Etiket arşivi: İlim

İLMİ SAĞLAM OLMAYANIN DİNİ SAĞLAM OLMAZ

Allah, insanı düşünmeye, araştırmaya ve doğa hakkında bilgi sahibi olmaya davet eder çünkü doğanın nasıl büyük bir ilimle yaratılmış olduğunu anlayabilmek, ilmi araştırmalara bağlıdır. Aklını kullanmayan insanlar, Allah’ın varlığını, ilmini ve kudretini idrak edemez. Bundan dolayıdır ki Kur’an Kerim, tarih, fizik, kimya, biyoloji, matematik gibi konulara da insanların dikkatini çekmeye çalışır. İnsanın ve canlıların yaratılışı, dünyanın yaratılışı, uzay ve uzay dışı konularda bilgiler verir. Uzayımızın dışında başka yaşam alanları olduğunu bize bildirir ve insanları uyarır, iyi insanlar olmaya davet eder. İyi insanların buralarda (cennetlerde) sonsuza kadar misafir edileceğini, müjdeler. Kötü insanların yaptıkları kötülüklerin karşılıksız kalmayacağını, sonsuza kadar en kötü şartlarda hapis edilebilecek mekanlar (cehennemde) bulunduğunu bildirerek insanları uyarır. Kötülüklerden uzaklaştırmaya çalışır.

35: FATIR / 28. İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da farlı renklerde olanlar vardır. Allah’ın kulları içinde, Allah’a saygı duyanlar ancak âlim olanlardır. Şüphe yok ki Allah çok güçlüdür. Hüküm ve hikmet sahibidir.

55: RAHMAN / 5. Güneş de ay da (rast gele oluşmamış) bir hesap ile yaratılmıştır.

Güneş sistemi, müşriklerin iddia ettiği gibi kendi kendine hesapsız kitapsız meydana gelmemiştir. İki gün gibi çok uzun bir sürede, ince hesaplarla yaratılmış, korunmakta ve yaratan tarafından yönetilmektedir. Burada ifade edilen gün dünya günü değildir. Henüz yaratılmamış bir sistemin nasıl günü olabilir ki? 

Allah, cisimlerin gölgelerinin kendi etraflarında dönerek seyretmesine insanların dikkatini çekmeye çalışır. İnsanoğlu, gölgenin cismin üzerindeki seyrinin nedenini merak edip deneylere dökecek olsaydı, Güneş sistemi hakkında bir ön bilgiye çok daha erken sahip olabilecekti. Allah’a ve indirdiği kitaplara olan imanları pekişecekti. Astronomide şu andakinden çok daha ileride olabilecekti. Kibir ve yaratıcı düşmanlığı insanları ilerlemekten alıkoymuştur.

25: FURKAN / 45. Görmedin mi Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını? Rabbin dileseydi onu sabit yapardı. Biz güneşi ona delil yaptık.

Güneşin ve dünyanın hareketli olduğunu vurgulayan bu ayeti kerime insanın hiç düşünmediğini, adeta bakar kör olduğunu, Allah’ın varlığının delillerini görmezden geldiğini ima ediyor. Rabbimiz, gölgenin uzayıp kısalmasından dünyanın ve güneşin sabit olmadığını insanın araştırıp anlamasını ve imanını pekiştirmesini arzu ediyor.

39: ZÜMER / 5. O, gökleri ve yeri hak ile yarattı, (bir yumak gibi) geceyi gündüzün üstüne sarıyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıyor. Güneşi ve ayı (insanın) istifadesine sunmuş, her biri belli bir süreye kadar (Allah’ın belirlediği yöne) akıp gitmektedir. İyi bil ki, çok güçlü ve çok bağışlayıcı olan ancak O’dur.

Bu ayeti kerimede dünyanın kendi etrafında dönüşüne vurgu yapılıyor. Dünya bir yumağa benzetiliyor. Dünyanın, güneşin, ayın hareket halinde oldukları ve belirlenmiş bir yöne doğru dönmekte oldukları açıklanıyor. Onların bu hareketlerinin belli bir süreye (kıyamete) kadar devam edeceği bildiriliyor. Güneş ve ay yaratılmış, istifadenize verilmiş olmasa yaşamınızı sürdürebilir miydiniz, bunu hiç düşündünüz mü, diyor.

