz konusu olduğunu gördüm. Kardeş evliliğinin kesinlikle olmadığı sonucuna ulaştım. Allah, Kur’an’ı Kerim’de bunları bize açıklamış. Ben de bu konuyu, ayetlerle delillendirerek sizlerle paylaşıyorum. Allah’ın dinlerini anlamak ve yaşamak zor değildir. Allah’ın indirdiklerinin üzerinde etraflıca düşünmek lazım. Allah’ın dinleri bir kandil misalidir. Kandil yakılırsa çevresini aydınlatır. Allah’ın dinleri hakiki anlamda yaşanırsa insanlar huzur bulur. Allah’ın indirdiklerinde tutarsızlık, adaletsizlik ve zorbalık yoktur

İlk yaratılan Hz. Âdem’di. Hz. Âdem, kadın ve erkek cinsel (XY) kromozomlarını hücrelerinde taşıyordu yani insanoğlunun tohumu oydu. Her tohum için bir tarla gerekir. İnsanoğlunun çoğalabilmesi için de bir tarla gerekiyordu. Allah, Hz. Âdem’in kendi cinsinden bir eş yarattı yani Hz. Âdem ve Hz. Havva aynı cinsten, iki ayrı döllenmiş kabuklu yumurtadan, birbirlerine eş olarak yaratıldı. Allah, yumurtaları inşa ederken zigotun her türlü ihtiyacını göz önünde bulundurdu: Yumurtayı yaratırken zigotun hava almasına, beslenmesine, beslenme artıklarının dışarı atılmasına, dış etkenlerden korunmasına uygun bir şekilde yarattı. Rabbimiz daha sonra insanları, döllenmiş yumurtalarla rahimlerde yaratmaya devam etti.

İlgili ayet meali Aşağıdadır.

39. ZÜMER / 6. Allah, canlı bir hücreden sizi yarattı. Sonrasında ondan çiftleri yaptı. Sizin için hayvanlardan sekiz çift indirdi. Annelerinizin karnında üç karanlık içindeki yaratmadan sonra bir yaratılışla sizi yaratıyor. İşte, Rabbiniz olan Allah budur, mülk O’nundur, O’ndan başka ilah yoktur. Buna rağmen batıldan etkileniyorsunuz?

خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَأَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ الْأَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ أَزْوَاجٍ ۚ يَخْلُقُكُمْ فِي بُطُونِ أُمَّهَاتِكُمْ خَلْقًا مِنْ بَعْدِ خَلْقٍ فِي ظُلُمَاتٍ ثَلَاثٍ ۚ ذَٰلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُمْ لَهُ الْمُلْكُ ۖ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ فَأَنَّىٰ تُصْرَفُونَ 

مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ : (Canlı tek hücreden.)

Arapçada müennes ve müzekker kelimeler vardır yani kelimeler erkek ve dişi olmak üzere gruplanmıştır. Bugüne kadar bu cümle: “Ondan onu yarattı.” diye meallendirilmiştir yani Âdem’den Havva’yı yarattı anlamında meallendirilmiştir. Bu mealler Allah, kadını Âdem’in kaburgasından yarattı ya da kuyruk kemiğinden yarattı gibi yorumlara sebep olmuştur. Halbuki (مِنْهَا زَوْجَهَا ) her iki kelimede de müennes zamir kullanılmış. Bundan dolayı “Ondan onu yarattı.” ya da “Adem’den Havva’yı yarattı.” diye tercüme edilemez. Burada مِنْهَا kelimesi dişiyi temsil ediyor. Sonunda dişi zamiri olan هَا zamiri var. Âdem’i temsil ediyor olamaz ancak cümlede geçen (müennes) dişi bir kelime olan نَفْس kelimesini temsil edebilir ama bu ayrıntı hep gözden kaçırılmıştır.

نَفْس kelimesi müennes (dişi) bir kelimedir. Bundan dolayı مِنْهَا ve زَوْجَهَا derken هَا zamiri kullanılmıştır. Burada ki bu zamir dişi veya erkek bir insanı temsil etmiyor. Kelimenin cinsi gereği bu zamir kullanılmıştır çünkü kelime müennes bir kelimedir. O zaman bu kelimeye karşılık gelen kelime “zigot” sözcüğüdür. Yıllar önce ilim yeterli değilken yani henüz ayetin tevili gelmemişken böyle anlaşılmıştır. Bugün bunun hücre kelimesini temsil ettiğini anlayabiliyoruz ve tevili ortaya çıkmış olan bir gerçek olduğunu kabullenebiliyoruz

خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ ثُمَّ جَعَلَمِنْهَا زَوْجَهَا

 Allah, canlı bir hücreden sizi yarattı. Sonrasında ondan çiftleri yaptı.

