Etiket arşivi: Kalp kapakçıkları

İLK İNSANDAN BU YANA İNSAN GENOTİPİNDE BİR DEĞİŞİKLİK OLDU MU?

Sağlıklı insanların kromozom sayısı Hz. Havva ile Hz. Âdem’den bu yana hiç değişmedi. Bazıları bu konuda büyük bir yanılgı içindeler çünkü insanın kromozom sayısındaki sayısal hatalar ve yapısal hatalar onu hasta bir birey yapar. Kromozom sayısındaki artış ve azalışlar ciddi bir önem taşır. Bölünme sırasında kromozomlarda bazı hatalar oluşabilir. Kromozomlar 46 yerine 47 ya da 45 olabilir. Bunlar sayısal hatalardır. Bir de yapısal hatalar vardır: Yapısal hatalar bölünme sırasında gerçekleşen hatalardır. Kopyalanırken kromozomun bir parçası kopabilir, ters yönde olabilir, başka bir kromozoma yapışabilir, bir parçası fazla olabilir. Bu hataların hamileliğin ilk günlerinde olması, çok ciddi problemler yaratır çünkü ilk hücre hatalıysa hatalı bölünmeler gerçekleşecektir. Öyleyse yaratılış inkâr edilemez bir gerçektir. İnsanın döllenmiş ilk hücresi mükemmeldi ve mükemmel kopyalar oluşturmaya devam etti. 

Hücrelerde arada sırada bazı sayısal ve yapısal hatalar oluştu. Bunun nedenini şöyle açıklayabiliriz: Rabbimiz bu hataların oluşmasına izin verdi ve böylece hücrelerdeki ufak tefek hataların bile neye mal olabileceğini bize gösterdi. Alim bir yaratıcı olmadan, sağlıklı bir hücrenin yaratılamayacağını anlamamızı sağladı. Rabbimize sonsuz teşekkürler… Sorun kendi kendinize, hatalı bir kromozomdan sağlıklı nesiller ortaya çıkabilir mi? Bu olasılık yüzde kaçtır?

Bu tip hatalar meydana geldiği andan itibaren hatalı bölünmeler başlayacaktır. Bölünen hücrelerin hepsi hatalı kromozomlar taşıyacaktır. Bugün tedavisi mümkün olmayan üç hastalığı Down sendromu, Edwards sendromu ve Patau sendromunu buna örnek verebiliriz. 

Bu veriler bize şunu göstermektedir: Hücre kompleks bir yapıdır. Kompleks bir yapı bozulduğu zaman tamiri imkânsız gözükmektedir ve bu durum aynen gelecek nesillere taşınmaktadır. Kanser hücreleri tamir edilemediği için onları öldürerek yok etme metodu uygulanmaktadır. Öyleyse ilk insanı meydana getiren o ilk hücre çok mükemmeldi. Mükemmel kopyalar oluşturdu ve canlılar bu günlere kadar sağlıklı olarak gelebildiler. Her canlı tek bir hücre ile yaşama adım atmaktadır. Bir hücrenin kendi kendine bu mükemmelliği yakalaması imkansızdır. Mükemmel bir hücre yaratacak mükemmel bir yaratıcıya ihtiyaç vardır. O da Allah’tır.

Genotip üzerinde yapılan araştırmalar tamamen çözüme kavuşmuş değildir. Bilim adamları yakın zamana kadar, henüz mevcut araştırmalarıyla çözemedikleri bazı genleri işlevsiz buluyorlar ve onlara çöp muamelesi yapıyorlardı. Halbuki Allah, hiçbir şeyi boş yere yaratmadığını söylemektedir. Doğruların eninde sonunda ortaya çıkma gibi bir huyu vardır çünkü batıl iddialarla gerçekler yok edilemez.