16: NAHL / 48. Görmüyorlar mı Allah’ın yarattığı şeylerden herhangi bir şeyi? O şeyin gölgesi Allah’a secde için sağdan sola dönüyor. Onlar (Allah’ın kudretine) tabidirler.

Allah, insanlara görmüyorlar mı diye bir soru yöneltiyor: Allah’ın yarattığı her şeyin bir gölgesi olduğunu hatırlatıyor. Aklını kullanan bir insanın, Güneş sistemini anlaması için nesnelerin gölgelerinin hareketli olmasının yeterli bir delil olabileceğini vurguluyor. Allah’ın kudretini, ilmini görmek ve anlamak için tek bir şeyin bile gölge hareketinin izlenmesinin yeterli olabileceğini dile getiriyor. İnsanın gözü önünde birçok delil bulunduğu halde bunları araştırmadığını, görmezden geldiğini söylüyor. Dünyanın sağdan sola dönerek yol aldığını, bunu rast gele değil de Allah’ın ilmine, kudretine ve emrine tabi olduğu için böyle yapmakta olduğunu vurguluyor.

İstese insan basit bir deney yapabilirdi: Eline limon gibi bir meyve alıp birkaç çöp çakıp ışık kaynağı karşısında meyveyi sapından tutarak sağdan sola doğru çevirebilirdi. Güneş ışıkları karşısında dünyadaki nesnelerin gölgelerinin sağdan sola nasıl düştüğünü anlayabilir ve buradan dünyanın sağdan sola döndüğünü çıkarabilirdi. Bu basit deneyle gölgelerin neden dolayı uzayıp kısaldığını görebilir gece ve gündüzün oluşumunu kavrayabilirdi. Dünyanın kendi etrafında dönmekte olduğunu da kolayca anlayabilirdi. Dünya ve uzay konusunda bilgilenebilir ve Allah’ın kudret ve hikmetini görebilirdi ama insan ön yargılı ve kördü: Allah’ın gökyüzündeki ve yeryüzündeki delillerini görmüyordu. Sağırdı: Allah’ın söylediklerini işitmiyordu. Akılsızdı: Düşünmüyor, araştırmıyor ve sadece hayvanlar gibi yiyip içiyordu. Kibirli ve inkarcıydı: Canlı, ilim sahibi, akıllı bir yaratıcının var olduğunu kabul etmiyordu. Dünyanın düz olduğunu veya öküzün boynuzları arasında olduğunu hayal ediyordu.

Bugün Dünyanın kendi etrafında ve güneşin etrafında sağdan sola doğru dönerek yol aldığını biliyoruz ama hala inkârcılar bu ayetleri görmezden gelmekteler, yaratıcılarını ve onun bin dört yüz elli sene önce göndermiş olduğu bu ilmi mesajlarını da inkâr etmekteler. Müminlere gerici yobaz diyerek hak etmedikleri hakaretlerde bulunuyorlar. İnsanları koyun gibi gütmek için seküler eğitimden başka bir eğitim istemiyorlar. Düşünüp sorgulayanlardan hoşlanmıyorlar çünkü Allah’a inanıp güveneni koyun gibi güdemeyeceklerini biliyorlar. İşte bu sebepten inananlara zulmediyorlar fakat aslında kendi kendilerine zulmediyorlar. Şuursuzluklarından ve kinlerinden dolayı da bunu fark edemiyorlar.

50: KAF / 6. Üstlerindeki göğe hiç bakmadılar mı ki onu nasıl bina etmişiz ve onu süslemişiz? Hem de hiçbir kusuru yoktur.

36: YASİN / 37. Geceyi gündüzden sıyırdığımız zaman karanlıkta kalıyorlar. Onlar için bu bir delildir.

36: YASİN / 40. Güneş’in Ay’ın yörüngesine girmesi, gecenin gündüzü geçmesi mümkün değil. Hepsi birer yörünge içinde yüzüyor.

50: KAF / 7. Yere hiç bakmadılar mı ki onu nasıl yaydık. Oraya sabit dağlar yerleştirdik ve orada her cins bitkiden bitirdik.