96: ALAK / 1, 2. Yaratan Allah’ın adıyla oku. O, insanı tek bir hücreden yarattı.

75: KIYAME / 39. O, erkek ve dişi çiftleri ondan (aşılanmış yumurtalardan) yarattı.

Bugün her insanın yaşama tek hücreyle başladığı gerçeğine ulaşmış bulunuyoruz. Allah, yeryüzünde ilk zigot insan hücresini yarattı. Bu hücre XY cinsel kromozomlarına sahip bir hücreydi yani Hz. Âdem’in hücresiydi ve bu hücre, insan soyunu sürdürecek ilk ve yegane tohumdu. Daha sonra Allah, insanları birbirlerinden inşa etmek ve kalıtsal çeşni sağlamak için ona bir eş yarattı. Akrabalık bağları kurmak için bir insanın yaratılışını anne ve baba arasında yüzde elli-elli olmak üzere paylaştırdı. O ikisinden bir çok insanı yaratıp yaydı.

PEKİ, İNSANLAR NASIL ÇOĞALDI?

İlk yaratılışta Hz. Allah, Hz. Âdem’i döllenmiş kabuklu bir yumurta içinde geliştirdi. Toprak hem insanın yaratılış malzemesi hem de insanın ilk yaratılışında kuluçka makinası olma vazifesi gördü. Tesadüflerle oluşma diye bir şey doğru olamaz. Her şeyi, Rabbimiz planlayıp gerçekleştirdi. Hz. Âdem, gelişimini tamamlayınca yumurta çatladı, bulunduğu toprak altından toprağın yüzeyine çıktı fakat yapayalnızdı. Rabbi ona kendi cinsinden bir de eş yaratarak yalnızlığını giderdi.

71: NUH / 17.18. Allah, sizi bir ot gibi topraktan çıkarmıştır sonra onun içine döndürülür ve tekrar oradan çıkarılırsınız.

20: TA-HA / 55. Sizi topraktan yarattık yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi topraktan çıkaracağız.

Hz. Âdem ve Havva’yı insanların atası yaptı. İnsan soyu tamamı o ikisinden gelecekti. Böylece erkekler, yaratılıştan gelen ve ergenlik çağında işlevsellik kazanan sperm hücrelerine sahip oldu. Kadınlarda ergenlik çağında işlevsel hale gelecek yumurtalara sahip yaratıldı. Soy nesilden nesile aktarılmaya devam etti.

3: ALİ- İMRAN / 33, 34. Muhakkak ki Allah, birbirinden gelen nesli: Âdem’i, Nuh’u, İbrahim ve İmran ailesini (Allah’a itaat etmelerinden dolayı) alemler üzerinde seçkin kıldı. Allah, işitir ve yaptıklarınızı bilir.

Ayeti kerimelerde insan soyunun Hz. Âdem’le Havva’dan geldiği apaçık görülmektedir. Hz. Âdem’in ismi de açıkça anılmaktadır. En az on beş ayette Hz. Âdem’in ismi geçmektedir. Hz. Âdem’den başka Âdemler bulunmuş olsaydı elbette Allah onlardan da bahsedecekti ya da Hz. Âdem’den hiç bahsetmeyecekti. Öyleyse Hz. Âdem’den başka Âdemler yoktu. Hz. Âdem’in çocukları biri kız biri oğlan olmak üzere ikizler olarak mı doğmaktaydı? Hayır, bunun doğru olduğunu tasdik eden tek bir ayet yok. Bu din adamlarının kurmuş olduğu basit bir senaryodan ibarettir. Peki, öyleyse insanlar nasıl çoğaldı hem de Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın soyu olarak. Bunun daha mantıklı bir açıklaması olamaz mıydı? Elbette vardı.

