Etiket arşivi: Zigot

CANLILAR EVRİMLEŞEMEZ, SOYUMUZ HZ. ADEM VE HZ. HAVVA’DAN GELDİ.

Yeryüzünde hayat nasıl başladı? Allah, Güneş Sistemimizi iki günde yarattı. Üçüncü ve dördüncü günde sırasıyla atmosferimizi, suyumuzu yarattı. Sonra yine sırasıyla küçük virüs, bakteriler gibi canlıları, bitki örtüsünü bundan sonra da hayvanları yarattı ve böylece dünya işlevsel hale geldi. Dünyamız ve bulunduğumuz Güneş Sistemi dört günde tamamlanmış oldu. Bundan sonra duman halindeki gökyüzüne yöneldi. İki günde üstümüze yedi kat gök inşa etti. Toplam bu süreç altı günü buldu. Allah’ın altı gün olarak bize bildirdiği bu süreç insan tarafından ölçülüp değerlendirilemez. Allah, bu süreci ölçebilmemiz için bir ölçü birimi vermedi. İnsanoğlu bu konuda varsayımlardan öteye gidemez.

Bizim zaman ölçü birimi olarak kullandığımız gün, ay ve yıl kavramı: Dünya ve Ay’ın kendi yörüngelerinde kat etmiş oldukları yollar baz alınarak hesaplanır. Katedilen yol zaman olarak karşımıza çıkar.  Buradan yola çıkarsak Kur’an’ı Kerim’de meleklerin katettiği yol, meleklerin ulaşım hızı göz önünde tutularak (bizim anlamamız için) bizim yılımıza çevrilerek bize bildirilmiştir. Melekler buradan elli bin yılda yükselirken işlerin bin yılda yükselmesi, işlerin farklı bir hızla yükseldiğini gösterir. Bu yükseliş meleklerin kat ettiği hızın elli katıdır. Bu iki konuda zaman ölçüsü olarak katedilen yol kullanılmıştır fakat göklerin ve dünyanın yaradılışı sürecinde kullanılmış olan zaman ölçü birimi nedir? Allah, herhangi bir şeyi baz almış mıdır, almışsa neyi baz almıştır? Bilemeyiz. Bu süreci sadece Allah biliyor fakat yer ve göklerin bir süreçte yaratıldığı konusunda bilgi verilmiştir. Ayrıca bu yaratılanların rasgele değil de bir hesapla yaratıldığı ayetlerde bildirilmektedir.

Kıyametin kopması da bir süreç içerisinde gerçekleşecektir. Kıyamete ulaşmak için bir yol katedilmektedir. Biz bu süreç içerisindeyiz. Bu süreç ne kadardır insan tarafından bilinemez. Yüce Allah, bu bilgiyi kullarıyla paylaşmamıştır.

Canlılar aynı ortak atadan gelmezler. Canlıların tek ortak noktası her birinin yaşama tek bir hücreyle başlamış olmasıdır. Her birinin hücre yapıları farklı tasarlanmıştır. Her biri erkek ve dişi olarak inşa edilmiştir. Bu ilk yaratılıştan sonra çiftlerin birleşmeleriyle erkek ve dişi canlılar dünyaya gelmiştir. Canlılar arasında geçiş yoktur. İki farklı canlının birleşmesinden daha farklı bir canlı cinsi meydana gelmez. Tek bir istisna mevcuttur: Atla eşeğin genetik yapıları birbirine çok yakındır. Dişi atla erkek eşeğin birleşmesinden erkek veya dişi katır yavrusu dünyaya gelir fakat bunlar neslini devam ettiremez. Bir katır elde edebilmek için her zaman bir erkek eşekle bir dişi ata ihtiyaç vardır. Birkaç defa dişi katırın doğurduğu gözlenmiştir. Yavru cılız doğmuş ve neslini sürdürememiştir. Bütün bunlar alim bir yaratıcının olduğunu gösterir. Yaratıcı, bu hücreleri toprak-su gibi cansız maddelerden inşa etmiştir. Bundan sonra onları canlı kılmıştır. Bugün hakkında hiçbir bilgimizin olmadığı RUH canlı varlıklarda bulunur. Biz ruh dediğimiz şeyi gözümüzle göremiyoruz. Ruhun bedenden ayrılmasına mâni olamıyoruz. Canı çıkmışları ölü diye isimlendiriyoruz. İlim bu kadar gelişmiş olmasına rağmen biz ölülere hayat veremiyoruz. Yaratıcı ölü malzemeden yarattığına can verebilendir. Yaratıcı yoksa hayat yok demektir. Allah, bütün canlıların atalarının hücrelerini cansız malzemeden, övülmeye layık ilmiyle, çiftler olarak inşa eden ve sonra onlara ruh vererek bölünüp şekil almasını sağlayandır.