Allah, ey insanlar kör müsünüz, diyor: Göğe hiç bakmadınız mı, onu nasıl bir ilim ve nasıl bir kudretle inşa ettiğimizi görmüyor musunuz? Yere hiç bakmadınız mı, hesapsız kitapsız olabilecek herhangi bir şey görebiliyor musunuz? İlimsiz yaratılabilecek herhangi bir şey göremiyorsunuz değil mi? Öyleyse Allah’ı ve peygamberlerini niçin inkâr ediyorsunuz? Hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyleri inkâr ettiğinizin farkında değil misiniz? Size göz verdik, kulak verdik, akıl verdik, el verdik, ayak verdik. Sizi en güzel surette yarattık. Sizi araştırmaya ve anlamaya muktedir kıldık.  Öyleyse, Allah’ın kudretini görmek ve ona olan imanınızı pekiştirmek için bildirdiğimiz konuları, düşünüp araştırmaktan ve ona saygı duyup teşekkür etmekten sizi alıkoyan nedir? Size yardım elini uzatmış bir dostun elini havada mı bırakacaksınız? O sizi çok seviyor. Onun her şeyi sizin için yarattığını ve sizin yararınıza sunmuş olduğunu görmezden gelmeye devam mı edeceksiniz? Size kendi içinizden seçip gönderdiğimiz elçilerimizi her defasında yalanlayacak mısınız? 

Bizi gözünüzle görmek mi istiyorsunuz? Bizi gözünüzle görseydiniz muhakkak ki biz büyülendik diyecek ve yine inkâr etmeye devam edecektiniz. Biz de o zaman gördüklerinizin bir büyü değil de birer gerçek olduğunu size ispat etmek zorunda kalacaktık ve sizi anında mahvedecektik çünkü inkâr edenlerin Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur. Rablerinin nezdinde inkârcıların hiçbir değeri olmadığını size hatırlatan elçilerimiz de gelmişti değil mi? Düşünüp inkârdan ve Rabbinizin hoşlanmadığı kötü şeylerden vazgeçesiniz diye size zaman da tanıdık. Şeytanları dost ediniyorsunuz. O şeytanlar insanlardan da olur cinlerden de. Siz de iyilerle birlikte olup Allah’ın dostları olabilirsiniz fakat inkârı seçiyorsunuz. Allah ve dostlarına kin besliyorsunuz. Halbuki güçlü olan Allah’tır. Mülk de onundur. Allah ve meleklerini gördüğünüz gün sizin için çok geç olacak. Uyanın!

Hz. Muhammed’in, yalan söylediğini ve ona vahiy gelmediğini iddia ediyorsanız o zaman Kur’an’ı Kerim’deki bu delilleri çürütmeniz gerekiyor. Bilim insanları isteseler de istemeseler de Allah’ın kudreti karşısında boyun eğiyorlar. Bilimsel çalışmalarıyla Allah’ın varlığının ve delillerinin doğrulanmasında da ön ayak olmuş oluyorlar.

Gökyüzünde bir kusur yoktur. İnsanlar ozon tabakasındaki ufak tefek değişikliklerden bile hemen korkuya kapılıyorlar. Gezegenler kendi aralarındaki mesafeleri koruyorlar. Biri diğerinin yörüngesine girmiyor, birbirleriyle çarpışmıyorlar. Gündüz geceyi, gece gündüzü şaşırmaksızın takip ediyor. Gezegenler, Güneş, Dünya ve Ay tayin edilen yörüngelerinde yüzmekte ve belirlenmiş bir yöne dönmekte devam ediyor. Muhakkak ki hepsinin bir ömrü var. Bilim bunlardan hangilerini yalanlayabiliyor?

35: FATIR / 13. O, geceyi gündüze sokuyor, gündüzü de geceye sokuyor. Güneşi ve ayı emrine itaatkâr kılmıştır. Her biri mukadder bir gayeye akıp gidiyor. İşte bu gördüklerinizi yapan Allah sizin Rabbinizdir. Mülk (hükümranlık) O’nundur. O’ndan başka taptıklarınız ise bir çekirdek zarını bile idare edemez.

36: YASİN / 38. Güneş de bir delildir ki kendi yolunda akıp gidiyor. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.

27: NEML / 88. Bakıp da hareketsiz sandığın dağlar (Uzaydan bakıldığında) bulutlar gibi gelip geçer. İşte bu, her şeyi sapasağlam yapan Allah’ın sanatı. Şüphesiz O, sizin neyle meşgul olduğunuzdan haberdardır. 