Bütün insanlar Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın soyundan geldi fakat kardeş kardeşle evlenmedi. Rabbimiz dünyada ilk insan olarak Hz. Âdem’i yarattı. Ona eş olarak da sadece Hz. Havva’yı yarattı, istese dilediği kadar eş yaratabilirdi ama yaratmadı. Hz. Âdem’in tek eşli olduğunu ilgili ayetlerde görmekteyiz çünkü Hz. Âdem’in iki eş arasında adaleti sağlaması mümkün değildi. İnsan oğlunun çoğalmaya ihtiyacı olmasına rağmen Allah Hz. Âdem için sadece bir eş yarattı. Allah adildir, adaleti sever.

2: BAKARA / 159. İnsanlar için indirdiğimiz apaçık delilleri ve doğru yolun kendisi olan ayetleri, biz kitapta açıkladıktan sonra gizleyenlere, Allah mutlaka lanet eder. Lanet edebilecek olanlar da lanet ederler.

İlk insan yaratılışa başlarken sadece aşılanmış bir hücreydi. Anne rahmine düştüğünde de sadece aşılanmış bir hücre olarak düşmektedir. İnsan, yeniden yaradılışı inkâr ediyor. Halbuki vücudunda milyonlarca zigot hücre var. Düşen bir saç telinizi veya kesip çöpe attığınız tırnağınızı düşünün… Her birinde kaç tane zigot hücre var? Maalesef insan bunun farkında değil görünüyor. Allah ilk yaradılışlarımızı kayıt altına almıştır. Toprağın insandan eksilttikleri insana geri kazandırılacaktır. Allah bize şöyle bir soru soruyor: “İlk yaradılış mı daha zor yoksa sizi yeniden yaratmak mı?”

Kadın yumurtası ile erkek spermi bir hücre oluşturmazsa ne bir erkek ne de bir kadın dünyaya gelebiliyor. Allah, önce Hz. Âdem’i yarattı sonra Hz. Âdem için bir eş yarattı. Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın birlikteliklerinden hep erkek çocuklar dünyaya geldi.

42: ŞURA / 11. O, göklerin ve yerin yaratıcısıdır. O, sizin için kendi cinsinizden eşler ve hayvanlardan da çiftler yaratmıştır. O, sizi bu düzen içerisinde üretip çoğaltıyorO, her şeyi işitir ve görür. O’nun benzeri olan hiçbir şey yoktur.

Ayetin ilk yaratılışa konu olabilecek kısmı: “O, sizin için kendi cinsinizden eşler ve hayvanlardan da çiftler yaratmıştır.”  Allah, Hz. Havva’yı Hz. Âdem’e eş olarak yarattığı gibi Hz. Âdem’in oğullarının her biri için de bir eş yarattı. Bu eşler Hz. Havva’nın yaratılışına benzer bir şekilde döllenmiş kabuklu yumurtalar olarak toprak altında kuluçka dönemlerini tamamladılar ve yaşama ilk adımlarını attılar. Her biri Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın oğullarından biriyle evlendi ve böylece kız ve erkek çocuklar dünyaya geldi. Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın torunları çoğaldı. Hz. Havva, Âdem oğullarının anası ve oğullarının evlenmesiyle de dünyadaki ilk babaanne ve ilk kayınvalide oldu. Hz. Âdem de dünyadaki ilk dede ve ilk kayınbaba olmuş oldu. Hz. Allah, erkek ve kadınları aşk ve merhamet duygularıyla birbirlerine bağladı ve böylece evlenmelerini sağladı. İlk yaradılışı tamamladıktan sonra kadınları ve erkekleri birbirlerinden inşa etti. Rahimlerde bebekler oluştu. İnsanlar Hz. Âdem’in soyu olarak yeryüzüne yayıldılar. İlgili ayet mealleri aşağıdadır:

30. RUM / 21. Sizin, evlenip birlikte yaşamanız için “kendi cinsinizden eşler” yaratmış olması, aranıza bir sevgi ve merhamet koymuş olması da O’nun delillerindendir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.

6. ENAM / 98. Sizi birbirinizden inşa eden, bir karar verme yeri (dünya) ve bir emanet kalacağınız yer (kabir) yaratan O’dur. Anlayan bir toplum için delillerimizi ayrıntılı bir şekilde açıkladık.