Soru: Ölüden alınan taze, bir kemik hücresi, o ölünün genetik yapısını aynen taşır mı taşımaz mı?

Cevap: Evet, taşır.

Soru: Bu hücrede can var mıdır yok mudur?

Cevap: Yoktur.

Soru: Bu hücrede genetik bir dizilim mevcut mudur?

Cevap: Evet, mevcuttur.

Soru: Bu hücre ölü durumdayken bölünebilir mi?

Cevap: Hayır, bölünemez.

Diyelim ki çok çok düşük bir varsayım da olsa evrimi savunanların iddia ettiği gibi doğada kendi kendine tesadüflerle cansız materyallerden bir hücre oluştu. Bu hücrenin bölünüp çoğalabilmesi için bugün “ruh” diye bildiğimiz ve hücreyi bir canlıya dönüştürebilecek olan şeye ihtiyaç olacaktır. Cansız varlıkların bölünerek çoğalamadığını hepimiz görüp gözlemlemekteyiz. 

Sonuç: Ölü bir hücre bölünüp çoğalamıyorsa, çoğalması için ruha ihtiyaç duyuyorsa, bu ruhu ona verecek birine ihtiyaç vardır. O da Allah’tır.

Evrim teorisinde ısrar edenlerden haklı bir talebimiz olacak. Bilim insanları, hiç olmazsa ilkel diye sınıflandırdıkları hücrelere benzer hücreler inşa etsinler. İnşa ettikleri hücrelere de hayat versinler. Evrim teorisinin ispatlanabilmesi için evrim hakkında makale yayınlamak yeterli değildir. Evrimcilerin bunu, deliller yaratarak örneklendirmeleri gerekiyor.

Onların bu hummalı iddiaları bu mevcut atmosfer içerisinde vuku bulduğuna göre daha ne bekliyorlar? Suni atmosfere falan hiç gerek yok. Atmosfer dahil kullanabilecekleri bütün malzeme doğada mevcuttur. Kopya için hücre örnekleri de mevcuttur. İddia sahibi tüm bilim adamları bir araya gelerek doğadaki cansız malzemelerden erkek ve dişi hücreler inşa etsinler. “Bu hücrelere hayat versinler. Bu hücreler de bölünerek çoğalsınlar.” Un hazır, şeker hazır, hadi helva yapın bakalım, bekliyoruz…

Her yeni ölmüş varlık, genetik yapısını koruyorsa ve eğer bu can verme işini bilim adamları başarabilirlerse ölenleri de diriltmeye güçleri yetecektir. Onlardan ölenlerin diriltilmesi için yardım istenecektir. O zaman insanlar, bunu iddia eden bilim adamlarıyla gurur duyacaklar, onları övülmeye layık bulacaklardır. Evrim teorisini de baş tacı yapacaklardır.

Eğer akıllı bir varlık ve bilim insanları olarak bunu yapamayacak olurlarsa ne olacak? İşte o zaman akılsız kör tabiat, tesadüf eseri en ilkel hücrelerin genetik dizilimlerini inşa etmiş olsa bile bunun “ruh” olmadan bir işe yaramayacağını anlayacaklardır ve evrim teorisini çöpe atacaklardır ya da evrim teorisini ispatlamaya çalışırlarken çelişkilerle dolu yalan denizinde boğulmaya mahkûm olacaklardır.

2: BAKARA / 30. Rabbin: “Muhakkak ki ben yeryüzünde melekler için halef oluşturacağım.” dediğinde melekler: “Biz seni överek tesbih ve takdis ediyoruz. Sen orada bozgunculuk yapacak kan dökecek birini mi yaratacaksın?” dediler. Allah: “Sizin bilmiyor olduklarınızı muhakkak ki ben biliyorum.” dedi.

15: HİCR / 29. “Ben onun yaratılışını tamamlayıp ruhumdan üfürdüğüm zaman (saygı için) ona secdeye kapanın.”

Her canlı varlığın tohumu ya da yumurtası vardır. Allah, bu tohumları ve yumurtaları, ilk yarattığında doğadaki toprak ve su gibi cansız malzemeleri kullanmıştır yani ruh verilmeden önce bunların hepsi cansız birer cesetti. Allah onlara ruh verdi. Ruhun yaratıcısı da kullanıcısı da Allah’tır. Ruh, ölü cesedi diri hale getirip harekete geçiren şeydir. Allah, bunu ifade ederken üfürme fiilini kullanmıştır. Üfürme fiili harekete geçirmek, canlandırmak anlamlarında kullanılmıştır.