31: LOKMAN / 10. O, gökleri direksiz yarattı, onu da görüyorsunuz. Yeryüzü sizi sarsar diye onun içinde yüksek ve sabitlenmiş dağlar oluşturdu. Hareket edebilen canlıların hepsini yaydı. Biz gökten su indirip, ikram ettiğimiz bitkilerin hepsinden, erkek ve dişi çiftler yetiştirdik.

16: NAHL / 15. Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi. Yolunuzu bulmanız için de nehirler ve yollar yarattı.

74: MÜDDESSİR / 1,2. Büyük haberler hakkında birbirlerine sorular soruyorlar.

74: MÜDDESSİR / 3. Onlar, onda ihtilafa düşüyorlar. (İlk yaratılış ve yeniden yaradılış hakkında.)

78: NEBE / 4. Her ikisini de bilecekler.

78: NEBE/ 5. İleride, her ikisini de bilecekler.

78: NEBE / 6. Biz, yeryüzünü bir döşek yapmadık mı?

78: NEBE / 7. Dağları da birer kazık kılmadık mı?

77: MÜRSELAT / 27. Orada yüksek yüksek dağlar oturtup da size tatlı bir su sunmadık mı?

Bugün, magma tabakasının üstünde oluşmuş bir kabuk üzerinde yaşamakta olduğumuzu, biliyoruz. Dünyadaki kara parçaları ovalardan ve dağlardan oluşmuştur. Ovalar ekilip dikilen ulaşım açısından insana kolaylık sağlayan kısımlardır. Ovalarda yaşamak dağlarda yaşamaktan çok daha rahattır. Ovalar insanların rahat ettikleri ve tercih ettikleri yerlerdir yani ovalar insanlar için tıpkı rahat ettikleri bir döşek gibidir.

Dağlar, yeryüzünün karkası gibidir. Dünyanın çekirdeği ile kabuğu arasında sabitlenmiş birer direk vazifesi görmektedir ve ovalarda depremlerin sık yaşanmasını engellemektedir. Eğer dağlar olmasaydı, ovalar depremlerden dolayı yaşanamayacak halde bulunurdu. Magma, zaman zaman yer kabuğunun zayıf alanlarını zorlayıp dışarı çıkmak için volkan tepeleri oluşturur.  Bu tepeler, ne kadar yüksek olursa olsun, birer dağ olarak nitelendirilemez çünkü bunlar, karkas vazifesi görmez. Tabanları sıvı tabaka yani magmadan oluşmaktadır. Allah, dünyayı yaşama uygun yaratmış ve insanların menfaatine sunmuştur. Buna rağmen çok az insan, Allah’a teşekkür ediyor.

82: İNFİTAR / 7. O Allah ki seni yarattı, seni düzgün yapılı kıldı. Sana ölçülü bir biçim verdi.

82: İNFİTAR / 8. Seni dilediği gibi farklı organlardan oluşturdu.

36: YASİN / 39. Biz aya da evreler takdir ettik de O, böylece kurumuş hurma salkımının dalı gibi oluncaya kadar döndü.

6: EN’AM / 96. O, sabahı aydınlatan ve geceyi dinlenme zamanı yapandır. Güneş ve ayı birer hesap ölçüsü kılmıştır. İşte bu, aziz olan ve pek iyi bilen Allah’ın takdiridir.

Eğer güneş ve dünya hareketsiz olsaydı; gece-gündüz ve zaman kavramı olmayacaktı. İnsanlar güneş ve ayın hareketleri sayesinde vakitleri hesaplayabilmektedir. Güneş ve ay takvimi olmak üzere, iki türlü takvim kullanabilmektedir. İnsanlar ne kadar yaşadıklarını sayabilmektedir. 

50: KAF / 8. Bütün bunlar Rabbine yönelen her insanın basiretini açmak ve ona ibret vermek için yaratılmıştır.

10: YUNUS / 31. De ki: “Size gökten ve yerden kim rızık veriyor, o kulaklara ve gözlere hükmeden kim, ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kim, işleri idare eden kim?” Hemen, “Allah’tır” diyecekler. De ki: “O halde Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?”

41: FUSSİLET / 37. Gece ile gündüz ve güneş ile ay Allah’ın (varlığının) delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer onları yaratana kulluk yapmak istiyorsanız sadece Allah’a secde edin. 