Genotipi insana en yakın olan yaratıklar bile insani özellikleri taşıyamamaktadırlar. Maymunlar ve domuzlar buna örnek olarak gösterilebilir. Dikkat edilirse bu hayvanların genotiplerinin fenotipleri üzerindeki etkileri de insanların genotiplerinin fenotipleri üzerindeki etkilerinden çok farklıdır. Bu hayvanların dış görüntüleri insanlara benzemez. O zaman ilkel bir yapıdan kompleks bir yapıya geçiş söz konusu olamaz. İnsan hem fenotip olarak hem akıl yönünden diğer canlılardan daha mükemmel yaratılmış ve kendisine sorumluluk yüklenmiştir.

Evrimi savunanlar, ilkel ve cansız bir yapıdan kompleks bir yapıya geçişi savunurlar. İlahi dinler, kompleks yapılardan daha ilkel yapılara geçiş olduğunu örneklendirirken maymun ve domuzu örnek verirler. İlk canlıların ilk hücrelerinin mükemmel olduğunu ve mükemmel kopyalar oluşturduğunu savunurlar.

Örneğin: Kur’an’ı Kerim‘de Yahudilerle ilgili bir kıssa anlatılır. Yahudilerin ileri gelenlerinden bir kısım insan, fakirlere, yetimlere, kadınlara, esirlere ve diğer canlılara zulmediyorlardı. İnsanları hayır yapmaktan men ediyorlardı. Kendilerine sizi kim yarattı diye sorsan Allah diyorlardı ama Allah’ın emir ve tavsiyelerine muhalif hareket ediyorlardı. İnançlarında samimi değillerdi. Allah’ın emir ve tavsiyelerine uygun hareket etmek isteyen kimselere zulmediyorlardı. Sözlü vahiy diye uydurdukları hadislerle insanları aldatıyorlardı ve bu yaptıkları şeyleri de Allah’ın emriymiş gibi empoze ediyorlar insanları aldatıyorlardı. 

Cumartesi günü Yahudilerin ibadet günüydü. Allah böyle iki yüzlü insanların ibadetini istemedi. Onların menfaatlerine ne kadar düşkün olduklarını gerçekten inanan insanlar olmadıklarını su yüzüne çıkarmak istedi. İmtihan için onların üzerine gökten bir musibet indirdi. Bu musibet balıkları etkileyen bir musibetti. Arkasından cumartesi günleri balık avlamayı, haram kıldı. Cumartesi günler zalimlerin helâk olmasına neden olacak balıklar akın akın gelmeye başladı. Diğer günler bu kadar çok balık gelmiyordu. Allah uyarmadığı kimseye zulmederek onu cezalandırmaz. Allah, onları uyardı ve cumartesi gün balık yemeyin tavsiyesinde bulundu. İnanan bir insan, Allah’ı dost görür ve onun tavsiyelerinde kendi lehine bir şeyler olduğuna inanır ve bu sebepten Allah’ın tavsiyelerini uygulamaya çalışır. Bundan dolayı inanan Yahudiler, cumartesi gün akın akın gelen balıklara el sürmediler: “Rabbimizin bizi uyarması kesinkes bizim lehimizedir, Rabbimiz bizim dostumuzdur.” dediler. Balıkları yememeleri için kendilerini uyaran Rablerine teşekkür etmek için cumartesi günlerini ibadetle geçirdiler.

İnancında samimi olmayan kimseler Allah’ın emirlerine muhalefet eder ve daima tam tersini yaparlar. Yahudilerin zalimleri ve zorbaları da kendilerine yakışanı yaptı. Allah’ın nasihatine kulak vermediler. Cumartesi akın akın gelen balıkları avlayıp yediler. Bu balıkların etleri, insan genotipini olumsuz yönde etkiledi ve bir müddet sonra balıkları yiyenler maymunlara dönüştüler. 