6: ENAM / 95. Tohumun ve çekirdeğin çatlamasını sağlayan, ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran muhakkak ki Allah’tır. İşte Allah budur. O halde nasıl batıl varsayımlardan etkileniyorsunuz?

2: BAKARA / 28. Allah’ı nasıl inkâr edersiniz ki siz ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek sonra yine diriltecek sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz.

49. HUCURAT / 13. Ey Âdemoğulları! Elbette biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirinizi tanımanız için, sizi milletler ve kabileler yaptık. “Allah’ın yanında, sizin en üstün olanınız, en takvalı olanınızdır.” Muhakkak ki Allah alimdir, her şeyden haberdardır.

Allah, insanın erkek ve dişisini ayrı ayrı döllenmiş yumurtalardan yaratmıştır. Çoğalma işinde ise kadın ve erkeğe eşit rol dağıtmıştır. Döllenmiş bir yumurta, taşıdığı özelliklerin yüzde ellisini anneden yüzde ellisini babadan almıştır. Canlıların nesilleri bu nizama uygun olarak çoğalmaktadır. Erkek hücreler XY cinsel kromozomuna dişi hücreler XX cinsel kromozomuna sahiptir.

Allah, gezinebilen canlıların hücrelerini tasarlayıp toprak ve su gibi cansız malzemelerden yaratmıştır demiştik. İlk tasarlanıp yaratıldıklarında bunların hepsi ölü durumda oldukları halde Allah, bunlara ruh vererek harekete geçirmiş ve sonra bu hücreler, kabuklu yumurtalar içerisinde, Allah’ın programlandığı gibi gelişip bölünmeye başlamışlardır. Karadakiler, gelişimlerini tamamladıktan sonra bir canlı olarak topraktan çıkıp, yaşam zincirine katılmışlardır. Sudakiler de gelişimlerini tamamladıktan sonra su içerisinde yaşam zincirine katılmışlardır. Deniz kaplumbağaları gibi bazı canlıların, döllenmiş yumurtalarını toprak altına bırakmalarını ve yumurtaların kuluçka döneminin sona ermesiyle yumurtaları kırıp topraktan çıkarak yeryüzüne dağılmalarını ilk yaratılışa örnek verebiliriz. Allah böylece ölüden diriyi çıkarmıştır.

Canlıları oluşturan organlar vardır. Organları oluşturan hücrelerden her biri ana canlıdan ayrı bir ruha sahiptir yani ayrı ayrı canlılardır. Her hücre döllenmiş bir yumurtadır. Bir hücre öldü diye ana canlı herhangi bir zarara uğramaz fakat ana canlı ölürse bütün organlar ölür. Şöyle bir örnek verecek olursak: İnsanların çocuk yapıp nesillerini devam ettirdikleri ve sonra yaşlanıp öldükleri gibi hücrelerin de bir yaşam serüveni vardır. Bir hücre bölünerek neslini devam ettirir. Hücrenin nesli kendi kopyasıdır. Her hücre bir çift cinsel kromozoma sahiptir yoksa bölünüp çoğalamaz. Hücreler de her canlı gibi doğar, yaşar, ölür ve görevlerini genç hücrelere bırakırlar. Sonuç olarak Allah, diriden ölüyü çıkarmaktadır.

Bugün organ ve deri nakli yapılabilmektedir. Kullanılacak organlar henüz hücre ölümü gerçekleşmeden alınmalıdır. Bu sebepten dolayı her ölenden organ nakli yapılamaz. Hastanın hastanede ve belli şartlarda ölmesi gerekir. Hastanın solunum cihazına bağlı olması, beyin ölümü gerçekleştikten sonra kısa bir süre daha kalp dokusuna oksijen gelmesini sağlar ve böylece beyin öldükten sonra kalp kısa bir süre daha çalışmaya devam eder. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra kalbin solunum makinası ile çalıştırılması, organların “24-36 saat” gibi kısa bir süre daha canlı kalmasına olanak tanır. Organlar fonksiyonlarını kaybetmeden alınarak, hastalara nakledilir. İnsan sağlığında organ bağışında bulunarak bir veya birkaç kişiye hayat verebilir.

5: MAİDE / 32. Kim bir kimseye hayat verirse o bütün insanlara hayat vermiş gibi sevap kazanır.