Özetlersek, soy kesinlikle Hz. Âdem ve Hz. Havva’dan geldi. Allah, nesillerini sürdürebilmeleri için onlara oğullar bahşetti. Oğulları için de eşler yarattı ve akrabalık bağları kurdurdu. Bu eşlerin yaratılışı da tıpkı Hz. Havva ve Hz. Âdem’in topraktan çıkışı gibi oldu. Onlar da döllenmiş yumurtalardan toprak altında gelişimlerini tamamlayıp toprak üstüne çıktılar. Bu kadınlar farklı farklı ten, göz ve saç renklerinde yaratıldılar. Böylece insanlar farklı ten, göz ve saç renklerine sahip oldular çünkü bir bebek, genlerinin yüzde ellisini babadan yüzde ellisini anneden almaktadır.

Hatırlarsak Allah, Hz. Adem’i topraktan yarattıktan sonra ona her şeyin ismini öğretmişti yani bir dil öğretmişti. Benzer bir şekilde topraktan çıkan kadınlara da Allah, farklı dilleri, okumayı ve kalemle yazmayı öğretti çünkü insan öğrenebilen akıl sahibi bir varlık olarak yaratılmıştı. Önceleri kök boyalardan mürekkep yaparak taşa, deriye, ağaca yazarak yazışan insanlar, madenlerin kullanılmaya başlanmasıyla taşlara kalıcı yazılar da yazmaya başladılar. Alak Suresine bir göz atacak olursak:

96: ALAK / 1, 2. Yaratan Allah’ın adıyla oku. O, insanı tek bir hücreden yarattı.

96: ALAK / 3, 4, 5. Oku! Kalemle yazmayı öğreten senin ikram sahibi Rabbindir. O insana bilmediği şeyi öğretti.

96: ALAK / 6, 7. Hayır, öyle değil! Muhakkak ki insan azıyorsa her açıdan kendini mükemmel zannetmesindendir.

96: ALAK / 8, 9. Görmedin mi namaz kılacağı zaman bir kulu engelleyeni? Şüphesiz dönüş Rabbinedir… 

Toprakta gelişimini tamamlayıp yaşama adım atan bu kadınlar, kendi cinslerinden olan Hz. Adem’in oğullarıyla evlendiler ve çocuk sahibi oldular. Amca çocukları (kuzenler) birbirleriyle evlendiler. Yeryüzünde insanlar çoğaldılar. Farklı dillere farklı alfabelere ve farklı renklere sahip kavimler oluştu. İnsanlar farklı dilleri onları yetiştiren annelerinden öğrendiler. Böylece her kavmin bir ana dili oldu.

Bütün lisanlarda, yazım kuralları mevcuttur. İsim, zamir, sıfat, edat, fiil… Bu kuralları insanlar koymamıştır. İnsanın bir dili ne kadar sürede ve ne zorlukta öğrendiğini hiç düşündünüz mü? İnsan yeni bir dil yaratmayı denemeye kalkışsa bugün dahi bunda başarılı olamaz. Allah, melekleri yarattığı zaman onlara da lisanlarını öğretmişti çünkü lisan, canlılar arasında bir iletişim aracıdır ve bütün canlılara dil eğitimi yaratıcı tarafından verilmiştir. Yaratıcı kendini tanıtmak için yarattığı canlılara akıl, göz, kulak verdiği gibi iletişim kurmak için de lisan öğretmiştir. Onları eğitmek için kendi içlerinden elçiler göndermiştir. Biz bu eğitime DİN eğitimi diyoruz. Din eğitimi insanlara stressiz bir hayat yaşamanın yollarını gösterirken ilerideki hayatını da garanti altına alır ve böylece iki dünyada da mutlu olmasını sağlar.

2: BAKARA / 31. Allah, Âdem’e eşyaların isimleri öğretti. Sonra onları meleklere göstererek : “Şayet iddianız doğruysa şunların isimlerini bana bildirin.” dedi.

2: BAKARA / 32. Melekler: “Ya Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz âlim ve hakîm olan ancak sensin.” dediler.

2: BAKARA / 33. (Allah:) “Ey Âdem! Eşyanın isimlerini meleklere anlat.” dedi. Âdem onların isimlerini onlara anlatınca: “Ben size, muhakkak göklerde ve yerde görülmeyenleri bilirim. Gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim.” dedi.