50: KAF / 2, 3. Doğrusu inanmayanlar kendi içlerinden uyarıcı bir peygamber geldiğine şaşırdılar da dediler ki: “Bu şaşılacak bir şeydir! Öldüğümüz ve birer toprak olduğumuz vakit mi dirileceğiz? Bu dönüş (mantıktan) çok uzaktır.”

50: KAF / 4. Biz toprağın onlardan neyi eksilttiğini elbette biliyoruz. Yanımızda her şeyi kaydedip muhafaza eden bir kitap var.

75: KIYAME / 4. Bilakis, onların parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter. 

Bin dört yüz yıl önce Allah, bu durumu insanlara bildirdiğinde insanların bunu anlaması mümkün değildi. Allah, insanların parmak uçlarının farklı farklı olduğunun doğruluğunu insanın merak ederek araştırmasını, ileri sürmüş olduğu delillerin doğrulanmasını, insanların Allah’ın varlığından ve gönderdiği mesajlardan böylece daha emin olmasını istiyordu. Allah, boş konuşmuyordu ve konuşmaz. Bugün şunu biliyoruz ki her bireyin DNA dizilimi, tek yumurta ikizleri dahil kendine özgüdür. İnsanlar, parmak uçlarındaki bu sırra bilim sayesinde ulaştı. Bilim yapabilmek için insanın daima Allah’ın yarattığı hayata, zamana, mekâna, materyale ve akla ihtiyacı oldu ve de her zaman olacak. Allah, insanların ilim öğrenmesini zamana yaymıştır ve ileride bileceksiniz, sonra bileceksiniz demektedir. İnsan, ondan ilim sahibi olmayı dilerse Allah, ona yardım eder ve ilmini artırır. Bilim insanları binlerce deney yapar ancak Allah’ın izin verdiği kadarında başarılı olur.

38: SAD / 71. Rabbin meleklere demişti ki: Ben muhakkak killi toprak ve suyun karışımından bir insan yaratacağım. (Salsaldan)

55: RAHMAN / 14. Allah, insanı topraktan yarattı. İnsan su testisi gibidir.

İnsan, su testisinin yapıldığı toprak gibi nemli ve killi topraktan yaratılmıştır. Vücudu da su testisi gibi su ağırlıklıdır. Allah, insanın dikkatini buna çekmek istemiştir. İnsanın araştırmasını ve inancını pekiştirmesini beklemektedir. Gerçekten insan bir su testisi gibidir: Su testisinin kendisi, kemik ve iskelet yapımızı andırmakta, testinin içindeki su ise vücudumuzdaki suyun iskelet yapıya oranını andırmaktadır: Kanımız %94, beynimiz ve böbreklerimiz %83, gözlerimiz %95, kalbimiz %75, kaslarımız %75, akciğerlerimiz %85 su içerir.

23: MÜ’MİNÜN / 23. Andolsun biz, Nuh’u kavmine gönderdik: “Ey kavmim Allah’a kulluk edin, O’ndan başka İlahınız yoktur. Hâlâ sakınmayacak mısınız?” dedi.

23: MÜ’MİNÜN / 24, 25. Bunun üzerine, kavminin içinden inanmayan kodaman topluluğu: “Bu adam tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün ve hâkim olmak istiyor. Eğer Allah, (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki bir melek gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık. Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Öyleyse, bir süre kadar ona katlanıp, onu gözetleyin bakalım.” dediler.

23: MÜ’MİNÜN / 26. Nuh: “Rabbim! Beni yalancı çıkarmalarına karşı bana yardım et.” dedi.

23: MÜ’MİNÜN / 27. Bunun üzerine: “Bizim nezaretimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Bizim emrimiz geldiği zaman gemiye aydınlatacak ve yakacak al. (Etine, sütüne, yününe ihtiyacınız olacak) hayvanların hepsinden çiftler al ve bir de içlerinden, daha önce kendileri aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır.” diye ona vahiy ettik.

23: MÜ’MİNÜN / 28. Sen, yanındakilerle beraber gemiye yerleştiğinde: “Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah’a hamdolsun!” de.