Canlılar kompleks yapılardır. Bir canlı vücudunda işe yaramaz diye çıkarıp atabileceğimiz herhangi bir organ yoktur. Bu sebepten hasta organ tedavi edilebilirse tedavi edilir fakat her zaman bu mümkün değildir. Eğer değişmesi mümkün olan bir organsa başka bir canlıdan alınır.

İnsanlar bir gün herhangi bir organı inşa etmeye çalışacaklar ama yine Allah’ın yaratmış olduğu zigot hücrelere başvuracaklardır. Canlıların her hücresi bir zigottur. Allah’tan başka hiç kimse bir hücre yaratıp ona can vermeye muktedir olamaz ve olamayacaktır.

Tıpkı Canlıların organları gibi hücrelerinin de organelleri vardır. Hücreler de kompleks yapılardır. Hücrelerin organelleri arasında işe yaramaz diye çıkarıp atabileceğimiz bir organel mevcut değildir. Her canlı yaşama döllenmiş tek bir hücreyle başlar. İlk yaratılışta da bu böyle olmuştur.

Konuyu biraz daha açacak olursak: Allah, yaratılış konusunda bizleri bilgilendirdi. Bütün canlılar çift cinsel kromozoma sahip tek hücreden yaratıldı. İlk yaratılışta canlıların annesi babası yoktu. Öyleyse nasıl oluştular? Allah, memelilerin atalarını da çift cinsel kromozoma sahip tek hücreden yarattı. Bu hücreleri yumurtalar içinde besleyip geliştirdi. Yumurtaları kabuk ve zar ile korudu. Toprağı bir kuluçka makinası gibi kullandı. Böylece memelerin ataları dünyaya geldi. Sürüngenler, kuşlar gibi diğer canlılar da benzer şekilde yumurtaların içinde beslenip gelişimlerini tamamladılar. Deve kuşunun yumurtasıyla karıncanın yumurtası aynı büyüklükte değildir fakat her ikisi de tek bir (zigot) hücreden yaratılmış ve yaratılıyor.

Bildiğiniz gibi yumurtaların dışında koruyucu, sert, kalsiyum ağırlıklı bir tabaka bulunur. Onun altında ise zar bir tabaka vardır. Bu tabakalar canlıyı dış etkenlerden korur, hava almasını sağlar. Zarın içinde sitoplazma vardır. Hücrenin çekirdeğinin ve organellerinin içinde bulunduğu yarı sıvı maddeye sitoplazma denir. Yumurtanın içinde gerekli besi mevcuttur. Uygun ortamı (gerekli sıcaklık ve nemi) bulunca yumurtanın içindeki hücre, bölünmeye başlar. Canlı oluşumunu tamamlayınca, yumurtayı kırarak dışarı çıkar. Ömrünü tamamlayınca ölür ve toprak olur. Dünyaya gelmiş olan yavrularıyla ölenin nesli sürmeye devam eder.

Allah, yeryüzünü farklı bitkilerle donattı: Bitkilerin tohumlarını da erkek ve dişi olarak, ayrı ayrı inşa etti. İnşa ederken toprak ve su gibi cansız maddeleri kullandı. Sonra onlara can verdi. Toprak altında ve sularda uygun ortamı (gerekli sıcaklık ve nemi) sağlayarak tohumların çatlamasını sağladı. Topraktan başını çıkaran bitkiler, gelişmelerine uygun hazırlanmış olan ortamda büyüyüp geliştiler. Böylece her bitkinin atası ortaya çıkmış oldu. 

Bitkilerin tohumlarının dışında selüloz adı verilen maddeden oluşmuş bir tabaka ve hemen onun altında da zar bir tabaka vardır. Bu tabakalar, hücrenin hava almasına ve dış etkenlerden korunmasına olanak verir. Zarın içinde sitoplazma vardır. Hücrenin çekirdeğinin ve organellerinin içinde bulunduğu yumuşak maddeye sitoplazma denir. Uygun ortamı (gerekli sıcaklık ve nemi) bulunca çekirdek çatlar. Bundan sonra bitki topraktan başını çıkarmaya başlar. Güneş, hava, su ile topraktan beslenerek gelişimini tamamlar. Ömrünü tamamlayınca çer çöp olur gider. Geriye tohumları kalır. Neslini tohumlarıyla sürdürür.