Allah, kadını tarlaya (rahime) erkeği tohuma (sperme) sahip olmakla onurlandırdı. Doğacak çocukta, eşlerden her ikisini de yüzde ellilik genetik katkı sahibi yaptı. İlk yaratılıştan sonra insanlar toprak altından çıkmadı. Erkek ve kadının cinsel birlikteliğiyle rahimde zigot oluştu ve gelişti sonra bir bebek olarak doğdu. Böylece insanların hepsi Âdem ile Havva’nın soyundan gelmeye devam etti. Tohum sahibi Hz. Âdem’di. Bu eşler vasıtasıyla insanların dilleri ve ten, saç ve göz renkleri belirlendi. Âdemoğulları kabileler ve milletler olarak yer yüzüne dağıldılar. Bu günlere kadar geldiler. En doğru bilgi Allah’ın yanındadır. Allah diyor ki: “Sonra, ilerde bileceksiniz.” Ben de buradan yola çıkarak araştırma yapmaya karar verdim. Bazı ayetlerin tevillerinin ortaya çıkmış olabileceğini düşündüm. İlgili ayetleri bir araya getirerek ve bilimsel yolları kullanarak bu sonuca vardım. Bilimle ayetlerin inkâr edilemeyeceğini tam tersini bilimin ayetleri nasıl tasdik ettiğini gördüm ve mümin kardeşlerimle ulaştığım sonuçları paylaşmak istedim.

22: HAC / 5. Ey insanlar, eğer öldükten sonra diriltilmekten şüphede iseniz şunu iyi bilin ki biz sizi ilk önce topraktan yarattık. Size kudretimizi gösterelim istedik sonra sizi sperm yaptık ve spermle aşılanmış bir yumurta meydana getirip ana rahmiyle bağ kurdurduk. Döllenmiş yumurtayı et parçasına çevirdik sonra ona şekil verip oluşumunu tamamladık. Dilediğimizi bir süre rahimlerde tutarız sonra onu bir bebek olarak çıkarırız sonra sizden bir kısmınız olgunluk çağına ulaştırılır bir kısmınız da erken vefat ettirilir, diğer bir kısmınız da ömrünüzün en zayıf çağına ulaştırılır. Bilirken bilmez olur, güçlüyken güçsüz düşer. Yeryüzü kuruduğu zaman onun üzerine yağmur indirdik. O, kabarıp hareketlendikçe bitkilerden de çiftler yetiştirdik.

Her bir canlının vücut hücresi bir çift cinsel kromozoma sahip yaratılmıştır yani döllenmiş durumdadır ve kendi bünyesi içinde eşleniktir. Bölünebilir ve çoğalabilir. Bölünürken kendi kopyasını oluşturur. Allah bütün canlıları çift yaratmıştır. Bakterilerin ve diğer bazı organizmaların çoğalması da aynen vücut hücrelerinin çoğalmasına benzer. Kendi bünyelerinde eşleniktirler yani çift cinsel kromozoma sahiptirler. Kendi kopyalarını oluşturarak bölünüp çoğalırlar ve bütün canlılar için geçerli olan fiziki ve biyolojik kurallar vardır. Örneğin: Bazı bakterilerde eşeyli üreme benzeri bir durum izlenir ve diğer canlılarda olduğu gibi onlarda da kalıtsal çeşitlilik ortaya çıkar. Bakteriler de diğer canlılar gibi enerjiye ihtiyaç duyarlar. Toprak ve sudan yaratılmış bütün canlılar benzer kurallar içerisinde doğadaki yerlerini almışlardır. Organizmalar ürerken ve beslenirken karşılıklı ilişkiler içerisinde bulunurlar. Yaratıcıyı inkâr etmek yaratana asla zarar vermez. İnkâr ancak ve ancak insan aklına ve mantığına zarar verir.

Güvenen Rabbine güvensin! O, merhameti ve rahmeti bol olandır. Her bir şey O’nun ilminin eseridir. O, dosttur. Kim doğru yolu bulmayı dilerse Rabbi onu doğru yola iletir. Rabbimiz bizi doğru yola ilet. Gören göze, işiten kulağa sahip olan kullarından eyle. Âmin!

(SEVGİLİ OKUYUCULARIM, BU ÖZGÜN İÇERİĞİ SİZLER İÇİN ARAŞTIRIP YAZDIM. BU MAKALENİN BİR BENZERİNİ DAHA ÖNCE HİÇ BİR YERDE OKUMADINIZ.) Keyifli okumalar. Selam ve sevgiyle kalın.