11: HUD / 44. Allah, dedi ki: “Ey yeryüzü suyunu yut! Ey gökyüzü sen de suyunu kes!” Sular çekildi. Emir yerine gelmiş oldu. Gemi de Cudi Dağı üzerine oturdu. O zalim kavme: “Dünyadan uzak olun!” dendi.

11: HUD / 48. “Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte olanlara, soyunuzdan gelecek milletlere bizden selamet ve bereket dileğiyle. İlerde kendilerini birçok nimetten faydalandıracağımız ve sonra da nankörlükleri yüzünden kendilerine tarafımızdan acıklı bir azap dokunacak olan nice milletler de olacaktır.” dendi.

Bugün fosillerin büyük bir çoğunluğunun aynı zaman dilimi içerisinde ortaya çıkmış olduklarını görüyoruz. Nuh tufanı ile yeryüzündeki bazı canlıların soyu tükenmiştir ve yeni canlılar dünyaya gelmiştir. 

55: RAHMAN / 29. Göklerde ve yerde bulunan herkes, O’ndan ister. O, her an yaratma halindedir.

Günler süren yağışlarla birlikte, yeryüzündeki kara parçalarının çoğunluğu sular altında kalmıştır. Altı ay ya da daha uzun sürdüğü tahmin edilen bu süreç sonunda yağmurlar bir anda kesilmiştir. Çok hızlı bir şekilde sular yeryüzünün çukur bölgelerine doğru akmış ve kutuplarda da buzullaşmalar gerçekleşmiştir. Böylece sular karalardan çekilmiş karalar yaşanabilecek bir ortama dönüşmüştür. Suların karalardan hızla çekilmesi bataklıkları oluşturmuştur. Bataklıklara hızla gömülen canlılar, dış etkenlerden süratle uzaklaşmışlardır ve bu sayede fosilleşme koşulları oluşmuş, fosilleşmişlerdir. Her ölen canlı fosilleşemez. Hızlı bir şekilde buzlaşmış sular, denizler, göller ve bataklıklar gibi ortamlar fosilleşmenin en iyi gerçekleşmiş olduğu ortamlardır. Fosiller, magmatik ve metamorfik kayaçlar içerisinde bulunmazlar. Sonradan oluşmuş, tortul kayaçların içinde bulunurlar.

2: BAKARA / 223. Müminlere müjdele: Kadınlarınız sizin için bir tarladır (tohum atan sizlersiniz). Dilediğiniz zaman kendilerinizi onlara takdim edin ve tarlalarınıza yaklaşın. Allah’a kavuşacağınızı bilin ve onlara güzel davranın.

Yıllar yılı kadınların bazıları, erkek çocuk veremedi diye, kocaları tarafından suçlanmış ve çoğu zaman üzerlerine kuma getirilmiştir. Bu suçlamalar hala bugün dahi devam etmekte ve erkekler sırf bu yüzden eşlerine kötü davranmaktadır. Genetik bilimi daha dünkü hikâye ama Allah, cinsiyeti belirleyen kromozomlara erkeklerin sahip olduğunu bin dört yüz sene önce insanlara bildirmiştir ve eşlerine iyi davranmalarını istemiştir. Kur’an’ı Kerimde Allah’ın araştırmamızı ve imanımızı pekiştirmemizi istediği birçok ayet görebiliriz. Allah’ın sünnetinde bir değişiklik göremezsiniz. Bu ayetlerin birçoğu İncil ve Tevrat’ta da mevcuttur. Maalesef Allah’ın kitapları mühürlenmiş gibidir. Açıp okuyan ve düşünen kimse yoktur. İnsanlar, yalan yanlış yorumların arkasına düşmüş ve onları din edinmişlerdir. Yorumlardaki çelişkilerden dolayı da yoldan çıkmışlardır.

Ay yarıldı kıyamet yaklaştı ayetini düşünelim. Bugün NASA’dan gelen bilgiler ışığında ayda çok uzun ve geniş dikdörtgen bir yarık olduğunu biliyoruz. Bunun, kesinlikle göktaşlarının eseri olmadığı yetkililer tarafından açıklanmış bulunuyor. Allah, “İleride bileceksiniz” diyordu ve bugün biliyoruz. Kur’an’daki bu ayet ile NASA’nın keşfi arasında bir çelişki yok. İnkâr edersek her ikisini de inkâr etmiş olacağız. Şayet kabul edecek olursak her ikisini de kabul etmiş olacağız.