Allah, yeryüzünde çekirdekler ve yumurtalarla ilk yaratılışı tamamladıktan sonra, bazı canlıları çoğaltmak için rahimleri görevlendirdi. İnsanlar bu canlıların en akıllı olanıdır. Diğer bazı canlıların çoğalması ve kendi neslini sürdürmesi ise vücutlarından dışarı atılan kabuklu yumurtalarla devam etmektedir. Bitkilerinki de tohumlarla devam etmektedir. Dünyanın en akıllı yaratığı olan insanoğlu, bir hücrenin zarını dahi yapmaya muktedir değilken kör tabiatın canlıları inşa etmiş olmasını düşünmek akla mantığa ve bilime ne derece uygun olur?

76: İNSAN / 1. İnsan yaratılmazdan önce (dünya üzerinden) uzunca bir zaman geçmedi mi?

19: MERYEM / 67. İnsan, hiç düşünmez mi ki daha önce o hiçbir şey değilken bizim onu yarattığımızı?

76: İNSAN / 2. Şüphesiz biz insanı bir zigottan yarattık. Onu imtihan etmek için işitir ve görür kıldık.

21: ENBİYA / 35. Her canlı ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak, kötülük ve iyilik ile deneyeceğiz. Hepiniz sonunda (diriltilip) bize döndürüleceksiniz.

Rabbimizin rahmeti ve merhameti üzerimizde olsun. Kur’an’dan imandan ayırmasın. Âmin!

LİNKİ not alırsanız müsait olduğunuz zaman arzu ettiğiniz yazılarımı okuyabilirsiniz. Keyifli okumalar dileğiyle. Allah’a emanet olun.

SİZİN İLÂHINIZ SİZİ YARATAN ALLAH’TIR.

Allah, ilk insanın heykelini yapıp içine ruh üfürmemiştir. Allah, Hz. Havva’yı Hz. Adem’in herhangi bir yerinden koparıp alarak yaratmamıştır. Bunu ima eden ya da açıktan açığa tasdik eden hiçbir ayet yoktur. Bu inanış, insanların kurmuş olduğu bir senaryodan ibarettir. Hala bu senaryolar kurulmaya devam etmektedir. Mealler çok dikkatsizce ve çok hatalı yapılmaktadır. Böyle hatalar, Allah’ın ayetlerini birbiriyle çelişkiliymiş gibi göstermektedir. Allah’ın ayetlerinde bir tutarsızlık göremezsiniz. Allah, her canlının erkek ve dişisini ayrı ayrı yaratmıştır. Bütün canlı çiftler döllenmiş çekirdeklerden, tohumlardan, yumurtalardan oluşmuş ve oluşmaktadır. 

20: TA-HA / 98. Sizin İlahınız ancak kendisinden başka İlah olmayan Allah’tır. İlmiyle her bir şeyi kuşatmıştır.”

38: SAD / 88. “O’nun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra çok daha iyi öğreneceksiniz.”

54: KAMER / 49. Muhakkak ki biz, yaratırken her bir şeyi hesaba katarak yarattık.

96: ALAK / 1, 2. Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı aşılanmış bir yumurtadan yarattı.

42: ŞURA / 11. O, göklerin ve yerin yaratıcısıdır. O, sizin için kendi cinsinizden eşler ve hayvanlardan da çiftler yaratmıştır. O, sizi bu düzen içerisinde üretip çoğaltıyor. O, her şeyi işitir ve görür. O’nun benzeri olan hiçbir şey yoktur.

30: RUM / 21. Sizin evlenerek birlikte yaşamanız için kendi cinsinizden eşler yaratmış ve aranıza bir sevgi ve bir merhamet koymuş olması da O’nun delillerindendir. Muhakkak ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler var. 

71: NUH/ 17. Allah sizi topraktan bir bitki gibi çıkarttı.

Bitkilerin topraktan nasıl çıktığını düşünecek olursak… Tohumun erkeği ve dişisi olur. Her bitki bir adet tohumdan çıkar. Bitkinin çıkabilmesi için tohum toprakla buluşmalıdır. Uygun ortam, sıcaklık ve nem gereklidir. İşte, insanın topraktan çıkışı da bunu benzer: İnsan ilk yaratılışında bugün ana rahmindeki yaratılışı gibi döllenmiş bir yumurtadan yaratıldı. İlk yaratılışında kabuklu bir yumurta içerisindeydi ve ana rahminde değil, bir çekirdek gibi toprak altında gelişip yaşama adım attı yani bu ilk yaratılış toprak altında uygun ortamın oluşmasıyla gerçekleşti. Diğer gezinebilen canlıların her birinin atalarının yaratılışları da kabuklu bir yumurta içerisinde gerçekleşti.

20: TA-HA / 55. Sizi topraktan yarattık. Sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi topraktan çıkaracağız.