Bu kıssa insanlara boşu boşuna anlatılmamıştır. Allah dostumuz olduğu için bizleri uyarır ve bu kıssada da Allah balıklar yememeleri için dostlarını uyarmıştır. Yediğimiz şeylerin insanların genotipi üzerindeki yıkıcı etkileri, ciddiyetle araştırılması gereken önemli bir konudur. İnsanların maymunlardan oluşmuş olması bilime aykırıdır ve mantığa uygun değildir. Maymunların bir kısmının, insan genetiğinde hafif bir hasarın meydana gelmesiyle oluşmuş olması mantığa daha uygundur. Allah, bilimle açıklanabilecek olan bu durumlar hakkında insana şöyle hitap etmektedir: “İleride bileceksiniz. Sonra ileride bileceksiniz!”

Bugün domuzların kalp kapakçıkları tıp alanında kullanılmaktadır. Kalp kapakçığı işlevini yitirmiş olan yaşlı hastalara domuzlardan alınan kapakçıklar takılmaktadır. Yaşlı hastalar için en iyi çözüm domuzlardan alınan kalp kapakçıkları gözükmektedir. Maalesef mekanik (metal) kalp kapakları bunun yerini tutamamaktadır. Mekanik kapak takılan hastalar düzenli kan tahlili yaptırmak ve düzenli kan sulandırıcı kullanmak zorunda kalmaktadır. Bu durum küçük morluklara, mide kanamasına ya da ciddi kanamalara neden olabilir. Domuzların diğer organlarını da hastalara transfer etme çalışmaları henüz araştırma aşamasındadır.

Kur’an’ı Kerim‘de daha önceki yaşamış kavimlerde de benzer örnekler olup, insanlardan hayvanlara dönüşenler olduğu bildirilir. Büyük bir olasılıkla domuz etinin yasaklanması bu sebepten kaynaklanmış olabilir. İnsanlardan ilahi dinlere mensup olmayanların da domuz eti yemediği görülmektedir. Bu insanların ataları, domuza ve maymuna dönüşen insanları görüp de nesillerine bu hikâyeleri aktarmış olabilirler. Domuz etinden iğrenmelerine ve bu eti yememelerine bu durum sebep olmuş olabilir ya da bütün kavimlere uyarıcılar gönderen Allah, bunu yasaklamıştır ve böylece dejenere olan dinlerinden geriye kalmış bir alışkanlık olarak domuz eti yemiyor olabilirler.

Besinlerin, insan genotipi ve fenotipi üzerindeki etkilerine başka bir delil olarak da Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın cennette yemiş oldukları yasak ağacın meyvelerinin etkileri gösterilebilir. Bu meyveleri yedikten sonra avret mahalleri kendilerine gözükmüş ve cinsel arzulara sahip olmuşlardı. 

İlgili ayet meallerinden bazı örnekler aşağıdadır.

76: İNSAN / 28. Onları biz yarattık ve mafsallarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz vakit de kılıklarını değiştiririz.

7: ARAF / 164. İçlerinden bir topluluk: “Allah’ın helâk edeceği yahut şiddetli bir şekilde azap edeceği bir topluluğa ne diye öğüt veriyorsunuz?” dedi. Onlar da dediler ki: “Rabbimize biz üzerimize düşen görevi yaptık diyelim ve bir de belki günahlardan sakınırlar ümidiyle.”

7: ARAF / 165. Onlar kendilerine yapılan uyarıları unutunca, biz de kötülükten men edenleri kurtardık. Zulmedenleri de yapmakta oldukları kötülüklerden ötürü şiddetli bir azap ile yakaladık.

7: ARAF / 166. Kibirlenip de kendilerine yasak edilen şeylerden vazgeçmeyince onlara: “Aşağılık maymunlar olun!” dedik.

7: ARAF / 168. Onları (Yahudileri) grup grup yeryüzüne dağıttık. Onlardan iyi kimseler de vardır, aşağılık olanlar da vardır. Belki doğru yola gelirler diye iyiliklerle ve kötülüklerle kendilerini denedik.

38: SAD / 87. Bu Kur’an ancak âlemler için bir öğüttür.