21: ENBİYA / 33. Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur; her biri bir yörüngede yüzüyor.

21: ENBİYA / 30. Şüphesiz ki gökler ve yer bitişikti de biz ikisini ayırdık. İnkâr edenler, görmüyorlar mı canlı olan her şeyi sudan yarattığımızı? Hala inanmayacaklar mı? (Su olmasaydı yeryüzünde canlılar oluşamayacaktı.)

11: HUD / 7. “Hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, arşı su üzerindeyken gökleri ve yeri altı günde yaratan odur.” Yemin ederim ki “Ölümden sonra muhakkak diriltileceksiniz” desen, inanmayanlar derhal, “Bu, açık bir büyüden başka bir şey değildir” derler.

41: FUSSİLET / 11, 12. Sonra Allah, semayı yaratmaya yöneldi. O duman halindeydi. Göklere ve yere: “İsteseniz de istemeseniz de buyruğuma girin” dedi. Onlar, isteyerek girdiklerini söylediler. Allah, onları yedi gök olmak üzere iki gün içinde düzenledi. Her bir semaya vahye uymasını emretti. Dünya semasını kandillerle süsledik ve koruduk. İşte bunlar, güçlü ve bilgili olan Allah’ın takdiridir.

Allah, bir bütünü parçalamış ve ondan gökleri ve yeri yaratmıştır. Bütün bunları arş su üzerindeyken yapmıştır. Böylece arş bundan etkilenmemiştir. Bir bütünün Allah tarafından duman haline gelinceye kadar parçalanarak bir plan, bir proje ve bir hesap ile yeni baştan düzenlenip yaratılmış olduğunu Kur’an’ı Kerim bize bildirmektedir. 

Bugün bazı bilim insanları, evrenin yaratılışı ile ilgili, büyük bir patlama olduğunu, rastgele kopan parçaların evrendeki gezegenleri ve yıldızları meydana getirdiğini ileri sürer ya da gaz bulutlarının rast gele evreni oluşturduğunu yani bu iddialara göre, bu düzen hesapsız kitapsız meydana gelmiştir. Allah ise bunu bir hesap bir kitap dahilinde yaptığını bildirmektedir. 

İnsan, evrenin yaratılışına şahit olmamıştır. İnsanın bu konudaki ilmi, zandan ileri gidemez. Zan peşine düşen hakikatten nasibini alamaz. İnsan, Allah’ın varlığını kabullenmek istemediği sürece bu saçma iddiaları ileri sürmeye devam edecektir.

Temsilde hata olmaz. Örneğin: Bir kâğıt fabrikası düşünün ki değerlendirmek için eski kağıtları satın almış ve işe yarar hale getirmek istiyor. Aldığı bu eski kâğıtları rasgele parçalara ayırarak mı kullanır yoksa hamur haline getirip yeni baştan ihtiyaca uygun kağıtlar üreterek mi dersiniz? Elbette hamur haline getirip ihtiyaca uygun kağıtlar üretecektir. Allah da bir bütünü en küçük birimlere ayırıp istediği gibi düzenlemiştir. Allah güç ve ilim sahibidir. Allah, düşünmemizi emrediyor.

4: NİSA / 82. Onlar hâlâ Kur’an’ı gereği gibi düşünüp anlamaya çalışmayacaklar mı? Eğer o Allah’tan başkası tarafından indirilmiş olsaydı mutlaka onda birçok çelişkiler bulurlardı.

68: KALEM / 51. O inanmayanlar, Kur’an’ı işittikleri zaman neredeyse seni gözleri ile devireceklerdi. Bir de durmuşlar da “O bir deli” diyorlar.

İnanmayanlar, işittiklerinin bir delinin sözlerine, kesinlikle, benzemediğini görüyorlardı. Hasetlikle Hz. Muhammed’e bakıyorlardı. Hasetliklerinden dolayı “O bir deli” diyorlardı. Kur’an’ı Kerim hem ahlaki hem ilmi niteliklerinden dolayı evrenseldir. Gördüğünüz gibi içeriğindeki bilgilerin doğruluğu kıyamete kadar geçerliliğini sürdürecektir. İşte Allah’ın, “İnsanlar ve cinler bir araya gelse dahi Kur’an’ın bir suresini bile yazamazlar.” demesi bundan dolayıdır.