39. ZÜMER / 6. O, sizleri canlı bir hücreden yarattı. Sonrasında hücrenin eşini de canlı bir hücreden yarattı. Sizin için hayvanlardan sekiz çift indirdi. O, sizi ananızın karnında, üç karanlık içinde, halden hale geçirerek yaratıyor. İşte, Rabbiniz olan Allah budur, mülk O’nundur, O’ndan başka ilah yoktur. Buna rağmen batıldan etkileniyorsunuz. 

Temsilde hata olmaz: Döllenmiş bir tavuk yumurtasını kısaca ele alalım. Dişi tavuğun yumurtası bir civcivi oluşturabilecek yeterli besine ve bir X cinsel kromozomuna sahiptir. Horozun spermi tavuğun yumurtasını dölleyince içinde tam bir hücre oluşur. Bu tek hücre bölünüp çoğalmaya hazırdır. İlk adımlarını henüz tavuğun vücudundan dışarı atılmadan atar yani daha uterusta iken zigotta bölünmeler başlar fakat tavuğun vücudundan dışarı çıkan yumurtada bölünme durur. Uygun ortamı, gerekli sıcaklık ve nemi bulunca tekrar bölünme başlar. Yirmi bir günlük kuluçka dönemi üçe ayrılır: Morula, Blastula, Gastrula. Bu dönemlerde embriyoda birçok değişiklikler olur. İlk etapta kan damarları ve kalp oluşur. Zigotun içinde yüzdüğü zigotun çevreleyen yumurta akından alınmış su ile dolu ve oksijenle doyurulmuş vaziyette olan “amnion” kesesi oluşur. Yumurta sarısı üzerinden gelen kan damarları solunum işini yüklenmiş olur. Bundan sonra gıda alma işlemi başlamış olur. Sindirilen besin artıklarının dışarı atılması gerekir. Artıkların dışarı atılması ikinci ve dördüncü gün arasında gelişimini tamamlayan allantois aracılığıyla gerçekleşir. Sonunda zigot, gelişimini tamamlamış artık bir civciv olmuştur. Allah’ın izniyle yumurtayı kırıp çıkar. Yaratılış, yaratanın planladığı gibi yürümektedir. Bunların hiç birisi tesadüf olamaz.  Her canlıdan çiftler oluşmuş olmasını nasıl açıklayabilirsiniz ki?  Milyonlarca çift canlı oluşmuş olması asla tesadüf olamaz. 

Erkek olsun dişi olsun bütün canlıların yaşama serüveni, tek bir hücreyle başlar. Her canlının döllenmiş yumurtası farklı kalıtsal bilgilerle donatılmıştır. Kalıtsal bilgilerin yüzde ellisi anneden, yüzde ellisi babadan gelir.

Bir yumurtanın döllenip bir civciv olarak ortaya çıkabilmesi için tavuk cinsinden bir erkek ve bir dişiye ihtiyaç vardır. Döllenmiş bir yumurtadan ya erkek ya da dişi bir civciv çıkar. Demek ki tavuk ve horozu elde edebilmek için iki ayrı yumurtaya ihtiyaç vardır. Peki, dünyada hiç tavuk ve horoz yokken ilk yumurta çifti nasıl oluştu? İlk yaratılışta bu iki döllenmiş yumurtayı ilim, kudret ve hikmet sahibi olan Yüce Allah inşa etti. Hareket edebilen bütün canlıların yaratılışı da benzer şekilde iki çift döllenmiş yumurta ile oldu. Yeryüzünde dolaşabilen bütün canlılar eşeyli olarak toprak, su gibi cansız malzemelerden yaratılmış ve kendilerine ruh verilmiştir. İlk yaratılışta bazı canlıların yumurtaları toprakta bazı canlıların yumurtaları suda gelişip çatlamıştır. Böylece hem erkek hem de dişi canlıların ataları ortaya çıkmıştır. Bu ilk yaratılıştan sonra hareket edebilen canlılar, çiftleşerek çoğalmaya başlamışlardır. Allah, bitkilerin tohumlarını, ağaçların çekirdeklerini de toprak ve su gibi cansız malzemelerden yaratmış, onlara can vermiştir. Bitkileri ve ağaçları da eşeyli olarak yaratmıştır. Döllenmelerini rüzgarlar ve arılar vasıtasıyla sağlamıştır.

İlk yaratılışta yumurta, çekirdek ve tohumun tesadüflerle hem de çiftler olarak oluşmuş olmasını aklın kabul etmesi mümkün değildir. Su ve topraktan yaratılmış bütün canlıların hayat serüveni aşılı bir hücreyle başlamıştır. Bütün canlıların ataları döllenmiş kabuklu yumurtalardan, çekirdeklerden ve tohumlardan yaratılmıştır. Canlılar çift cinsel kromozom taşırlar. Erkek hücresi XY kromozomu, dişi hücresi XX cinsellik kromozomu taşımaktadır. 

Kromozomların sayısı türden türe değişiklik gösterir ama hemen hemen tümünde çifttir. İnsanlarda kromozom sayısı 2N=46’dır yani 22 adet otozom ve bir çift cinsel kromozom bulunmaktadır. Bugün şunu biliyoruz ki “akyuvarlar hariç” erkeklerin organizmalarındaki bütün hücreler XY kadınların organizmalarındaki bütün hücreleri XX cinsel kromozomu taşımaktadır. Her hücre bölünürken kendi hücresinin bir kopyasını oluşturarak bölünür. Bu da bize, kadının erkeğin herhangi bir uzvundan yaratılmadığını göstermektedir. Eğer kadın erkeğin herhangi bir uzvundan yaratılmış olsaydı şu anda XY cinsel kromozomu taşıyor olmalıydı fakat görüyorsunuz ki XX cinsel kromozomu taşımaktadır. Kadın ve erkek aynı cinsten birbirlerine eş olarak yaratılmışlardır. Bütün canlıların erkeği ve dişisi de benzer şekilde birbirlerine eş olarak yaratılmışlardır. Bu durum, ayetlerde açık açık bildirilmiştir. Görmezden gelinemez.

Kadın hücresi XX cinsel kromozomu taşımaktadır. Dişiler cinsiyet belirleme özelliğine sahip değillerdir ama bir erkek hücresinde dişiliği belirleyen X kromozomu ve erkekliği belirleyen Y kromozomu bulunmaktadır. Dünya kuruldu kurulalı aşılanmış her yumurtada erkeklik ve dişiliği belirleyen yine erkeklerdeki cinsel kromozomlardır. Bir canlının dünyaya gelebilmesi için hem anneye hem de babaya ihtiyacı vardır. Tarımsal toplumlarda erkek gücüne ihtiyaç duyulur ve kız çocuklar istenmezdi. Cahiliyet devrinde insanlar doğacak çocuğun cinsiyetini annenin belirlediğini düşünmekteydiler. Kız çocuk doğuran kadınlara kötü davranmakta ve onları kakalamaktaydılar. Bugün de Çin ve Hindistan gibi bazı ülkelerde kız çocuklarına karşı ayrımcılık yapılmakta daha ana rahminde yaşam hakkı ellerinden alınmaktadır. Aynı zamanda bu gibi ülkelerde aynı işi yapan erkek ve kadın arasında ayrımcılık yapılmakta ve kadınlara hak ettikleri ücretlerin yarısı ödenmektedir. Bu büyük bir haksızlık ve zulümdür. 

2: BAKARA / 223. Müminleri bilgilendir: “Kadınlarınız sizin için bir tarladır (tohum atan sizlersiniz). Dilediğiniz zaman kendilerinizi onlara takdim edin ve tarlalarınıza yaklaşın. Allah’a kavuşacağınızı bilin ve onlara güzel davranın. 

75. KIYAME / 36. İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanıyor?

75: KIYAME / 37. O, akıtılan meninin içinde bir sperm değil miydi?

75: KIYAME / 38. Sonra da aşılanmış bir zigot olmuş, derken… Allah onu yaratıp şekillendirmişti.

75: KIYAME / 39. Spermden iki çifti, erkek ve kadını yaratan O’dur.

75: KIYAME / 40. O halde Allah’ın ölüleri tekrar diriltmeye gücü yetmez mi?

Bütün hücreleri XY kromozomu taşıyan bir erkeğin ameliyatla cinsel organının değiştirilmesi onun cinsiyetini değiştiremez çünkü cinsel organı değiştirilmiş bir erkeğin, tükürüğü dahi XY cinsel kromozomu taşımaya devam edecektir. Maalesef bazı insanlar, duygu sömürüsü yaparak cahil insanları aldatmaktadır: “Allah böyle yaratmış, kendini kadın gibi hissediyormuş bundan dolayı ameliyat olup cinsiyet değiştirmiş vs.”  Halbuki hormonlar cinsiyet kromozomlarının etkisi altındadır. Kadına kadınlığını hissettiren, erkeğe erkekliğini hissettiren hormonlarıdır. Hücrelerinde XY cinsel kromozomu taşımakta olan bir erkek kendini kadın hissedebilir mi? Öyleyse bunun başka bir açıklaması olmalı.