10: YUNUS / 38. Onu O uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyen kimselerseniz haydi siz de O’nun gibi (yerden ve göklerden, geçmişten ve gelecekten; doğru haberler veren) bir sure getirin  Allah’tan başka, buna güç yetirebilecek olan kimler varsa onları da yardıma çağırın.”

2: BAKARA / 23. Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimizden şüphe içinde iseniz haydi siz de O’nun gibi bir sure getirin. Eğer haklıyız diyorsanız, Allah’tan başka güvendiklerinizin hepsini de yardıma çağırın.

2: BAKARA / 24. Yok bunu yapamadıysanız ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının.

Birçok insanın, ilmini kavrayamadıkları şeyleri inkâr ettikleri görülmektedir. Onlar ne göklerin ne yerin ne de canlıların yaratılışına şahit olmuşlardır. Zanlarına göre konuşmayı ve yalan söylemeyi yeğlemektelerdir. Allah der ki: “Bırakın onları, onlar cehennemi görüp de yanıncaya kadar inkâr etmeye devam edecekler.” Melekler onlara diyecekler ki: “İşte bu inkâr ettiğiniz cehennemdir!”

10: YUNUS / 97. Onlara bütün mucizeler hep birden gelse, yine de o acıklı azabı (cehennemi) görünceye kadar inanmazlar.

53: NECM / 31. Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah’ındır. Sonuç olarak, kötülük yapanları yaptıkları ile cezalandıracak, güzel davrananları da daha güzeliyle mükafatlandıracaktır.

2: BAKARA / 255. Allah’tan başka İlah yoktur; Diri ve baki olan, her şeyi idare eden O’dur. O’nu ne bir uyku ne de bir uyuklama tutar. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzin verdiği hariç, O’nun huzurunda şefaat edebilecek olan kimdir? O, onların yapmakta olduklarını da yapmış olduklarını da bilir. “Allah’ın dilediğinden başkası O’nun ilminden hiçbir şey kavrayamaz.” O’nun kürsü (yedinci kat gök) semaları ve yeri kapsadı. Onları korumak O’na zor gelmez. O çok yüce ve çok büyüktür.

İnanmayanlar: “Asıl olan evrim teorisidir. İslam bir inançtan ibarettir. Bu kitap bilimle çelişmekte. Bu bir bilim kitabı değil. İçinde hiç formül yok. Allah inancı bilime aykırıdır” dediler. Kısır bir inkârcılığa takılıp kaldılar.

Allah, her bir şeyi hassas hesaplarla yaratmış ve yaratmaktadır. Her bir şeyin formülü kendi katında kayıt altına alınmıştır. Kur’an’ı Kerim’de açıklanan delilleri anlayamayan bu insanlar, yaratılışın formülleri kendilerine indirilmiş olsaydı acaba bu formüllerin milyarda birini anlayabilecekler miydi? Allah, yarattıkları şeylerin formüllerini kelime kelime insanlara açıklayacak olsa ne kadar kâğıt ne kadar mürekkep gerekecekti?

İşte Allah’ın insanlara verdiği cevaplardan birkaçı:

31: LOKMAN / 27. Eğer yer yüzündeki ağaçlar kalem olsa deniz mürekkep olsa yedi deniz de ona destek olsa yine de Allah’ın kelimeleri yazmakla tükenmez. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür. Hüküm ve hikmet sahibidir.

45: CASİYE / 6. İşte bunlar, Allah’ın delilleridir. Sana onları hakkıyla okuyoruz. Artık onlar, Allah’a ve onun delillerine inanmadıktan sonra daha hangi söze inanacaklar?

44: DUHAN / 38. Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri bir oyun ve bir eğlence olsun diye yaratmadık.

18: KEHF / 54. Hakikaten biz bu Kur’an’da insanların anlaması için her türlü delili sayıp döktük fakat tartışmaya en çok düşkün varlık, insandır!

53: EN-NECM / 28, 29, 30. Onların bu konularla ilgili hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise şüphesiz hakikat bakımından hiçbir şey ifade etmez. İşte onların ilimden erişebilecekleri (son nokta) budur. Şüphesiz, Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir; O, doğru yolda olanı da iyi bilir. Bunun için bizi anmaktan yüz çevirenlerden ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlerden sen de yüz çevir.