79: NAZİ’AT / 27, 28, 29. Sizi yaratmak mı daha güç yoksa gökyüzünü yaratmak mı? Gökyüzünü Allah bina etti. Yükseltip düzene koydu, gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.

79: NAZİ’AT / 30, 31, 32, 33. Ondan sonra da yerküreyi döşedi. Kendinizin ve hayvanlarınızın faydalanması için yerden suyu ve bitkileri çıkardı. Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.

2: BAKARA / 29. O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı sonra semaya yöneldi, onu yedi gök olarak yaratıp düzenledi. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

64: TEĞABUN / 3. Zira gökleri ve yeri kusursuz yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O’nadır.

23: MÜ’MİNÜN / 57. Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

Kısacası Allah, canlı ve cansız her şeyi emrine itaatkâr olarak yarattı. Âdem ve Havva’nın malzemesi de diğer canlılar gibi toprak ve suydu. İlk yaratılışta toprak, döllenmiş bir yumurtayı olgun bir canlıya dönüştürebilecek uygun ortama sahip kılınmış ve kuluçka makinası vazifesini üstlenmişti. Allah’ın iradesiyle atalarımız kabuklu yumurtalar içerisinde toprakta geliştiler ve bir bitki gibi toprağın içinden çıktılar. Daha sonra işler, Allah’ın dilediği düzende yürüdü.

Yaşamın başlangıcında ilk canlıların yumurtalarının çatlaması için uygun bir ortam, sıcak ve nem gerekliydi. Yaratıcı, bu ilk yumurtaların çatlayıp vücut bulmalarını, toprak ya da su da gerçekleşebilecek şekilde programlamıştı. Bundan dolayı bütün canlıların yumurtalarının çatlaması ve yaşama adım atması toprak ya da suda gerçekleşmişti. İlk yaratılış tamamlandıktan sonra canlılardan bazıları rahim dışında bazıları ise rahimlerde gelişimlerini tamamlayarak yaşama adım atmışlardır. 

6. ENAM / 95. Şüphesiz Allah, tohumu ve çekirdeği çatlatandır, ölüden diriyi çıkaran, diriden de ölüyü çıkarandır. İşte Allah budur. O halde Allah’tan niçin yüz çeviriyorsunuz?

Yeryüzündeki bütün canlılar toprak ve su karışımından yaratılmıştır demiştik. Kısaca özetleyecek olursak: İlk yaratılışta ve ilk yaratılıştan sonra da bitkiler aşılanmış tohumlarla toprak ve suda yetişmeye devam etmişlerdir fakat hareket halindeki canlıların bazıları aşılanmış yumurtalarla toprakta, suda, annelerinin ısıttığı ortamlarda ya da kuluçka makinalarında; canlılardan bazıları ise aşılanmış yumurtalarla anne rahimlerinde gelişmektedir. Aşılanmış her bir yumurta hayatı boyunca ihtiyacı olabilecek programlarla donatılmış kalıtsal bir çekirdeğe sahiptir. Değişen koşullara uyum sağlayabilmektedir. Her bir canlının erkeği ve dişisi mevcuttur. Cinsel XY kromozomu ile erkek ve dişi belirlenmiştir. Her canlının erkek ve dişisi olması Allah’ın varlığının delillerindendir.

Özetlersek Allah, her canlı çiftin aşılanmış yumurtalarını yaratıyorken onlara bir ömür tayin etmiş ve hayat serüveni boyunca ihtiyacı olabilecek her türlü programı da yüklemiştir. Canlıların ölümü yaratıcı tarafından programlanmış kaçınılmaz bir gerçektir. İlk yaratılışta toprak ve su bir kuluçka makinası gibiydi. Karalardaki ilk canlı çiftlere toprak, sulardaki ilk canlı çiftlere ise su analık yaptı. Bunca kompleks canlı, bunca kompleks sistem tesadüf eseri değildi. O, bütün canlıları ölü malzemelerden yaratıp onlara can verdi. Bütün canlılar tekrar ölüyorlar ve toprak, su gibi ölü malzemelere dönüşüyorlar. İnsanlar başka bir yaratılışla ölümsüz olarak, ikinci defa toprak, su gibi cansız malzemelerden yaratılacaklardır. Allah’ın insana vadi var. Allah vadinden dönmez, muhakkak tekrar yaratacaktır. İman edip iyilik yapanları cennetlerde misafir edeceğine söz vermiştir. 

Güvenen Allah’a güvensin çünkü varlığının delilleri aşikârdır. Bizleri gören göze, işiten kulağa, ölçüp tartacak akla sahip kılar inşallah. Âmin!